Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Konferansın Sonuç Bildirgesi Neden Açıklanmadı?

-

Özgür Gündem - Geleceği Birlikte İnşa Ediyoruz

PKK Lideri Öcalan’ın önerdiği dört konferanstan biri olan ‘Demokrasi ve Barış Konferansı’ Ankara’da yapıldı. Demokrasi güçleri, barışın ve demokrasinin inşası için somut bir yol haritasıyla sokağa inecek, barışı örgütleyecek

BARIŞI ÖRGÜTLEMEK İÇİN SOKAĞA

Ankara’da 500’ün üzerinde aydının, parti temsilcisinin, STK üyesinin ve kadın örgütü mensubunun katıldığı tarihi konferansta, barış sürecinin toplumsallaşması konusunda fikir birliği oluştu. Demokrasi güçleri, barışı ve demokrasiyi örgütlemek için yola çıktı.

ÇÖZÜM İÇİN İKİ KOMİSYON KURULDU

Konferansın ilk somut adımı, kalıcı barış komisyonu ve yüzleşme komisyonu kurulması kararı oldu. Kalıcı barış vurgusunun öne çıktığı konferansta, çözüm sürecine demokrasi güçlerinin öncülük etmesi için yerellerde barışı örgütleme tutumu benimsendi.

DEMOKRATİK CUMHURİYETİ HEP BİRLİKTE İNŞA EDİYORUZ

PKK Lideri Öcalan’ın önerdiği dört konferanstan biri olan ‘Demokrasi ve Barış Konferansı’ Ankara’da yapıldı. Demokrasi güçleri, barışın ve demokrasinin inşası için somut bir yol haritasıyla sokağa inecek

Konferansın ilk somut adımı, kalıcı barış komisyonu ve yüzleşme komisyonu kurulması kararı oldu. Kalıcı barış vurgusunun öne çıktığı konferansta, yerellerde de barışı örgütleme tutumu alındı

PKK Lideri Öcalan’ın önerdiği dört konferanstan biri olan “Demokrasi ve Barış Konferansı” Ankara’da yapıldı. Dün sona eren konferansta kalıcı barışın yol haritası çizildi. Konferansa DTK Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ile Ahmet Türk’le birlikte 500 aydın, sanatçı, akademisyen, kadın örgütü temsilcileri katıldı. Konferansın dünkü bölümünde önceki gün yapılan “Hakikat, Yüzleşme ve Adalet”, “Hukuk, Yol Temizliği ve Yeni Anayasa” ve “Barışın Toplumsallaşması ve Demokratik Mücadele” isimli atölye çalışmalarının sonuçları aktarıldı. “Müzakere sürecinde barışın toplumsallaşması ve demokratik mücadele” konulu yapılan atölye çalışmasının sunumunu yapan EMEP Genel Başkanı Ender İmrek, “Barış mücadelesini yükseltmek müzakere sürecini yakından takip etmek ve Kürt halkının yanında yer almak gerekmektedir. Bütün ezilenlerin ortak duruşunu sağlamak konferansımızın ortak referansıdır” dedi. İlk aşamada çalışmaların koordine edilmesi konusunda bir komisyon kurulmasına karar verdiklerini dile getiren İmrek, “Bu komisyon sürecin izlenmesini ve taraflarla buluşmayı hedefliyor. Yerellerde benzeri çalışmaları sürdürmeyi önüne hedef olarak koymuştur. Komisyonun içinde 9 kişinin yer almasını esas alıyoruz. Bu komisyonda yer alacak isimlerin de bu genel toplantıda belirlenmesini uygun bulduk” ifadesini kullandı.

‘Samimi bir yüzleşme’

Hakikat Yüzleşme ve Adalet Komisyonu adına konuşan Erdoğan Aydın da, “Osmanlı’dan bu yana Kürtler baskı ve asimilasyona bağlı olarak Türkleştirildi. Aleviler sünnileştirildi. Sünniler laikleştirildi. Ve Ermeni, Süryani, Keldani halkları soykırıma uğradı” dedi. Mücadelenin önemine dikkat çeken Aydın, “Sürecin sağlıklı ilerlemesi için gerçek bir barışa ihtiyaç var. Öteki sayılan halkların yaşadıkları, yine bu savaş sürecinde yaşanan travmalar ve acılarla yüzleşilmeli. Samimi ve sahici bir yüzleşme süreci geliştirici olacaktır” dedi.

Hakikat komisyonu ısrarı

Hakikat Komisyonu’nun oluşturulmasına karar verildiğini ifade eden Aydın “Bu savaşın yarattığı her alanda yaşananlara dair bir çalışma yürütecek. Sivil toplum örgütleriyle bağlantı kurmak ve bu konuda bilgi ve belgeler bir araya getirilmeli. Faillerin envanterinin ortaya çıkarılması farklı kesimlerin birbiriyle yüzleşmesinin yolunu açacaktır. Bu konuda yöntem ve araçlar geliştirilmeli. Meclis yeni bir yasal düzenleme ile resmi hakikat komisyonlarının oluşturulması ısrarla talep edilmelidir” dedi.

Barışın hukukunu oluşturacak

“Hukuk yol temizliği ve yeni anayasa” komisyonunda yapılan tartışmaları ana başlıklar halinde dile getiren Filiz Kerestecioğlu ise barışın hukukunu oluşturmayı esas aldıklarını dile getirdi. Kerestecioğlu, “Yasal değişiklikler, içerde olan binlerce siyasi tutuklu, ifade özgürlüğü başta olmak üzere her konuda adım atılabilmesi için yargı sistemine hakim olan anlayışın değişmesi hayati önemdedir. Her kesimi kapsayan yeni bir anayasa ile birlikte barışın hukukunu hep birlikte kurmak ve uygulanmasını takip etmek zorundayız” dedi. Konferansa katılan yüzlerce aydın da görşlerini dile getirdi.

3 kişilik heyet Öcalan’la görüşmeli

Konferansta konuşan BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, “Buradan çıkan sonuç bildirgesini hükümete, ana muhalefete, Meclis başkanlığına, Çözüm Komisyonu’na ve Öcalan’a birer nüsha gönderilmesini öneriyorum. Bu çözüm sürecinde en temel insani hakların dil ve kültür, hiçbir müzakere hiçbir pazarlığa tabi getirilmesini sonuç bildirgesinde vurgulamayı, bunların pazarlıksız şartsız verilmesi gerektiğini, bu komisyon kayda alması gerekiyor” dedi. Önder, konferanstan 3 kişinin Öcalan ile görüşmesini talep ettiğini kaydederek, CHP’ye ise eleştiri yapılmasını istedi. Önder, Meclis’teki çözüm komisyonunda CHP’nin BDP’yi yalnız bırakmaması gerektiğini kaydederek, AKP’nin 10 üyesine karşılık BDP’nin 1 üyesinin yanında yer almasını talep etti. Önder, CHP’nin “Teröristlerle masaya oturdular” söylemine de tepki göstererek “Öcalan bir halkın önderidir. Dilimize dikkat etmemiz gerekir” diye konuştu.

Müthiş bir enerji var

Konferansta söz alan Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, “Barış nasıl olacak, Türkiye’de barışın hukukunu nasıl yapacağız gibi endişelerin önüne set koymamak gerekiyor. Ne oldu da barış konuşulmaya başlandı diye soruyorlar. İnsanlar çok yoruldu, bu yüzden insanlar barış istiyor. Hakkari’de bir anne bana şunu dedi: ‘Uzun yıllardır haber alamadığım oğlumun 3 ay önce yaşadığını öğrendim. Ne zaman gelecek’ diye sordu. Aşağıda barışın alt yapısını oluşturan müthiş bir enerji var. Bu dinamizmi ve enerji barışı sağlayacaktır” dedi.

Arşive ihtiyaç var

Akademisyen Betül Yarar ise, Türkiye solunda bir toplumsallaşma sorunu olduğunu ifade ederek, “30 yıllık deneyimimizin sığ düşüncesiyle yüzleşmek zorundayız. HDK’nin yarattığı bu zemine boş bırakmadan aynı anda kendi örgütlü mücadelemizi güçlendirerek, sıçratmak zorundayız. Türkiye solunun ve muhalefetinin de durumu çok zor. Buradan umuyorum ki daha somut öneriler ortaya çıkar. Ne tür faaliyetler yürüteceğimiz somut sonuçlar çıkar. Barış sürecinin bir arşive ihtiyacı var” dedi.

‘Yeni bir dünya, yeni bir yaklaşım şart’

DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ise, acılı ve sancılı bir süreçten sonra barışı bile tartışmanın çok önemli olduğuna dikkat çekti. Meseleye sadece devlet ve PKK olayı olarak bakmamak gerektiğini ifade eden Türk, halkların ortaya koyduğu demokrasi mücadelesinden diğer halkların da çok derinden etkilendiğinin altını çizdi. Kürtlerin önemli bir aktör olduğunu dile getiren Türk, meselenin bir Ortadoğu meselesine dönüştüğünü ifade etti. Bu konuda endişeleri olduğunu ve devletin yaklaşımının kaygı yarattığını belirten Türk, bir yerde Kürtlerle buluşma döneminin geldiğini Türkiye’nin buna mecbur kaldığını ifade etti. Bu gelişmelerin önünü Türkiye’deki demokrasi güçlerinin açacağını ifade eden Türk, bu süreç yeniden devlete bırakılırsa kaybedileceğini kaydetti. Türk, “Eğer biz bu barışı hükümete teslim edersek o zaman büyük bir yanlış yapmış oluruz. Bunun mücadelesini verenlerin bugün barış masasında olması gerekmektedir. Barış için emek harcayanlar bu masada olmazsa bunun adı barış olmayacaktır. Bu masanın bu şekilde kurulması konusunda bizim çaba sarf etmemiz gerekmektedir. Toplumsal hassasiyetleri değerlendirerek buna uygun bir rol var. Bu anlamda katılımcıların sürece katacakları çok şey var” dedi.

30 yıllık şovenizm sorunu var

Halkevleri Başkanı Oya Ersoy ise, Kürt sorunun adının artık konulması gerektiğine işaret ederek, “Bugün süreç adı altında yürütülen mücadele Kürt halkının engellenemeyen mücadelesidir. AKP’nin bu süreçte barış gibi bir planı yok. AKP’nin bir çözümü yok. Biz bu süreci dinamik bir süreç olarak görüyoruz. Bu süreçte en tehlikeli şey 30 yılda biriken şovenizimdir. Önümüzdeki süreçte ciddi bir tehlike oluşturacaktır. Demokratik kanalların açılması gerekiyor” dedi.

‘Ben halkım, beni dinleyin’

Van Kent Konseyi Kadın Meclisi üyesi Diba Keskin salonda başörtülü olarak bir tek kendisinin olduğunu ifade ederek, “Ben halkım, siz de beni dinlemek zorundasınız. HDK bir çatıdır diye biliyorum. O çatının altında bize yer yok mu? Bence dindarlar eksik temsil ediliyor. Biz halkız, bize gelin. Bizim inancımız iktidarın inancı gibi değildir. Kesinlikle Süryanilere, Alevilere karşı değiliz. Siz alanı bilmiyorsunuz. Biz sokaklarda adım atmıyoruz. Burada ki mihenk taşı nedir. Onu birlikte bulalım” diye konuştu.

Ortak mücadele edelim

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, konferansın hükümete taleplerini iletme, bunların gerçekleşmesinde ısrar etme gibi bir sorumluluğunun olduğunu belirterek, “Hükümete taleplerimizi söylemeliyiz. Kürtlerin hakları pazarlık konusu yapılamaz. Eşit koşullarda müzakere olur. Şimdi eşit koşullarda değiliz. Sayın Öcalan çok dar koşullarda bir sürece yön vermeye çalışıyor. Bunu kabul etmemeliyiz. Eşit koşullarda müzakere için gereken neyse bunları yerine getirmeliyiz. AKP’yi iktidardan indirecek olan bizim ortak mücadelemizdir. Demokratik Özerk Kürdistan, Özerk Marmara, Demokratik Cumhuriyet bizim temel taleplerimizdir. O zaman bunun mücadelesini vereceğiz. Bundan sonraki süreci örgütlemek bizim açımızdan önemli. Barışın toplumsallaşması için bunu yapmalıyız” dedi.

Hizbullah’a da yüzleşme çağrısı

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, toplumun geri kalanının PKK gerçeğini görmesi gerektiğini belirten Ünsal, PKK’nin de kendi içinde yüzleşmesi gerektiğine dikkat çekti. Hizbullah hareketine de kendisiyle yüzleşmesi çağrısında bulunmaları gerektiğini belirten Ünsal, “Siyasi rehin operasyonuna dönmüş olan bu yargılamalara bir an önce son verilsin” dedi. Hasta tutsakların durumuna da değinen Ünsal, bunun da bir an önce halledilmesinin önemine işaret etti.

Talepler yerine getirilsin

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ise, “Taraflar arasındaki müzakerelerin sürmesi gerekiyor. İmralı ile görüşmeler devam etmeli. Türkiye devrimci sol hareketlerin, Alevilerin dışarıda bırakılanların bu sürece aktif bir şekilde katılması, barış içerisinde onurlu bir şekilde yaşamak için mücadele verilmesi gerekiyor. Barış kültürünü yaşatmamız lazım. Hapishanelerde ağır mahpuslar var. Listesini Adalet Bakanlığı’na ilettik. İnsanlarımız cezaevlerinde ölmeye devam ediyor. Bu konuda daha fazla pratik içerisine girmek gerekiyor” diye konuştu.

Kürtler yalnız değil

Emekçi Harekat Partisi Genel Başkanı Sibel Uzun ise, ortaklaştıkları en yegane konunun müzakere sürecinin kalıcılaşması olduğunu söyleyerek, bu tutumun devam etmesi için ortaklığın sağlanması gerektiğine işaret etti. Uzun, Kürtlerin acıları en yüksek seviyede yaşayan bir halk olduğunu kaydederek, “Emperyalizmle mücadele sadece Kürtlere bırakılmamalı. Bizlerin de kapitalizm ve emperyalizme karşı tutum almamız gerekiyor. Kürtleri asla yalnız bırakmaması gerekiyor. Bu süreci birlikte örmemiz lazım” diye kaydetti.

Yıllarca yalan söylediler

Yazar ve gazeteci Cemal Uşak ise, “Bu topluma çok yalanlar söylendi. Bu yalanların önemli kısmı Kürt sorunu ile ilgili olan oldu. Ve bu yalanların inşa ettiği bir zihin var. Ve bir zihin dünyası var. Kamuoyunu ikna etmeyen hiçbir projenin başarıya ulaşması zordur. En azından bu topluma söylenen kimi sorunları izole etmeye çalıştık. Bu söylenen yalanlar zihinlerde, kalplerde tahribatlar yarattı. Asıl muzdarip olanlar Kürtlerdir. Bunu da üslubu ile söylemek zorundayız. Söylemediğimiz zaman yanlış bir yöntem seçersek aksi yöne gideriz” dedi. Eğitim Sen Kadın Sekreteri Esen Yılmaz ise, mutlaka herkesin bu sürecin içinde olması gerektiğine dikkat çekerek, Kürtlerin şimdiye kadar onurlu bir barış için mücadele verdiklerini söyledi.

‘Katliamlarla yüzleşilmeli’

Prof. Dr. Ahmet Özer de, “Bir yüzleşme yapılacaksa bu ideolojik araçlardan, yalan yanlış ırkçı çarpıtmaların ortaya çıkması ve bununla ilgili alt komisyonun kurulmasını öneriyorum” diyerek, Dersim Katliamı başta olmak üzere Türkiye’de yaşanan katliamlarla yüzleşilmesi gerektiğini aktardı.

Özgür Gündem

Haberin Tamamı İçin:

Demokrasi ve Barış Konferansı’nın Sonuç Bildirgesi Neden Açıklanmadı?

Demokrasi ve Barış Konferansı’nın sonuç bildirgesinin açıklanması, bildirgeyi ‘soyut’ bulan bazı katılımcıların itirazları üzerine ertelendi.

Abdullah Öcalan’ın yapılmasını istediği ve Halkların Demokratik Kongresi (HDK) tarafından organize edilen Demokrasi ve Barış Konferansı’nın sonuç bildirgesinin açıklanması, bildirgeyi ‘soyut’ bulan ve Abdullah Öcalan’a ‘PKK lideri’ yerine ‘Kürt halk önderi’ denilmesini isteyen bazı katılımcıların itirazları üzerine ertelendi.

Ankara’da akademisyen, sanatçı, yazar, politikacı, aydın ve kurum temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen konferans dün tamamlandı. Vatan gazetesinin haberine göre; oluşturulan komisyonlarda sunumlarını yapan ve öneriler sunan katılımcıların konuşmalarının tamamlanmasından sonra konferansın sonuç bildirgesi konferansa katılanlara sunuldu.

‘Kürt halk önderi’ itirazı

Bildirgeye BDP milletvekili Ayla Akat’tan, “PKK lideri” olarak geçen Öcalan’dan “Kürt halk önderi” diye bahsedilmesine yönelik itiraz geldi. Öcalan’ı siyasi iradeleri olarak gördüklerini belirten 3 milyon dilekçenin Meclis’te beklediğini belirten Akat, “PKK lideri” ifadesinin Öcalan’ın konumunu karşılamadığını savundu. Bazı katılımcılar da bildirgenin “ayaklarının yere basmadığını ve soyut kaldığını” ifade ederken yeni Anayasa konusunda da somut taleplerin dile getirilmesi gerektiği itirazlarını yöneltti. Bunun üzerine Divan Başkanı Gençay Gürsoy’un okuduğu bildirgenin, uzlaşma sağlanamaması üzerine, bugün açıklanacağı belirtildi. Konferans sonuçlarının Cumhurbaşkanı, TBMM, Çözüm Komisyonu, parlamentodaki partiler, akil insanlar, Abdullah Öcalan ve kamuoyuna gönderileceği belirtildi. Katılımcılara okunan bildirge özetle şöyle:

DEMOKRASİ ŞART: “Kalıcı barış için, çoğulcu demokrasiyi oluşturmak kaçınılmazdır.

ÖCALAN : Müzakereyi büyük kısıtlar altında yürüten PKK lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlük, sağlık ve güvenlik koşullarının yaratılması sağlanmalıdır.

SİYASİ TUTUKLULAR: Nefret dili değil barış dili, karşılıklı anlayış ve saygı sürecin selameti açısından yaşamsaldır. İfade, örgütlenme, toplantı ve gösteri özgürlükleri hiçbir şekilde kısıtlanmamalıdır. Hasta ve çocuklar başta olmak üzere siyasi tutukluların bırakılmasını sağlayacak yasal düzenlemeler geciktirilmeden ele alınmalı.

SOYKIRIMLARLA YÜZLEŞİLSİN: Barış için geçmişteki tüm soykırım, katliamlarla yüzleşmek vazgeçilmezdir.

PARTİLERE ÇAĞRI: Meclis’teki partiler yasal reform adımlarını hızlandırmalı, anayasayı sonuçlandırılmalıdır.”

İlke Haber

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAnkaraAydınBarış ve Demokrasi PartisiCumhuriyet Halk PartisiHakkariHizbullahİmralıİstanbulSavaşTürkiye Büyük Millet MeclisiVanakil insanlargündemiçerde
Görüş Bildir