Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Oyunun Tam Ortasındayız! - Çaylayan Çevik

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Oyunun Tam Ortasındayız!

Oyunun Tam Ortasındayız!

Mösyö G.P., Fransa’da yaşamış ve çağın en özgün ve iyi yazarları arasında anılmaktadır. Ancak Mösyö G.P. son derece talihsizdir. Öyle ki, “kaleme aldığı ilk romanı” ancak öldükten sonra, üstelik ölümünün 30. yılında yayımlanır. Bu roman, kaleme alınıp tamamlanmasının hemen ardından talihsiz G.P. tarafından büyük umutlarla Fransa’nın en ünlü yayınevlerine gönderilip ardı ardına reddedilmesine rağmen birkaç kere daha elden geçirilir… Her seferinde reddedildikten sonra, yakın bir dostuna “Onu okuyacak olanın da kafasına s.çayım” diye isyan eder. Çünkü artık bezmiştir. Yine de ölene kadar yazdığı ilk romanın okurla buluşamamasının üzüntüsünü içinde taşır.

Fakat kadere bakın ki, söz konusu roman yazarın ev taşımalarından birinde, atılacak notlar, yazılar arasına konmasına rağmen, yazarın ölümünden çok sonra tamamen şans eseri bulunacak ilk romanı olur. Yaşarken yayımlanan birçok kitabında, Mösyö G.P.’nin bizzat kendisiyle yarattığı kahramanlar arasında bağlantı kurmak isteyen ama bir şekilde “oyuna” gelen eleştirmenlerin tam da istedikleri gibi bir romandır. Kahramanı ile yazarı arasında bağlantı kurulabilecek ama ne yazık ki yayımlanmamış bir roman. G.P.’nin hayattayken yayımlanan birbirinden ünlü romanlarının neredeyse öncülü olarak addedilebilecek bir romandır bu….

Şayet yukarıdaki paragraf bir romanın özeti olsaydı ve bu romanın kime ait olduğu sorusunu sorsaydık, birçok okur hiç çekinmeden Georges Perec adını verecektir. Yani Oulipo’nun en oyunbaz isminin romanlarındakine çok yakın bir talih/talihsizlik hikâyesidir anlatılan. Çünkü söz konusu yazarın tuhaf talihi, Perec’in kahramanlarıyla bire bir aynı desek yanlış olmaz. Perec’in neredeyse bütün kahramanları, büyük bir “saplantı”, takıntı ve marazi bir tutkuyla teslim olacağı bir hadisenin peşine düşerler. Bu tutkunun peşinde bütün bir hayatı umursamadan ölümüne bir hırsla, ters yoldan son sürat yaşarlar. Takıntılarıyla vardır kahramanları. Aslında Perec’in kendisi de en az kahramanları kadar tuhaftır ya neyse... Ancak Perec romanlarındaki kahramanların yaşayacağı talihsizlikler silsilesi bir kurmaca olmadığı gibi, bizzat Perec’in başına gelmiş bu kez. Yani, Perec’in hayattayken yazdığı ve öldükten yıllar sonra bulunan ilk romanı Paralı Asker’in öyküsü böyle…

İlginç konu, zekice kurgu

Önce şu talih meselesini biraz açıklamalı. Rivayet odur ki, Perec daha Yaşam Kullanma Kılavuzu ’nu aklından bile geçirmemişken, Kayboluş ve Harikalar Odası , Uyuyan Adam , W , Şeyler gibi eserlerini bile yazmadan önce, yazmıştır bu romanı. Anatello Messina’nın yapıldığı dönemde de pek ünlü olan seri Paralı Asker ’den hareketle, sahte bir tablo yapmak isteyen, tablo sahtecisi Gaspard Winckler’in hikâyesidir roman. Ancak Perec’in büyük umutlar bağladığı romanı, Gallimard tarafından reddedilir. İlginç konusu ve zekice işlenmiş kurgusuna rağmen “beceriksizlik” ve “gevezelik dolu” olmasından dolayı okurun dikkatini dağıtabileceği hattâ (eldeki bir kuş daldaki iki kuştan iyidir sözünden hareketle) “İyi bir Tiziano iki Ribera’dan iyidir” gibi gereksiz kelime oyunlarıyla dolu bir roman olduğunu açıklar!

Mösyö Georges Perec bu duruma üzülmesine ve sinirlenmesine rağmen romanı yeniden elden geçirip tekrar tekrar şansını deneyecektir. Ancak Paralı Asker romanı yayımlanmaz. 1965’te Şeyler yayımlanır ve kayıtlara, yazarın ilk romanı olarak geçer. Daha sonra bir ev taşınması esnasında, yazdığı fakat yayımlanmamış bütün yazılarını, notlarını, çalışmalarını iki ayrı valizde toplar. Bu valizlerden biri atılacaklar, diğeri ise elden geçirilecekler olarak belirlenmiştir.

Elimize bırakılan bomba

Bugüne kadar yayımlanan romanların birçoğunda Paralı Asker ’e sinsi bir gönderme olduğunu görebilecekken, bu kez adeta gelecekte yayımlanan romana referans verdiklerine tanık oluyoruz. Yani birileri bize bunun Perec’in ilk romanı olduğunu söylemese, acemiliğin izinin bile olmadığı muazzam bir başyapıt olduğundan zerre şüphe etmeyeceğimiz ve bugüne kadar okuduğumuz birçok metnin daha büyük etki yaratacak bir roman diyebiliriz. Şimdiye kadar okuduğumuz diğer kitaplarını birer şarapnelse Paralı Asker bombanın kendisi…

İlk cümlesi, “Madera ağırdı,” bombanın pimini çekip elimize tutuşturuyor Perec. Bu kez alıştığımız müstehzi gülüşünü bir kenara bırakıyor. Sinirli bir şekilde yaşıyor, anlatıyor. Neredeyse ter içinde, ileri geri sallana sallana okuyoruz romanı. Kusursuz bir gerilim romanı. Perecvari kahkahalar yok bu kez. Korkunç çığlıklar var. Gaspart Winckler ile birlikte karanlık, neredeyse küflü bir mahzende aynı kasnağı gerip, aynı boyaları hazırlayıp, küçük fırça darbeleriyle olağanüstü bir eserin altında eziliyoruz.

Gaspard Winckler dönem ressamlarının sahte tablolarını yapıp, bu sahte eserleri Güney Amerika veya Avustralya gibi Avrupa’dan uzak kıtalardaki koleksiyonerlere satan Antonello Madera isimli bir simsar adına çalışmaktadır. Her şey çok basittir. Madera, bağlantısı ile Winckler’a siparişini iletir. Winckler –örneğin- Rönesans döneminin bir ressamının tarzını bire bir kopyalayarak, herhangi bir eserine bazı ilavelerle veya hiç bilinmeyen bir eserini yapar. Söz konusu sahte tablo, Avrupa’nın metruk bir manastırının tozlar içindeki mahzeninden şans eseri çıkarılıp, çeşitli ekspertiz kontrollerinden sonra orijinal belgesiyle birlikte yeni sahibine iletilir. Wickler resmi yapıp, payına düşen parayı almaktadır. Aslında huzur içinde bir iştir onunkisi. Ta ki yıllarca itiraz etmeden çalışırken, kendinden istenen yeni siparişte; kendisine, talihine meydan okuyarak Messina’nın Paralı Asker’ini yapmaya soyunana kadar.

Bu sıradışı tablo, izleyenini hipnotize eden bakışlarıyla Winckleri kendine esir edecektir. Messina gibi döneminin ünlü ressamlarından birine tablosunu yaptıran, dudağında kılıç artığı bir yara bulunan bu adamın tablosu Winckler’i büyük bir hesaplaşmaya sürükler. Aylarca didinir ve kendini aşmak adına giriştiği bu meydan okumadan büyük bir cinnetle çıkar. İşverenini yani Madera’yı öldürüverir. Sonrası; Perec’e bir kere daha hayran kalmamıza sebep olacak, sahteci Gaspard Winckler’in anlattıklarıdır.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Fransa
Görüş Bildir