Fas Haberleri

Fas ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Fas ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

30 Harika Fotoğrafla Eşsiz Bir Seyahate Çıkın
'İnviv0' isimli Deviantart kullanıcısı, gezdiği yerlerin harika fotoğraflarını çekip, bunları hem Facebook sayfasında, hem de Deviantart profilinde paylaşıyor. Almanya'da yaşayan fakat memleketi İstanbul olan inviv0'nun, gerçek ismini maalesef bilemiyoruz. Profesyonel bir fotoğrafçı olmadığını, sadece seyahat ettiği yerlerin fotoğraflarını çekmekten hoşlandığını dile getiren inviv0'nun objektifinden 30 fotoğraf sizlerle...
Gündelik Kıyafetlerle Doğa Fotoğraflarını Zekice Tamamlamak
Brighton merkezli fotoğrafçı Joseph Ford, sanat yönetmeni Stephanie Buisseret, stilist Mario Faunez ve ilerleyen günlerde ekibe katılan bir diğer stilist Almut Vogel ile birlikte gündelik kıyafetlerin yakın çekim fotoğraflarıyla doğa fotoğrafları zekice birleştirilmiş. Kazağın kıvrımları bir çölü, kot pantolondaki görüntü bulutu, fermuarlar ise yolları tamamlamış. İşte oldukça yaratıcı çalışma sizlerle...
Kılıçdaroğlu Kürsüyü Yumrukladı, Tape Dinletti!
Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin grup toplantısı konuşması öncesi salonda dev ekran kuruldu. CHP Lideri, konuşmasına başladığı anda salondaki bir kişinin sözleri gerginliğe neden oldu. Sözünün kesilmesi üzerine sinirlenen ve kürsüyü yumruklayan Kılıçdaroğlu, “ Parti kültürünü benimsemeyen ve Genel Başkanı’nın sözünün kesen hemen burayı terk etsin. Atın bunu dışarı” dedi. İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları Kamuoyuna sızan ancak geniş kitlelerin bilmediği telefon konuşmalarından bir demet dinletmek istiyorum. Parti kültürünü benimsemeyen genel başkanını sözünü kesen, derhal burayı terk et kardeşim. Çıkarın dışarıya. Gençlere ve kadınlara yer açacağım. Kim ne derse desin daha fazla kadın daha fazla genç yer alacak. “Ben olmazsam CHP olmaz” zihniyetini kaldıracağım. CHP varsa hepimiz için var. Ben varsam CHP” anlayışı yok… Biz varsak CHP var… Bu dinlemelerin tamamı yasal. Tümü mahkeme kararıyla tespit edilmiş dinlemeler. Yasadışı dinlemelerle bizim işimiz olmaz. Biz devletin resmi kayıtlarına girmiş olan ve ısrarla dillendirdiğimiz halde Erdoğan ve tayfasının görmezden geldiği dinlemeler. “BUNLAR YASAL DİNLEMELER” Kılıçdaroğlu daha sonra bazı iş adamlarının Sabah ve ATV’nin satın alınmasıyla ilgili havuz oluşturulduğuna dair konuşmalar olduğu iddia edilen ses kayıtlarını dinletti. Bunlar tümüyle mahkemenin verdiği kararlar üzerine yapılan yasal dinlemeler. Urla’daki villaların nasıl yapıldığı, iş adamının kaymakamı nasıl görevlendirdiği, valinin yasal görevini yaparken Diyarbakır’a nasıl sürüldüğünü hepimizi biliyoruz. Havuz işini gördünüz burada bir medya kuruluşun başka bir holdinge devretmek için bizzat başbakanın devreye girip Binali Yıldırım’ın işi nasıl örgütlediğini. “RÜŞVETTİR BU” İhalelerin nasıl verdiğini artık hepimiz biliyoruz. Bir Recep Tayyip Erdoğan var bir Binali Yıldırım var. Büyük ihaleleri bunlar dağıtıyor. İhaleden sonra salma salıyorlar. Şu kadar parayı bize vereceksiniz diyorlar. Verilen paranın ardından iş adamlarına verilen paranın tutarı 87 milyar dolar. Rüşvettir arkadaşlar bu. Böyle bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bugüne kadar ayakkabı kutusu dedik, 700 bin liralık saat dedik, yatak odasında kasalar dedik, kasalar içinde milyonlar dedik, genel müdürün evinden 4,5 milyon dolar çıktı dedik tık yok… Söylediği ne paralel devlet var dedi. “DEVLETE GÖZDAĞI VERİYOR” İki resim arasındaki farkı görüyorsunuz devlete gözdağı veriyor. Ben olduğum sürece benim oğluma kimse dokunamaz diyor. Ben devletim diyor. Sen nasıl bir devletsin sen paralel bir devletsin. Vatandaşa ayrı sana ayrı hukuk uygulanıyor. Diğer tarafta bir baba ve sırtında 1,5 yaşında çocuğunun naaşı var. Hüzün içinde götürüyor. AKP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum. Bu fotoğrafı sindiriyorsanız gidin oy verin. Ama hayır bu ülkenin temiz siyasete ihtiyacı var hiçbir baba çocuğunun cenazesini sırtında taşımasın diyorsanız bu iktidardan bıktık deyin. Bunu karşısında ne denilebilir ki. Birisi diyor zaten, “Bunları millet duysa yer yerinden oynar” diyor. Minik Muharrem’in ablası devlet zorluklar için vardır biz aradık kimse bizimle ilgilenmedi” diyor. 13 yaşındaki kızın sesini acaba Recep Tayyip Erdoğan duyacak mı.Senin vicdanın acaba duyuyor mu? Oğluna bir vakıf kurdurmuş adı Türgev. İhale alanların rüşvet ödedikleri bir yer var adı Türgev. Rakamı kuruşlu kuruşuna verdim. 99 milyon 990 dolar. 100 milyon dolardan 10 dolar eksik. “BU PARAYI PARALEL DEVLET Mİ YATIRDI” Türk parası ile 221 trilyon lira. Bu para geliyor onun vakıf hesabına yatıyor. Defalarca sordum bu neyin parasıdır. Tık yok. Hep söylediği paralel devlet. Bu parayı senin oğluna paralele devlet mi yatırdı. Yatırdıysa götür ÇYDD’ye ver onlar da fakir öğrencilere versin. Rüşvetten, Zarrab’tan, 700 bin liralık kol saatinden bahsediyoruz sesi çıkmıyor. AKP’ye oy veren yurttaşlarıma sesleniyorum, hiçbir şeyi düşünmüyorsanız ayakkabı kutusunu bir düşünün. 4,5 milyon dolar bu kutuda ne arar. “BİNALİ YILDIRIM NE DEMİŞTİ…” Oradan ayrılmamasını isteyen Recep Tayyip Erdoğan’dır. Onu oraya getiren de Binali Yıldırım’dır. Milletin anasını belleyeceğiz diyor. Sen onu söylediğinde İntes’in başsında nasıl kalacaksın. Binali yıldırım yasadışı dinlemeler ilgili CHP milletvekillerine ne demişti: “Yanlış işiniz yoksa dinlemelerden korkmayın” Bu dinlemelere milyon Ali de takılmıştır yanlış işi olduğu için. Ama bu tapeler yasal dinlemelerdir… Muammer Güler – BARIŞ GÜLER KONUŞMASI Burada bir konuşmayı daha sizlere sunmak istiyorum. 17 Aralık’ta operasyon sabahı barış Güler babası İçişleri bakanı Mumammer Güler’i arıyor. Ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor: Barış Güler: 6 buçukta geldiler Celal kara diye bir savcı arama kararı çıkarmış Muammer Güler: Ne var oğlum senin evinde Barış Güler: Hiçbir şey yok baba Muammer Güler: Para ne var. Barış Güler: Kendi param üç beş kuruş kalan param. Muammer Güler: Kaç para Barış Güler: Sen biliyorsun Muammer Güler: Kaç lira oğlu.. Barış Güler: 1 trilyon civarı param var o kadar… Muammer Güler: Evet evet. Tamam oğlum. El koydular mı paraya Barış Güler: Yok arama yapıyorlar. Muammer Güler: Senin şimdi anladığım akdarıyla Rıza Zarrabla bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık işim var. Gayr-ı resmi yapıyorum. Benim alacaklı olduğum dayımın oğlu bunların yanında çalışıyor. “BU TAPELER YASA DIŞI DEĞİL…” Bu tamamen telaş sonucu söylenen laflar… Arama yapılıyor, babasını arıyor. Babası bunların hepsini biliyor. Burada AKP’ye oy vermiş vatandaşlarıma sesleniyorum… Bu tapeler mahkeme kararıyla alınan tapelerdir. Bunlar yasadışı değil. Kimsenin kimseye darbe yaptığı yok. Eğer darbe yapıldıysa senin cebine darbe yapıldı sevgili vatandaşım senin cebine… “TÜRKİYE’NİN YENİ BİR ÜNLÜ ŞAHSI OLDU: ALO FATİH” Türkiye’nin yeni bir ünlü şahsı oldu Alo Fatih… Yalçın akdoğan biz meclis TV’yi kapattırıyoruz siz yayınlıyorsunuz diyor arayarak. Biz yasak getirdik siz canlı veriyorsunuz diyor. TBMM’deki görüşmeler milletten neden yasaklanıyor… Hani milli iradeye saygı vardı. Vatandaş ister dinler ister dinlemez. Tabi bununla da sınırlı değil Fas’tan arıyor, daha konuşması bitmeden emredersiniz diyor… Bu tablo yasakçı bir Türkiye’yi öngören bir tablodur. “BU MİLLETİN ANASINI BELLEYECEĞİZ” DEDİLER Öyle bir noktaya geldi ki yandaş gazetenin genel yayın yönetmeni Halkbank genel müdürünü arayarak “Süleyman 2 milyon gönder bunların paralarını vereceğiz” dedi. En sonunda çıkıp bu milletin anasını belleyeceğiz dediler. Buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum. Bunu sindiriyorsanız 30 Mart geliyor gidin oyunuzu verin… “ANANIZA KÜFÜR EDENE DERS VERECEKSİNİZ” Hayır ‘benim annem çok değerlidir, benim anneme kimse söz söyleyemez’ diyorsanız sizin ananıza küfür edene ders vereceksiniz. Buradan Adanalılara sesleniyorum bir vali çıktı burada söylemekten utandığım şeyler söyledi. Buna layık olmadığınız gösterin…Vagus Tv
Başbakan Erdoğan'ın Azarladığı Gazeteciler Listesi
Başbakan Erdoğan, azarladığı gazeteciler listesine Zaman Gazetesi muhabirini de ekledi. Urla’daki villalar, Sabah-ATV satışı ve Habertürk sansürüyle ilgili iddaları soran gazeteciyi azarlayan başbakanla ilgili TGC, bugün bir açıklama yayınlayarak başbakana “azarlamaktan ve nasıl soru sorulması gerektiğini söylemekten vazgeçmesi” için çağrı yaptı.  Zaman Gazetesi muhabirinin, Urla’daki villaları, Habertürk’e yönelik sansür iddialarını ve Sabah-atv grubunun satışıyla ilgili iddialarını sorması üzerine Erdoğan, “Öncelikle ‘İddia ediyoruz’ de. Çünkü bu iddialarının hepsinin altında patronlarınız var. Hepsinin altında dışa bağlı olduğunuz yer var.” ifadelerini kullandı. Habertürk’e müdahale iddiasını da doğruladı. Kendisini şöyle savundu: “Evet, Fas’tan aradım. Altyazı ile alakalı olarak bize yapılan hakaretlerle ilgili. Kendileri de gerekli uygulamayı yaptılar. Bu tür şeyleri de öğretmek durumundayız.” TGC: Azarlamak, hedef göstermek demokratik tutum değildir Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu bugün konuyla ilgili bir açıklama yaparak, Başbakanın soru sormaya çalışan gazetecileri azarlamasını eleştirdi. Son yıllarda iktidarın gazetecileri “soru soramaz” hale getirdiğine dikkat çeken TGC Yönetim Kurulu açıklamasında, “Halkın bilgi edinme ve gerçekleri öğrenme hakkı için çalışan gazetecilerin görevlerini yapamaz hale getirilmesinin bedelini Türkiye ağır ödemektedir. Başbakanı gazetecileri azarlama alışkanlığından vazgeçmeye davet ediyoruz” denildi. “Medya yöneticilerinin de kamu yararını gözeten haber yapan gazetecileri işten attıklarını rahatlıkla ifade etmeleri basın özgürlüğü açısından nasıl bir karanlık tabloyla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha göstermiştir.” Açıklaması yapan TGC “basın toplantılarında soru sorabilen gazetecilerin azarlanması, hedef gösterilmesi, nasıl soru sorması gerektiğinin anlatılması çağdaş demokrasi ile bağdaşır bir tutum değildir”dedi. Erdoğan’ın azar listesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gazetecilerle olan ilişkileri gittikçe bozuluyor, fakat söz konusu tavrı yeni değil. Aşağıdaki listeye göz attığımızda, özellikle son iki yılda başbakanın gazetecilere uyguladığı baskının ülke sınırından taştığını, uluslararası medyada çalışan gazetecilere de yöneldiğini görüyoruz. 5 Ocak 2004: Karabük’te yaşlılar ve çocuk yurdunu ziyarete giden Erdoğan’a, Vatan gazetesi muhabiri, her iki yurtta da hem yaşlılar ve hem de çocukların özel olarak odalarından getirildiğini söyleyerek “Biliyor muydunuz?” sorusunu sordu. Erdoğan “İyi niyetli değilsin, edepsizlik yapma! Leş gibi alkol kokuyorsun. “ cevabını verdi, gazeteci Başbakanlık korumaları tarafından tartaklandı. 26 Eylül 2008: Deniz Feneri skandalının konuşulduğu günlerde başbakan, Kocatepe Camii’nin avlusundaki kitap fuarını gezdiği sırada kendisini Deniz Feneri Derneği’nin standı ile aynı karede görüntülemek isteyen Hürriyet ve Milliyet Gazetesi muhabirlerini “Sen çok akıllısın, ben senin aklını biliyorum. Terbiyesizlik, edepsizlik etme, çekil kenara” diyerek azarladı. 15 Mayıs 2010: Erdoğan, Yunanistan ziyareti sırasında,  Yunanistan’dan bir gazetecinin Ege’deki Türkiye uçaklarının uçuşu hakkındaki sorusu üzerine “Siz Yunan Silahlı Kuvvetlerinin gazetecileri gibi çalışıyorsunuz. Hatta radar üssünde görevli bir teknisyen gibi çalışıyorsunuz. Her gün kaç uçak kalktı onu takip ediyorsunuz. Gazeteciler olarak ortalığı germeyin. “dedi.Bunun üzerine gazeteciler, ‘Siz bize işimizi nasıl yapacağımızı mı tavsiye ediyorsunuz?’ diyerek Erdoğan’ı eleştirdi. 3 haziran 2013: Reuters muhabirinin Gezi olayları üzerine sorduğu “Aşırı güç kullandığını düşündüğünüz polis için alınmış bir önlem var mı? Yumuşatıcı tavır içine girecek misiniz?” soru üzerine Erdoğan, gazeteciyle polemiğe girdi; “Yumuşatıcı ifadeler ne olabilir, bana öğretirseniz ben öyle konuşurum.” diyerek “Ne yapılmadi ki bu ülkede böyle bir adım atılmıyor. Size de soruyorum aldığınız bir mesaj var mı?” sorusuyla soruya karşılık verdi. 6 Kasım 2013 Öğrenci evleriyle ilgili soru soran Kanaltürk muhabiri, “kişilerin özel evlerine nasıl müdahale edileceğini” sorunca Erdoğan şu cevabı verdi: “Kişilerin özel müstakil evlerinde, bir farklı kız bir farklı erkek aynı evde kalması nasıl doğru olabilir. Siz kızınıza, oğlunuza böyle bir şeyi hoşgörüyle karşılayabilir misiniz?” Gazetecinin “ben konu değilim” hatırlatması üzerine Erdoğan “çocuğunuzla ilgili böyle bir şeyi uygun buluyorsanız hayırlı olsun.” yorumunu yaptı. 7 Kasım 2013: İsveçli bir gazetecinin Türkiye’nin Suriye’deki cihatçı gruplara destek verip vermediğini sorması üzerine, Erdoğan gazeteciyi azarlayarak, “Neye dayanarak bunu söylüyorsun, elindeki belgeler neler?” sorusunu sordu. 9 kasım 2013: Erdoğan, kendisine ‘kızlı-erkekli öğrenci evleri’ konusunda Helsinki’de soru soran Finlandiyalı gazeteciye, “Değerli arkadaşımı herhalde birileri özel olarak görevlendirmiş” cevabını verdi. 10 Şubat 2014: AKP’nin oyunun yüzde 34,6 ya düştüğünü iddia eden anketle ilgili soru soran Zaman gazetesi muhabirine “sen inanıyor musun buna? Senin mensubu olduğun gazete başka bir anket yayınlamıştı. Seninkine mi inanalım, buna mı inanalım? Ben de diyorum ki senin mensubu olduğun gazete de bir anket yayınladı. İşte bu anketin adı paralel yapı firmasının anketidir.” Diye cevap verdi. Aynı muhabirin “İşadamı Reza Zerrab’ın operasyondaki bakanlarla ilişkide olduğu, size MİT’in bununla ilgili sizi uyardığı söylendi. Doğru mu?” sorusuna ise “MİT’in bu tür raporlarına nüfuz edecek kadar paralel yapının temsilcisi durumuna düşüyorsunuz. Müşterek çalışıyorsunuz da ondan.” dedi. Kaynak: Gözde Kazaz | Yeşil Gazete
!F İstanbul Başlıyor
!f İstanbul bağımsız sinemanın başarılı örneklerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music partileriyle İstanbul’un eğlence hayatına alternatif olacak, !f ² ile de 30 şehre film götürecek. Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmleri de Türkiye’de ilk kez seyirciyle yine bu festivalde buluşacak. “Galalar” bölümündeki filmlerden birkaçı şöyle: The Hunting Party/Av Partisi, Amerikalı Richard Shepard’ın yazıp yönettiği, Jude Law’ı en sıra dışı rollerinden birinde görme imkanı sunacak suç komedisi Dom Hemingway; arkadaşlıklar ve geçici aşklar üzerine eğlenceli hikayesiyle eleştirmenlerin gözdesi olmuş, Tarantino’nun “2013’ün en iyi filmleri” listesinde de 5. sırada yer almış Joe Swanberg imzalı Drinking Buddies/Akşamdan Kalanlar; San Sebastian’da Büyük Ödül’ün yanı sıra Özel Mansiyon ve Selanik’ten FIPRESCI ve Jüri Özel ödüllerini alan, Bad Hair/Kıvırcık Saç; Locarno’da kadın oyuncu dahil dört ödül birden alan, Atina ve Valladolid’de seyircinin gönlünü kazanıp ödüllere boğulan Short Term 12/Kısa Dönem 12; Louise Archambault’un Locarno’dan Seyirci Ödüllü aşk filmi Gabrielle; Alex Gibney’nin Julian Assange ve Bradley Manning’in psikolojilerini ve onların etrafında yaratılan efsaneleri kurcalayan belgeseli We Steal Secrets: The Story of WikiLeaks/Sırları Çalıyoruz: WikiLeaks’in Hikâyesi; ünlü İtalyan aktris Valeria Golino’nun yönettiği, yılın en ödüllü filmlerinden Honey/Bal; ilk uzunu Reconstruction/Yeniden Sev Beni’den beri kendine sıkı hayranlar yaratan Christoffer Boe’nun yeni filmi Sex, Drugs & Taxation / Spies & Glistrup; Amerikan bağımsız sinemasının gözde kadın yönetmenlerinden Kelly Reichardt’ın bir barajı havaya uçurmayı hedefleyen radikal çevreci üç aktivistin hikâyesine odaklandığı filmi Night Moves/Gece Planı; Karl Lagerfeld, Tom Ford, Donatella Versace’nin arz-ı endam ettikleri, Fransız Vogue dergisinin eski editörü Carine Roitfeld’in hayatını anlatan Mademoiselle C/Matmazel C; aynı zamanda ünlü bir modacı olan Agnès B.’nin bir çocukluk travmasının çetin ve sinemasal olarak çok yönlü hikâyesini anlattığı filmi My Name is Hmmm…/Benim Adım Hmmm…; 2007’de çektiği Amal’la tanınan Hindistan asıllı Kanadalı yönetmen Richie Mehta’nın çalışmaya gönderdikleri çocukları Siddharth’ı kaybeden bir ailenin hikâyesini konu alan Siddharth; Sundance’te oyuncu performanslarına Jüri Özel Ödülü getiren ve yılın en parlayan bağımsızlarından The Spectacular Now/Şu An Muhteşem; Irvine Welsh’in aynı adlı romanından uyarlanan, James McAvoy’u seks düşkünü, alkolik ve uyuşturucu bağımlısı bir polis olarak izleyeceğimiz Filth/Pislik ve sıkı sinefillerin ilk uzunu Abel’den beri takip ettikleri Hollandalı usta Alex van Warmerdam’ın son yapıtı Borgman/Bela. Ayrıca, yılın beklenen filmlerinden Nymphomaniac, Dallas Buyers Club, The Double, Under the Skin, Is the Man Who Is Tall Happy?: An Animated Conversation with Noam Chomsky, The Wind Rises ve The Grandmaster da Türkiye galasını yapacak filmler arasında… !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin uluslararası yarışmalı bölümü Keş!f, altıncı yılında yılın ilham veren yönetmenini aramaya devam ediyor. İlk ya da ikinci filmini yönetmiş yönetmenlerin filmlerinin yarıştığı “Keş!f” bölümünde, ABD, Almanya, Fransa, Fas, Irak, İngiltere, İran, İsviçre, Nepal, Norveç, Sırbistan ve Türkiye’den toplam 9 film yarışacak. Hamam, Hayal Kurma Oyunları, Anlat İstanbul, Ses, Aşk Tesadüfleri Sever filmlerinin oyuncusu, en son “Muhteşem Yüzyıl” adlı televizyon dizisinde Şehzade Mustafa rolünde izlediğimiz Mehmet Günsür; Silkwood, House of Games, Valmont ve The People vs. Larry Flynt gibi pek çok klasik filmde yapımcılık, Amadeus’tan Man on the Moon’a, Brokeback Mountain’dan Gangs of New York’a, birçok filmde yürütücü yapımcılık yapmış Michael Hausman; New York Film Festivali seçim komitesinde görev alan, aynı zamanda New Directors/New Films’in ortak direktörlüğünü ve Film Society of Lincoln Center’ın programlama direktörlüğünü de yürüten sinema yazarı ve film küratörü Dennis Lim; La Moitié gauche du frigo, Congorama, It’s Not Me, I Swear! gibi ödüllü filmlerin yanı sıra en son 2011’de Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığı kazandığı Monsieur Lazhar’ın Kanadalı yönetmeni Philippe Falardeau ve Berlinale’nin yenilikçi filmleri öne çıkardığı Forum bölümünün direktörü Christoph Terhechte’den kurulu Keş!f jürisi, 2014’ün ilham veren yönetmenini seçecek. Keş!f Uluslararası Yarışma filmleri ise şöyle: Ramon Zürcher’in Toronto, Cannes, Berlin gibi festivallerde büyük övgüyle karşılanan filmi The Strange Little Cat/Tuhaf Kedicik; İngiliz yönetmenler Stephanie Spray ve Pacho Velez’in Locarno’da En İyi İlk Film dalında özel mansiyon kazanan filmleri Manakamana; Clio Barnard’ın Cannes’da Label Europa Cinemas Ödülü’nü kazanmış, Stockholm ve Londra film festivallerinde ‘En İyi Film’ seçilmiş The Selfish Giant/Bencil Dev’i; İranlı Shahram Mokri’ye Venedik’te Orrizonti Jürisi’nden Teknik Başarı Ödülü’nü getiren Fish&Cat/Balık ve Kedi; Iraklı yönetmen Hisham Zaman’ın Kuzey Kürdistan’da başlayan ve İstanbul’a uğrayan, Tribeca’dan ödüllü filmi Before Snowfall/Kar Yağmadan Önce; Abdellah Taïa’nın bir gey çocuğun Arap toplumunda büyümesini anlattığı Salvation Army/Kurtuluş Ordusu; Narimane Mari’nin belgesel sinemanın kalesi sayılan CPH:DOX’dan en iyi belgesel ödüllü filmi Bloody Beans/Kahrolası Fasulyeler; Sırbistanlı kadın yönetmen Mina Djukic’in büyüme hikâyesi The Disobedient/Haylaz ve Türkiye’den Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın dünya prömiyerini Berlinale’nin Generation bölümünde yapacak, Altın Portakal’da ‘En İyi İlk Film’, ‘En İyi Senaryo’ ve ‘En İyi Kurgu’ ödüllerini toplamış filmleri Mavi Dalga. Keş!f bölümündeki filmler ayrıca, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisi tarafından değerlendirmeye alınacak. Burçin Yalçın, Cem Altınsaray ve Müge Turan’dan oluşan jüri, seçecekleri bir filme SİYAD Ödülü’nü verecek. !f İstanbul’un bu yılki yenilikleri arasında ise, uluslararası yarışma “Keş!f”e kardeş gelen Aşk & Başka Bi’Dünya özellikle dikkat çekiyor. Filmleriyle yeni ve açık yollara, yöntemlere ve birlikteliklere işaret eden sinemacıları bir araya getirecek Aşk & Başka Bi’Dünya Yarışması, kamerayla dünyayı değiştirmeyi başarmış yönetmenleri İstanbul’da ağırlayacak ve “yılın en yaratıcı müdahalesini” arayacak. Aşk & Başka Bi’Dünya’yı yepyeni bir platforma dönüştürmeyi amaçlayan !f İstanbul, bu yarışma dışında ayrıca bir konuşma serisi ve aktivist sinemacılar buluşması da düzenleyecek. !f İstanbul’un sinemada oyun alanı yaratan ve seyirciyi oynamaya davet eden filmleri bir araya getiren bölümü “Oyun” da ise, oyuncul belgeseller, kaçık bilimkurgular, kült adayı ilk filmler, Japonya’dan gerçeküstücü fanteziler ve animasyon dünyasının en son hitleri seyirciyi yeryüzünün ve insanlık tarihinin belki de en eski eylemiyle, ‘oyun’la baş başa bırakacak. !f İstanbul, her yıl sinemanın değişik mıntıkalarında gezinen “Özel Gösterimler” bölümüne bu sefer iki ustanın işini konuk ediyor. Qatsi Üçlemesi’nin kült yönetmeni Godfrey Reggio’nun diyalogsuz bir modern yaşam portresiyle geri döndüğü Visitors/Ziyaretçiler ve sinemaseverleri usta yönetmen David Lynch’in bilinmeyen hayatına tanıklık ettirip meditasyon çalışmalarına göz attıracak, David Lynch: Meditation, Creativity, Peace/David Lynch: Meditasyon, Yaratıcılık, Huzur dikkat çeken yapımlardan. !f İstanbul’un kemikleşen bölümlerinden “!f kült”e bu yıl Charles Laughton’ın 1955 tarihli klasiği The Night of the Hunter/Caniler Avcısı konuk oluyor. Aslen oyuncu olarak tanınan Laughton’ın ilk ve son yönetmenlik denemesi olan film, kendisine vaiz süsü veren ama aslında kendini kadınları öldürmeye adamış Powell’ın, hapishanede öğrendiği bir gerçekle bankadan soyulmuş paraların peşine düşmesini anlatıyor. Başroldeki Robert Mitchum’ın sinema tarihinin en etkileyici kötü karakterlerinden birine hayat verdiği bu kara film, döneminde değeri bilinmemiş olsa da zamanla kült mertebesine erişmiş ve kendine sıkı hayranlar edinmişti. Bu yıl içinde çeşitli ülkelerde yeniden gösterime girecek Caniler Avcısı, yenilenmiş kopyasıyla Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da olacak. Yaratıcılığa ve deneyimlere açık sinemaseverlerin !f alanı “Karanlık & Köşeli” bölümünde bu yıl da, karanlık ve rahatsız edici yapımlardan yılın en çok konuşulan fantastik ve avangart filmlerine, seyircide ‘görme biçimleri’ni değiştirip, algının kapılarını sonuna kadar açmayı hedefleyen filmler toplanıyor. Müzik filmlerini buluşturan !f music’in bu yılki seçkisinde yer alan filmler ise şöyle: 2009’da Cherrybomb’la dikkatleri çeken ikili Lisa Barros D’Sa ve Glenn Leyburn’un radikal, asi ve son derece tutkulu bir müziksever Terri Hooley’nin 70’lerin Belfast’ında plak dükkânı açmakla başlayan, İrlanda’nın punk babasına dönüşen hayatını anlattıkları Good Vibrations, Amerika’nın en iyi indie gruplarından The National’ı konu alan ama onun hakkında olmayan bir belgesel olma tuhaflığıyla grubun hayranlarının ilgisini hak eden Mistaken For Strangers; eskiden A Silver Mt. Zion olarak da bilinen Kanadalı ünlü post-rock grubu Thee Silver Mt. Zion Memorial Orchestra’nın evcil çifti Efrim ve Jessica’nın bir yandan müzik, bir yandan da ev yaşamlarına eşlik etmememizi sağlayan Gel Bizimle Dertlen!; Küba’yı kasıp kavuran, hükümetin konser vermelerine ve hatta albüm yapmalarına izin vermediği underground rap grubu Los Aldeanos’la tanışmamıza vesile olan Viva Cuba Libre: Rap is War/Viva Cuba Libre: Rap Savaştır ve çağımızda müzisyen olmanın getirdiği zorluklara odaklanan, 15. yılına giren New York Red Bull Müzik Akademisi’nin eğitimlerinin yanı sıra, Brian Eno, Rakim ve Lee ‘Scratch’ Perry gibi isimleri de izleyeceğimiz Ne Fark Eder? Müzik Yapmaya Dair Bir Film. !f music kapsamında ayrıca 3 özel etkinlik gerçekleşecek. !f istanbul’un açılış partisi için İstanbul’a gelecek olan İngiliz müzik prodüktörü, söz yazarı, remix sanatçısı Ewan Pearson; Protools, Logic ve Ableton Live yazılım programları üzerine çalışma tekniklerini anlatacağı “Dijitalden analoga, kendi sesini yaratmak” başlıklı bir sohbet düzenleyecek. (16 Şubat, 18.00 – 19.00) !f music kapsamında bir de pop up etkinliği gerçekleşecek. 19 Şubat’ta Babylon’da yaşanacak sinema ve konser deneyiminde, görüntü ve müziğin sıradışı bir şekilde bir araya geldiği Jem Cohen’in filmlerine, Guy Pucciotto’nun (Fugazi) gitarı, Jim White’ın (Dirty Three) davulu ve George Xylouris’un udu eşlik edecek. Jem Cohen, bu performans için özel olarak bir araya getirdiği 3 yeni kısa filmiyle izleyicileri sağanak yağmurlu şehir manzaralarının, gece ve müzelerin gizemli dünyasına, müzisyen arkadaşlarının eşliğinde büyüleyici bir yolculuğa davet edecek. (19 Şubat Çarşamba / 21.00) Dünyada ilk kez !f İstanbul tarafından gerçekleştirilen ‘alternatif dağıtım ve paylaşım’ projesi “!f ²’’ bu yıl beşinci kez yapılacak. Festivalin son üç günü olan 21-22-23 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gösterilecek 5 film, 30 şehir ve 36 farklı noktada, 15 bin kişiye aynı anda ulaşacak. İstanbul’daki festival salonlarını Türkiye’nin 26 şehrinin yanı sıra Lefkoşa, Gümrü, Kudüs, Erivan ve Ramallah’a taşıyacak “!f ²’’de Tek Başına Dans, Gabrielle, Bad Hair/Kıvırcık Saç, Honey/Bal ve Everyday Rebellion/Her Gün İsyan filmleri gösterilecek. !f İstanbul’un kısa metrajlı film üretimine dair son bir yıl içerisindeki eğilimlerin derlemesini yapmak amacıyla hazırladığı “Türkiye’den Kısalar”, bu yıl da yönetmen ve yapımcıların yanı sıra kısa film izleyicilerinin önerileriyle hazırlandı. !f İstanbul’un tematik olarak programladığı “Türkiye’den Kısalar” seçkileri İstanbul, Ankara ve İzmir’de çeşitli festival sinemaları ve mekanlarında ücretsiz olarak !f izleyicilerine sunulacak. İstanbul’daki gösterimler sırasında yapılacak “İzleyici Oylaması” sonucu bir kısa filmin yönetmeni uluslararası bir festivale izleyici olarak katılmaya hak kazanacak. !f İstanbul’da tüm bu gösterimler ve etkinliklerin yanı sıra; Sundance Enstütüsü ile ortaklaşa yürütülen Sundance Senaryo Lab öncesi, Zeynep Dadak ve Merve Kayan’ın yönettiği Mavi Dalga’ya özel bir atölye gerçekleşecek. SALT Beyoğlu, Açık Sinema, Cezayir; İzmir’de Fransız Kültür Merkezi ise, festivalin İstanbul’daki etkinlik ve atölye çalışmalarının mekanı olacak. !f İstanbul’un 2014 kampanyasının yüzü olan “Acımadı ki!” adlı tanıtım filmi, “Rafineri” tarafından hazırlandı ve Walky Talky yönetmenliğinde, Anima tarafından çekildi.Zete
Mercedes Nazi Geçmişiyle Yüzleşti
Almanya'da Mercedes'in merkezinin de bulunduğu sokağa bir Macar Yahudisi kadının adı verildi. Şirket sokağa bir kadın adının verilmesini önererek Berlin belediyesine iki isim sundu. Bunlardan biri şirketin kurucusu Carl Benz’in karısı Bertha Benz ve diğeri de otomobil markasının adını aldığı, şirketin ortağı Emil Jellinek’in kızı Mercedes Jellinek idi. Ancak Belediye iki ismi de reddetti ve sokak için başka kadının adını önerdi: bu kadın Mercedes otomobili de üreten Daimler Benz fabrikalarında bir zamanlar, toplama kamplarından getirilerek zorunlu işçi olarak çalıştırılan Macar Yahudisi ressam Edit Kiss Bán’dı. Edit Kiss Bán önce Budapeşte ve ardından da Düsseldorf’ta resim ve heykeltıraş eğitimi gören bir sanatçıydı. 1944’te de Yahudi olduğu için Ravensbrück toplama kampına atılmıştı. Binlerce kadınla birlikte zorunlu işçi olarak Mercedes fabrikalarına gönderildi. Daimler Benz fabrikası sahibi aile, özellikle de Carl Benz’in karısı Bertha Benz, Hitler hayranıydı. Otuzlu yılların sonlarından itibaren Nazileri destekleyen aile, rejimle yakın ilişkiler içindeydi. Adolf Hitler doğum gününde Bertha Benz’e özel kutlama mesajı gönderirdi. Daimler Benz 1941 yılından itibaren Nazi imparatorluğu için tanklar ve uçak motorları üretmeye başlamıştı. Naziler de toplama kamplarına toplanan tutsakları fabrikalar için seferber eriyorlardı. 1941 yılında Daimler Benz fabrikalarında çalışan 14 600 işçinin % 35’i karın tokluğuna çalıştırılan tutsaklardan oluşuyordu. Bu oranın 1944’te yüzde 68’e ulaştığı belirtiliyor. Nazi Ravensbrück ölüm kampından 1944 yılında, Daimler Benz fabrikalarında uçaklar için motor üretmeye götürülen ve orada günde 12 saat çalışmaya zorlanan on bin tutsaktan biriydi Edit Kiss Bán. 86241 numaralı tutsak Macar ressam ölüm kampında süren hayatın resimlerini yaparak ölümsüzleşti. Kampta küçük bir deftere çizdiği resimler elden ele dolaşıyor ve tutsaklara güç veriyordu. Ancak daha sonra defterdeki on iki resim gardiyanların eline geçti. Edit Kiss Bán ölüm kampından birkaç tutsakla birlikte, savaşın son haftalarında kaçmayı başardı. Macaristan’a döndü. Kamp hayatını anlattığı resimleriyle, ölüm ve çalışma kamplarının dayanılmaz koşullarını dünya kamuoyuna, belleklerden silinmez bir anı olarak bıraktı. Ünlü ressam daha sonra Fas, Fransa ve İngiltere’de yaşadı ve 1966’da da intihar ederek hayatına son verdi. O tarihte artık çok ünlü bir ressamdı. İşte Berlin şimdi bu ünlü ressamın adını, Mercedes fabrikalarının merkezinin de bulunduğu ana sokağa vererek, Nazi geçmişle bir kez daha yüzleşmiş oldu. Aslında Mercedes üreten Daimler Benz geçmişle daha önce de yüzleşmişti. Şirket, 1980’li yıllardan itibaren, 2. Dünya Savaşı esnasında tutsakların zorunlu olarak fabrikalarda çalıştırılmasıyla, tarihinin en büyük karlarını elde ederken, bunun orada çalışan tutsaklar için ne anlama geldiğini kavradığını dile getirdi. Şirket bu kamplardan kurtulan Yahudilerle ve onların dernekleriyle ilişkiler geliştirdi. Nazi geçmişle ilgili araştırma yapan kurum, vakıf ve derneklere de destekler verdi. Ancak bu konuda atılan en önemli adım, sokağın adının değiştirilmesi oldu.BBC Türkçe
DACİA Gerçek Bir Başarı Öyküsü
Cömertlik, güvenilirlik ve uygun fiyat konusunda öncü olan Dacia, bütün müşterilerin güvenini kazandı ve otomotiv pazarında güçlü bir konum elde etti. Dacia, geleneksel uygulamalardan radikal anlamda bir farklılık gösteren yeni otomobil anlayışının öncülüğünü yapıyor. Kısıtlı bütçeye sahip tüketiciler, 2. el bir araç almak yerine artık yeni bir Dacia sahibi olabiliyor. Alırken ve kullanırken ekonomiye önem veren tüketicinin seçimi Dacia, akıllı bir alışveriş olarak tanımlanıyor. Dacia, akıllı alışverişi teşvik ederek müşteri davranışlarının değiştirilmesine de katkıda bulundu. Bu durum aynı zamanda yüksek yenileme ve tavsiye oranları ile desteklenen güçlü marka bağlılığı ile kendini gösteriyor (TNS Sofres araştırması 2013). “Müşterilerimizi, gerekli olanla gösterişli olanı ayırt edebilen kabiliyetteki insanlar şeklinde tanımlayabiliriz. Bu sadece otomobil satın alırken değil, diğer her alanda da geçerli bir durumdur. 2005 senesinde Dacia’yı Avrupa’da “Be logical, be Logan” (Mantıklı ol, Logan ol) sloganı ile lanse ettik. O zamandan beri de Dacia ürün gamı genişlemeye devam etti ve şu anda yedi modele ulaştı. Söz konusu gerçeklik Dacia’nın 2.7 milyon müşterisi ile kendini bir kez daha ispat ediyor.” Renaud Pirel – Pazarlama Direktörü, Dacia Dacia için yine bir büyüme yılı Dacia 2013’de satışlarını 19.3% artırarak yaklaşık 430 bin satış adedine ulaştı. Bu başarının ardında Duster’ın başarılı satış grafiği ve Logan ile Sandero modellerinin yenilenmesi yatıyor. Dacia, 2013 yılında 6 yeni ülkeye giriş yaparak gelişmesini sürdürdü: İngiltere, İrlanda, Norveç, Danimarka, Kıbrıs ve Malta. 43 ülkede varlığını devam ettiren Dacia markası, yenilenen ürünü gamı sayesinde başarısını sürdürmeye kararlı. “Dacia ürün gamının yenilenmesi ve şebekemizin gelişimi sayesinde yeni ülkelerde ticari başarılar peşinde koşmayı ve aynı anda mevcut pazarlardaki pozisyonumuzu muhafaza etmeyi başardık.” Rafael Treguer - Dacia Pazarlama Direktörü Avrupa’da rekor satışlar Dacia’nın pazar payı 2013 yılında diğer tüm markalardan daha hızlı büyüdü. Sıralamada bir sıra yukarı tırmanan marka, Avrupa’da 16’ncı Fransa’da ise 5’inci sıraya yerleşti. Dacia, bir önceki yıla oranla %26 artış gösteren satış ile Avrupa’da rekor düzeyde satış rakamına imza attı. Dacia pek çok pazarda güçlü büyüme kaydetti: özellikle Fransa (+%11.0), İspanya (+%80.9), Portekiz (+%74.0) ve Hollanda (+%49.0). Dacia, Fransa’da bir sıra yükselerek binek+hafif ticari araç pazarında beşinci sıraya yerleşti. Dacia’nın 4 modeli de Top 3 müşteri satınalma listesinde yer alıyor: - Duster: C segmentinde No.1 SUV; - Sandero: B segmentinde No. 3 hatchback; - Lodgy: kendi segmentinde No. 2 kompakt MPV; - Dokker: hafif ticari araç No. 2. Marka, İspanya’da sıra dışı bir performans sergiledi. Satış rakamı bir önceki yıla göre %80.9 arttı. Bu sayede Dacia 2013’ün ilk 10 markasından biri haline geldi. Sandero en çok satılan araç oldu. İlk kez 2013 Ocak ayından satışa sunulduğu İngiltere’de ise Dacia 17 bin 146 adet satış gerçekleştirdi; bu rakam 0.7%’lik pazar payına karşılık geliyor. Autocar Magazine dergisine göre Dacia, İngiltere’ye giriş yapan yeni bir marka olarak en iyi ilk yıl sonucunu elde etti. Dacia: Euromed bölgesindeki üç ülkede pazar lideri Dacia, Euromed bölgesinde ilerleme kaydetmeye devam ediyor. Marka Türkiye, Fas ve Romanya’da hızla büyüyor; Bulgaristan’da 1 Numara. Dacia, Türkiye’deki pazarda 8’inciliği ele geçirerek köklü markaları geride bıraktı. Lodgy (segmentinde lider) ve Dokker sayesinde %4.3’lük pazar payına ulaştı. Ocak ayında ise ODD tarafından 2013 yılının “En Hızlı Büyüyen Hafif Ticari Araç Markası” ilan edildi. Euromed bölgesinde ise 2012’deki satışlar %7.4 artarken sadece muhteşem bir Aralık ayı geçirdi. (bir ayda %17’den fazla artış). Romanya ve Fas’ta 1 Numara olan Dacia ilerleme kaydetmeye devam ediyor. Dacia, Romanya’da %7 daralan bir pazarda, pazar payını 2013 senesinde önceki yıla göre 5.4 puan artış kaydetti. %31.7’lik pazar payı ile Dacia 1. sıradaki konumunu koruyor. Fas’ta ise marka, pazar payını 4.4 puan arttırarak %25.2’e yükseltti. 2006 senesinden beri en çok satan binek otomobil olan Logan büyük başarılara imza atmaya devam ediyor. Dokker ve Duster Fas’ın en çok satan otomobilleri sıralamasında üçüncü ve dördüncü sırayı aldı. Dacia, Bulgaristan’da %10.9’luk pazar payı ile tarihi liderleri geride bıraktı. Sandero ve Duster binek otomobil pazarında ikinci ve dördüncü sırayı alırken, Dokker hafif ticari araç satışlarında 1 Numara oldu. 50’den fazla gazetecinin oluşturduğu bir kurul; tasarım, motor, işlevsellik, sürüş güvenliği, fiyat ve kullanım masrafları kriterlerinee bağlı olarak Dokker’ı birinci seçti:. “Yılın Van’ı ödülünü aldığımız için çok gururluyuz. Söz konusu ödül Dacia Dokker’ın sadece niteliklerini ve başarısını değil aynı zamanda Dacia markasını Bulgaristan’da geliştirme yönündeki çalışmalarımızı da yansıtıyor”. Plamen Kyaychev - Dacia Pazarlama Direktörü, Bulgaristan. DACIA’NIN FACEBOOK’TA BİR MİLYONDAN FAZLA FAN’I VAR Dacia fan’larının heyecanı markanın ticari başarısını yansıtıyor. Kasım 2013’te Dacia bir milyonuncu Facebook fan��na ulaştı; bu, markanın çekiciliğini gözler önüne seren bir gerçek. Dacia sosyal ağda 2010 yılından beri yer alıyor ve şu anda uluslararası bir sayfayla birlikte 20 yerel sayfaya sahip. Sadece Türkçe sayfasının fan sayısı 426 bin. Bunu 272 bin fan ile Romanya sayfası takip ediyor. Dacia, kulanıcılarına yönelik olarak özel etkinlikler sunuyor: mesela İspanya, Polonya ve uluslararası sayfalarda Kasım 2013’te organize edilen “Yeni Duster” yarışması gibi. Söz konusu etkinlik daha da fazla Facebook üyeliğine vesile oldu; böylece 2014 başındaki fan sayısı 1 milyon 400 bin’e ulaştı. Sosyal ağ sayesinde Fransa’da Dacia pikniği (2013’te 15.000 katılımcı) ve Fas’taki plaj turu gibi etkinlikler düzenlendi. YENİ NESİL DACIA ARAÇLARI Mart 2012’de Lodgy’nin lansmanı ile birlikte yeni bir Dacia nesli ortaya çıkmış oldu. Söz konusu ikinci nesil araçlar Dacia’nın DNA’sında yer alan, markanın başarısını ve güvenilirliğini oluşturan nitelikleri devam ettiriyor: eşsiz iç mekan/fiyat dengesi, güvenilirlik ve yalın ürün gamı. Aynı zamanda yeni nesil modeller daha çekici bir tasarıma, yeni motorlara ve müşterilerin talep ettiği modern donanımlara sahip. Yeni bir marka kimliği Dacia, yepyeni stili ile tüm modellerinde dikkat çeken daha güçlü bir marka kimliğine kavuştu. Daha modern dış tasarım Dacia modellerinde artık yeni bir ön yüz var. Ön kısımdaki ızgara, farlarla birleşip genişlik duygusu uyandırıyor. Izgaranın içerisindeki iki yatay bar, bir yandan güçlü bir izlenim uyandırırken diğer taraftan araca çağdaş bir hava katıyor. Farlar, aracın modern görünümüne katkı sağlayacak biçimde yeniden tasarlandı. Farlar ve ızgara tek parça halinde bir görüntüye sahip; ayrıca siyah renk kullanımı sayesinde ön yüzün tasarım özellikleri vurgulanıyor. Aracın yan tasarımı ise gücü vurgulayan kabarık çamurluklarla yalınlığını korumaya devam ediyor. Daha geniş tekerlek izi ve daha büyük lastikler (Stepway versiyonunda 15 ve 16 inç) araca daha güçlü bir duruş veriyor. “Dacia ürün gamının yeni tasarımı çağdaş, dinamik ve biçim konusunda aynı titizliği muhafaza ediyor. Aracın hatları gereksiz detaylar olmaksızın incelikle düşünüldü. Hem yalın hem de ikonik.” David Durand – Tasarım Başkanı, Dacia ürün gamı Yeni nesil Dacia modelleri, standartta yer alan yeni metalik gövde renkleri sayesinde daha dinamik bir görüntüye kavuştu: Lodgy ve Dokker’da Kül Beji ve Uzay Mavi Blue, Yeni Logan ve Sandero’da Acem Mavi yeni bir tonu, Sandero Stepway’e özgü Gök Mavi ve YeniDuster’da kullanılan Platin Gri. Dacia modellerinde daha çekici, yeni malzemeler kullanıyor. Örneğin egzoz çıkışı gibi yerlerde krom detaylar mevcut. Daha çekici iç mekân Aynı uyum Dacia modellerinin iç mekânında da göze çarpıyor. Dacia ürün gamındaki bütün modeller, stil konusunda uyumlu bir yaklaşımı vurgulayan bir dizi özelliği bünyesinde barındırıyor: yuvarlak hava çıkış kanalları, direksiyona entegre logo ve kapı kolları. Yeni modellerde modern tasarıma sahip birbirinin aynısı ön konsol ve krom gösterge çerçeveleri yer alıyor (versiyona bağlı). Aracın dışında ise parlak siyah renk kullanımı gibi bir dizi üst düzey özelliklerin kullanıldığı görülüyor. Koltukların grafik tasarımı ise artan kumaş kalitesi ile birlikte çeşitli döşeme tiplerini yansıtacak biçimde kullanıldı. Bu kuralın tek istisnası ise hem yol hem de arazi özelliklerini vurgulayacak şekilde yeniden tasarlanan ön kısma sahip Duster. İç mekanda ise aracın 4x4 özellikleri hemen göze çarpıyor. Yeni ön konsol ve dikey çerçeveli orta konsol aracın güçlü yönünü vurguluyor. Cömert özellikler Yeni nesil Dacia modelleri, müşterilerin beklentileri arasında yer alan özellik ve ekipmanları her zamanki çekici fiyat etiketiyle sunuyor. Dacia gamındaki bütün modeller iki multimediya sistemi ile sunuluyor. - Bir multimedya navigasyon sistemi olan Dacia MEDIA NAV, büyük bir dokunmatik ekrana sahip. Kullanımı kolay ve sezgisel olan bu büyük 7 inçlik (18 cm) dokunmatik ekran ve ana sayfası sayesinde kullanıcılar, altı adet fonksiyon arasında kolaylıkla geçiş yapabiliyor: radyo, medya, telefon, harita, navigasyon ve parametreler. Dacia MEDIA NAV, eller serbest telefon görüşmesi yapılmasına veya müzik dinlenmesine imkan tanıyan Bluetooth® teknolojisini içeriyor. Ayrıca 2D veya 3D (kuş bakışı) görüntülü navigasyon sistemi de buna dahil. Telefon veya MP3 çalar gibi kişisel taşınabilir cihazlar ergonomik biçimde kulanılmak üzere ön konsola yerleştirilmiş olan USB portuna veya jaka takılabilir.. - Dacia Plug&Radio çok gerekli bir özellik olup, yalın ve etkili bir multimedya sistemidir. Sistemde bir radyo, MP3 formatı ile uyumlu CD çalar, Bluetooth® bağlantısı ve ön konsolda USB portları ve jakı bulunuyor. Sürüş konforunu artıran özellikler Eksiksiz ön konsol göstergeleri. Dacia ürün gamındaki bütün modeller, artık yepyeni işlevsel ve ergonomik üçlü gösterge paneli ile sunuluyor. Bu şekilde yüksek kalite standartları sağlanmış oluyor. Versiyonlara bağlı olarak dış sıcaklık göstergesi, saat, sinyal lambası okları ve hem anlık hem de ortalama yakıt tüketimini, litre ve kilometre cinsinden menzili, son dolumdan beri kat edilen mesafeyi ve bir sonraki servise kalan mesafeyi gösteren araç bilgisayarı (versiyona bağlı) da mevcut. Yeni nesil Dacia modelleri şu ekipmanlarla sunuluyor: hız sınırlayıcı, navigasyon, arka park sensörleri, araç hareket etmeye başladığında devreye giren otomatik kapı kilitleri. Bütün modellerde yer alan ABS fren sistemi ile birlikte kullanılan acil durum fren desteği (EBA) sayesinde güvenlik konusunda da özel özen gösterildi. Elektronik stabilite kontrolü çoğu modelde standart (Lodgy’nin ilk versiyonunda opsiyonel ve Dokker’da Ambience döşeme ile sunuluyor). Duster’ın ESC ile donatılmış bütün versiyonlarında yokuş kalkış desteği de bulunuyor. Söz konusu özellik sayesinde, fren basıncı iki saniye daha muhafaza edilerek yokuşlarda kalkış kolay hale getiriliyor. Eğer sürücü iki saniye boyunca her hangi bir şey yapmazsa, yokuş kalkış desteği fren basıncını kademeli olarak serbest bırakıyor bu şekilde de araç hareket etmiyor. Revize edilmiş ve modern motor gamı Motor yelpazesinin genişleme ve yenilenme hızı, Dacia’nın müşteri ihtiyaçlarına ne denli çabuk cevap verdiğini bir kanıtıdır. Modern, yakıt açısından verimli benzinli motorlar TCe 90 Yakıt açısından verimli TCe 90 motoru Logan, Logan MCV, Sandero ve Sandero Stepway ile sunuluyor. Türkiye’de Sandero Stepway’de sunuluyor.Söz konusu motor üstün sürüş özelliklerini sınırlı yakıt tüketimi ve CO2 emisyonları ile birleştirerek kullanım masraflarını düşük seviyelerde tutuyor. Sahip olduğu düşük ataletli turbo şarj ve değişken valf zamanlaması ile bu 898 cc’lik üç silindirli benzinli motor 5.250 d/d’da 90 bg güç sunuyor. En düşük motor hızlarından (%90’ı 1.650 d/d’dan itibaren) itibaren elde edilen 135 Nm tork sayesinde pürüzsüz ve iyi tepkili sürüş sağlanıyor. Menzili ise selefi olan 1.6 MPI 90’dan neredeyse %30 daha iyi. TCe 115 Dokker, Dokker Van ve Lodgy’de yer alan TCe 115 motoru, Renault Grubu’nun ilk doğrudan enjeksiyonlu turbo benzinli motoru. Bu motor seçeneği Türkiye’de satışa sunulmuyor. Hafif alüminyum bloku sayesinde daha hafif araçlara yönelik. Verimli ve sürüşü özellikleri iyi olan bu motor optimize bir kapasiteye (1.2l) ve 115 bg çıkış gücüne sahip. Sunduğu performans 1.6l motor ile kıyaslanabilir. Motorun torku 190 Nm olup, 2.0 litre motora eşdeğer. Bu değerin %90’ı 1.500 d/d’den itibaren ve %100’ü de 2.000 ila 4,000 d/d arasında elde edilmektedir. Bu da güçlü hızlanma anlamına geliyor. TCe 115 motoru yakıt tasarrufu ile düşük CO2 emisyonlarını bir araya getiriyor. TCe 125 İlk kez Yeni Dacia Duster ile sunulan TCe 125 motoru hem güçlü hem de pürüzsüz. 125 bg güç ve 2.000 d/d’da 205 Nm tork üreten bu turbo şarjlı motor güçlü kalkış ile hızlanmayı en düşük motor hızlarından itibaren garantiliyor. TCe 125 aynı zamanda yakıt açısından verimli olup, kullanım masrafları düşüktür. Yakıt tüketimi kontrol altında olup, triger kayışı gerektirmemektedir. Yeni Duster’da 6 vitesli vites kutusu ile birlikte kullanılan bu motor, yakıt tasarrufu ile düşük CO2 emisyonlarını bir araya getiriyor. Bu motor seçeneği Türkiye’de satışa sunulmuyor. Yeni nesil 1.5 dCi dizel motor: performans ve yakıt verimliliği açısından daha da yüksek standartlar 1.5 dCi motoru güvenilirliği, performansı ve düşük yakıtı tüketimi bakımından takdir topluyor. Söz konusu motor, aynı zamanda Renault Grubu’nun en çok satan motoru. Günümüzde özellikleri daha da artırıldı. En son nesil modelinde daha da etkili bir enjeksiyon sistemi ve turbo şarjı bulunuyor. Böylelikle de tork 20 Nm artırılmış oluyor. Motor sayesinde sürüş zevki artarken yakıt tasarrufu ile düşük CO2 emisyonlarını bir araya getiriliyor. 1.5 dCi motoru yelpazede 75 bg ve 90bg olarak yer alıyor. Lodgy ve Yeni Dacia Duster’da ise 90 ve 110 bg olarak sunuluyor. Türkiye’de 90 ve 110bg seçenekleri Duster modelinde yer alıyor. Pazarın en eksiksiz LPG yelpazesi Pompa fiyatı 1€ / litrenin altında olan LPG konusunda Dacia, bu yakıtı makul fiyatlı bir alternatif olarak sunmaya devam ediyor. Bütün Dacia ürün gamı (Sandero Stepway hariç), pazarlandıkları ülkeye bağlı olarak LPG’li olarak da sunuluyor. Yeni Logan, Logan MCV ve Sandero modelleri 1.2 16V 75 LPG motor ile sunuluyor. Dacia Duster 4x2 ise benzinli/LPG versiyonda sunulurken, 1.6 16v 105 LPG, Duster, Ambiance ve Lauréate döşeme tiplerinde satılıyor (ülkeye bağlı). Bu seçenek Türkiye’de Logan MCV ve Sandero modellerinde yer alıyor. 1.6 MPI 85 LPG çift yakıtlı benzinli/ LPG motor Lodgy ve Dokker’da bulunuyor. Türkiye’de ise bu versiyon bulunmuyor. DACIA; GÜVENİLİRLİK SEMBOLÜ Renault Grubu’nun uzmanlığını temel alan güvenilirlik Dacia, 2013 senesinde Fransa’nın en popüler 20 markası listesinde en güvenilir markalar arasında yer aldı(Auto Plus dergisi güvenilirlik araştırması – 2005 senesinden beri servise giren araç sayısı ile arıza sayısının birbirine oranı). Dacia, kalite açısından bir yandan Renault Grubu’nun uzmanlığından istifade ederken, Renault –Nissan İttifakının proseslerini ve standartlarını da kullanıyor. Grup’un tüm üretim tesislerinde olduğu gibi Kazablanka, Tanca ve Pitesti tesisleri de Renault Üretim Süreciuygulanıyor. Söz konusu yaklaşım, tüm Renault Grubu tesislerinde kullanılmakta olup, tek bir kilit gerekliliği karşılamak üzere son derece sıkı üretim standartlarının uygulanmasını gerektiriyor: yüksek kaliteli ürünler. Dacia, aynı zamanda İttifak motorlarının güvenilirliğinden de istifade ediyor: örneğin İttifak’ın 2013 senesinde bir milyondan fazla satan 1.5 dCi motoru gibi. Aynı zamanda Yeni Dacia Duster Nissan’ın 4x4 araç alanındaki deneyiminden ve uzmanlığından yararlanıyor. Dacia, rekabetçi fiyatlarla güvenilirliği eksiksiz sunuyor Üç yıldır üst üste olmak üzere, Fransız tüketici dergisi Que Choisir’in yürüttüğü bir güvenilirlik araştırması sonucunda Dacia, en düşük servis ücretine sahip marka seçildi. Şubat 2014’te gerçekleştirilen bu araştırmaya Belçika, İspanya, Fransa, İtalya ve Portekiz’den 30 bin sürücü katıldı. Söz konusu sonuç, Dacia’nın müşterilerine sunmak üzere şu çalışmalarını gösteriyor. - Yeni, modern ve yakıt açısından verimli motorlara sahip araçlar, - Son derece rekabetçi satış sonrası teklifleri (parça ve servis), - Mükemmel 2. el değeri, - Mevcut model güncellenmiş hatta daha iyi donanıma sahip olsa bile değişmeden kalan satın alma fiyatı. Kullanırken ve bakım yaptırırken gönül rahatlığı 3 yıl / 100.000 km üretici garantisi tüm modeller için geçerli. Araçlar, şebekeye bağlı her hangi bir yetkili satıcıda en yüksek uzmanlık standartlarında orijinal yedek parçalar kullanılarak onarılıyor. Daha fazla gönül rahatlığı için Dacia aynı zamanda garanti uzatma sözleşmeleri de sunuyor.