Ian Anderson 10 Eylül'de İstanbul'da!

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Flütle hatırlanacağım bir de tabii büyüleyici yakışıklılığımla!

Flütle hatırlanacağım bir de tabii büyüleyici yakışıklılığımla!

Rock efsanesi Jethro Tull'ın kurucusu Ian Anderson, bir kez daha İstanbul'da. 10 Eylül'de Küçükçiftlik'teki konser öncesi Radikal'e konuşan Anderson, "Gitarı herkes çalar, flütüme sadık kalacağım" diyor...

Rock müzik tarihinin en uzun soluklu gruplarından biri olan Jethro Tull’un kurucusu Ian Anderson, 10 Eylül Pazartesi akşamı Küçükçiftlik Park’ta konser vermek üzere tekrar İstanbul ’a geliyor. 50 yıldır müzik dünyasının içinde ve 1967 yılından beri de Jethro Tull’un yüzü olan Anderson kendine özgü kişiliği ve müzik tarzı ile her zaman farklılığını korumuş bir isim.

Saçma toplumsal kuralları, popüler kültürü eleştiren ironik ve felsefi şarkı sözleri; folk, caz , blues ve pop müziği rock’la harmanlayan besteleri; flütü rock müzik dünyasına ana enstrüman olarak sokması; gitar, saksofon, ağız armonikası, mandolin, buzuki gibi birçok enstrüman çalması, gruptan ayrı olarak da müzik çalışmalarını sürdürmesi onun farklılığının temel taşları.

Ian Anderson bu kez İstanbul ’a ‘Thick As a Brick 2/ Whatever Happened To Gerald Bostock’ albümünün Avrupa turnesi kapsamında geliyor.

1972 tarihli, 44 dakikalık tek bir parçadan oluşan ‘Thick As a Brick’ albümü Ian Anderson’un ve Jethro Tull’ın müzik serüveninde çok önemli bir yere sahip.

Progresif rock’ın en iyi ilk örneği kabul edilen, kapağı bir gazete gibi tasarlanan albüm Gerald Bostock adlı hayali bir çocuğun büyümenin zorluklarını anlatan şiirlerinden oluşuyordu. Kurgu çocuk Gerald, (nam-ı diğer küçük Milton) bugün 48 yaşında.

Bu yıl mart ayında piyasaya çıkan ‘Thick As a Brick II/Whatever Happened To Gerald Bostock?’ albümünde ise hayattaki rastlantıların 40 yıl sonra Bostock’u nerelere getirmiş olabileceği sorgulanıyor.

İlk kez 1972 yılında Jethro Tull tarafından verilen konserde baştan sona çalınan, daha sonraki yıllarda sadece 15-20 dakikalık bölümleri seslendirilen ‘Thick As a Brick’ 40 yıl aradan sonra bu turnede yeniden tümüyle seslendiriliyor.

Ben özellikle 1980’li yıllarda Jethro Tull müziklerini dinlediğimi hatırlıyorum. En çok aklımda kalan parçalarından biri de ‘Fat Man’. İnternet üzerinden yaptığımız söyleşide bu turne konserlerinde yer almadığını bildiğim halde şansımı denemek için “Çalacak mısınız” diye sordum. Cevabı “Bir dahaki sefere” oldu. Yine bekliyoruz Ian Anderson, ben onu ilk kez konserde izleyeceğim, umarım son olmaz, sponsorluğu üstlenen Tuborg’a da teşekkürler…

‘Thick As a Brick’ albümünü günümüzün operası olarak tanımlar mısınız?

Hayır, sadece müzikal tiyatronun sınırında olarak tanımlayabilirim. Sadece bir rock konseri değil elbette, ama opera da diyemem. Sözde rock-opera bile değil.

Hayatımızın gerçekten tesadüfler sonucunda şekillendiğini mi düşünüyorsunuz?

Bize anlattığınız şey; biri özgür iradeye bağlı, diğeri ise genellikle bazı Marksist tonlamalar eşliğinde, kader ya da tarihsel determinizme dayanan hayat hakkındaki iki egemen anlatımın tamamen zıddı. Hayat yolumuz kesinlikle bilinçli seçimler ve kaza eseri oluşan engellerin bir karması olmak durumunda. Kadere inanmıyorum. Önceden belirlenmiş olan bir tarihe inananlar, bir emniyet kemeri takmanın, prezervatif kullanmanın ya da yağmurlu havada şapka takmanın gerekliliği ile gereksizliği arasındaki ikilemi yaşıyorlar. Marx, prezervatif kullanıyor muydu? İlginç bir soru. Tuhaf ki, Bay Google buna cevap veremiyor.

Gerald Bostock için herhangi bir tercihiniz var mı? Onun kim ve ne olmasını isterdiniz?

Bir politikacı ya da astronot, iki büyüleyici ama reddedilmiş kariyer olurdu. Gerçekten, onun sadece mutlu olmasını istiyorum. Bu da iyi bir kadına sahip olmayı, mortgage borcu olmaması ve ‘Trousers’ isimli siyah-beyaz bir kediye sahip olması demek.

Siz kuşaklar aşan bir hayran kitlesine hitap ediyorsunuz. Zaman içinde onların sosyolojik duruşunda, siyasi tercihlerinde ve müzik zevklerinde bir değişim gözlemlediniz mi? Eğer gözlemlediyseniz bu sizin müziğinizin dönüşümüyle mi ilgili?

Çok fazla sayıda kişiden bahsediyoruz bu noktada: aynı inançlar ve pastanın aynı demografik dilimindeki kişilerden oluşturulmuş seçme bir kitleden değil. Yıllar içinde tanıştığım ve hayatın ve sosyal geçmişin her yönünden insanları düşündüğümde, genelleme yapmanın imkânsız olduğunu düşünüyorum. Belki de genellikle daha yaşlı, daha bilge ve biraz daha alaycı bir yapıya sahip olabilirler. Bu gerileyen ekonomik yapıda, hepsi biraz yaralanıyor. Düşüncem, bu durumun çoğunun aklındaki asıl şey olduğu. Ve onların geleceklerini müziğimle değiştirmek için burada değilim. Tek amacım, onları eğlendirmek ve bazı duygu ve düşünce dolu anlar sunabilmek.

Söyleşilerinizden birinde bira içen rock’çılarla aklı başında müzik zevki olan hayranlarınızı birbirinden ayırıyorsunuz…

Eh, ben film izlemek ya da konser dinlemek için sarhoş olmuyorum. Bunu yapan kişide bir şey eksiktir. Bu liste birkaç beyin hücresiyle başlıyor sanırım. Genellikle bu insanlar çok az sayıda ama herkes için bir konseri mahvedebilirler.

Ben sizin en sıkı hayranlarınızdan biriydim. ‘Fat Man’ı çaldığınız günleri unutamam, bu şarkıyı İstanbul ’da da dinleme şansımız olacak mı?

Hayır. Türk Hava Yolları, mandolinimi getirmek için bir servet isterdi. Ama kısa zamanda ‘Fat Man’ tekrar sahne şarkı listemdeki yerini alacak.

Türkiye ’ye pek çok kez geldiniz, ülkeyi gözlemleme ve anlama imkânı buldunuz mu?

Tatilde, Türkiye ’de belirli yerlerde bulundum, bu yüzden gözlemlemek için oldukça fazla şansım oldu. Grupla turnedeyken, genellikle, gezmek ve keşfetmek için az zaman oluyor, ancak bir defasında, bilgilendirip açıklayabilen, çok hoş bir tarihçi hanımefendi bizlere tur asistanlığı yapmıştı. Keşke daha fazla zamanımız olsaydı. Ama tekrar gelirsem, tatil tur şirketi rehberlerine güvenmek zorundayım. Bahsettiğim o kişisel dokunuşa sahip olamayacaklar ne yazık ki.

Size varsayımsal bir soru sormak istiyorum, eğer flüt ve gitar çalmak ile şarkı söylemek arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydınız hangisini seçerdiniz?

Eğer yeterince iyi bir biçimde gerçekleştirebilseydim, şarkı söyleyebilmek büyük bir yetenek olurdu. Ama sanıyorum ki, yaşlandıkça da belirli bir standardı tutturması daha kolay olduğundan dolayı flütüme sadık kalacağım. Ayrıca, herkes gitar çalabilir! Sanıyorum ki, her şeyden öte, benim hatırlanacağım şey flüt olacak. Büyüleyici yakışıklılığım, harikulade zekâm ve kelimelerle olan muhteşem ilişkimin yanında tabii...

Kedi tutkunu

1947’de İskoçya’da 1947’de İskoçya’da doğan ve 1963’te henüz öğrenciyken okul orkestrası kuran Ian Anderson güzel sanatlar eğitimi almış. Söz yazarlığının, bestelerinin yanı sıra birçok enstrüman da çalan Ian Anderson flüt konusunda kendi tekniğini geliştirmiş. ‘Sossity’, ‘You’re a Woman’, ‘Hymn 43’, ‘Thick As a Brick’ albümlerinde olduğu gibi bestelerinde çoğunlukla alaycı, absürd, fantastik konuları işliyor. Çocukluğundan beri kedi sahibi olan Anderson doğadaki vahşi kedilerin korunması için de çalışıyor. Ian Anderson müzisyenliğinin yanı sıra iyi de bir işadamı. Büyük bir bölümünü 1990’lı yıllarda satmış olsa da somon çiftliği sahibi. Anderson 1976’da evlendiği Shona Learoyd ile 16. yüzyıldan kalma kırmızı tuğlalı bir çiftlik evinde yaşıyor. Çiftin James Duncan ve Gael isimli iki çocuğu var.

Gençlerle birlikte

Ian Anderson’un 1968 yılında kurduğu Jethro Tull’ın ilginç bir yol serüveni var. 44 yılda 30 albüm, 40 ülkede 3000’in üzerinde konser. Fakat Anderson son yıllarda kendi adıyla kurduğu, gençlerden oluşan orkestrasıyla konser turnelerine de çıkıyor. ‘TAAB2, Whatever Happened To Gerald Bostock?’ da bunların sonuncusu. Orkestranın Anderson’un yanı sıra David Goodier, Scott Hammond, John O’Hara ve Florian Opahie olmak üzere dört üyesi bulunuyor.

Solo albümleri

1983 Walk into Light

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

DeepMindİstanbulKonserSiyah BeyazTürk Hava Yollarımüziktatil
Görüş Bildir