Avrupa Basınından Özetler | 08.02.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

Independent'ın manşetinde, hükümetin lise düzeyindeki bir sınav sisteminde yapmak istediğini söylediği değişiklikten vaz geçmesinin yankısı görülüyor.

Independent sanat merkezli derslerin ileri bir konuma geçeceğini yazıyor, oysa hükümetin bu tür derslerin ağırlığını azaltmaya çalıştığını belirtiyor.

Independent da olduğu gibi Daily Telegraph'ın da ilk sayfasında bir kadının fotoğrafı dikkat çekiyor.

Daily Telegraph, eski enerji bakanı Chris Huhne'ın eski karısının "evliyken beni kürtaja zorladı" sözlerini öne çıkarıyor.

Eski enerji bakanının karısının sayfalara böyle yansımasının nedeni süren bir dava.

Davanın merkezinde bakanın bir trafik suçuyla bağlantılı olarak yalan beyan vermesi bulunuyor; Huhne bu nedenle parlamento üyeliğinden istifa ettiğini hafta başında açıklamıştı.

İngiltere'nin en büyük market zincirlerinden birinin raflarında da satılan bir dondurulmuş gıda ile ilgili haber Independent ve Daily Telegraph'ın ilk sayfasında.

Dana eti yerine at etli olduğu belirlenen lazanyanın 180 bin kutusunun raflardan çekildiğini bildiriyor Daily Telegraph.

Ayrı bir tüzel kişiliği olan futbol liginde bütçe açık sınırını aşan kulüplere puan cezası verilebilmesini öngören uygulama üzerinde anlaşma sağlandığını Financial Times bildiriyor.

Buna göre Premier League kulüpleri belli bir açık miktarını aşarsa ilgili bir komiteye sevkedilebilecek, bu komitenin de puan kesme yetkisi olacak.

Televizyon ekranlarından tanınan Mr Bean karakterini canlandıran İngiliz oyuncu Rowan Atkinson'ın bir rekora imza attığını Times ve Telegraph'ın satırlarında okuyoruz.

Haberde, Mr Bean'in 2011'de spor arabasını ağaca çarptığı aktarılıyor; sigorta şirketleri 910 bin sterlin tamirat parası vermeyi kabul ediyor.

Gazetelerin haberine göre rekor sigorta ödemesini yapan şirket, tamiratın, yeni bir otomobil alınmasından daha hesaplı olacağı için ödeme yapmayı kabul ediyor ama primleri de yükseltiyor.

Otomobilin bir sene sonra kullanıma hazır hale geleceği de aktarılıyor.

1979'daki İran İslam Devrimi sonrasında binlerce kişinin öldürüldüğü iddiaları hakkında oluşturulan mahkemenin dün ilan ettiği sonuç Independent 'ın dünya haberlerinde öne çıkıyor.

Independent, La Hey'deki İran Mahkemesi'nin aralarında solcuların da bulunduğu 15-20 bin kişinin, destek verdikleri devrimin liderleri tarafından öldürüldükleri sonucuna vardığını, bunu da Bosna'daki toplu kıyımdan esinlenerek "İran'ın Srebrenica"sı olarak nitelediğini aktarıyor.

Öldürülenler kişilere İslam'a geçme seçeneği sunulduğunun reddedenlerin öldürüldüğünün tespit edildiği de Independent'ın aktardığı ayrıntılar arasında.

Gazetelerin sayfalarında dev sinema ilanları görülüyor.

Kuzuların Sessizliği filminin kahramanı Anthony Hopkins'in İngiliz sinema devi Alfred Hitchcock'u canlandırdığı Hitchcock ve Sol Ayağım filminin baş rol oyuncusu Daniel Day Lewis'in Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Abraham Lincoln'ü canlandırdığı Lincoln filmleri bunlar.

İlanlarda filmlerin bugünden itibaren beyaz perdeye yansıtılacağı söyleniyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman basınında Tunus'ta sol muhalif liderin öldürülmesi ve İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmeler dikkat çeken başlıca yorum konuları.

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi sol muhalif lider Şükrü Belıyd’ın silahlı saldırı sonucu öldürülmesi ve artan protestolar hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Kültür ve iktidar savaşıyla birlikte ülkedeki kutuplaşma giderek derinleşiyor. Belıyd’ın soğukkanlılıkla işlenmiş bir cinayete kurban gitmesi ülkeyi şimdi büsbütün uçuruma sürüklüyor. Suikastin arkasında İslamcıların mı yoksa eski Bin Ali rejiminin mi olduğu fark etmez, zira bu artık hiçbir şeyi değiştirmez. Yönetimdeki İslamcıların beceriksiz politikaları, ülkedeki kızgın atmosferin böyle kötü şekilde boşalmasına katkıda bulundu. En Nahda Partisi şiddete karşı önlem almayarak uzun süredir ateşle oynuyor.”

Stuttgarter Zeitung gazetesi de Tunus ve Mısır’da İslamcı yönetimlere karşı başlayan protestoları değerlendiriyor:

“Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerde yeniden despot rejimlerin kurulması tehlikesi fazla. Ancak Tunus ve Mısır’daki insanlar buna hazır değil. Tahrir Meydanı veya Tunus sokaklarındaki gösteriler özgürlük kıvılcımının hâlâ parıldadığına işaret. Sendeleyen, arayış içinde olan bu devletleri demokrasi yolunda desteklemek Batı‘nın görevi. Büyük sorunlar karşısında kibirle Arap Baharı’ndan söz etmek yaşananlara karşı kayıtsız kalmak anlamına gelir. Hâlâ demokrasi için mücadele eden insanlara, ‘onlardan vazgeçtiğimiz‘ sinyalini vermiş oluruz.“

Mitteldeutsche Zeitung gazetesi aynı konuda şunları yazıyor:

“Tunus, Arap Baharı’nın örnek ülkesiydi. Kahire ve Trablus’ta da diktatörleri deviren Arap devrimi Tunus’ta başladı. Ve radikal İslamcıların kontrol altında tutulabileceği, toplumsal uzlaşmanın sağlanabileceği umutları da burada doğmuştu. Ne yazık ki bu umutlar gerçekleşmeyecek gibi gözüküyor. Böylece devrim hayallerinin suya düştüğü yerin de Tunus olması tehlikesiyle karşı karşıya kalınıyor. Bu ülkede ve komşuları Mısır ile Libya’da giderek daha baskıcı bir tutum sergileyen aşırı dincilerin nasıl kontrol altına alınacağı ya da 'bu yapılmalı mı' sorularını gündeme getirebilir.”

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden geçtiğimiz günlerde İran'a nükleer programıyla ilgili olarak doğrudan görüşme teklifinde bulunmuştu. İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihî de ABD ile masaya oturmaya yeşil ışık yakmıştı. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise İran'ın nükleer programı konusunda ABD ile doğrudan görüşmeyi reddetti. Süddeutsche Zeitung gazetesi ABD ile İran arasında artan gergin ilişkileri yorum sütunlarına taşıyor:

“Ayetullah Ali Hamaney, Tahran'da son sözü söyleyen kişi. Peki İran’ın dini lideri ‘hayır’ diyerek ABD ile yaşanan nükleer anlaşmazlıkta doğrudan müzakere edilmesi konusunda gerçekten son sözünü söyledi mi? Muhtemelen hayır! Bu açıklama öncelikle İran iç politikasını hedef alıyor. Hamaney’in gözünden düşmüş olan İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad sadece dört ay daha görevde. Pek çok İranlı'nın dilediği gibi ABD ile uzlaşma yönünde böylesine dev bir adım atmak onun yönetiminde gerçekleşmeyecektir."

**© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Hülya Schenk**

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Tunus'taki protestolar, İran-Mısır yakınlaşması ve Alman Eğitim Bakanı'nın doktora ünvanının geri alınması, yorum konularından bazıları.

Sol liberal Fransız gazetesi Liberation, Tunus'ta muhalefetteki Demokratik Yurtseverler Partisi Genel Sekreteri Şükrü Belıyd'ın evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmesini yorumluyor. Gazete, Tunus'ta şiddetin giderek arttığını belirterek şu satırlara yer veriyor:

"Arap ülkelerinde iktidardaki diktatöründen ilk kurtulan ülke olan Tunus'ta ölçüsüz şiddet giderek yayılıyor. Tunus genelinde yapılan protesto gösterileri, halkın muhalif politikacı Belıyd'ın öldürülmesinin ne anlama geldiğini ve durumun ne kadar ciddi olduğunu anladığını gösteriyor. Mısır'da olduğu gibi Tunus'ta da devrim, radikal İslamcılar ile devrimlerine el konulduğunu düşünen karşıtlarının çatışmalarıyla parçalanıyor. Tunus'un, Arap Baharı'nın mezarı değil, devrimin doğduğu yer olarak örnek olmaya devam etmesini umuyoruz."

Hollanda'dan NRC Handelsblad gazetesi bugünkü sayısında, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ın, İslam İşbirliği Teşkilatı liderler zirvesi çerçevesinde Mısır'a yaptığı ziyareti ve Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi ile görüşmesini ele alıyor:

"Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi ülkesinin Müslüman Kardeşler'in iktidarı döneminde değiştiğinin bir işareti olarak, geçen yıl Ağustos ayında Tahran'da yapılan Bağlantısızlar Zirvesi'ne katılmıştı. Şimdi ise İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, İslam Devrimi'nden bu yana Kahire'de kırmızı halı serilerek karşılanan ilk İran cumhurbaşkanı oldu. Sadece İslam İşbirliği Teşkilatı liderler zirvesine katılmak için değil, aynı zamanda ikili ilişkiler için de gitti Mısır'a. Mursi, Ahmedinejad'ı yanağından öperek karşıladı. Mursi bir önceki yıl, 'İran, Suriye rejimine destek vermeye devam etiği sürece Ahmedinejad'ın davet edilmeyeceğini' söylemişti. Ancak seçim döneminde edilen bu yeminler artık geçerli değil. Suriye savaşındaki içinde bulunulan çıkmaz, karşı tarafla iletişime geçilmesini gerektiriyor."

Almanya'da Federal Eğitim ve Araştırma Bakanı Annette Schavan'ın doktora derecesinin geri alınması, basında yer bulan bir başka konu. Avusturya'dan Die Presse, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Hrıstiyan Birlik partili çok sayıda politikacının Schavan'a destek verdiğini belirterek, şu görüşlere yer veriyor:

"Gerçekçi bir biçimde bakıldığında şu ortada: Schavan kimden, nereden aldığını belirtmeden doktorasında alıntılara yer verdi. Bunu doktorasında intihal yaptığı ortaya çıkan eski Savunma Bakanı Karl Theodor zu Guttenberg kadar cüretkâr yapmasa da, fazlaca dikkatsizlik yaptı. Schavan doktorasında yanılttı ve böyle yaptığını bilmek zorundaydı. Bundan daha da kötüsü, Schavan'ın avukatının bu konuda dile getirdiği tez. Avukat, Schavan'ın doktora çalışmasının günümüz standartlarına göre değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Sanki bu çalışma Ortaçağ'ın karanlık döneminde yazılmış gibi! Oysa 30 yıl önce yazıldı ve alıntıları belirtme kuralı da daha dün ortaya çıkmış bir kural değil. Almanya ve Avusturya'da akademik çalışmalarını, doktorasını dürüstçe tamamlayan yüz binlerce kişi, şu sıralar dolaylı yoldan gün ışığına çıkan siyasi dolapları gördüğünde ve kendilerinin de aslında işin kolayına kaçabileceklerini ama yapmadıklarını fark ettiklerinde ne hissediyordur dersiniz? Yıllarca akademik çalışmanın kutsal olduğuna inanmışlardı, ama hiç de öyle değilmiş."

İspanya'dan El Pais ise ABD yönetiminin kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'a dava açma hazırlığında olmasını yorum sütunlarına taşıyor:

"Kredi derecelendirme kuruluşlarının karmaşık finans ürünleriyle ilgili riskleri önemsizmiş gibi gösteren uygulamaları, gayrimenkul balonunun şişmesine ve dünya genelinde ekonomik krizin çıkmasına katkı sağladı. Şimdi Amerikan yargısı, Standard&Poor's'un tehlikeleri kasten hafife aldığını ve yatırımcıları aldattığını ispat etmek istiyor. Eğer bunun kanıtlanması mümkün olursa, işte o zaman bunun dünya genelinde derecelendirme sistemi için çok önemli sonuçları olur. Bu şirketlerin çalışma yapısı temelden değiştirilir. Kredi derecelendirme kuruluşları artık değerli kağıtları piyasaya sürenlere değil, sadece yatırımcılara ve müşterilere hizmet eder. ABD'deki Standard&Poor's'a açılması planlanan dava yeni bir derecelendirme modelinin yolunu açabilir."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ayhan Şimşek

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AhmedinejadAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvusturyaİngiltereİranİspanyaMısırSinemaSuriyeTunusfutbol
Görüş Bildir