Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Olağanüstü Bir Durum mu Var?

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Olağanüstü bir durum mu var?

Olağanüstü bir durum mu var?

Bugün yazarı Gülay Göktürk, CHP'nin TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırmasını ve Başbakan Erdoğan'ın verdiği cevabı yazdı.

İşte o yazı:

Başbakan yerden göğe kadar haklı: Ne demek bu ya?

PKK Şemdinli'ye saldırdı diye panik içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni olağanüstü toplantıya çağırmak da neyin nesi oluyor?

PKK'nın Şemdinli saldırısı çok mu olağanüstü bir durum? Ülkenin bir kısmında kurtarılmış bölge mi kuruldu? Meclis'i toplayıp PKK'yla mütareke kararı mı alacaksınız? Ateşkes koşullarını mı karara bağlayacaksınız?

Böyle bir tutum, Başbakan'ın da belirttiği gibi, "terör örgütüne motivasyon sağlamaktan; terörün siyasi gündemi şekillendirmesinden başka ne işe yarar?"

Eğer şu anda yürütülen terör mücadelesine ilişkin bir diyeceğiniz varsa gider Başbakan'a söylersiniz ya da kamuoyuna açıklarsınız. Yoksa da hükümetin mücadelesini destekler, susar oturursunuz. Ama bir yandan bir "güvenlikçi politikalar" teranesi tutturup öte yandan "ülke elden gidiyor" havasına girip Meclis'i olağanüstü toplantıya çağıramazsınız. Çağırırsanız da sizin niyetinizin terörle mücadele değil ne yapıp edip iktidarı zaaf içinde göstermek olduğu anlaşılır. Bu arada zaaf içinde gösterdiğiniz şey sadece AK Parti değil, bütünüyle demokratik sistemmiş, hiç umurunuzda olmadığı da açığa çıkmış olur.

Eğer katkı yapmak isteseydi...

Eğer Kılıçdaroğlu'nun Kürt meselesinde yapıcı olmak gibi bir niyeti olsaydı, geçtiğimiz haziran ayında ortaya attığı "Yol Haritası" önerisinden böyle yan çizmezdi.

Hükümet, emniyet güçleri ve Silahlı Kuvvetler teröre karşı gereken mücadeleyi veriyor. Eğer CHP ana muhalefet partisi olarak Meclis'te bir şey yapacaksa, Kürt sorununun bütün kalıntılarının temizlenmesi için AK Parti'yle el ele verirdi. Haziranda ortaya attığı "Yol Haritası"nın arkasında dururdu.

Ama hayır...

Kılıçdaroğlu bunu yapmıyor. Haziran ayında bütün demokrat kamuoyunda heyecan yaratan "ortak komisyon" teklifini orta yerde bırakıyor. Kürt meselesinde dört partinin bir araya gelmesinin imkânsız olduğunu bile bile, "İlle de dört parti bir araya gelsin" diye tutturuyor. Başbakan Erdoğan'ın , "Dört parti olmazsa iktidar ve ana muhalefet arasında ikili komisyon" önerisine tutarsız gerekçelerle karşı çıkıyor. İşin açıkçası, MHP'nin arkasına saklanarak sorumluluktan kaçıyor.

Şimdi de kalkmış, Meclis'i olağanüstü toplantıya çağırarak aklı sıra hükümeti sıkıştırıyor.

CHP değişmiyor

CHP ne kadar iyi niyetle yaklaşırsak yaklaşalım, her seferinde umutlarımızı boşa çıkarmayı, bizi hayal kırıklığına uğratmayı başarıyor. Ve her seferinde bir kez daha anlıyoruz ki, AK Parti bu konuda bir şey yapacaksa kendi başına, kendi gücüne güvenerek yapacak. Bunu da, "güvenlikçi politikalar"la özgürlükçü politikaları bir arada götürerek yapacak. "Güvenlikçi politikalara hayır" sloganıyla terör örgütüne teslimiyeti savunanlara pabuç bırakmadan ama öte yandan boynunun borcu olan reformları da daha fazla geciktirmeden ilerlemeyi başarırsa yapacak.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiTerörTürkiye Büyük Millet Meclisi
Görüş Bildir