HSYK: 'Başbakanın Sözü Dil Sürçmesi'

 > -

"Terör Örgütü Haysiyet Taşımıyor"

"Terör Örgütü Haysiyet Taşımıyor"

Başbakan Tayyip Erdoğan AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuşuyor...

İşte Erdoğan'ın konuşmasının satır başları:

Bazı gerçekleri ifade etmek istiyorum. Karşımızda hiçbir insani, kutsal değeri taşımayan hain bir örgüt var. Bu örgüt mertçe karşımıza çıkarak savaşamıyor. Masum insanların arkasına saklanıyor; kadın, çocuk ve kalabalıkların arkasında sinsice saklanıyor ve kaçıyor.

"Terör AK Parti'yi hedef almış durumda"

Düşmanda bile haysiyet aranır. Terör örgütü son dönemde doğrudan doğruya AK Parti'yi hedef almış durumda. Bunun altını çizmek istiyorum. En son Hakkari İl Başkanımız kaçırıldı. Öncesinde il başkan yardımcımız şehit edildi. Bunun üzerinde durmak zorundayız. Neden Ak Parti, neden Ak Parti yöneticileri. Çünkü Ak Parti çözüyor. Ak Parti benim Kürt kardeşlerimle kucaklaşıyor. Terör örgütü sorunları çözdüğü için AK Parti'yi hedef alıyor. Oradaki insanları alıyor iktidara taşıyor.

"Denklem çok basit"

İktitardaki AK Parti terörü çözmeye çalıştıkça, örgüt o iktidarı yıpratmaya çalıştı. Denklem çok basit iktidardaki parti terör sorununu çözmek istedi, terör örgütü de iktidardaki partiye saldırdı. Peki böyle bir denklemde muhalefet partileri ne yaptı?

"1. ayımızda OHAL'i kaldırdık"

Terör örgütü ve uzantısı siyasi parti bugün konuşabiliyorsa bizim sayemizde konuşuyor. İktidara geldiğimizin 1. ayında OHAL'i kaldırdık. Örgüt korkusuyla siyasi uzantısı partiye oy veriliyorsa, bu gerçek demokrasinin sonucudur.

"AK Parti'yi terör örgütünün yıpratmasına çanak tuttular"

Tunceli milletvekili arkadaşınızın kaçırıldığını söylediniz. Nasıl Kaçırılmaysa? Dünyanın hiçbir yerinde bizimki bir muhalefet olmamıştır. Bu kirli denklemde bazı muhalefet partileri terör örgütüne katkı sqağlıyor. Düşmanımın düşmanı dostumdur diyor. Muhalefet partileri kendilerinin yıpratamadığı AK Parti'yi terör örgütünün yıpratmasına göz yumuyor.

"O karanlık dönemler tarih oldu"

Türkiye'de AK Parti ile birçok şey değişti. Siyaseti artık karanlık güçler, mafyalar şekillendiremez. Terör örgütü de şekillendiremez. Bunu tüm partiler böyle bilecek. O karanlık dönemler geri gelmemek üzere tarih oldu.

"Ya öleceğiz ya olacağız"

İlkelerimiz çerçevesinde yola çıktık, "Ya öleceğiz ya olacağız" dedik. Medya içerisinde bazı kalemler de hiç çekinmeden, utanmadan taşeronluk yapıyor. Bunların ne yaptığını, kimin değirmenine su taşığını biliyoruz. Görüyorlarki dünyada iktidarı 2 şey bitirir. Biri ekonomi diğeri terör.

"CHP ve MHP'ye bir teklifte bulunuyorum"

CHP Genel Başkanı "Ortka çözüm" dedi. Yandaş medyaları "İlk kez adım atılıyor" gibi yansıttı. CHP'nin 10 maddesinde öneri değil tespit vardı. Ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarıma sesleniyorum. CHP ve MHP'ye bir teklifte bulunuyorum. 3 arkadaşınızı belirleyin ben de hemen 3 arkadaşımı görevlendiriyorum. Atmamız gereken hangi adım varsa biz hazırız. Sorumlu davranmak, sağduyulu olmak yerine terörden nemalanmayı, terörden faydalanmayı düşünüyorlar. CHP'nin teröre yönelik yapacağı hiçbir şey yok, ateşe benzinle gidiyorlar.

"Ortak payda aynı AK Parti'ye saldırı"

Ortak payda aynı AK Parti'ye AK Partili olana saldırı. Özellikle son aylarda BDP ile CHP arasında ne fark var. BDP bir şey söylüyor CHP hemen ardından papağan gibi aynı şeyi söylüyor. CHP ile BDP arasında bir fark var; biri sırt sıvazlıyor, biri sırt sıvazlatıyor.

"O leke ile rezil ve alçak bir biçimde yaşayacaklar"

Bunlar yıllarca silahları eleştiriyor gibi davrandılar. BDP'liler siyaset yapar gibi davranıyorş. Daha önce de söyledim bunların ipini terör örgütü elinde tutuyor. Bunlar bir bayram günü gittiler sırtlarını sıvazlattılar. Orada kameralar olmasa ellerini de öperlerdi. Sırtlarını sıvazlayan o PKK'lının elindeki kan BDP'nin sırtına sıçramıştır. Bunlar o leke ile rezil ve alçak bir biçimde yaşayacaklardır.

"Er ya da geç millet galip gelecek"

Bedeli ağır olsa da er ya da geç millet galip gelecektir. Benim Kürt kardeşimle hainler arasındaki o çizgiyi çok net bir şekilde muhafaza ediyoruz. Terör örgütünün kutsalı yok bebeği de annesini de vurur ama asker hassas davranmak zorunda. Terör örgütünün Kürt kardeşimin hakkını savunmak gibi bir derdi yoktur.

"Siz de yüreğinizi ortaya koyun"

Terör örgütü bizim bölgede yaptığımız yatırımları engellemeye çalışıyor. "Korktuğumuz için oy veriyoruz" diyorlar ama bu mücadeleyi birlikte yürüteceğiz. Benim bakanlarım, milletvekillerim oraya geliyorlar hem de tüm tehditlere rağmen. Siz de yüreğinizi ortaya koyun. Hakkari'de milletvekilimimz yok diye yatırımları durdurmadık.

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan: 'BDP'liler Rahat Yer Arıyorlarsa Kandil'e Çıksınlar'

Erdoğan: 'BDP'liler Rahat Yer Arıyorlarsa Kandil'e Çıksınlar'

Başbakan Tayyip Erdoğan AKP Genel Merkezi'nde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, terör konusunda CHP ve BDP'yi ağır dille eleştirdi. BDP'li vekiller hakkında Parlamento'da gereğini yapacaklarını söyledi.

BDP'li vekillerle PKK'lıların Şemdinli'deki buluşmasını yorumlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Kameralar olmasaydı, terörist efendilerinin ellerini de öperlerdi. Üç kuruş da harçlık alırlardı. Teröristin elindeki kan vekillerin sırtına bulaşmıştır" dedi. Vekillerin dokunulmazlık tartışmasına değinen Erdoğan, "Parlamentoda gereği neyse yapacağız" diye konuştu.

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Merkezi'nde düzenlenen genişletilmiş grup toplantısında yaptığı konuşmasında Beytüşşebap saldırısına değindi. Erdoğan, şöyle konuştu:

"Öfkeye kapılarak terör örgütünü sevindirmeyeceğiz. Karşımızda namertçe arkadan vuran bir örgüt var. Düşmanda bile haysiyet aranır ama terör örgütü en küçük bir haysiyet izi dahi taşımıyor. Bu örgüt ülke içindeki hain şebekelerden destek alıyor. Son yıllarda terör örgütü doğrudan AK Parti'yi hedef seçti. Çünkü AK Parti çözüyor.

Cizre'de parti kuruluş çalışmalarında mitingimizi yaptık. O zaman bana söyledikleri şuydu: Başkanım biz OHAL'i kaldırmanızı istiyoruz. Partimiz iktidara geldi, birinci ayda OHAL'i kaldırdık. Bugün bölücü terör örgütü ve uzantısı siyasi parti eğer konuşuyorsa bizim OHAL'i kaldırmamız sayesinde konuşuyor. Terör örgütünün korkusu altında siyasi uzantısı partiye oy veriliyorsa bu gerçek demokrasinin gereği bir netice değildir. Bu korku toplumunun neticesi alınmış oylardır. Anamuhalefet partisinin genel başkanı ve yanındakiler benim Hakkari İl Başkanı'mla alakalı ailesini telefonla aramışlar. Aile de onlara 'sizin yardımınıza ihtiyacımız var' demiş. Ben ailemle görüştüğümde 'böyle bir şey yansıdı' diyor, 'Hakkari'de BDP ile beraber miting yapan bir CHP'den yardım isteyecek kadar düştük mü' diyor.

Neymiş kaçırmışlar, hepsi hikaye

Tunceli vekili kaçırıldı dendi, nasıl kaçırılmaysa. İfadeler çok güzel, iyi çocuklar, bize iyi davrandılar. Neymiş dağa kaçırmışlar, hepsi hikaye. Bunu kimse yutmaz. CHP'liler bunun üzerinden bir şeyler devşirmeye çalışıyorlar. Daha yeni bir araya gelmişler, yarım saat maceralı yolculuk hakkında bilgi vermişler. Siyasette düşman yoktur, rakip vardır. Türkiye'de artık siyaseti siyaset dışı kurumlar şekillendiremez. Teröre doğrudan veya dolaylı destekleyen medyaya sesleniyorum: Bizim yüreğimiz yanıyor. Medya içinde bazı kalemler hiç çekinmeden birilerine taşeronluk yapıyor. Ne biz safız, ne de bu millet saf. Bu millet bizim gayretimizi görüyor.

Küçük at da kargalar yesin

CHP liderinin ortak çözüm girişimi sanki yeni bir çözüm yoluymuş gibi sunuldu. İçinde öneri diye bir şey yoktu, tespitti. Ben bir teklif yapıyorum dedim. Üç arkadaşınızı görevlendirin, ben de talimat vereyim hemen çalışmaya başlasınlar. Atmamız gereken adım neyse atarız dedim. Yardımcılarından biri çok acele olmaz dedi, iki-üç ay geçsin dedi. Bizde bir söz var, küçük at da kargalar yesin. Böyle atış olmaz. Hâlâ bu konuda bir adım atmıyorlar, bunu kullanmaya çalışıyorlar. Aynı CHP, ateşin üzerine benzinle giden bir tutum sergiliyor. Terörden nemalanmanın mücadelesini veriyor. CHP'nin vekili siyasetçi de, benim il başkanlarım siyasetçi değil mi? Onları niye yazıp çizmiyorsunuz. AK Partili oldukları için mi? Ortak payda farklı. AK Partili olana yönelik saldırıdır.

Ellerini de öperlerdi

Son aylarda BDP ile CHP arasında söylem açısından ne fark var? CHP papağan gibi BDP'yi tekrarlıyor. CHP vekili kaçırılıyor, romantik dille teröristin sırtını sıvazlıyor. Terör örgütüyle buluşan BDP'li sözüm ona vekiller sırtlarını sıvazlatıyor. Fark bu. Bayramı kana bulayan teröristlerle BDP vekillerinin derin muhabbetine bir kez daha şahit olduk. O buluşmada teröristler BDP'li vekillerin sırtlarını sıvazlamıştır. Ne kadar güzel bir muhabbet. Bunlar 2005'te de aynı şeyi yaptılar, o dağdan beraber geldiler. Efendileri bunların ipini gevşetmediği sürece hiçbir karar alamazlar. Kendileri silahların vesayetinde siyaset yapar gibi davranıyorlar. O gün de bayram öncesi, gittiler efendilerine sırtlarını sıvazlattılar. Kameralar olmasaydı, terörist efendilerinin ellerini de öperlerdi. Üç kuruş da harçlık alırlardı. Teröristin elindeki kan vekillerin sırtına bulaşmıştır. Bölücü terör örgütünün tek derdi nemalanmaktır, bu oyuna gelmeyin. Güneydoğu'ya AK Parti iktidarına kadar hizmet noktasında ne gitmişti? Yaptığımız yatırımlar 35-40 katrilyonu buldu.

Rahat yer arıyorlarsa Kandil'e çıksınlar

Sosyal medyayı kullanarak birileri buralar işgal altında diyor, ayıptır. Bu ülkede bizim 1 metrekaremizin kontrolümüz dışında olduğunu söyleyemez. Kendisinde yüz olsa parlamentoya değil Kandil Dağı'na çıkması gerekir. Sen bu milletin temsilcisi değilsin. Çünkü bunların içi başka, dışı başka. 400 kilometrenin PKK'nın kontrolünde olduğunu söylüyor. BDP Eş Başkanı'nın açıklaması terbiyeden muaf. Bunlar bu ülkede beklentilerine ulaşamayacaktır. Rahat yer arıyorlarsa, adres verdim Kandil'e çıksınlar. Yargı gerekeni yapıyor, biz de parlamentoda gereği neyse onu yapacağız. Biz nefretin diline teslim olmayacağız. Kim bu saldırılar sonrasında Kürt kardeşine, Türk kardeşine husumet beslerse o terörün tuzağına düşmüştür. Terör doğrudan doğruya bizim kardeşliğimizi hedef alıyor. Problem bu adamların ta kendisinde."

Suriye'yle ilgili gelişmelere değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık Suriye'de rejim bir terör devletidir. Sadece bizdeki kardeşlerimizin sayısı 80 bine yaklaşıyor. Suriye'de büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Suriye halkı için Türkiye sıradan bir ülke değildir. Türkiye'nin kayıtsız kalması düşünülemez.

Kılıçdaroğlu sadece sen gidebilirsin

CHP bir süredir Suriye üzerinden bizi hedef alıyor. Suriye karşısında takındığımız objektif tavrı CHP takınamamıştır. Terör örgütü Doğu ve Güneydoğu'da çocuk yaştaki mensuplarıyla terör uyguluyor, CHP Suriye üzerinden tahriklere girişerek teröre lojistik destek sağlıyor. Hatay'da yapılan toplantılara baktığınızda içinde yer alanların bir kısmının terörle ilişki halinde olan insanlar olduğunu görürsünüz. CHP vekilleriyle beraber hareket ettiğini görürsünüz. CHP kurda merhamet gösteriyor. CHP'nin vekillerinin ve bazı medya kuruluşlarının kamplar üzerinden yürüttükleri çirkin senaryonun farkındayız. Eğer samimiysen İnsan Hakları Komisyonu'ndaki üyelerin niçin kampa gitmedi? Kusura bakma Sayın Kılıçdaroğlu, bundan sonra oraya gideceksen tek başına gidebilirsin. Şov yapmak için sana zemin hazırlamayız. Hatay'ı karıştırmak için atılan manşetlerin farkındayız. Kılıçdaroğlu'nun hukuk ile alakası yok. 28 Şubat sürecini aratmayan bayat manşetlerin hepsinin farkındayız. Partisinin adında 'Halk' geçtiğine bakma. Kaymak takım şu anda bunlarla beraber. 19. yüzyılda Endülüs'ten kovulan Musevilere biz kucak açmıştık. Biz böyle bir ecdadın torunuyuz. Sayın Kılıçdaroğlu sen kimin torunusun bilemem. CHP sadece Dersim'de kendi vatandaşını katleden değil, öz Azeri kardeşini ölüme yollayacak kadar zalim bir zihniyetin temsilcisidir. CHP Azerbaycan'a göğsünü gere gere gidemez."

T24

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan: 'PKK'nın Elindeki Kan BDP'lilerin Sırtına Bulaşmıştır'

Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde genişletilmiş grup toplantısına katıldı. Burada milletvekillerine ve partililere hitap eden Erdoğan, terör konusunda CHP ve BDP'yi ağır dille eleştirdi. BDP'li vekiller hakkında Parlamento'da gereğini yapacaklarını söyledi.

Beytüşşebap saldırısıyla ilgili konuşan Erdoğan şunları söyledi: "Öfkeye kapılarak terör örgütünü sevindirmeyeceğiz. Karşımızda namertçe arkadan vuran bir örgüt var. Düşmanda bile haysiyet aranır ama terör örgütü en küçük bir haysiyet izi dahi taşımıyor. Bu örgüt ülke içindeki hain şebekelerden destek alıyor. Son yıllarda terör örgütü doğrudan AK Parti 'yi hedef seçti. Çünkü AK Parti çözüyor.

Cizre'de parti kuruluş çalışmalarında mitingimizi yaptık. O zaman bana söyledikleri şuydu: Başkanım biz OHAL 'i kaldırmanızı istiyoruz. Partimiz iktidara geldi, birinci ayda OHAL 'i kaldırdık. Bugün bölücü terör örgütü ve uzantısı siyasi parti eğer konuşuyorsa bizim OHAL 'i kaldırmamız sayesinde konuşuyor. Terör örgütünün korkusu altında siyasi uzantısı partiye oy veriliyorsa bu gerçek demokrasinin gereği bir netice değildir. Bu korku toplumunun neticesi alınmış oylardır. Anamuhalefet partisinin genel başkanı ve yanındakiler benim Hakkari İl Başkanı'mla alakalı ailesini telefonla aramışlar. Aile de onlara 'sizin yardımınıza ihtiyacımız var' demiş. Ben ailemle görüştüğümde 'böyle bir şey yansıdı' diyor, ' Hakkari 'de BDP ile beraber miting yapan bir CHP 'den yardım isteyecek kadar düştük mü' diyor.

NEYMİŞ KAÇIRMIŞLAR, HEPSİ HİKAYE

Tunceli vekili kaçırıldı dendi, nasıl kaçırılmaysa. İfadeler çok güzel, iyi çocuklar, bize iyi davrandılar. Neymiş dağa kaçırmışlar, hepsi hikaye. Bunu kimse yutmaz. CHP 'liler bunun üzerinden bir şeyler devşirmeye çalışıyorlar. Daha yeni bir araya gelmişler, yarım saat maceralı yolculuk hakkında bilgi vermişler. Siyasette düşman yoktur, rakip vardır. Türkiye 'de artık siyaseti siyaset dışı kurumlar şekillendiremez. Teröre doğrudan veya dolaylı destekleyen medyaya sesleniyorum: Bizim yüreğimiz yanıyor. Medya içinde bazı kalemler hiç çekinmeden birilerine taşeronluk yapıyor. Ne biz safız, ne de bu millet saf. Bu millet bizim gayretimizi görüyor.

KÜÇÜK AT DA KARGALAR YESİN

CHP liderinin ortak çözüm girişimi sanki yeni bir çözüm yoluymuş gibi sunuldu. İçinde öneri diye bir şey yoktu, tespitti. Ben bir teklif yapıyorum dedim. Üç arkadaşınızı görevlendirin, ben de talimat vereyim hemen çalışmaya başlasınlar. Atmamız gereken adım neyse atarız dedim. Yardımcılarından biri çok acele olmaz dedi, iki-üç ay geçsin dedi. Bizde bir söz var, küçük at da kargalar yesin. Böyle atış olmaz. Hâlâ bu konuda bir adım atmıyorlar, bunu kullanmaya çalışıyorlar. Aynı CHP , ateşin üzerine benzinle giden bir tutum sergiliyor. Terörden nemalanmanın mücadelesini veriyor. CHP 'nin vekili siyasetçi de, benim il başkanlarım siyasetçi değil mi? Onları niye yazıp çizmiyorsunuz. AK Partili oldukları için mi? Ortak payda farklı. AK Partili olana yönelik saldırıdır.

ELLERİNİ DE ÖPERLERDİ

Son aylarda BDP ile CHP arasında söylem açısından ne fark var? CHP papağan gibi BDP 'yi tekrarlıyor. CHP vekili kaçırılıyor, romantik dille teröristin sırtını sıvazlıyor. Terör örgütüyle buluşan BDP 'li sözüm ona vekiller sırtlarını sıvazlatıyor. Fark bu. Bayramı kana bulayan teröristlerle BDP vekillerinin derin muhabbetine bir kez daha şahit olduk. O buluşmada teröristler BDP 'li vekillerin sırtlarını sıvazlamıştır. Ne kadar güzel bir muhabbet. Bunlar 2005'te de aynı şeyi yaptılar, o dağdan beraber geldiler. Efendileri bunların ipini gevşetmediği sürece hiçbir karar alamazlar. Kendileri silahların vesayetinde siyaset yapar gibi davranıyorlar. O gün de bayram öncesi, gittiler efendilerine sırtlarını sıvazlattılar. Kameralar olmasaydı, terörist efendilerinin ellerini de öperlerdi. Üç kuruş da harçlık alırlardı. Teröristin elindeki kan vekillerin sırtına bulaşmıştır. Bölücü terör örgütünün tek derdi nemalanmaktır, bu oyuna gelmeyin. Gaziantep ’te şehit edilen 1 yaşındaki Almina’nın kanı, bunların sıvazlanan sırtlarından ömür boyu çıkmayacaktır. Bunlar artık rezil alçak bir şekilde yaşayacaklardır.

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan'dan Önemli Mesajlar

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Genel Merkezi'nde genişletilmiş grup toplantısına katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, “CHP yarın Şam'a gidecek yüz bulamayacak göreceksiniz ama inşallah biz en kısa zamanda Şam'a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. O gün de yakın. İnşallah Selahaddin Eyyubi'nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camisi'nde namazımızı da kılacağız. Bilali Habeşi'nin, İbn-i Arabi'nin türbesinde, Süleymaniye Külliyesi'nde, Hicaz Demiryolu İstasyonu'nda kardeşliğimiz için özgürce dua edeceğiz" dedi.

Burada partililere seslenen Erdoğan gündeme dair önemli mesajlar verdi.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Bu örgüt ülke dışında Türkiye düşmanı ülke ve çevrelerden doğrudan destek alıyor, ihale alıyor. Bu örgüt mertçe güvenlik güçlerimizin karşısına çıkıp çatışamıyor. Çocukları kadınları kalkan yaparak, korkakça saklanarak, kalabalıkların içine sinsice girerek saldırıyor ve kaçıyor. Düşmanda bile haysiyet aranır. Ama terör örgütü en küçük haysiyet izi bile taşımıyor. Elbette ki düşmanımızın haysiyetsizliği, korkakça vurup kaçması bizim için mazeret değildir.

"TERÖRÜN HEDEFİ AK PARTİ"

Son yıllarda terör örgütü doğrudan doğruya Ak Parti’yi hedef belirlemiş durumda. Bakın en son Hakkari il başkanımız kaçırıldı. Daha önce ilçe başkanımız kaçırıldı ve haftalarca kendisinden haber alınamadı. İl başkanlıklarımıza, ilçe belde başkanlıklarımıza saldırılar düzenlendi. İl başkan yardımcımız şehit edildi. Terör örgütü yayınlarında bildirilerinde sürekli Ak Parti’yi hedef aldı, almaya devam ediyor. İşte bunun üzerinde ayrıntısıyla düşünmek zorundayız. Neden AK Parti? Neden Ak Parti milletvekilleri, yöneticileri?

Terör örgütü hedefini değiştirip son yıllarda neden Ak Parti’ye saldırıyor? Çünkü Ak Parti çözüyor. Çünkü Ak Parti benim Kürt kardeşlerimle kucaklaşabiliyor. Halkımız da bölgenin birinci partisi yapıyor.

"ÖRGÜT ASLA AMACINDAN VAZGEÇMEDİ"

Burada Türkiye siyasetinin 30 yıldır takındığı tavrı ben aziz milletimle paylaşmak durumundayım. 30 yıl boyunca iktidardaki her parti teröre muhatap oldu. Fakat denklem çok basit. Eğer iktidardaki parti terörü çözmek için kararlılık gösterirse, terör örgütü var gücüyle saldırdı ve iktidarları vazgeçirdi. Terör kimi zaman eylemlerine ara verdi, eylemlerini azalttı, çoğalttı ama asla amacından vazgeçmedi.

Peki böyle bir denklemde muhalefet partileri ne yaptı? Bu duruma geçmeden burada gerçekleri de vurgulamak istiyorum. Partimizi kuruyoruz ve güneydoğu ve doğu Anadolu’da miting yapıyoruz. Cizre’de vatandaşlar ‘başkanım sizden biz bir şey istiyoruz’ dediler. Dediler ki, ‘OHAL’i kaldırın biz sizden başka bir şey istemiyoruz” dediler. Partimiz iktidara geldi ve birinci ayında biz OHAL’i kaldırdık.

Bugün bölücü terör örgütü ve uzantısı siyasi parti eğer konuşuyorsa OHAL’i kaldırdığımız için konuşabiliyor.

"YA OLACAĞIZ YA ÖLECEĞİZ"

Devlet içine sirayet etmiş karanlık örgütler ile terör örgütü arasındaki 'al gülüm ver gülüm' şeklinde siyaseti dizayn etme dönemleri artık geride kaldı. Terör örgütü de, terör örgütünün değirmenine su taşıyan siyasi partilerle, terör örgütüne oksijen sağlayan medya da hiçbir saldırı, hiçbir tehdit, hiçbir provokasyon karşısında asla oyuna gelmeyeceğimizi kesin bir şekilde anlasınlar. Biz bizden öncekilere benzemeyiz. Bizim ilkelerimiz var ve bu ilkelerimiz çerçevesinde yola çıktık ya öleceğiz ya olacağız dedik.

"TABELA PARTİSİ OLARAK ORADALAR"

Bölücü terör örgütünün tehdidi altında eğer siyasi uzantısı partiye oy veriliyorsa bu gerçek demokrasinin gereği bir demokrasi değildir. Bu oluşturulmuş bir korku toplumunun neticesi alınmış oylardır. Çünkü biz diğer muhalefet partileri gibi Sivas’ın ötesine geçemeyen bir parti değiliz. Seçim zamanı zar zor bir gidip geldiler, şimdi tabela partisi olarak oradalar.

Anamuhalefet partisi genel başkanı ve yanındakiler, benim Hakkari il başkanlarını telefonla aramışlar ondan sonra aile de onlara ‘sizin yardımınıza ihtiyacımız var bize yardım edin’ demiş. Bunu duyan aile baya üzülmüşler. Telefonla konuştum. Başbakanım diyor, “Bu Hakkari’de BDP ile beraber, terör örgütüyle beraber, miting yapan CHP’den biz yardım isteyecek kadar düştük mü” diyor.

"CHP SURİYE'DE DE BAAS'LA BERABER ÇALIŞIYOR"

Demek ki siz dağdakilerle müşterek çalışıyorsunuz. Siz zaten Suriye’de de Baas’la beraber çalışıyorsunuz. Aynen bu söylediklerinizi terör örgütünün siyasi uzantısı da söylüyor. Eğer ihtiyaç varsa biz gider dağdakilerle görüşürüz diyor. Aynısını Tunceli milletvekilimiz kaçırıldı diyor.

Nasıl bir kaçırılmaysa, iki gün içinde de geri gönderildi. İfadesi çok şık, “iyi çocuklar, bize iyi davrandılar. Güzel misafirperverlik yaptılar” neymiş? Dağa kaçırmışlar. Kime uyduruyorsunuz? Hepsi hikaye. Kusura bakmayın bunu kimse yutmaz. Ama CHP’liler bir şeyler devşirmeye çalışıyorlar. O gün bugündür genel başkanla daha yeni görüşmüşler.

Çok ciddi senaryolar oynanıyor bu ülkede.

“İMRALI’NIN AĞZIYLA KONUŞUYORLAR”

Siyasette düşman yoktur, siyasette rakip vardır. Aynı şekilde terör örgütünün güdümünde olduğu parti de karşısındakini bir rakip konumlandırmak yerine düşman olarak görüyor.
İmralı’nın ağzıyla konuşuyor. Terörün, terör örgütünün iktidar üzerinde etkili olduğunu gören muhalefet, terör örgütünün yıpratmasına göz yumdular. Birileri terör örgütünün Türkiye’nin iç siyasetinde etkin olması için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Türkiye’nin Ak Parti’yle birlikte, bir dönem kapanmış yeni bir dönem başlamıştır. Biz asla geri adım atmayız. Bunu terör örgütünün uzantısı parti de böyle bilecek.

Devlet içine sirayet etmiş karanlık örgütlerle, terör örgütü arasındaki al gülüm ver gülüm şeklinde siyaseti dizayn etme eylemleri artık sona ermiştir. Biz milletin partisi olarak buralara geldik. Bizim rotamızı hiç kimse çizemez, istikamet belirleyemez.

Bunu CHP’ye, CHP’nin genel başkanına, bugün bunu hala terörü kutsayan yücelten teröre doğrudan ya da dolaylı destek veren medyaya söylüyorum. Bizim yüreğimiz yanıyor.

“EKONOMİ VE TERÖR BİZİ BİTİRMEDİ”

Ne biz safız, ne de bu millet saf. Kimin ne yaptığını ne yapmaya çalıştığını görüyoruz. Bazıları şunu söylüyor, bak diyorlar, dünyada iki şey var ki iktidarları bitirir. Nedir? Ekonomi ve terör.

Dedik ki bizi bitirmedi. Biz 34’le yola çıktık, şu anda yüzde 50’ye geldik. Hem ekonomi hem de terör mücadelesi verdik. Peki nasıl oldu bu? Bu millet bizim gayretimizi görüyor, bunun neticesinde buralara geliyor.

CHP’NİN TERÖR ÖNERİSİ

CHP genel başkanı çıktı, teröre ortak çözüm üretelim diye siyasi partilerden randevu istedi. Yandaş medyaları da bu süreci desteklediler. Sanki sıfırdan bir şey çıkıyormuş gibi. Adeta genel başkanın bu çıkışını çok büyük bir gayret gibi bunu satmaya gayret ettiler. Biz kabul ettik, geldi. MHP kabul etmedi. Diğer partiyle böyle bir şeyi görüşmediler. Yanlarında üç arkadaşıyla geldi. Daha önce de anlattım. Dikkat ederseniz yazılı ve görsel medya bunu “10 maddelik bir öneri paketiyle gidiyor” dedi.

Sevgili arkadaşlarım bu öneri paketi dedikleri neydi, sadece bir tespitti, teşhisti. İçinde öneri möneri yoktu. Geldiği zaman şunu söyledim. Sizin bu 10 maddeniz öneri mi tespit mi? E tabi bu bir tespit teşhis dedi. Çalışarak neler olabilir bunu görüşeceğiz dediler. Peki MHP ne diyor dedim? Onlar kabul etmiyor dediler.

“HEMEN ÇALIŞMAYA BAŞLAYALIM DEDİM”

Ben size burada bir teklif yapıyorum dedim. MHP diğeri ya da diğerleri kabul etsin ya da etmesin. Üç arkadaşınızı görevlendirin, ben de hemen talimat veriyorum. Bu arkadaşlarımız hemen çalışma yapsınlar. Önümüze getirsinler, biz de atmamız gereken adım neyse biz bunu atarız dedim.

Yardımcısı aynen şöyle dedi. “Çok acele olmaz bu işler” dedi, “şöyle iki üç ay geçsin” dedi. E ondan sonra iki üç ay geçti, hala gidiyor. Ama hala onlar bunu satmaya devam ediyorlar. Biz de bir söz var. Küçük at da kargalar da yesin. Böyle atış olmaz. Bunları yutmak mümkün değil. Hala bu konuda bir adım atmıyorlar ama hala konuşuyorlar.

“BİRİ SIRTINI SIVAZLIYOR, BİRİ SIVAZLATIYOR”

CHP’li vekil romantik bir dille teröristlerin sırtını sıvazlıyor. Öte yandan BDPli milletvekilleri sözüm ona milletvekilleri sırtlarını sıvazlatıyor. Fark bu. Burada o televizyonlara yansıyan çirkin görüntülerle ilgili bir düzeltmeyi de yapmak zorundayım. Ramazan’ı da bayramı da kana bulayan teröristlerle BDP milletvekillerinin derin muhabbetlerine şahit olduk. O gün orada teröristleri kucaklamasının ötesinde, teröristler BDP’li milletvekillerinin sırtlarını sıvazlamış, yanaklarından öpmüşlerdir. Bunlar 2005’te de aynı şeyi yaptılar. Bunlar o dağlardan beraber indiler. Siyasetin değil silahın sözünün geçtiğini ifade ettiler.

“KAMERALAR OLMASA ELLERİNİ ÖPERLERDİ”

O gün de bir bayram öncesi milletin gözünün önünde efendilerine sırtlarını sıvazlattılar. İnanın kameralar olmasaydı bunlar terörist efendilerinin ellerini de öperlerdi. Terörist efendilerinden üç kuruşta harçlık aldılar. Efendileri bunlara acıdı. O teröristin elindeki kan işte o milletvekillerinin bir defa sırtına bulaşmıştır.

Gaziantep’te alçakça katledilen bir yaşındaki Almina’nın temiz kanı, namus lekesi gibidir, şeref lekesi onur lekesi gibidir. Yıkamakla çıkmaz. Bir yaşındaki Almina’nın kanı o sıvazlanan sırtlarından da hiçbir zaman silinmeyecektir. Bunlar bu şekilde rezil şekilde yaşayacaklardır.

"TERÖR ÖRGÜTÜNÜN KUTSALI YOK"

Niye bunları önüne katıp da işini bitirmiyor? Terör örgütünün kutsalı yok. O bir yaşındaki Almina’yı da annesini de kardeşlerini de vurur. Ama benim askerim polisim burada hassas olmalıdır. O teröristi etkisiz hale getirmek için hassasiyet içindedir. Onun için onlar inlerine girmeye çalışır.

Onları şehir merkezine girmeden gereği neyse yapılmaya devam edilecektir.

Ben Kürt kardeşlerime sesleniyorum. Bölücü terör örgütünün benim Kürt kardeşlerimin haklarını savunmak gibi bir derdi yoktur. Onların tek derdi buradan avantalarını almaktır. Bu oyuna gelmemenizi tekrar hatırlatıyorum.

"1 METREKARE BİLE KONTROLÜMÜZ DIŞINDA DEĞİL"

Bakıyorsunuz sosyal medyayı kullanarak birileri haber yapıyor. Yok buralar terk edilmiş. Utanır insan ayıptır. Şu anda ülkede bir metrekaremizin bizim kontrolümüz dışında olduğunu kimse söyleyemez.

Siz eş başkanın söylediklerine ne bakıyorsunuz? O önce kendisinde yüz olsa parlamentoda değil Kandil Dağı’na çıkması gerekir. Sen hangi yüzle geliyorsun da bu parlamentoda yemin ediyorsun ve 400 kilometrenin terör örgütünün kontrolünde olduğunu söylüyorsun. Kendinize rahat bir yer arıyorsanız Kandil’e gidin. Bu insanlar bu ülkede yönetime talip olabilecek bir şey mi?

“PARLAMENTODA GEREĞİNİ YAPACAĞIZ”

Biz de yargıya zaten gerekenleri söyledik. Biz de parlamentoda gereği neyse onu yapacağız.

SURİYE MESELESİ

Bizim geleneklerimizde misafir kutsaldır. Zamanında Osmanlı elçisi dahi sığınmacıların iadesini isteyen hükümdarlara “Onlar bize emanettir. Onları size veremeyiz” demişlerdir. Ancak CHP’nin bugün Suriye’den sığınan mültecilere takındığı çirkin tavır kendi tarihinden de tekrarlamıştır.

CHP’nin on yıllar boyunca üstünü örtmeye çalıştığı bu olay maalesef gerek Türk gerek Azeri tarihine acı bir hatıra olarak kazınmıştır. 1945 yılında 146 Azeri aydın Stalin zulmünden kaçıyorlar. Türkiye’ye sığınıyorlar. Azeriler öz kardeşlerinin yurduna gelip kucaklaşıyor. Stalin Türkiye’den bu Azerilerin derhal iadesini istiyor. Sınırdaki karakola telgraf çekiliyor ve mültecilerin iadesi isteniyor. Karakol komutanı emri defalarca teyit ettiriyor. Ancak CHP hükümetinden emir geliyor. Durumu anlayan Azeriler lütfen bizi siz kurşuna dizin kendi bayrağımızın altında bizi öldürün diyorlar. Ancak Ankara’dan gelen emir net. Boraltan köprüsünü geçen aydınlar, elleri bağlanmış olarak infaz ediliyor. Karakol komutanının bu elim manzara sonrasında intihar ederek canına kıydığı söyleniyor.

Bu olay bir ağıt oluyor:

Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan 'Dokunmakta' Kararlı

Başbakan Erdoğan, BDP'lilerin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda "Yargıyla konuştuk, onlar gereğini yapıyor, biz de TBMM'de gereğini yapacağız" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , BDP ’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda net konuştu ve “Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gereğini yapıyor, biz de parlamento da gereği neyse onu yapacağız” dedi.
AK Parti ’nin 30 Eylül’deki büyük kongre öncesinde AK Parti milletvekilleri ve kurucular kurulu üyelerinin katılımıyla genişletilmiş grup toplantısı yapıldı. Toplantıda eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu’ya rozet takıldı. Soylu, “Esas nereye geldim? Evime geldim” dedi. Erdoğan ise konuşmasında şu mesajları verdi:

DERİN MUHABBET: Bayramdan hemen önce ramazanı da bayramı da kana bulayan teröristlerle BDP milletvekillerinin derin muhabbetine bir kez daha şahit olduk. O gün orada, o buluşmada, BDP ’li milletvekillerinin teröristleri kucaklamasının ötesinde teröristler, BDP ’li milletvekillerinin sırtlarını sıvazlamıştır. Yanaklarından öpmüşlerdir, ne kadar güzel bir muhabbet. Bunlar 2005’te de aynı şeyleri zaten yaptılar. Bunlar o dağlardan beraber indiler, beraber geldiler, siyasetin değil silahın sözünün geçtiğini bunlar ifade ettiler.

KAMERALAR OLMASAYDI: Bunların ipini terör örgütü elinde tutuyor. O efendileri bunların ipini gevşetmediği sürece bunlar hiç bir yere gidemezler, hiçbir karar alamazlar, hiçbir şey söylemezler. İşte o gün de bir bayram öncesi milletin gözünün önünde gittiler efendilerine sırtlarını sıvazlattılar. İnanın kameralar orada olmasaydı bunlar o terörist efendilerinin ellerini öperlerdi. İnanın kameralar olmasaydı bunlar terörist efendilerinden üç kuruş da harçlık alırlardı. Neyse ki orada efendileri bunlara acıdılar da kameraların önünde bunları daha fazla rezil etmediler.

KAN BULAŞTI: BDP ’li milletvekilinin sırtını sıvazlayan o teröristin elindeki kan, işte o milletvekillerinin bir defa sırtına bulaşmıştır. Gaziantep ’te bir bayram günü alçakça katledilen 1 yaşındaki Almira’nın o masum, o temiz kanı işte o BDP ’li milletvekillerinin sırtına sıçramıştır. 1 yaşındaki Almira’nın kanı işte bu BDP milletvekillerinin o sıvazlanan sırtlarından da hiç bir zaman silinmeyecektir. Bunlar işte o lekeyle adeta rezil, alçak bir biçimde yaşayacaklardır.

KANDİL ’E ÇIKIN: Sosyal medya kullanılarak bazı kesimlerce, ‘yok burası işgal altında, burası terk edilmiş’ şeklinde yalan haberler yapılıyor. Utanır insan, ayıptır. Siz, bölücü terör örgütünün uzantısının eşbaşkanının söylediğine bakmayın. Kendisinde yüz olsa parlamentoya değil, Kandil Dağı’na çıkması gerekiyor ama yok. Sen, bu milletin temsilcisi değilsin, utanmadan, sıkılmadan hangi yüzle geliyorsun da bu parlamentoda yemin
ediyorsun. Bunların içi başka, dışı başka. ‘400 kilometre karenin bölücü terör örgütünün kontrolünde’ olduğunu söylüyor. Terbiye-
den muaf ve bu ülkenin değerlerinden uzak bir anlayıştır.

GEREĞİNİ YAPACAĞIZ: Eğer kendilerine çok daha rahat yer arıyorlarsa kendilerine adres verdim, Kandil ’e gitsinler, ama bu parlamentonun içinde mücadele edeceklerse anayasa ne emrediyorsa, hukuk neyi emrediyorsa o çerçevede hareket etmeye mecburdurlar. Etmedikleri takdirde de şu anda kendileri... Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gereğini yapıyor, biz de parlamentoda gereği neyse onu yapacağız.

MEDYADAKİ TAŞERONLAR: Terör örgütü nasıl ki birilerine taşeronluk yapıyorsa, medya içerisinde de bazı kalemler, hiç çekinmeden, hiç utanmadan birilerine taşeronluk yapıyor. Zihinleri bulandırmak, kaos oluşturmak milleti umutsuzluğa, öfkeye, nefrete sevk etmek için yoğun bir gayret içindeler.

ROMANTİK DİL: BDP ne söylüyorsa CHP milletvekilleri de adeta papağan gibi BDP ’yi tekrarlıyor. Aradaki fark şu, birisi sırt sıvazlıyor, diğeri sırtını sıvazlatıyor. CHP ’li milletvekili kaçırılıyor, ardından romantik bir dille teröristin ya da teröristlerin sırtını sıvazlıyor. BDP ’li milletvekilleri ile teröristler yolda buluşuyor, BDP ’li sözüm ona milletvekilleri sırtlarını sıvazlatıyor.

KUTSALI YOK: Bazıları şöyle algılayabilir, ‘İşte dev bir ordu niye bunları önüne katıp da işini bitirmiyor?’ Terör örgütünün kutsalı yok. O bir yaşındaki Almira’yı da vurur, annesini de vurur, kardeşlerini de vurur ama benim bu noktada güvenlik güçlerim, askerim, polisim burada hassas olmak durumundadır. O teröristi etkisiz hale getirmek için hassasiyet içerisindedir.

Sen kimin torunusun?

Başbakan Erdoğan , CHP ’nin Suriye politikasını eleştirirken, 1849’da Osmanlı topraklarına sığınan mültecilerin geri istendiğini ancak Osmanlı elçisinin bunu kabul etmediğini anlatarak, “Biz böyle bir ecdadın torunlarıyız. Sayın Kılıçdaroğlu sen kimin torunusun bilemem. CHP sadece Dersim’de kendi halkını, öz Azeri gardaşını, bile bile, göre göre ölüme yollayacak kadar zalim bir zihniyetin temsilcisidir” dedi. “ CHP gölgesi altında Hatay ’daki gösterilere bakıyorsunuz, boğazına kadar kana batmış Esed’in resimleri taşınıyor” diyen Erdoğan, “ CHP Şam’a gidecek yüz bulamayacak. İnşallah biz en kısa zamanda Şam’a gidecek, kardeşlerimizle kucaklaşacağız. Selahaddin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namazımızı da kılacağız” diye konuştu.
AKP - CHP ‘yardım’ polemiği

Haberin Tamamı İçin:

İbrahim Okur: Başbakan'ın Sözü Dil Sürçmesi

HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, BDP milletvekillerinin PKK’lılarla görüşmesiyle ilgili Başbakan Erdoğan'ın sözlerini değerlerlendirdi. Okur, "Sayın Başbakanın 'yargıyla görüştük' sözünün bir dil sürçmesi olduğunu bu şekilde bir görüşmesi talimatı olacağını zannetmiyorum" diye konuştu.

CNN Türk’te yayınlanan Eğrisi Doğrusu programına katılarak, gazeteci Taha Akyol’un sorularını yanıtlayan HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur, gazeteci Taha Akyol'un sorularını yanıtladı. Okur, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BDP milletvekilleriyle PKK'lıların bir araya gelmesi ile ilgili sözlerini değerlendirdi. Yargının bağımsız olduğunu hatırlatan Okur, Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarının dil sürçmesi olduğunu düşündüğünü söyledi. İbrahim Okul şöyle konuştu:

"Oradaki kastın, 'yargı gereğini yapıyor biz de gereğini yaparız' şeklinde olduğunu düşünüyorum. Yargı bağımsızdır. Yargıya hiç kimse talimat veremez. Sayın Başbakanın 'yargıyla görüştük' sözünün bir dil sürçmesi olduğunu bu şekilde bir görüşmesi talimatı olacağını zannetmiyorum. Bugüne kadar bildiğim sayın Başbakanın böyle bir tarzda olmadığını biliyorum. O nedenle sözün maksadı dışında kullanılmış bir söz olduğunu eğer bu şekilde kullanmışsa kastedilenin bu olmadığını düşünüyorum. Anayasamızda yargıçların bağımsızlığı düzenlenmiş yargı herhangi bir suç unsuruna rastlarsa, savcılarımız harekete geçer. Bu olayda hatırlayacağınız gibi, Van Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın olduğu gün BDP milletvekilleri hakkında ve olayla ilgili inceleme başlattığını kamuoyuna duyurdu. Henüz sayın Başbakanın tepkisinin ne olduğunun bilmediğimiz saatlerde. Van Başsavcılığı inceleme başlatmıştı. Başsavcılığın bir suçla ilgili işlem başlatmak için Başbakandan veya bir başkasından talimat alması ya da talimat beklemesini düşünemeyiz. Kendisi zaten re'sen harekete geçer. Bu olayda da zaten re'sen harekete geçilmişti."

"NE ÖRGÜTTÜR, NE İŞTİRAK HALİNDE SUÇTUR TARTIŞILMALI"

Örgüt tanımının çok geniş kapsamlı olduğunu ve bu nedenle bir çok sorunla karşılaştıklarını ifade eden Okur şunları söyledi:

"Örgüt tanımına ilişkin bir sorunumuz var. Eğer 3 kişi bir araya geldiyseniz aranızda bir hiyerarşi varsa, süreklilik varsa, hele bir de silahınız varsa mükemmel bir örgüt oluyor. Buradan bir örgüt çıkıyor. Bu da aslında geçmişte yargımızın, Devletçi zihniyette oluşundan kaynaklanan bir durum. Yagıtayın ilgili daireleri, geçmişte Hizbullah, El Kaide, PKK gibi örgütlerle ilgili kararlarını verirken, örgüt tanımını çok geniş tutmuş. Olabildiğince esnekmiş. Bugün de aynı anlayış devam ediyor. Kurumsal hiyerarşi ile örgüt hiyerarşisi birbirinden farklı şeylerdir. Bir kurumda birlikte çalışan insanlar beraber bir suç işleyebilirler. Mümkündür. İştirak halinde suç işleme diye bir şey var. Bu iştirak halinde suç olur. Bizim örgüt hiyerarşimizi göstermez. Ayrıca yasa dışı birlikteliğimiz varsa, birbirimize talimat verip talimat alıyorsak, yasadışı, işler yapıyorsak, bir örgüt kurduysak bir suç işleme için bir araya gelmişsek bu ayrı. Ama biz birlikte çalışırken şeytana uyduk, beraber bir suç işlemeye karar verdik. Ben de amirleriyim. İşte benimle çalışan 3 arkadaşım da bana ayak uydurdular, beraberce bir suç işledik. Bu iştirak halinde suç işlemek olur. Savcı arkadaşlarımızın, buna dikkat etmesi lazım. Burada Yargıda bir sorun olduğunu bunun tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye bu sorunu ciddi manada tartışmalı. Ne örgüttür ne iştirak halinde suçtur tartışılmalı" şeklinde yanıt verdi.

HAKİM-SAVCI SINAVI TEST SINAVI OLMASIN

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraAydınAzerbaycanBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBeşer EsadCumhuriyet Halk PartisiDiyetHakkariHatayHizbullahİmralıİntiharKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiOHALOlağanüstü HalRecep Tayyip ErdoğanŞehitSosyal MedyaSuriyeTerörTunceliTürkiye Büyük Millet MeclisiVanolay
Görüş Bildir