Hayatı Boyunca Demokratlığından Ödün Vermeyen Atatürk "Dünya Liderliği" Hakkında Ne Düşünüyordu?

658PAYLAŞIM

O; kutsal biri, bir fatih, dünyanın hakimi ya da kral, padişah vesaire olmak istemedi...

Hayatı boyunca kendisine "diktatör, cihangir, zorba" gibi yakıştırmalar yapılan Atatürk hem söylem hem de eylemleriyle her defasında bunun tersini kanıtlar.

Mesela, 6 Mayıs 1922 günü meclisteki gizli oturumda Başkomutanlık Yasası'nın uzatılması görüşülürken bir milletvekili Gazi'yi yetkileri zorla almakla suçlar. Bunun üzerine Mustafa Kemal şöyle der: 

"Bu meclisin memleketin yazgısına el koyan bir nitelik kazanması uğruna en yakın arkadaşlarımla çatışıp yaşamımı, saygınlığımı, şerefimi tehlikeye attım. Bu sebeple meclis benim eserimdir ve ben eserimi yükseltmek ile görevliyim. Bu yüzden meclisin hakkını zorla almak sözünü ret ve iade ederim!"

Kendisini her fırsatta halkın içine atan, sık sık gezilere çıkan Atatürk hangi ile giderse gitsin yoğun tezahürata maruz kalır. İnsanlar ona doğrudan "Atatürk!" der.

Bu durum aslında alışıldık değildir, Atatürk bu durumu şöyle açıklar: "Kendisine yalnız adıyla hitap ettiren, benim kadar demokrat devlet başkanı biliyor musunuz?" Ancak Atatürk bu soyadının kendisine yeterli olduğunu düşünür ki bir gün kendisine "Büyük Atatürk" diye hitap edilmesine karşın şöyle der: "İsmime böyle riyakâr kelimeleri karıştırmayınız!"

Buna benzer bir durumu annesinin mezarı için yapılan mermer sanduka ve uzun yazıtın fotoğrafını görünce yaşar Atatürk.

Mezardaki yazıtta şöyle yazıyordur: "Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’nin valide-i muhteremeleri Zübeyde Hanımefendi’nin…" Bunun üzerine Hasan Rıza Soyak'a şöyle der: 

"İlk fırsatta İzmir’e gidersin, bu sandukayı ve yazıtı kaldırtırsın; dağdan iki büyük ve uzun taş getirtirsin, birini olduğu gibi bir temel üzerine yerleştirir, diğerini baş tarafına diktirirsin ve bunun bir yerini biraz düzelttirerek "Atatürk’ün anası Zübeyde burada gömülüdür" diye yazdırırsın, altına da ölüm tarihini koydurursun, yeter!"

Bütün bu mütevazılığına rağmen kimileri de onun Dolmabahçe Sarayı'nda oturmasına takar. Aslında ilk bakışta padişahı deviren, yurttan kovan adamın saraya yerleşmesi gerçekten garip görünebilir.

Ancak Atatürk durumu şöyle izah eder: "Artık bu saray, Allah'ın gölgelerinin değil, gölge olmayan, gerçek olan milletin sarayıdır. Ve ben burada milletin bir bireyi, bir misafiri olarak bulunmakla bahtiyarım." 

Ayrıca Atatürk açıkça sarayda yaşamaktan hoşlanmadığını şöyle ifade eder: "Devlet Başkanı olmak zorunluğuyla İstanbul’a geldiğim zaman, Dolmabahçe denilen soğuk bir yerde otururum. Ben orada rahatsız otururum. Ben bir evde oturmaktan, daha rahat ederim."

Diktatörü geçtim, zorba derler Atatürk'e zorba! Tabii ki Gazi'nin bu ithama da bir yanıtı olacaktır. Şöyle ki:

"Biz keyfî hareket etmeyiz. Zorba asla değiliz. Yaşamımız bütün çalışmamız, memleket işlerinde keyfî ve zorbaca hareket edenlere karşı mücadele ile geçmiştir. Bizim akıl, mantık, zekâ ile hareket etmek belli özelliğimizdir. Bütün yaşamımızı dolduran olaylar, bu gerçeğin kanıtlarıdır."

Ancak der Atatürk... "Milleti gerçek iyileşme yolunda yürümekten alıkoymak isteyenlere sert ve amansız olmak eğilimindeyiz."

Ve ekler: "Toplumsal düzenimizi, bilerek veya bilmeyerek, bozucu kimselere izin veremeyiz; bunlar doğrudur. Bizden bu konuda sessiz kalma ve tarafsızlık isteyenleri tatmin edemiyorsak, bunun sebebi, memleket ve millet çıkarlarını her şeyin üstünde gördüğümüzdür." 

Gelelim dünya liderliği ya da cihangirliğe... Özellikle Cumhuriyet'in ilk yıllarında tabii ki üst üste başarılarından ötürü Atatürk'e cihangir sıfatını yakıştıranlar olur.

Ancak Atatürk bu sıfatı benimsemek şöyle dursun, şiddetle reddeder: "Ben, "cihangir" değilim; olmak da istemem! Biz Türk ordusuyla "cihangirlik"e karşı koymuşuzdur." Atatürk'ün "cihangirliğe karşı koyduk" söylemi Osmanlı'ya ve de emperyalizme karşı hem fikri hem de eylemsel karşıtlığını ortaya koyar.

Cihangirliği yalnızca kendisinin değil kimsenin arzulamamasını isteyen Atatürk şöyle der: "Efendiler, kendimizi cihanın egemeni sanmak dalgınlığı, artık hiçbir kafada yer bulmamalıdır."

Ve ekler: "Gerçek durumu tanımaktaki dalgınlıkla, dalgınlara uymakla, zavallı milletimizi sürüklediğimiz felâketler yetişir. Bile bile aynı acı olayı devam ettiremeyiz!" Yani Atatürk'e göre dünyaya lider olmak hevesi boştur ve millete acı olmaktan öteye gitmez.

Ona göre millet artık sadece bir şeyi için silaha sarılacaktır: "Millî sınırlarımız içinde yaşamını, bağımsızlığını ve egemenliğini korumak için!"

Ve "Yurtta barış dünyada barış" şiarı ile ilan ettiği Türkiye Cumhuriyeti siyasetini şöyle özetler Gazi: "Artık bizim saldırgan bir askerî siyasetimiz olmayacaktır. Cihangirlik sevdasında, savaşarak ülkeleri alma peşinde olmayacağız. O düşünüş biçimini izleme yüzünden en ağır cezaları hâlâ çekmekteyiz."

Fotoğraflar için: İşte Atatürk

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Yararlı Bir Yurttaş, Mükemmel Bir İnsan Yetiştirmek İsteyen Ebeveynlere Büyük Atatürk'ten Öğütler - onedio.com
Yararlı Bir Yurttaş, Mükemmel Bir İnsan Yetiştirmek İsteyen Ebeveynlere Büyük Atatürk'ten Öğütler - onedio.com
Türkiye'de Ekonomide Seferberliğin ve Bağımsızlığın Büyük Atatürk'ten Beri Değişmez İlkesi: Devletçilik - onedio.com
Türkiye'de Ekonomide Seferberliğin ve Bağımsızlığın Büyük Atatürk'ten Beri Değişmez İlkesi: Devletçilik - onedio.com
Asker ve Siyasetçi Olduğu Kadar Felsefeci de Olan Atatürk Özgürlük Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
Asker ve Siyasetçi Olduğu Kadar Felsefeci de Olan Atatürk Özgürlük Hakkında Ne Düşünüyordu? - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
pamukcupasagil

Mustafa Kemal Ataturk bir diktatordur ama siz batinin diyalektigine takildiginiz icin tiran ile diktatoru karistiriyorsunuz. Zaten bir ulke kurdugunuz zaman vermek zorunda oldugunuz sert kararlar sizi demokrat olmaktan alikoyar. Ruhu kral adamdir o yuzden etrafinda surekli soytarilar bulunur. Bugunun Turkiyesini ele alin cok daha beterini dusunun iste oyle bir ulkeye demokrasi getirmek istedi. Cok partili doneme gecmek istemesinin nedeni batiya liberal demokrasi gozukmeye calismaktir. Lakin simdi oldugu gibi o zamanda chp yi sevmedigi icin her secimde samari yemis bir sekilde de kendi disinda kurulan partilerin gelecegini karartmistir. Sozun ozu Mustafa Kemal demokrat degildir. Literaturde ulkenin lideri gibi bir kavram yoktur. Saltanat da kurmadigina gore kendisine basarili bir diktator diyebiliriz.

freehugs

Ah ATAM çok ihtiyacımız var sana...

aslozer

Sayın Editör, Yayınladığınız bu tür içerikler Atatürk düşmanları için bir nefret kusma alanına dönüşebiliyor. Bu ülkenin kurucusu ve kurtarıcısı olan Atatürk'e hakaret yasal olarak suçtur. Bu suça ortak olmamak için bu başlığın altına yapılacak yorumları dikkatle izlemenizi, şikayetleri ivedilikle işleme almanızı öneririm.

ulas-c.-cakmak

Atatürk hiçbir zaman Demokrat olmadı, bana kalırsa yaptığı tek hata Demokrasi'yi inşa etmeye çalışmaktı. Ki zaten bunun mümkün olmadığını Terakkiperver ve Serbest Cumhuriyet Fırkaları örneği ile bizzat tanık oldu. Kuruluşuna öncülük edip desteklediği partileri beyinsiz şeriatçı akınına uğramasından ötürü bizzat kendi kapatmak zorunda kaldı. Anadolu coğrafyasında Demokrasi denilen saçmalığın işlemeyeceğini anlamak için yaşadığımız son yirmi yıla bakmak yeterli. Sövüp diktatör dediğiniz Tayyip bile 20 yıldır açık ara seçimle iktidara geliyor. Bak Türk ulusu da demiyorum, Türkiye halkı çoğunluğu hala tebaa zihniyetinden çıkamamış bir toplumdur. Bir Türkçü olarak söylüyorum bunları. Keşke İran'daki Rıza Pehlevi gibi kendi saltanatını ilan edip ulusal devrimleri hükümdar olarak gerçekleştirseydi. Sonra da yerine bizzat eğittiği bir halefini geçirirdi. Belki ileride aksaklıklar olurdu, ancak çok partili dönem ile birlikte başlayan binbir kepazelik kadar kötü olamazdı.

ulas-c.-cakmak

Bu ülkede başkan olabilmek için belli ekonomik lobilerden destek almak ve genel halk kitlesinin hoşuna gidecek belli başlı ezberleri yinelemek yeterlidir. Anadolu halkı da sizden daha fazlasını beklemez zaten. Ar-ge araştırmalarıymış, küresel ticaretmiş, yeni sanayi devrimiymiş, eğitim reformuymuş bunlar bizim halka fazla gelen şeylerdir. Balık hafızaları en iyi olasılıkla ülkede bir terör sorunu olduğunu hatırlar, onda da reyizleri bir U dönüşü yapıverir, birdenbire barış adamı oluverirler. Bu söylediklerimi küçümseme veya kibir olarak algılayabilirsiniz ancak gerçekler acıdır. Sizde içinizden bunun böyle olduğunu bal gibi biliyorsunuz. Bunun işin tek çıkar yolu, tıpkı Atatürk gibi yetenekli, kuvvetli, ileri görüşlü, yeri geldiğinde acımasız ve her şeyden önemlisi erdemli bir kişinin yumruğunu masaya vurup bu halkı hizaya getirmesidir. Yoksa İmamoğlu gibi demokrasi, insan hakları, ühühüh lafları ile ancak havayı alırsınız.

makamela

atatürkçü biri olarak , bunu atatürk'e yalnızken samimi bir şekilde söyleseniz kendisi bile gülerdi ki o koşullar yapması gerekeni yaptı.karşısındaki milleti düşünün , öyle bi millet ki sırf sayesinde kendi kendini yönetme iradesine sahip olduğu için bile kendisine hala küfür ediyor.tek partili dönem en az 50 yıl daha sürmeliydi.atatürk'ün ömrü yetse zaten olacak olan buydu.köy enstitüleri kapatılmayacak ,köyden kente kontrolsüz göç olmayacak ,siyasal islam filizlenmeyecek , marshall planı,fabrikaların kapatılması vs gibi birçok saçmalığa boyun eğmese bugün en az almanya, japonya olma potansiyeli olan ülkenin ekonomi atılımı başladığı gibi bitmeyecekti.

alpaslan16

Kemalist diktatörlüğe kulp bulmak adına güzel saçmalamışsın şu dediğin bir Alman'ın Naziler Almanya'yı daha çok yönetseydi Almanya bugün daha güçlü olurdu genetik yapısı daha sağlıklı ve daha zeki insanlara sahip olurduk ve bilim daha fazla gelişmiş olurdu bugün Amerika yerine süper güç biz olurduk demesi gibi birşey hadi bunu geçtim dediklerinin zaten hiçbir doğruluğu da yok ittihatçıların dangalaklıklarıyla 1.dünya savaşında Osmanlı'nın son dönemlerinde yetişen tüm eğitimli nüfusunu savaşta kaybetmişken, eğitim dilini değiştirmişken ve eğitime Osmanlı'nın son döneminde yapılan yatırımlar kadar bile yatırım yapmamışken japonya,Almanya olabilirdik demek kemalist bir masaldan öteye gitmiyor maalesef

aslozer

İşte Atatürk ve silah arkadaşları cepheden cepheye koşarken dedesi ninesinin koynundan çıkamayıp bu vatan hainlerini peydahlayan soysuzlar da bu başlıklara gelip soysuzluklarının öcünü almak istercesine saydırıyor. Sanki Almanya işgalci değil de işgal edilenmiş gibi Almanya örneği veriyor bir de cahil. Biz vatan savunduk vatan! Ailesinde birçok şehit olan bir T.C. vatandaşı olarak Atatürk ve tüm yurtseverlerle gurur duyuyorum ve onların torunu olmaktan mutluyum. Bu ülkeyi bizler kurduk. Sizin saygı duyduklarınız da devlet hazinesini boşaltıp genç cumhuriyete düyun-u umumiye takıp İngiliz gemisine binip gitti. İnsanda utanma olur, edep olur biraz. A evet insanda olur bunlar. Bu yaratıklarda olmaması normal.

makamela

@tokatçı lan dalyarak , nazi ırkçılığıyla atatürk milliyetçiliğinin nasıl bir bağlantısı var?bugün türkiye'nin yüzde kaçı türk?.türklüğe dna haplogrubuna göre bakacak olan adam ülkenin azami %85 'ini kılıçtan geçirirdi.gelelim eğitime ve ekonomiye, osmanlı'nın eğitime tek yatırımı milleti kendi diline bile uymayan bir dille tekme tokat kuran öğretmeye çalışan hacı,hoca , milletin avradına,kızına,ekmeğine göz diken orospu evladı şeyh, şıh ,bok , püsür yetiştirmekti.nazi iktidarında bir çok yahudi , ırkçı atatürk'ün türkiye'sine de geldi,yerleşti,üniversitelerde ders verdi.einstein'ın atatürke bizzat mektubu mevcut.bugün türkiye'nin ilk 15 yılında yapılan sanayi atılımları pek çok üniversite'de amerikada ders olarak okutuluyor.toprakların yarısını dangalaklığıyla kaybeden,millete direnmeyi yasaklayıp ülke işgalden kurtulunca ingiltere'ye sığınan afyoncu oğlancı sultanlarını başka yerde öv.

kaan-armagan1

Osmanlı'da neyin eğitimi var lan. Okuma yazma oranı %5. Halka sadece sessiz harflerin olduğu diliyle uyumsuz bir alfabe dayatılmasına eğitim dili mi diyorsun? Eğitim yok ki ortada dili olsun. Osmanlının yaptığı en iyi şey, Fransız ve Almanları kopyalaması gerektiğini son demlerinde anlaması, bu sayede son zamanlarda yaptığı reformlarla Askeri eğitimi ihya ediyor, Atatürk ve silah arkadaşları da bunun eseri zaten. Bu çok çok küçük bir kesim. Üzgünüm Osmanlı şimdiki sağcıların kafasındaki gibi halkçı falan değildi Osmanlı'nın ne kadar saray odaklı ne kadar elitist olduğunu anlayamıyorsunuz. Halkın %95i kapalı tarım ekonomisinde ya da küçük esnaf, eğitim dilinden bahsetmek abesle iştigal. Avrupa bugünkü ünlü üniversitelerini 10.yüzyılda kurmuş, her yerde tarihi kütüphane var, var mı biz de ülkenin her yerinde osmanlıdan kalma üniversiteler, kütüphaneler. YOK. Ha İsmet İnönü dönemini savunmuyorum ama Atatürk yaşasaydı sanayiden eğitime büyük bir atılım gerçekleşirdi.

Görüş Bildir