Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

50 Yıl Aradan Sonra İki Kadın

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

50 Yıl Aradan Sonra İki Kadın

50 Yıl Aradan Sonra İki Kadın

Son zamanlarda karşıma içinde iki paralel nehir akan romanlar çıktı. Geçen hafta okuduğum Gırnatacı ve ondan önceki hafta okuduğum Bütün Ruhlar Günü çok farklı romanlardı ama bu hafta okuduğum Maggie O’Farrell’in Elimi İlk Tutan El romanı gibi hepsi paralel iki ya da üç zaman anlatıyor ve sonunda bu hikâyeleri birleştiriyordu. Sanki iki farklı romanı aynı okur gibi oluyor insan, sonunda aradaki bazı bağlantıları doğal olarak kurmaya da başlıyor.

Maggie O’Farrell, geleceğin umut veren yazarlarından biri olarak görülüyor. Henüz yeni kırk yaşına girmiş olmasına rağmen, önemli birkaç ödül kazanmış, romanlarıyla da yankı uyandırmış bir yazar. Bu beşinci romanını okumaya başladığımda, hakkında duyduklarım nedeniyle beklentim yüksekti.

Romanda anlatılan iki öykü, eşit ağırlıkta yer alıyor. 1950’li yıllarda geçen birinci öyküde, taşradaki sıkıcı hayatından, kardeşlerine bakmaktan bunalan yirmi bir yaşındaki Lexie, karşısına çıkan ilk fırsatı değerlendirip Londra’ya gidiyor. Aslında Lexie üniversite mezunu bir genç kız, fakat babasının kızına tavsiyesi “öğrenimime devam edeceğim diye boşuna vakit kaybetme, çünkü okuyan kadınlar mutlaka cazibesini kaybeder” şeklinde oluyor. Bir genç kız okumamışsa daha kolay koca bulur mantığı geçerli o yıllarda. Fakat Lexie önce sanat dergisi editörü Innes’le aşk, ardından da iş buluyor. Savaş sonrası Londra’sının en bohem mekanlarından biri olan Soho’ya yerleşip hem sanat hem de gazeteci çevresine giriyor.

Kadının yeri

Romandaki ikinci öykü Lexie’nin kasabayı terk edip Londra’ya yerleşmesinden elli yıl kadar sonrayı, günümüzü anlatıyor. Ted, film montajı yapan bir sanatçı, karısı Elina ise bir ressam, yeni doğan bebekleriyle tüm alışkanlıkları altüst olmuş bir hayata başlıyorlar. Elina doğum sırasında aşırı kan kaybettiği için bazı şeyleri hatırlamakta zorlanıyor. Kocası Ted’in de benzer bir sorunu var fakat onun hafızasındaki kara deliklerin nedeni başka; yeni baba olduğu için, kendi çocukluk hatıraları canlanmaya başlıyor zihninde. Bunlar şimdiye kadar ona anlatılan çocukluktan farklı. Hafızasının ona oyun oynadığını düşünüyor bazen, bazen de yakın çevresinden koptuğunu hissediyor. Ted’in bir film montajcısı olması çok anlamlı geliyor bu noktada, filmlerde mantık oluşturmaya, bir düzen sağlamaya çalışırken bir yandan da hayatının montajını yapamadığı, aradaki boşlukları anlamlandıramadığı çıkıyor ortaya.

Romanın en çarpıcı yanı, elli yıl arayla yaşayan Lexie ve Elina’nın yaşamlarındaki farklılıklar. Lexie üniversite sonrası tek iş olarak bir alışveriş merkezinde asansörcülük görevi bulabiliyor. Aradığı işlerde bilgisini değil, daktiloda dakikada kaç kelime yazdığı soruluyor kendine, tek değerlendirme kriterinin bu olduğu anlaşılıyor çünkü eğitimli bir kadının yapabileceği tek iş, sekreterlik. Ayrıca Lexie bir erkekle birlikte yaşamaya başlayınca ailesiyle ilişkisi kesiliyor. Bekar bir kadının evlenmeden bir erkekle oturması, evlenmeden çocuk doğurması, özgürce bir işte çalışıp ekonomik bağımsızlığını alması, o yıllar için büyük mücadele gerektiriyor. Oysa Elina’nın durumu farklı. O sevdiği bir erkekle birlikte ama ne evlenmesi ne de karnındaki bebeği doğurması için baskı yapılıyor. Kararları kendi veriyor ve o bu kararları alırken kocası Ted sadece minnet duyuyor gibi görünüyor.

O’Farrell anlatı tekniği olarak Ted’in mesleğinden yararlanıyor sık sık. Romanı, güzelce monte edilmiş bir anlatı olarak okumak mümkün. Bazen geri sarıyor, bir noktaya nasıl gelindiğini açıkça dile getiriyor “... fakat bunlar beklenen sahneler. Filmi biraz geriye saralım. Innes üflediği dumanı içine çekiyor, küllükteki izmarit havalanıyor, Lexie gömleğe sarılmış odanın ortasına geri gidiyor, yatağın üstündeki yastıklar hopluyor, Lexie gerisingeri pencereye doğru uzaklaşıyor. Derken tekrar yataktalar yine, ikisi de çıplak, vay canına, tersten seyredilse bile seksin yine aynı görünmesi tuhaf gelmiyor mu?” Bazen de hızlı ileri sarıyor, tatsız bir konuyu anlatmaktan sakınmak için. Yapısal olarak da roman monte edilmiş görünüyor, çünkü Lexie ile Elina’nın hayatlarında ortak noktalar ilk başlarda görünmüyor, Londra’nın benzer mekanlarında dolaşıyorlar ama aralarında yıllar olduğu için, aynı binalara, aynı adreslere gittiklerinde farklı bir yere girmiş olabiliyorlar. Eskiden derginin olduğu bina bugün artık bir restoran olabiliyor. Elbette birbirlerinden habersizler, bağlantısı olmayan iki zaman diliminde yaşıyorlar fakat zaman içinde şehrin geçirdiği evrimi görmek, okur için zevkli göndermeler oluyor.

Çok ilginç ve çok sıradan hayatlar

Bir roman iki hikâye anlatıyorsa, bazen biri hikâye diğerinin önüne geçebiliyor. Elimi İlk Tutan El ’de de böyle oluyor. Lexie’nin hayatı ilginç, Elina’nın bugünü ise fazlasıyla sıradan kalıyor. Sanki iki hikâye birbirleriyle yarışır gibiler ve sonunda ikinci öykü birincinin gölgesinde kalmaktan kurtulamamış. Elina’nın öyküsü bebek bakmanın zorlukları üzerine kurulu. Uykusuz kalan anne, gerginleşen ev ortamı, dağınıklık, karı koca ilişkisinin yıpranması, daha az konuşan daha az paylaşan insanlara dönüşmeye başlamaları, bebeğin anlaşılmaz ağlama nöbetleri, depresyon eşiğinde yaşamlar, vb. karşılaştırıldığında Lexie’nin hayatının zorlukları daha ilginç geliyor. Elina’nın annelik sorunları sıradan oysa Lexie de bebek büyütüyor, hem de tek başına, ne devletten ne ailesinden, ne de bebeğin babasından yardım görmeden. Yazar, günümüze getirdiği öyküyü fazla derinleştirmeden bırakmış. Buna bir başka örnek, Lexie’nin aşkının anlatıldığı satırlar çok renkli ve inandırıcı fakat Elina ve Ted’in ilişkisini tam olarak anlamak mümkün değil. Bebek gelmeden önceki hallerini canlandıran sahneler sönük ve uzak. Bu yüzden Ted ya da Elina’ya yakınlık duyamıyor okur.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Savaşaşkkadınlaroyun
Görüş Bildir