Su Kaynaklarımız Tehdit Altında: Son 50 Yılda 3 Van Gölü Büyüklüğünde Sulak Alan Kurutuldu

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Küresel ısınma ve bilinçsiz kullanım tüm dünyadaki su kaynaklarını tehdit ediyor. Türkiye’de son 50 yılda Van Gölü’nün 3 katı büyüklüğünde sulak alan kurutuldu. 

Dağlarda bulunan küçük göllerle birlikte Türkiye’deki 120’den fazla tabii gölün, büyük çoğunluğu ne yazık ki insan faktörüyle risk altında...

Dünyanın dörtte üçü, insan vücudunun ise yüzde 70’e yakını sudan oluşuyor ancak su kaynakları tehdit altında. 2050 yılında dünya nüfusunun yüzde 40’ından fazlasının su sıkıntısı yaşayacağı öngörülüyor. Beklenen sonun yaklaştığını söyleyen uzmanlar, suyun geleceğini Milliyet’ten Burak Dursun'a değerlendirdi.

Türkiye'deki tabii göllerin büyük çoğunluğu risk altında

Bilinçsiz su tüketimi, yanlış su politikaları, insan etkisiyle kuruyan göller, küresel ısınma gibi birçok faktörün sonucunda tükenmeye başlayan su kaynakları kırmızı alarm veriyor. Türkiye’nin kullanılabilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli ortalama yılda 112 milyar m3. Bu rakamdan yaklaşık 54 milyar m3’ü her yıl tüketiliyor. Kullanılan su potansiyelinin 40 milyar m3 tarımda, 7 milyar m3 içme suyu, 7 milyar m3’ü ise sanayide kullanılıyor. DSİ verilerine göre Türkiye’de dağlarda bulunan küçük göllerle birlikte 120’den fazla tabii göl bulunuyor. Ne yazık ki insan faktörüyle bu göllerin büyük çoğunluğu risk altında...

'Göllerimizin yok olmasının sonucu su baskınlarıdır, sel felaketleridir.'

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği Bilim Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Erol Kesici’ye göre ülkemiz ‘su fakiri’ bir ülke. Kesici, “Göller kurur ise yer altı sularının reşarjı ve deşarjı sağlanamayacak. Göller olmazsa su kaynaklarımız beslenemez. Su olmazsa tarım olmaz, kıtlık olur, hastalık olur, küresel ısınma olur. Göllerimiz olmazsa, aşırı yağışlarla toprak ve betonlaşmadan emilemeyen fazla yüzey suları göllerde depolanamayacağından sular yavaş ve düzenli olarak çevreye bırakılamayacaktır. Bunun sonucu su baskınlarıdır, sel felaketleridir. Bizler hâlâ dinozorların içtikleri suları içmekteyiz” diyor.

Biyoçeşitlilik yok oluyor

Göllerde yaşanan kayıpların biyoçeşitliliği de etkilediğini kaydeden Kesici, “Kayıp önce havza çevresindeki biyoçeşitliliği ardından bölgedeki biyoçeşitliliği ve son olarak yer küredeki biyoçeşitliliği tehdit eder. Küresel ısınmanın, kararsız yağışlar ve bunun sonucu oluşan su baskınları afet değildir. Bu olayların baş sorumlusu insanın doğayı, suyu bilinçsizce kullanması ve yönetmesidir. Son 50 yılda 50 den fazla doğal göl sulak alan kurutulurken kaybedilen sulak alan büyüklüğü Marmara Denizi’nden büyük, Türkiye’nin en büyük doğal gölü olan Van Gölü’nün 3 katı kadardır” ifadelerini kullandı.

Yer altı suyuna ölçüm zorunluluğu

Küresel ısınma, yağışların azlığı ve yüzey sularının yetersizliği nedeniyle yer altı suyu kullanımına olan talebin arttığına dikkat çeken DSİ yetkilileri sürdürülebilir bir yer altı suyu yönetimi için rezerv-çekim ilişkisinin kontrol altında tutulmasını zorunlu hale getirdiği belirtildi. Bu nedenle tüm kuyulardan çekilen veya çekilecek yeraltı suyunun ölçülmesi için 167 sayılı yeraltı suları hakkında kanunda yapılan bir düzenlemeye gidildiğini belirten yetkililer ilk aşamada Konya ve Ergene havzalarındaki tüm kuyulara ölçüm sistemi kurulması zorunluluğu, yine aynı kanunda yapılan bir düzenlemeyle ülke genelinde sanayi amaçlı tüm kuyulara ölçüm sistemi kurulması zorunluluğu getirildiğini vurguladı.

Örnek çalışmalar

DSİ’den yapılan açıklamaya göre sulak alanlarda ekolojik dengeyi bozan ve çevreyi olumsuz etkileyen hususların giderilmesi için ciddi ödeneklerin ayrıldığı projeler yürütmekte. Özellikle Sultan Sazlığı ve Seyfe Gölünde yürütülen çalışmalar ilgi çekici. Seyfe Gölü’nde yürütülen Mucur-Seyfe Ekoloji Koruma Projesi alanın sürdürülebilirliliği açısından önemli. Zamantı Tüneli’nin tamamlanması ile Sultan Sazlığı gerekli olan suya kavuşacak. Avlan Gölü’nün yeniden oluşturulması, Gavur Gölü’nün yeniden oluşturulma çalışmaları da sürüyor.

Akşehir leğen kadar kaldı

1969 yılında yaklaşık 350 km2 büyüklüğünde olan Akşehir Gölü, 1993’te yaklaşık 177 km2’ye düştü. 2009’da artan yağışlar sonucu, gölün açık su alanında flamingolar yeniden sürüler oluşturmaya başlamıştı. Ancak kurak geçen mevsimlerde sazlık alan tamamen kuruyor. İyice küçülen açık su alanında üreyemeyen flamingolar ise başka alanlara göç ediyor. DSİ tarafından, çevredeki sulanacak tarımsal alanları artırmak amacıyla kanallar yapılması ve göle giren su regülatörle kontrol altına alındı. Bu da göllerin doğal akışları engellendi, göl su deposuna dönüştürdü. Gölde yaşayan ‘dişli balık’, ‘Alman balığı’, ‘ak balık’ gibi canlıların azalmasına neden oldu.

DSİ: Hedef 1071 gölet

Türkiye’nin kullanılabilir yer üstü ve yeraltı su potansiyelinin yılda ortalama 112 milyar m3 olduğu, bu potansiyelin de 54 milyar m3’ünün kullanıldığını ifade eden Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ise Milliyet’e şu bilgileri verdi;

“Diğer bölgesel projelerle birlikte 2019 yılına kadar 175 milyar TL’lik yatırım yapacağız. Bu projeler kapsamında; bin 811 baraj ve gölet, 2 bin 413 sulama tesisi, 666 HES, 313 içme suyu tesisi, 29 atık su arıtma tesisi, 5 bin 857 dere ıslahı yapacağız. 01.01.2016 tarihi itibarıyla hayata geçirilen ve 2016-2019 yılları arasını kapsayan proje ile 1071 adet gölet inşa edilmesi hedeflenmektedir. Büyük Sulama Projeleri alanları dışında kalan kırsal kesimlerde kısa sürede sulu tarıma geçilmesi hedeflenen proje kapsamında yapılacak olan tesislerin yaklaşık maliyeti 14,7 milyar TL olup proje ile 1,77 milyar m3 su depolanması ve 2,3 milyon dekar tarım alanının sulanması ve taşkından korunması planlanmaktadır.

Ayrıca bakınız 👇

Artık Çağlamıyor, Damlıyor: Kaçak Sondaj ve HES, Doğa Harikası Düden ve Kurşunlu Şelalelerini Kuruttu - onedio.com
Artık Çağlamıyor, Damlıyor: Kaçak Sondaj ve HES, Doğa Harikası Düden ve Kurşunlu Şelalelerini Kuruttu - onedio.com
'Yiyin Efendiler Yiyin...' İnsanlık Bugünden İtibaren 2018'in Kaynaklarını Tüketmeye Başladı... - onedio.com
'Yiyin Efendiler Yiyin...' İnsanlık Bugünden İtibaren 2018'in Kaynaklarını Tüketmeye Başladı... - onedio.com

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

2016BilimVan
Görüş Bildir