Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı

 > 
327PAYLAŞIM

Öyle Demeyelim, Böyle Diyelim | Ahmet Hakan | Hürriyet

Öyle Demeyelim, Böyle Diyelim | Ahmet Hakan | Hürriyet

Kelimeleri ve kavramları yerli yerinde kullanalım.

-Mesela “kaza” demeyelim, “cinayet” diyelim.

-Mesela “takdir” demeyelim, “tedbirsizlik” diyelim.

-Mesela “fıtrat” demeyelim, “rant” diyelim.

-Mesela “işçi” demeyelim, “kurban” diyelim.

-Mesela “taşeron” demeyelim, “katil” diyelim.

-Mesela “asansör” demeyelim, “ölüm makinesi” diyelim.

-Mesela “rezidans” demeyelim, “utanç anıtı” diyelim.

-Mesela “gizli saklı” demeyelim, “göz göre göre” diyelim.

-Mesela “temele dökülen harç” demeyelim, “kan” diyelim.

-Mesela “müteahhit” demeyelim, “gözünü para bürümüş” diyelim.

Haberin Tamamı İçin:

Öldürülürsün, Yine Suçlusun Türkiye | Mehveş Evin | Milliyet

Öldürülürsün,  Yine Suçlusun Türkiye | Mehveş Evin | Milliyet

Türkiye’de insan yaşamına biçilen değer, mesleği, sınıfı, oy verdiği parti, mezhebi, cinsiyeti hatta yaşam biçimine göre değişiyor.

İşçiysen mesela, öldürülmek fıtratında var. İşyerinde en basit önlemler alınmamış, denetim yapılmıyor, devlet desen işletmenin “business partner”i... Ne gam? Son soluğunu verirken dua et ki karına çocuğuna para verilsin.

Kocandan boşanıp yeni bir hayat kurmaya mı çalışıyorsun? Parçalarına ayrılman müstehak! Öldükten sonra “o...u” olarak suçlanacak, katilin de kim bilir hangi evlilik programına sırıtarak çıkacak...

Ölen şehit, sorumlusu yiğit

Sokak protestosuna katılmaya mı kalktın? Yoksa ekmek mi almaya çıktın? Ama kendin kaşındın! Beynine kurşunu yer, üzerine katilini “tahrik etmekle” suçlanırsın.

Haberin Tamamı İçin:

'Yeni Türkiye'nin Yeni İnsanı Ve Yeni Siyaseti | Mehmet Barlas | Sabah

'Yeni Türkiye'nin Yeni İnsanı Ve Yeni Siyaseti | Mehmet Barlas | Sabah

Gündemde sade " Yeni Türkiye " mi var sanıyorsunuz? " Yeni insan ", " Yeni insan ilişkileri ", " Yeni siyaset ", " Yeni toplum " gibi olguların da varlığını nasıl görmezden gelebilirsiniz?

Mesela " Sosyal medya " diye bilinen olgunun insanları nasıl anti -sosyal yaratıklara dönüştürdüğünü fark etmiyor musunuz? Karşı karşıya oturan iki kişinin birbirleri ile konuşmak yerine, ellerindeki akıllı telefonlardan sürekli akılsız sosyal medya mesajlarını izlemeleri, genel bir görüntü değil mi? Ve artık sevgililerin birbirlerine değil şarj aygıtlarına ve duvarlardaki prizlere bağımlı hale geldiğini görmüyor musunuz?

" Çatı Adayı " fenomeni ile gündeme gelen ve siyasi konumu ne olursa olsun CHP'de yönetim kadrolarına bile kabul edilen isimler ile sürdürülen gariplik de, " Yeni Siyaset "in varlığını kanıtlamıyor mu?

Haberin Tamamı İçin:

Biri Çapulcu mu Dedi? | Özgür Mumcu | Cumhuriyet

Biri Çapulcu mu Dedi? | Özgür Mumcu | Cumhuriyet

Herhalde İstanbul’un göbeğindeki değerli bir arazi park yapılmayacaktı. Şehrin böğrünü yüksek bloklarla deşerek, kanını bile akıtacak yer bırakmadan öldürmeyi tercih edeli çok oluyor.

Bir başarı ve kalkınma hikâyesi olarak görülen gökdelenler, alışveriş merkezleri, rezidanslar çarpık kalkınan her ülkede sergiledikleri acıklı manzarayı şehri boğarak ve insanları öldürerek gözümüze sokuyorlar. Gözümüzü çıkartma pahasına.

Dünyanın gelir adaletsizliğinin had safhada olduğu, güçlü liderinin etrafına üşüşmüş işadamı esvaplı akbabaların yağmaladığı her memleketinde aynı şey görülür.

Bir yağma düzenin tarumar ettiği yaşam alanları “gelişme” diye pazarlanır. Omurları teker teker kırılan şehirler “dünya şehri” oldu diye kandırılır.

Dün meydana gelen kaza da doğrudur Torunlar GYO’nun sahibi Aziz Torun ’un dediği gibi “sektörel vakalardır”.

Haberin Tamamı İçin:

Ölümlerle Tükenen Türkiye | Ergun Babahan | T24

Ölümlerle Tükenen Türkiye | Ergun Babahan | T24

AKP iktidarı döneminde en çok işçi ölümüne tanıklık eden iktidar oldu. 300 işçinin ölümünü bile ‘ ‘ Bu işin fıtratında var ’’ diyerek geçiştirmeye çalışan Erdoğan, bu konudaki duyarsızlığını açıkça ortaya koydu.

Sırf Erdoğan değil duyarsız olan. Muhafazakar çoğunluk, havuz medyası, iktidarın kanaat önderleri de vicdanlarını paraya karşılık satmış görünüyorlar. Ne Musul’daki rehineler, ne Soma’da ölen 300 emekçi, ne de İstanbul’un göbeğinde can veren inşaat işçileri onlar için bir değer ifade ediyor. Yıllardır uzağında oldukları iktidarın nimetlerinden olabildiğince faydalanabilmek için üç maymunu oynuyorlar: Görmüyorlar, duymuyorlar ve konuşmuyorlar …

Aslında konuşuyorlar, gerçekleri çarpıtmak, örtmek için konuşuyorlar. Konuşmaya başlayınca da susmuyorlar. Muhafazakarlık diye yola çıkanların her türlü ahlaki değerin ayaklar altına alındığı olayların kahramanı olması acıklı.

Haberin Tamamı İçin:

'Laik Sol' ve Azınlıklar* | Hilal Kaplan | Yeni Şafak

'Laik Sol' ve Azınlıklar* | Hilal Kaplan | Yeni Şafak

Azınlıklara 'laik'lerin yönetiminde 'laik cumhutiyet'in yaptığı eziyet eşi benzerine az rastlanır cinstendir. 1934 Trakya pogromuyla başlayan 'azınlıkları elimine etme' sürecinin fikrî zemindeki tohumları 1924'le beraber atılmaya başlamıştır.

Azınlıklara en ağır darbelerden birisi 1942-44 arasında uygulanan 'Varlık Vergisi'ydi. 'Laik cumhuriyet', vergi düzenlemesini (M) Müslüman, (G) gayrimüslim, (E) ecnebi ve (D) dönme olarak sınıflandırdı. Ve pek çok azınlık mensubundan haksız oranlarda vergi toplandı. En vahimi, varlık vergisi uygulamasına karşı çıkan 1229 kişinin Erzurum Aşkale'deki bir 'çalışma kampı'na zorla yollanmasıydı.

Dün 59. yıldönümü olan, iki günlük bir yağma ve terör süreci diye tanımlayabileceğimiz 6-7 Eylül, âdeta azınlıklara verilmiş bir gözdağıydı.

Haberin Tamamı İçin:

CHP Yol Ayrımında | Ali Bulaç | Zaman

CHP Yol Ayrımında |  Ali Bulaç | Zaman

Türkiye, açık veya üstü örtük siyasetin vesayet altında yol almaya çalıştığı bir ülke. İlk müdahale olan 27 Mayıs’ta CHP önemli rol oynadı. Aydınlar genellikle CHP’nin yanında yer alır. Türkiye’de aydının seçkinci karakteri dolayısıyla merkez sağ veya Milli Görüş partilerine değil de CHP’ye yakınlık göstermesi CHP’yi oy deposu olan kitlelerden ayırır. Kılıçdaroğlu elitlere saygı gösterip elitizme karşı çıkarken önemli bir sorunun altını çizmiş oluyor.

Bu açıdan CHP’nin en kıdemli siyasetçilerinden Deniz Baykal’ın gözlemleri önemlidir. “Siyasal Katılıma Bir Davranış İncelemesi” adlı kitabında (1970-Ankara, s. 117-118) Deniz Baykal iki siyaset arasındaki farkı şöyle anlatır:

“Belli ilkeler grubuna göre toplumu düzenleme amacına yönelmiş bir siyaset anlayışı vardır... (Bu ilkelerin) belli bir soyut değer açısından taşıdıkları önem özellikle ağır basmaktadır. Böyle bir değerlendirmenin yapılması ise, entelektüel bir faaliyeti gerekli kılmaktadır. CHP’nin toplumdaki elit gruplara bağlılığı buradan gelmektedir.

Haberin Tamamı İçin:

Gülen'in İadesi | Okay Gönensin | Vatan

Gülen'in İadesi | Okay Gönensin | Vatan

Gülen cemaatine mensup emniyet görevlileri hakkındaki soruşturma “Hükümeti devirmek için örgütlü teşebbüs” kapsamında yürütülüyor. Başbakan ve bakanların dinlenmesiyle ilgili suçlama da “casusluk” kapsamında.

Bu faaliyetleri yürütenlere “paralel yapı” adı verildi, kasıt devlet içinde farklı bir örgütlenme ve yönetim yapısı oluşturarak siyaseti yönlendirmek, doğrudan hükümetle mücadele etmek ve değiştirmek için faaliyette bulunmak.

Bunlar yakın tarihimizde “devletin içinde” gördüğümüz birçok faaliyetten farklı değildir. Yanlış siyasetlerle ülkenin bütünlüğüne zarar vermekle suçlanan sivil siyasi iktidarlar benzer faaliyetlerin defalarca hedefi olmuşlardır.

Gülen cemaatinin “kalkışması” da doğrudan barış süreciyle ilgilidir. Önce PKK ile MİT yetkililerinin yaptığı gizli görüşmeler açıklanmış, ardından MİT başkanını tutuklama girişiminde bulunulmuş ve ikinci aşamada da Başbakan’ın “vatana ihanet”ten tutuklanması amaçlanmıştır.

Haberin Tamamı İçin:

Soma'daki İşin Doğasıydı, Bu Da Sektörel Vaka | Nuh Gönültaş | Bugün

Soma'daki İşin Doğasıydı, Bu Da Sektörel Vaka | Nuh Gönültaş | Bugün

Ne garip bir yer oldu şu ülkemiz. Felaket üstüne felaket yaşıyoruz. Bir yara sarılmadan öteki geliyor. Biri bitmeden diğeri başlıyor.

İnsanlar ölüyor… İnsanlar sürekli kaza kurbanı oluyor madenlerde, inşaatlarda…

Sokaklarda açılıp sonra kapatılması ihmal edilen çukurlara düşüyor çocuklarımız.

Yoldan geçerken bir adam, balkonunda çamaşır asarken bir kadın maganda kurşunu ile ölüveriyor.

Türkiye’de ölüm için sebep çok. Ama asla sorumlular cezalandırılmazlar. Çünkü onlar asla bulunamazlar!

Bu işin doğasında vardır ölüm denilir. İnsan fıtratı denilir…

Haberin Tamamı İçin:

İş Kazası Değil Öldürme Lisansı | Uğur Gürses | Radikal

İş Kazası Değil Öldürme Lisansı | Uğur Gürses | Radikal

Soru şu; yasa da çıkarıldı ama iş kazaları sürekli tekrarlanıyor, artık kitle halinde işçi ölümleriyle karşılaşıyoruz, sorun nerede? Yanıt belli; yasa var ama hukuk yok. Hukukun üstünlüğü çöpe atılmış durumda. Bakanları hakkındaki yolsuzluk ve rüşvet soruşturması durdurulan, rafa kaldırılan bir ülkenin hukukundan bahsediyoruz. Siyasetçinin rant dağıttığı, görevlendirmeler yaptığı ahbap-çavuş kapitalizmine dönüşmüş ekonomide, kronik biçimde ve derinleşerek artıyor, bu cinayet gibi kazalar.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir