Hitler'den Kaçarak Türkiye'ye Gelen ve Çağdaş Diş Hekimliğimizin Öncüsü Olan Alfred Kantorowicz

28PAYLAŞIM

Türkiye'den yolu geçen iyi bilim insanlarından biri de Kantorowicz olur.

Kaynaklar: Ahmet Efeoğlu

                  Ali Vicdani Doyum

1880 yılında doğan Kantorowicz için hayat aslında fena başlamaz. İyi bir eğitim alan genç Alfred liseyi bitirdikten sonra diş hekimliği okur.

1900'de 6 ay kadar diş hekimliği yapsa da tıp okumak ister 1905'te de bu eğitimini tamamlar. Ve artık o diş hekimliği doktorudur. 1916'ya kadar dahiliye, enfeksiyon, cerrahi ve diş hekimliği alanlarında çalışır ve bu tarihte gönüllü olarak orduya katılarak doktorluğunu burada sürdürür.

1918'de sivil hayata geri dönen doktor Bonn Üniversitesi'ne atanır. Aynı zamanda Bonn şehrinin çocuklarının ağız ve diş sağlığı da kendisine emanet edilir.

Hatta denir ki o tarihlerde okullarda diş klinikleri olmasını önerir; fakat bu önerisi ancak "40 yıl" sonra gerçekleşir. Neyse, Kantorowicz 43 yaşında ordinaryüslüğe yükselir ve adı dünyanın en iyi diş hekimlerinin arasında geçmeye başlar. Ancak yaklaşmaktadır yaklaşmakta olan ve Hitler 1933'te iktidara gelir. Doktor ise Yahudi kökenlidir.

Dahası Kantorowicz'in geçmişte 2 kez Rusya'ya gidip bir süre kalması onun komünist olduğuna dair dedikoduları da arttırır. Yani Nazilerin istemediği ne varsa hepsi doktorda var gibidir.

4 Nisan 1933'te Almanya'daki bilim insanları Hitler'e bağlılıklarını bir bildiri ile ilan ederken tabii ki Kantorowicz bunu yapmaz ve "belki de şiddetten uzak durabilirim" diyerek izne çıksa da aryan ırktan olmayanların kamudan çıkartılması kanunuyla "tedbir amacıyla" arkadaşlarının tutuklanması üzerine gönüllü olarak döner ve savaş bittikten sonra yargılanacak olan öğrencisi Karl Friedrich Schmidhuber tarafından polise teslim edilir.

Börgermoor toplama kampına gönderilen doktor için daha sıkıntılı günler başlar. Bu arada kardeşi de aynı sebeplerden görevden alınmış ve karısı da intihar girişiminde bulunmuştur.

9 ay toplama kampında kalan doktorun serbest bırakılması ile ilgili hem Alman hem de Türk kayıtlarında çeşitli söylemler var. Ancak iki iddia daha başat durumda: Birincisi Atatürk'ün araya girerek bizzat Kantorowicz'in Türkiye'ye gönderilmesini istemesi ikincisi ise İsveç Veliaht Prens'in araya girerek doktorun serbest kalmasını sağlaması.

(Açıkçası aradım taradım doğrusuna tam olarak ulaşamadım.)

Ama şundan eminiz ki Gazi, Hitler'den kaçan bilim insanlarına kucak açar ve onların üniversiteler bünyesinde istihdam edilmesi için elinden geleni yapar.

Ve böylece Prof. Dr. Pertev Ata'nın da önayak olması ile doktor 1933 sonlarında İstanbul Üniversitesi ile 5 yıllık bir sözleşme imzalayarak Türkiye'deki görevine başlar. Doktorun maaşı 625 liradır ve ayrıca  Kantorowicz, sadece öğrencilere değil hocalara da ders vermeyi kabul eder. 

(Bu sözleşmedeki: en fazla 3 yıl sonra eğitimin Türkçe olması gerektiği şartı yeni devletin bilim dili olarak Türkçeye verdiği önemin de ayrıca bir göstergesi olur.)

Peki doktor Türkiye'de neler yaptı, ne gibi katkılar sundu derseniz, kısaca özetlemeye çalışayım. Kendisi eğitim direktörü olarak öğretim, araştırma ve eğitim konusunda yetkili kılınır.

Yaptığı ilk işlerden biri diş hekimliği eğitimini 4 seneye çıkarmak olur. Eğitim ve sınav kurallarını düzelten doktor, meslektaşlarının derslerini de denetler. Ayrıca Kantorowicz, diş hekimliği okulunda cerrahi, çene ortopedisi gibi yeni bölümler kurarak eğitimi çeşitlendirir. Doktora ve doçentlik sınavları için de düzenleme yapan doktor, böylece özgün bilim insanlarının yetişmesine önayak olur.

Bütün bunlar sayesinde ise İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi uluslararası bir üne sahip olur. 1946'da TC vatandaşı olmak için başvurduğu sırada Kantorowicz anavatanından çağrılır.

Ancak ağır kalp rahatsızlığı yüzünden gidişi 1950'yi bulur. Doktorun 1949'daki vedası ise bir hayli duyguludur, gelin kendi kaleminden okuyalım:

(...) Diş hekimliği okulunun dört enstitüsünün de başında bulunan şefler bütün sorumlulukları üzerlerine almışlardır. Bu nedenle kendim için uygun bir çalışma sahasını mevcut olmadığını ve bundan dolayı görevimin sona ermiş olduğu kanaatimdeyim.

Artık bana kalan şey üniversite amirlerine ve dolasıyla Türkiye Hükûmetine teşekkürlerimi sunmaktan ibarettir. Ben Türkiye'nin kendi başına bırakıldığı bir zamanda yapmış olduğu tarihi...

ilerlemeyi beraberce yaşama imkanına sahip olduğumdan dolayı bahtiyarım. Türkiye Hükumeti bana çok şerefli ve beni tamamıyla tatmin edici bir vazife olarak tıbbın bir kolunu yeniden canlandırmak  ve beni Türk gençliğini yetiştirme görevini üzerine almış olan kimseler sırasına dizmek lütfunda bulundu. (...) Eğer bunda muvaffak olmuşsam kendimi çok bahtiyar hissedeceğim.

Böylece Bonn'a geri dönen Kantorowicz akademisyenliğinin 60. yılını kutladığı 1962'de 82 yaşında hayata veda eder.

Bugün diş çürüğüyle çok erken yaşlarda başlayan mücadelenin altında imzası olan doktorla ilgili iddia edilen ilginç durumlar ile içeriği bitirmek isterim:

  • Doktor bugün Uludağ'ın bir kayak merkezi olmasının öncülerinden sayılıyor.

  • Hatta oğlu Erich, babası kayaktayken intihar etmiş ve Feriköy mezarlığına defnedilmiş.

  • Ayrıca doktorun Atatürk'ün ve İran Şahı Pehlevi'nin diş protezlerini yaptığı söylenmekte.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Ah Türkiye'm Ah! Gözbebeği Kurumumuz Hıfzıssıhha İle 1938'de Çin'e Aşı Gönderdiğimizi Biliyor muydunuz? - onedio.com
Ah Türkiye'm Ah! Gözbebeği Kurumumuz Hıfzıssıhha İle 1938'de Çin'e Aşı Gönderdiğimizi Biliyor muydunuz? - onedio.com
Hayatı Boyunca Demokratlığından Ödün Vermeyen Atatürk "Dünya Liderliği" Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Hayatı Boyunca Demokratlığından Ödün Vermeyen Atatürk "Dünya Liderliği" Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Hiç Yurt Dışı Gezisi Yapmayan Atatürk'ü Cumhurbaşkanlığında Ziyaret Eden 11 Devlet Başkanı - onedio.com
Hiç Yurt Dışı Gezisi Yapmayan Atatürk'ü Cumhurbaşkanlığında Ziyaret Eden 11 Devlet Başkanı - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir