Milli Mücadele'nin Unutulan Kahramanları: Anadolu'ya Silah Kaçıran Korkusuz Teşkilatlar

-

Kurtuluş Savaşı şüphesiz ki başındaki tecrübeli kumandanlar tarafından yürütülmüştür. Fakat zaferde, fedakarca her şeyini bu yola adamış olan halk da fevkalade etkiliydi. Siviller hiçbir menfaat beklemeden sadece vatan uğruna, gözlerini kırpmadan tehlikeye atılmışlardı.

Özellikle İzmir işgali sonrasında kesin silahla savunma kararı alan çeşitli teşkilatlar, milli kongreler ile örgütlendiler.

Anadolu'ya geçip mücadeleye atılmak ve vatan için hizmet etmek, işgalden kurtulmak isteyen her ferdin tuttuğu yoldu. İstanbul'da ise özellikle eski İttihatçılar cephane baskınlarıyla harp için mühimmat ve teçhizat elde edip bunları Anadolu'ya göndermeye uğraşıyorlardı.

Özellikle ordu içerisindeki istiklal taraftarı subaylar sayesinde Kuvayı Milliye'nin adım taşları döşendi.

Mesela Mersinli Cemal Paşa bazı birliklere Kuvayı Milliye gruplarına gerekli yardımların yapılıp lojistik destek verilmesini emreden gizli belgeler yolladı. Ege'de Kazım Paşa, Miralay Ali Bey bizzat cephanelik baskınlarını organize ettikleri gibi kendileri de uygun zamanı bulunca Ankara'ya geçtiler.

İstanbul'da kendilerine kısaca Mim Mim (Müdafaa-i Milliye) diyen grup ve Karakol Cemiyeti adlı teşkilat kritik roller oynadı.

İşgal kuvvetlerinin nöbetçileri olan depolardan cephane çıkartmak hiç de kolay iş değildi. Özellikle tenha ve az nöbetçili stratejik yerler seçiliyordu. Askerler bazen kaba kuvvetle esir alınıyor, bazen de içki ikramıyla dost gibi görünüp sarhoş edildikten sonra etkisiz hale getiriliyorlardı. Nöbetçiler saf dışı edilince depoda yarayan ne varsa kaldırılıyor ve evvela karşı kıyıya, oradan da Anadolu'nun içlerine geçiriliyordu.

Çalışmalar yalnız bununla da kalmıyordu. Milli teşkilatlar mücadeleye faydalı olacak ama işgalciler tarafından tutuklanmış olan subayları hapisten kaçırıyorlardı!

Enver Paşa'nın amcası Halil Paşa tutulduğu hapishaneden bu şekilde kaçırılmıştı. Vatanperver teşkilatların bu korkusuz operasyonları olmasa, tutuklanmış olan onlarca tecrübeli subay çeşitli suçlarla itham edilip sonra da idam edileceklerdi. Nitekim mütareke yıllarında gayet yaşlanmış olan Hüseyin Hüsnü Paşa bile rezilce bir muameleye maruz kalarak evinden yaka paça çıkartılmış ve hapsedilmişti.

Bahriyeliler ise daha çok savaşın lojistik ve istihkam yönünü ele aldılar. Zira bunlar başarıyla sağlanmasa zafer kazanılan harplere de girilemezdi.

Rakip tanımaz İngiliz ve Yunan zırhlılarının arasından geçerek bırakın silah taşımayı, balık dahi tutulamazdı. Oysa hem kahraman deniz subayları hem de vatanperver kayıkçılar binlerce defa bunu gerçekleştirdiler. Geceleri yapılan sevkıyatlarda yalnız malzeme taşınmadı, bazen kendilerinden kat kat kuvvetli olan gemileri ele geçirdiler. En heyecanlı mücadeleler de Karadeniz kıyılarında yaşandı.

Anadolu'ya yollanmak istenen teçhizatlar bazen sebze-meyve kasalarının altına gizleniyordu.

Heybeliada Deniz Okuluna erzak olarak götürülen bu kasalar, geceleyin fedakar kayıkçıların da yardımıyla karşı kıyıya geçiriliyor ve oradan da vatanın içlerine doğru yine fedakar ve cesur vatanperverlerin yardımıyla taşınıyordu. O yıllarda okulda öğrenci olan bir deniz subayı ileride yazdığı hatıralarında, hocalarının talebeleri uzaklaştırıp ''bir şey yok gidin hadi! lahana, pırasa gelmiş'' dediklerini anlatmaktadır.

Kurtuluş Savaşı süresince bu şekilde sayısız ve isimsiz vatanseverin yurda hizmetleri geçti.

Savaş sonunda tespit edilebilenlerin bazılarına gazilik unvanı, istiklal madalyası ve maaş dahi bağlandı. Oysa bunlar içerisinden de bazıları maaşı reddettiler. O zamanın zihniyetinde ''biz bunu para için değil, vatan için yaptık'' görüşü hakimdi. İstiklal Madalyaları ise o günlerin onurlu birer nişanı olarak hala bir yerlerde saklanmaktadır.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
birinci-tekil-birey

Öyle sanıyorum ki, bu içeriğe yorum yazanlar da dahil hemen hemen hepimizin aile geçmişinde Kurtuluş savaşımız için bizzat çalışmış birileri mutlaka vardır. Hepsinin hatırasına saygı ile....

derdi27

o günlerden; "keşke yunan galip gelseydi" diyen o.cocuklarının adam yerine konduğu, "hocamdır" diyen adamı başa getirdiğimiz günlere....

goruncekadam

Bu yüzden Atatürk ve kahraman silah arkadaşları ifadesi kullanılır.

efeefekan

Allah hepsinden razı olsun

ozturk-sadri-alisik

Rüsumat 4 vapuru, istanbuldaki heyet komutanı albay Hüseyin Hüsnü bey, selimiye kışlasında salgın hastalık var diye ingilizlerin kaçmasını sağlayan asabi binbaşı Ekrem bey, ölümüne sebep olacak kararı alarak mühimmat kaçırılmasına göz yuman boğaz gümrük müdürü ermeni Pandikyan, delifişek teğmen Ali Kemal, daha niceleri

armagan-gunduz

pandikyan, kurtuluştan sonra ermeni olduğu için emekli edilmemiş, hüsnü kabul görmemiş, yurtdışına gitmek zorunda kalmıştır. seneler sonra türkiye'ye dönen karısı, fakirlik nedeniyle eski teşkilat arkadaşlarına başvurmuş, onların yardımı ile hayatını sürdürebilmiştir. pandikyanın lideri olduğu yurtsever ermenilerin birçoğu benzer şeyler yaşamış ve bazzıları maalesef dilencilik yapmak zorunda bile kalmıştır. hakları ödenmez. ruhları şad olsun.

ozturk-sadri-alisik

kurunun yanında yaşıda yakma adedi tüm dünyada var ne yazıkki

Başlıklar

AnkaraİdamİngiltereİstanbulİzmirOrduSavaşYunanistanmeyve
Görüş Bildir