Tarihte Bu Hafta Neler Oldu: Mustafa Kemal'e "Atatürk" Soyadı Verildi, Freddy Mercury Öldü, Edison Ses Kayıt Cihazını İcat Etti!

-

Yıl 2018.

Hiç dikkatinizi çekti mi? Konuşmalarımızda, düşüncelerimizde hatta hayallerimizde bile hep geçmişteki olaylara, tarihe yöneliyoruz. Belki bunu bilinçsiz bir şekilde yapıyoruz ama kabul etmek lazım ki tarihten kopamıyoruz. Bir bakıma unutmamakta haklıyız çünkü tarihin o tozlu sayfalarında neler olup bitmedi ki? 

Bunları birlikte hatırlayalım diye sizler için hazırladığımız "Tarihte Bu Hafta Neler Oldu" köşesinin ikincisiyle karşınızdayız. 

Hadi başlayalım!

1. 19 Kasım 1938'te Atatürk'ün naaşı, Dolmabahçe'den Ankara'ya doğru hazin bir yolculuk eşliğinde getirildi.

Şüphesiz ki o dönemde Atatürk'ün ölümü tüm Türkiye'yi yasa boğmuştu. Aslında bu durumu sadece o dönemle sınırlandırmamak lazım çünkü günümüzde bile Atamızın yokluğuna alışabilmiş değiliz. 

19 Kasım 1938'te Mustafa Kemal Atatürk'ün naaşı İstanbul'dan Ankara'ya getirilirken, bu yolculukta halkı onu yalnız bırakmamıştı. Özellikle ilk sıralarda yer alan kadınlar, öğrenciler ve çocuklar gözyaşlarına boğulmuştu.

1994'te ise Halil Mutlu, Dünya Halter Şampiyonası'nda 7 dünya rekoru kırarak, 3 altın madalya kazandı.

Bildiğiniz gibi Halil Mutlu'nun başarıları Türkiye sınırlarını aşıp dünyaya ulaştı. Naim Süleymanoğlu da başarılarıyla dillere destan olmuş, ülkemiz adına defalarca göğsümüzü kabartmış bir diğer isim. Yine o da Dünya Halter Şampiyonası'nda 64 kiloda 5 dünya rekoru kırarak, 3 altın madalya alırken Fedail Güler ise 70 kiloda 2 dünya rekoru kırmış ve 2 altın madalya kazanmıştı.

2. 20 Kasım 1916'da Amerikalı yazar, Jack London intihar etti.

İlkokul yıllarından beri adına aşina olduğumuz "Beyaz Diş", "Martin Eden" gibi klasik kitapların yazarı kendisi. Ölüm sebebi hala tam olarak aydınlatılmamış olsa da ölümü intihar olarak kabul ediliyor. Son dönemlerinde çok acı çektiği ve morfin kullandığı bilinen London’ın fazla dozda morfin aldığı için öldüğü düşünülüyor.

1943 yılında Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, İstanbul Teknik Üniversitesi adını aldı.

Aslında İTÜ'nün tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'na Sultan III. Mustafa’nın saltanat yıllarına kadar uzanıyor. Osmanlı Devleti'nde ilk kez Batılı anlamda mühendislik eğitimi vermek üzere 1773 yılında kurulan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun, gemi inşaatı ve deniz haritalarının yapılması konusunda uzman personel yetiştirdi. 1943 yılında  İTÜ adını aldıktan sonra ise İnşaat, Mimarlık, Makina ve Elektrik Elektronik gibi son derece önemli fakülteleri kuruldu.

3. 21 Kasım 1877'de Edison, ses kayıt cihazını yani fonografiyi icat ettiğini duyurdu.

Edison, bir telgraf vericisinin verimliliğini artırmak için çalışırken, makinenin kasetinin yüksek bir hızda çalınırken kelimelere benzeyen bir ses çıkardığını fark etti. O andan sonra bir telefon mesajını kaydedip kaydedemeyeceğini merak etmeye başladı. Bir telefon alıcısının diyaframına iğne taktı ve iğneden gelen sese göre kağıt bandı delerek bir sesi kaydetmek için denemeler yaptı. Yaptığı bazı deneyler başarısız olsa da sonunda bir sesli mesajı kaydetmeyi başardı. 

Kaydettiği ilk mesaj ise; “Mary’nin küçük bir kuzusu var.” oldu.

1941 yılında ise Türk piyanist İdil Biret doğdu.

İlk piyano derslerini Mithat Fenmen'den alan Biret, TBMM'nin çıkardığı özel kanunla yedi yaşında Fransa'ya gönderilmişti. İdil Biret'in adını pek çok kişi duymamış olsa da kendisi piyano alanında oldukça başarılı bir isim. Öyle ki, kendisi, Nadia Boulanger'nin gözetiminde Paris Konservatuvarı'nın yüksek piyano, eşlikçilik ve oda müziği bölümlerini birincilikle bitirdi.

2005 yılında, yönetmen koltuğunda Yavuz Turgul'un oturduğu Gönül Yarası, New York'ta düzenlenen Uluslararası Queens Film Festivali'nde ''En İyi Film'' ödülünü aldı.

IMDb: 7.8

Bütün hayatını Anadolu’nun ücra köşelerinde öğrencilerine adamış, bunun uğruna karısı ve çocuklarından bile vazgeçmiş bir öğretmen Nazım, psikopat kocasından kaçıp, kızıyla birlikte İstanbul’a yerleşen ve bir pavyonda çalışan türkücü Dünya ve eski karısı Dünya’ya takıntılı bir aşkla bağlı, gözü kara, sevdası için dünyayı yakacak kadar çılgın bir adam: Halil. Filmin konusu bu üçlünün etrafında gelişiyor. 

Yurt dışında bizi temsil edip, ödüller almış Yavuz Turgul imzalı bu filmi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyoruz.

4. 22 Kasım 1950'de Dünya Barış Konseyi, Nazım Hikmet'e Uluslararası Barış Ödülü'nü verdi.

Ülkemiz adına gurur duyacağımız, göğsümüzü kabartan bir diğer olay da Nazım Hikmet'in Uluslararası Barış Ödülü'nü alması bizce. Aynı ödülü 1950’de Pablo Picasso ve Pablo Neruda gibi isimlerle beraber alan Nâzım Hikmet o dönemde cezaevinde bulunduğu için ödülünü onun adına Şilili şair Neruda almıştı.

1963 yılında Amerika Başkanı John F. Kennedy, Dallas'ta suikaste uğradı.

Amerika tarihinin en karanlık ve üzerinde sayısız komplo teorisi üretilen olaylarından biri kuşkusuz John F. Kennedy suikastı. Suikastin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen hala cevap bekleyen çok sayıda soru var.

O dönemi, cinayetin ardından şoka giren eşi Jackie Kennedy'nin ruh halini anlamak için, baş rolünde Natalie Portman olan bu filmi izlemenizi tavsiye ediyoruz.

5. 23 Kasım 1906 yılında öykü yazarı Sait Faik Abasıyanık doğdu.

Sait Faik, dünya, savaş meydanlarında kaybedilen canların masa başlarında büyük pazarlıklara konu olduğu, çıkar çatışmalarının gündemi belirlediği zamanlarda yaşadı. Ama o büyük kaygıların ötesinde, küçük şeylerle mutlu olabilmenin peşindeydi. 

Eğer hala Sait Faik okumadıysanız, okumanızı şiddetle tavsiye ederiz. Kendinize ait birçok şey bulacaksınız...

1942 senesinde ''Casablanca'' filminin ilk gösterimi, New York'ta yapıldı.

IMDb: 8.5

2. Dünya Savaşı sırasında Fas’ın Casablanca kenti, Hitler’den kaçan Avrupalılarla rengarenk, çeşitli bir görünüm kazanmıştır. Rick Blaine karakteri, şehrin en popüler barını işletirken bir gün eski aşkı Ilsa, direniş lideri kocası Victor Laszlo ile birlikte gelir. Rick, Ilsa ve Victor’un şehirden kaçmalarını sağlayabilecek tek kişidir.

Casablanca, hem unutulmaz bir aşk filmi klasiği olarak hem de Humphrey Bogart ve Ingrid Bergman’ın unutulmaz oyunculukları ile kült olmuş bir yapım.

6. 24 Kasım 1934'te Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, meclisten çıkan kanunla ''Atatürk'' soyadını aldı.

Bugün Mustafa Kemal'i en iyi anlatan sıfatlardan biri şüphesiz ki soyadı. Öyle ki, dönemin başbakanı İsmet Paşa'nın kanun teklifiyle birlikte Mustafa Kemal'i en iyi anlatan anlamlı bir soyadının verilmesi, Mecliste oy birliğiyle kabul edildi.

1991'de Quenn grubunun solisti Freddy Mercury, AIDS yüzünden Londra'da öldü.

Sesi ve sahne şovlarıyla hala dünyanın en güçlü vokali olarak anılan, Queen grubunun efsane solisti Freddy Mercury'ye 1987 ilkbaharında AIDS teşhisi kondu. Oysa o yıl yayımlanan bir röportajında Mercury, test sonuçlarının negatif çıktığını söylemiş ve AIDS olduğunu inkar etmiş olsa da daha sonra bir basın açıklaması ile bu durumu doğruladı. 24 Kasım 1991'de ise AIDS'in getirdiği komplikasyonlar sonucu Londra’da yaşamını yitirdi.

7. 25 Kasım 1925'te şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de tarafından kabul edildi.

Tarihten bildiğimiz üzere bu kanun kabul edilirken, birçok bölgede özellikle de Rize'de şapka ve diğer inkılaplara karşı gösteriler yapılmış ve göstericilerden sekizi idama mahkûm edilmişti.

1934'te ise Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Paşa'ya "İnönü" soyadını verdi.

Türkiye için Atatürk kadar önemli isimlerden biri de İnönü. Bildiğiniz üzere kendisi ülkemizin ilk Başbakanı ve ikinci Cumhurbaşkanı olmuştu. İsmet Paşa’nın, İnönü savaşında gösterdiği üstün performanstan dolayı, 1934 yılında Atatürk tarafından kendisine İnönü soyadı verilmişti.

Gördüğünüz gibi tarihte bu hafta da olanlar olmuş. Haftaya yepyeni olaylarla görüşmek üzere...

Esenlikle kalın efenim...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ozturk-sadri-alisik

1-hatalı başlık, Anıtkabir o zamanlar yapılmamıştı

sara-akgun-cinkitas

Ayrıca 2. Mahmut fesi zorunlu yaptığında da yine aynı tayfa bu sefer fese karşı çıkmıştı. 2. Mahmut'un adını gavur padişaha çıkartmışlardı.

sara-akgun-cinkitas

#7. madde fazlasıyla yetersiz ve yanlış olmuş.Rize'de imam Şaban ve muhtar Yakup Ağa'nın ele başı oldukları bir isyan çıkarıyorlar. Devletin dinsizliğe doğru gittiği, kadınların namusunun kalmadığı gerekçesiyle 6 jandarmayı esir alıyorlar. Şehrin yağmalanmasını hükumet konağının basılmasını buna uymayanlarınsa öldürüleceğini söylüyorlar. Hatta bununla da kalmayıp Peçeli Mehmet'in Ankara’da ihtilal yapıldığını, Mustafa Kemal’in üç yerinden yaralandığını, İsmet Paşa’nın öldürüldüğünü devletin dindar paşaların kontrolüne geçtiğini söyleyerek halkı galeyana getiriyorlar. İsyancılar şehri yağmalamaya başladığı için isyancıların yığınak yerleri bombalanıyor. Sonra da bunun adına Rize'de şapka giymeyenleri bombaladılar diyorlar yani olay şapka giymeme meselesi değil Ortada silahlı bir isyan, yağmalanan köyler, basılan hükumet konağı ve esir edilen 6 jandarma var. Ayrıca şapka sadece devlet memurlarına zorunlu halka şapka giyme zorunluluğu bile yoktu.

Başlıklar

AltınAmerika Birleşik DevletleriAnkaraFransaİntiharİstanbulÖğretmenRengarenkRizeSavaşTürkiye Büyük Millet Meclisiaşkkadınlarolay
Görüş Bildir