Mustafa Avkıran ve Gürkan Uygun Düşman Oldu!

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Mustafa Avkıran ve Gürkan Uygun Düşman Oldu!

Mustafa Avkıran ve Gürkan Uygun Düşman Oldu!

ATV’de yayımlanacak “Kaçak” dizisinde rol alacak olan Mustafa Avkıran ve Gürkan Uygun yeni dizilerini anlattı..

Yakın dostluklarıyla bilinen Mustafa Avkıran ve Gürkan Uygun'un iki arkadaşın iki düşmanı oynamasını anlattı..

İşte o röportaj;

Nasıl bir mafya babasını canlandırıyorsunuz dizide?

Mustafa Avkıran: Türkiye’deki mafya ile ilgili daha önce çalışmışlığım var, bir İtalyan ya da Amerikan mafyası gibi değil... Kara yollarla para kazanan, gücün kara tarafını temsil eden mafya, bunun Türkiye’deki kodlarını da sağımızda solumuzda görüyoruz aslında. Merdiven altında, otopark köşesinde, kahvehanede... Benim canlandırdığım karakter İsmet Ali Topçuoğlu da böyle bir dünyanın en tepesindeki adam. Bir holdingi, resmi bir işi var ama asıl gücü karanlıktan geliyor bu adamın. İki oğlu, bir kızı var, oğullarından biri ölüyor. Gürkan’ın karakteri Serhat Hakeri tarafından öldürülüyor. Düşmanlık hikayesi de böyle başlıyor.

Öldürüyor ve hayatının hatasını yapıyor sanırım...

Gürkan Uygun: Sanıyoruz öyle, ilerleyen bölümlerde tanık olacağız. Benim karakterim de o dünyaya, çarkın dişlisini bozmak için giren bir polis.

O karanlık dünyadaki yapılanmayı çözmeye çalışırken deşifre oluyor ve istemediği bir durum yaşanıyor. Her şeyi bırakıp kaybolmak zorunda kalıyor. Sakin bir kasabada, farklı bir hayat kuruyor kendine. Ama geçmişi onun peşini bırakmıyor ve yarım kalan işleri halletmek üzere geri dönüyor. Yedi-sekiz yıl önce bıraktığı yere çok farklı bir adam olarak geri dönüyor. Hikayenin anlatıldığı flashback sahneleri olacak. İki farklı karakterde göreceğiz yani.

“Öğrenciyken Mustafa abiyi sahnede izlerdik”

Mafyanın içine sızan polis rolüne nasıl hazırlandınız?

Gürkan U.: Özel harekatta çok sert bir eğitim süreci var ve çok kalıcı. Alışkanlık haline gelecek şeyler... Bu adam da öyle olmalı. Onun dışında polisliğe dair klişe dışı, özgün şeyleri

bu işi yapan, tanıdığınız insanlardan öğreniyorsunuz. “Kurtlar Vadisi”ndeyken mesela, bir arkadaşıma “Bir sivilin polis olduğunu nasıl anlayacağım?” diye sorduğumda, “Paçasına bak” dedi, “Silah taktığı

için bir paçası daha aşağıda olabilir.” Bunun gibi küçük şeyleri oyununuza koyuyorsunuz.

Sizin oyunculuktaki yönteminiz gözlem mi yoksa “Ben Mustafa Avkıran mafya olsam nasıl olurdum” mu?

Mustafa A.: Aslında tavuk-yumurta hikayesidir. İlla ki gözlem olacak ama “Ben mafya olsam nasıl olurum” diye düşünüyorsunuz tabii. Oyunculuk zaten öyle bir şey, kendinizi kazıyorunuz ve alttan bir şeyler çıkıyor. Enstrümanım benim zaten. Gözlem de yapıyorum; Dündar Kılıç’a, Alaattin Çakıcı’ya, Behçet Cantürk’e bakıyorum...

“Kaçak”ın konusu çok işlenmiş bir tema. Ne çeker izleyiciyi bu dizide?

Mustafa A.: İzleyici çekecek olan şey iyilik-kötülük meselesi. Ne kadar işlenirse işlensin çok temel bir durumdur. İntikam çok ilgisini çekecektir seyircinin... Gizli bir tragedya hissi de var. Kötü yok aslında. Çok güçlü, çok dişi ve dolayısıyla gelişebilir bir tema olduğu için biz bu kadar heyecanla anlatıyoruz.

Gürkan U.: Rolle ilgili konuşabiliyorsunuz, o derinlik çok önemli. Size sürekli soru sorduruyor.

Önceden tanışıyordunuz belli ki. Nereden?

Gürkan U.: Ben İstanbul Üniversitesi mezunuyum, Mustafa abi Mimar Sinan’dan. Bizim mezun abilerimizden.

Mustafa A.: Daha önce bir günlük de olsa tiyatro yapmışlığımız var, birlikte “Küçük Prens” okumuştuk benim sahnelediğim okuma tiyatrosunda.

İki arkadaşın iki düşmanı oynaması zor mu?

Gürkan U.: Setten sonra konuşuyoruz yine, sıkıntı yok. Bana soruyorlardı hep “Nasıl öldürüyorsunuz o insanları rahat rahat?” diye. Çünkü “kestik”ten sonra yerden kalkıyorlardı.

Mustafa A.: Aksine bazı sahnelerde karşıdaki oyuncunun tanıdık olması sana çok büyük bir artı kazandırıyor.

Gürkan U.: Rahatça fikirlerinizi söyleyebiliyorsunuz bir de. Mustafa abi bana “Şunu şöyle yap” dediğinde onu yanlış anlamam asla. Egolar kalkıyor aradan, iş daha da kolaylaşıyor.

İkiniz de tiyatro kökenlisiniz. Birbirinizi sahnede izlemiş miydiniz?

Gürkan U.: Öğrenciyken Mustafa abinin oyunlarını izlerdik. Maalesef garajistanbul’a gidemedim.

Mustafa A.: Hadi canım! Sen hiç gelmedin mi garajistanbul’a?

O zaman ilk fırsatta gidersiniz...

Mustafa A.: Ben onu “Sabahlar Olmasın”a çağırırım, şarkı söyletirim.

“Gürkan çok güzel türkü söyler”

İkinizin de müziğe ilgisi var değil mi? Sizinki ilgiden de öte sanırım Mustafa Bey...

Mustafa A.: Şimdi garajistanbul’daki “Sabahlar Olmasın” performansının albümünü yapıyoruz. Bayağı sıkı prodüksiyona girdik, double albüm olacak. 31 parça. Evet, müzikle aramız iyi. Gürkan da çok güzel türkü söyler.

Gürkan U.: Birbirine yakın, destek olan meslekler. Role çalışırken müzik pratiği üzerinden de hareket ediyorusunuz.

Mustafa A.: Bir de müzik ne kadar konuşsak da anlatamayacağımız kadar derin ve engin bir şey. Bir adam sahneye çıkıyor, 20 bin kişi çıt çıkarmadan iki saat boyunca dinliyor.

Gürkan U.: Doğada karşılığı olan bir şey olduğu için vazgeçilmez bir şey. “Ally McBeal” diye bir dizi vardı ya, orada diyordu: “Her insanın

kendi içinde farklı bir müziği vardır.” O benim aklımda kalmış, rollere çalışırken muhakkak bir ritim düşünürüm.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AtvİstanbulKurtlar VadisiPolisTiyatrodizimüzikyumurta
Görüş Bildir