Bir Çağ Böyle Başladı: “Love Me Do” 50 Yaşında

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Bir Çağ Böyle Başladı: “Love Me Do” 50 Yaşında

Bir Çağ Böyle Başladı: “Love Me Do” 50 Yaşında

Posted on 05/10/2012

by

Bant

Beatles’ın ilk kırkbeşliği “Love Me Do”, 50 yıl önce bugün 5 Ekim 1962’de piyasaya sunuldu. “Love Me Do sadece” sadece efsanevî bir grubun ilk şarkısı olması açısından değil, basitliği ve iddiasızlığına rağmen dünyayı kökten değiştirecek bir gençlik atağının ilk nüvelerini göstermesi açısından tarihte önemli bir yere sahipti. Şarkının nasıl koşullar altında kaydedildiğinden zamanı için ne ifade ettiğine dair detaylı bir bilgi, Ian MacDonald’ın Revolution in the Head (1994) adlı kitabında yer almıştı. Şarkının doğumgünü şerefine sizlerle paylaşıyoruz.

Love Me Do (McCartney-Lennon)

McCartney vokal, bas gitar; Lennon vokal, armonika, ritim gitar (?) Harrison akustik ritim gitar, geri vokal; Starr davul (1. versiyon); tef (2. versiyon); Andy White davul (2. versiyon)

1958’de Liverpool Institute’u ‘astığı’ bir gün yazdığı Love Me Do , 16 yaşındaki McCartney’in ilk şarkılarından biriydi. Nasıl bitireceği konusunda kararsız kalınca arkadaşı John Lennon’a gösterdi, muhtemelen o da basit miyan kısmını ekledi. Sözler üstünkörüdür, ve o dönemin pop şarkıları klasik olarak üç alışılmış akorun etrafında dönerken, Love Me Do şarkının çoğunda iki taneyle idare eder (Sol majör ve Do majör).

Love Me Do , Abbey Road 3 numaralı stüdyoda 4 Eylül 1962 öğleden sonrası prova edilen yarım düzine şarkıdan biri olarak, Parlophone’un asıl tercihi How Do You Do It? ’in arkasında sırasını beklemek zorunda kaldı; ta ki, haklı olarak sabırsızlanmış grup tarafından ele alınana kadar. (Kulaklıklara aşina olmadıkları için sinirden kaskatı kesildiklerinden, parçayı ancak on beş tekrarda istedikleri hâle getirebildiler.) İki şarkı da Beatles’ın ilk kırkbeşliği için göz önünde bulunduruldu, ama üzerinde çalışılan iki saatte Martin, Love Me Do ’ya giderek ısınmıştı. Şarkının argo ismi, liman tarzı armonikası ve açık armonilerinin, gruba oturan bir tazeliği vardı. Üstelik, kategorize edilmesinin zorluğu onu cazip kılıyordu. Britanya’da o yaz hit olmuş Teksaslı Bruce Channel’ın melankolik Hey! Baby ’sine benzeyen armonika solosu hariç piyasada buna benzer tarzda hiçbir şarkı yoktu.

Yine de Love Me Do ’da Martin’in kafasını hâlâ bir şey meşgul ediyordu: Starr’ın davulu. (Anlatılanlara bakılırsa, nakaratlara girişte acele edip istikrarsız çalıyordu.) Abbey Road’un genel müdürü Ken Townsend’e göre, en az George Martin kadar McCartney de Starr’ın yaklaşımından memnun değildi, ama yirmi beş yıl sonra Mark Lewisohn bu konuyu sorduğunda şarkının yazarı bunu kabul etmedi. Martin’in hatırladığı kadarıyla Love Me Do ’nun bir stüdyo davulcusuyla tekrar kaydedilmeye ihtiyacı vardı, çünkü Starr, bas davulunu bas gitara ‘kilitlemeyi’ becerememişti. Altmışların başındaki bu kibar stüdyo çalışı, Starr ve Rolling Stones’un Charlie Watts’ı gibi ‘gevşek’ davulcuların etkisiyle kaybolmak üzereydi (1980 civarında davul makinelerinin otomatikleşmiş etkisiyle tekrar belirene kadar). Ancak 1962’de Starr’ın güdüsel ritim tutucu becerisi henüz keşfedilmemişti ve bunun sonucunda bir hafta sonra grup Love Me Do ’yu silbaştan kaydetmek için Stüdyo 2’ye girdi. EMI kayıtlarının sürekli davulcusu Andy White davulun başına geçerken, hayal kırıklığına uğramış Starr, trampeti desteklemek adına elindeki tefe fuzulî vuruşlar yaptı. Sonuçta Love Me Do ’nun iki versiyonu da piyasaya çıktı: ilki (Starr’ın bas davulunu gizlemek için bas seslerin hafifletildiği miks) Beatles’ın ilk kırkbeşliğinin A-yüzünde; ikinci versiyonsa kırkbeşliğin sonraki basımlarında ve grubun ilk albümü Please Please Me ’de arka yüzün açılış parçası olarak.

Grubun ‘bluesvari’ olarak düşündüğü bir tarzda yazılan Love Me Do , dönemin standartlarına göre fevkalâde hamdı. Light Programme ya da Radio Luxemburg’da arz edilen sıkıcı abur cuburdan, bir banliyö evinin boyalı oturma odasındaki çıplak tuğla duvar kadar ayırt ediliyordu. O dönemde her pazar günü Alan Freeman’ın Pick Of The Pops programıdaki ‘hit geçidi’nde sıkıcı şekilde bir aşağı bir yukarı gidip gelen standart pop ürünlerinin yanında, bu şarkının modal nahifliği neredeyse ilkeldi. Aynı şekilde insanların da kafası karışmıştı ve satışlar inişli çıkışlıydı. Liverpoollu hayranları, plağın çıkabildiği en yüksek pozisyon olan 17 numaraya aralık ayında varışını heyecanla takip etse de, birçoğu, grubun canlı performanslarda yaydığı enerjinin zayıf yansıtıldığını düşündü. Mükemmelci olanları, düzenlemeyle fazla oynandığını iddia ettiler. George Martin, sözel cümle sonuyla ilk armonika notasının üst üste binmesi yüzünden Lennon’ın şarkıyı “Love me waahh !” şeklinde söylemesinin gayri ticarî bir yaklaşım olduğu düşüncesiyle, armonika ezgisine köprü kuran solo vokal ölçüsünü söyleme görevini McCartney’e vermişti. (McCartney’in anlattığına göre, daha önce parçayı armonikayla prova etmediklerinden, düzenlemeyi Martin’in isteği doğrultusunda orada değiştirmişlerdi.)

Love Me Do basit olmasına basitti ama Beatles’ı İngiliz kamuoyuna birkaç farklı şekilde tanıtan kurnazca bir plaktı. Martin’in direktifiyle tekrar düzenlenen şeklinde, grubun liderlerine iki önemli rol (Lennon’ın armonika pasajı ve McCartney’in eşliksiz söylediği ana cümle), çocuk bahçesi hissi uyandırarak kulakları yakalayan bir ‘olta’ (pes armonize edilmiş “Ple-e-e-ease”) ve Starr için ufak bir karakter rolü (Lennon’ın solosunun sonunda, soğukkanlı bir zil vuruşu) sunuyordu. Bir tek Harrison arka planda kalmış, çekingen şekilde tıngırdatıyordu. Ama plağın en incelikli efekti, cilalanmamış dürüstlük havasıydı. Açık beşli haşin armonisi reverb efektine bulanmıştı gerçi, ama prodüksiyonun geri kalanı, ondan önceki dört yılın Britanya popunun eko emdirilmiş sedasıyla kıyaslandığında, şaşırtıcı biçimde ‘kuru’ydu. Ortaya çıkan sonuç, grubun samimî imajını tamamlayan, onları piyasadaki her şeyden farklı yere koyan bir içtenlikti.

Plaktaki öğeler içinde özellikle ön plana geçeni, Lennon’ın uğuldayan armonikasıydı. Tutkulu bir üflemeyle ve hiçbir ‘eğri’ notaya sapmadan çalınması, Amerikan blues stiliyle en ufak bir ortak nokta taşımazken, onun yerine Britanyalı dinleyicilere 1960 yılı civarında çekilen Room At The Top , Saturday Night And Sunday Morning ve A Taste Of Honey gibi filmlerin müziklerinde ortaya koyulan dobra kuzeyli işçi sınıfı canlılığını sunuyordu.

Birçok Britanyalı müzisyen, daha piyasaya ilk çıktığında Love Me Do ’da çığır açan bir şey sezinlediğini söylemiştir. Beatles’ın sonraki başarıları yanında hamdı, ama takati kalmamış pop ortamında tahrik edici bir sonbahar rüzgârı estirerek, yine aynı dönemde çıkan ilk James Bond filmi Dr No ve BBC’nin canlı sunulan hicivsel programı That Was The Week That Was gibi, savaş sonrası Britanya yaşamındaki değişimin müjdecisi oldu. Bundan sonra toplumdaki söz hakkı, ‘büyükler daha iyisini bilir’ anlayışına riayet gösteren sınıf ayrımcı eski düzenin elinden uçup, içten ve korkusuz ‘genç kuşak’ enerjisinin avucuna düşecekti. Devrim çanlarının ilk silik sesi olan Love Me Do , içindeki yalın öğelerin toplamından daha fazlasını temsil ediyordu. Etrafta yeni bir ruh dolaşıyordu: sanatsız ama utanmazdı –ve hiçbir şeyden çekinmiyordu.

Çeviri: Doruk Yurdesin

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İngiltereJames BondLiverpoolSavaş
Görüş Bildir