'3 Çocuk Doğurup 3 de Evlat Edinmek İstiyorum'

 > -

Hande Ataizi: '3 Çocuk Doğurup 3 de Evlat Edinmek İstiyorum'

Hande Ataizi: '3 Çocuk Doğurup 3 de Evlat Edinmek İstiyorum'

Hande Ataizi geçtiğimiz hafta ayakkabı tasarımlarıyla gündemdeydi. Morhipo.com’dan satışa sunulan ayakkabıları büyük ilgi gördü. Hande Ataizi’yle hem hobi gibi başlayan tasarımcılık macerasını hem de evliliğini ve yeni projelerini konuşmak için Martı İstanbul Hotel’de buluştuk.

Hande Ataizi yaprak gibi... Hep zayıftı bu kez gözüme nedense daha da zarif göründü. Giyinmeyi iyi bilen, her giydiğini de güzel taşıyan bir kadın.

Bu yüzden de kendi zevkini yansıtacağı bu ‘yeni işinde’ de ilerleyecek gibi geldi bana.

Yepyeni bir projeniz var. Ayakkabı ve çanta tasarladınız. Siz ise ne giyse yakıştıranlardansınız. Hep modaya yakındınız da fırsat şimdi mi kapıyı çaldı?

Bundan aylar önce bir arkadaşımla otururken, ‘Bu mesleği seçmeseydin ne olurdun?’ gibi bir sohbet açıldı. Ben de ‘tasarımcı olmak isterdim’ dedim. En çok ayakkabı tasarlamak isterdim. O arkadaşımın motivasyonuyla başladık bu işe.

Ünlülerin marka tasarımları ilgi görüyor. Bunlardan da etkilendiniz mi?

Çanta, kıyafet, parfüm, aksesuar çıkaran kendi adıyla satışını yapan çok ünlü oldu. Ben de bunları takip ediyorum. 50 model ayakkabıyla başladım. Sevdiğim ayakkabı modellerinden ve renklerden yola çıktım.

3 yerle görüştük. Aklımıza en yatan iş Morhipo oldu. Onlar da çok istekliydi.

“Bali kokusunu alarak çalıştım”

Ne zamandır bu işe hazırlanıyorsunuz?

6 aydır yapıyorum bu işi. Düz ayakkabı da bulamıyorum kendim için, sade ve zarif bir tarzım var. Çok iddialı ayakkabılar var şimdilerde. Bunları da düşünerek hazırladım. Bazı ünlü isimlerle bazı markalar işbirliği yapıyor, o ünlü kişinin ismi kullanılıyor. Bizim işimiz böyle olmadı. Ben kalıp üzerinde birebir çalıştım. Ekip de yardımcı oldu. Atölyede bali kokusu alarak yaptık bu işi. Çok da keyif aldım.

Var mı yeni koleksiyon hazırlıklarınız?

Wedding serisi çıkarmak istiyorum. Gece 12.00’den sonra giyilecek daha rahat gelinlik ayakkabıları tasarlıyorum.

“Benjamin’i turist sananlar var“

Size çok uzun süre ‘Ne zaman evleneceksiniz?’ diye sordular. Şimdi de yalnız gördüklerinde ‘Benjamin Bey nerede?’ diye soruyorlar sanırım... Yeni hayat nasıl gidiyor?

Magazinciler de Benjamin’i turist sanıyor. Bir arkadaşımla bir kafede öğle yemeği yiyorum, ‘Benjamin Bey yok mu?’ diye soruyorlar. Eşim çalışıyor, sabah 07.00’de kalkıyor. Akşam da 19.30’a kadar çalışıyor.

Evlilik hayatta neleri değiştirdi?

Zaman geçtikçe insan sadeleşiyor. Ben kendi düzenime bağlıyımdır. Evime giren çıkan insan çok değildir. Evim özelim. İnsanın evinde huzurlu olması çok önemli. Ben zaten 3-4 yıldır evde huzur dönemine girmiştim. Dengedeydim. Sanırım ben de hazır olduğum için karşıma Benjamin çıktı. Zaten onun sonucunda da düzen değişmedi. Benim düzenimin içinde yeni bir düzen kurduk. Keyifliyim, huzurum yerinde. Çevremdekiler de bana bunu söylüyor.

“Eşimle birbirimizin içindeki iyiyi çıkardık”

Nasıl bir çiftsiniz siz?

Bazı insanlar iyi anlaşır ama birbirlerinin içinde kötüyü çıkarırlar. Bu arkadaşlıklarda da vardır.

Biz Benjamin’le birbirimizin içindeki iyiyi çıkardık. Bu çok güzel. Ben spor yapıyorum o da spor düzenine girdi. Evlilik hayatında insan

birbirinden etkileniyor.

Siz nelerinden etkilendiniz eşinizin?

Onun sakinliği, yumuşaklığı beni yumuşattı. İyi geldi bana. Güzele çektik birbirimizi. Her çiftte olduğu gibi aramızda tartışma oluyor ama çözüyoruz bunları da.

Daha önceki evliliğinizi saymıyorum. Ünlü biriyle evlilik kolay değil. Ünlü bir kadını taşımak da bir erkek için kolay değil. Eşinizin yabancı olması avantaj oldu mu bu anlamda? Türk erkekleri daha sahiplenicidir diye düşünüyorum...

Eş olunca her iki taraf için de daha farklı bir sahiplenme oluyor. Evliliğin farkı bu. Birbirini temsil ediyorsun. Diğer zamanlarda mesele olmayan şeyler mesele olabiliyor. ‘Sen bunu yaptın şimdi bana ne diyecekler?’ durumu oluyor. Bence kadın-erkek ilişkileri her yerde aynı. Amerikalı, Fransız, Türk fark etmiyor. Sahiplenme duygusu aynı. Benjamin hiçbir zaman ‘Aman ne

yaparsan yap’ tarzı biri değil. Verilmesi gereken tepkileri verir, bazen tüm erkekler gibi bir adım fazlasını da verebilir.

Ben değil biziz artık diyorsunuz...

Biz oluyoruz dediğin gibi. Etrafımızda kötü insanlar da iyi insanlar da var. Yanındaki insanlar önemli. Bence ilişkide güven varsa bu ilişki

için çok önemli.

Kaç yıldır tanıyorsunuz birbirinizi?

3.5 yılı aştı. Birbirimizi tanıma sırasında sorunlar yaşadık. Magazinde çıkan haberlerle ilgili sorunlar da yaşadık. ‘Beni anlamayacaksan benim yanımda olma’ tavrındaydım, ‘beni seviyorsanÖ’ dedim. Hiç istemediğin yerde fotoğraflanmayı kabul etmesen de tolere edebileceksin. Anlayış ve iyi niyet gerekiyor. Bence biz bunu yakaladık.

‘Burası benim evim’ diyor

“Benjamin Türkiye Bloomberg’ün başında. Biz tanıştığımızda bu görevde değildi. Çok seviyor İstanbul’u. Geçenlerde bir arkadaşıma Amerika dönüşü şöyle demiş: ‘Amerika’dan Türkiye’ye geldim ve burası benim evim diye düşündüm.’ Benjamin benle tanıştıktan sonra burada kaldı, işinde pozisyonu değişti. Ben de ona uğurlu

geldim. Başarılı bir erkeğin arkasında başarılı kadın vardır, ben Benjamin’e çok güvendim, onun işini de çok destekliyorum. Biz birbirimize uğurlu ve iyi geldik”

“Sadık biriyim, tek eşliliğe inanıyorum”

Ve güven... Evlilikte çok önemli değil mi?

Kesinlikle. Ben sadık bir insanım. Ben tek eşliliğe inanıyorum. Benjamin ben arkadaşlarımla bir yere gittiğimde bu anlamda bir şey olmayacağına emin. Ben ona bu güveni verdim. Ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Evliysen böyle bir hayat yaşayacaksın. Hayatını kuşkuyla yaşayamazsın.

O kuşkuyu yaşam biçimi haline getirenler ya da evliliklerini bu şekilde yürütenler de var...

Ben öyle değilim. Sadakat önemli. Ve ben zaten mutlu bir insanım. Benim hayatıma biri girecekse mutlu olmalıyız birlikte. Sürekli bana kuşkuyla bakan biriyle olamam, kuşkuyla baktığım biriyle de olamam. Eşim Benjamin bana ekstradan mutluluk getirmeli. Benim var olan mutluluğumu da bozmamalı. Bence evlilikte arkadaş olmak çok önemli. Birlikte seyahat etmek çok değerli. 20 yıldır evli olup da yalnız kalamayanlar vardır. Hep grup içinde yaşarlar, karı koca birlikte zaman geçirmezler. Biz öyle değiliz. Baş başa seyahate gidiyor, müthiş keyif alıyoruz. Birilerinin sohbetiyle ilişki güzelleşir, bizim buna ihtiyacımız yok. Biz birlikte konuşuyor, eğleniyoruz. Bu arada ben konuşan tarafım, Benjamin daha az konuşur.

“Bir çocuğun kaderi de ben olabilirim”

Çocuk istiyorsunuz. Çok da yazıldı. ‘Olmuyor, evlat edinebilirim’ dediniz.

Her kadın gibi kendi çocuğumu dünyaya getirmek istiyorum. Ne yazık ki sorunlar yaşadık. İstediğiniz zaman hemen olmuyor çocuk. Tıbbi açıdan deneme yapılıyor. Bir iki deneme yapıldı. Bazen insan umutsuzluğa kapılıyor. ‘Ben baktım olmadı böyle bir yola girerim’ dedim. Kaderimde evlat edinme varsa onu yaşayacağım.

“Çocuksuz bir hayat istemiyorum” diyorsunuz...

Evet. Çünkü çok seviyorum çocukları. Hemen çocuk olsun istiyorum. Sabırsızım. Çok kadınsı bir şey. Sabretmem lazım galiba. Bir çocuğum aile sıcaklığında sevgiyle şefkatle büyümesi gerekiyor. Ben buna hazırım. Olur inşallah. Olmazsa da Türkiye’de çok sayıda kimsesiz çocuk var. Bir çocuğun kaderi de ben olabilirim. Keşke imkanım olsaydı 3 çocuk doğursaydım da 3 çocuk da evlat edinseydim.

Hiç vücudum deforme olur gibi düşünceleriniz yok o zaman. Sanki dışarıdan size bakan biri farklı düşünür...

Benim hiç öyle takıntılarım yok. Vücudum bozulacak diye asla düşünmem. 20 kilo da alabilirim hamileliğimde, vücudum da çatlaklar da olabilir. Sağlıklı beslenip sağlıklı bir çocuk dünyaya gelsin yeter ki, vücudum da iki çatlak olmuş ne olacak, bunlar da kadına özgü.

Sakın yanlış anlaşılmasın, doğurabilecekken aman vücudum bozulmasın diye gidip evlat edineyim demem.

“Televizyonu tiyatrodan daha çok seviyorum”

Dizi, tiyatro, film oyunculuğu, programcılık... Hangisi ağır basıyor? Önümüzdeki sezonda hangi projeler var?

Eylül ayında tiyatro oyunu olacak bir terslik olmazsa. Ben televizyonu seviyorum. Bakıyoruz yeni projelere.

Bir dönem sohbet programı yapmıştınız. Öyle bir proje mi?

Bu yıl 3 ayrı teklif geldi. Ben iç sesimi dinlerim. Bazen insanın yapası gelmesi gerekiyor. Bende bir soru işareti oluyor bazen, sonra bir aksaklık çıkıyor. Biraz öyle oldu. Ben iç sesimi de dinliyorum. İyi proje, iyi yapım şirketi ve kanalda başarılı olunuyor zaten.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriEvlilikİstanbulTiyatrodizi
Görüş Bildir