Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Belkıs, Cevat ve Yetkin Anların Yapıbozumu

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Belkıs, Cevat ve Yetkin Anların Yapıbozumu

Belkıs, Cevat ve Yetkin Anların Yapıbozumu

Sartre’ın Bulantı romanındaki baş karakterin (eski) sevgilisi Anny beklenmedik bir zamanda kenti ziyaret eder. Eski parantez içindedir, çünkü ilişki belirsiz bir şekilde ertelenmiş, belirsiz sıkıntılardan ve anlaşmazlıklardan dolayı kopmuştur. Artık bitirmeyi umursamadığı bir tarihi araştırma için kütüphanede zaman geçirmek haricinde gününü hayattan bunalmak ve hatta romanın isminin işaret ettiği üzere bulanmak haricinde pek birşey yapmayan baş karakterimiz, sevgilisinin durumunun eskisinden çok farklı olduğunu görecektir. Nihayet yıllar boyunca neden mutlu olmadığını anlatır Anny.

Mutsuzluğunun sebebi onun “Yetkin Anlar” dediği anlardır. “Annemin ölüm döşeğinde ağlayamadım, çünkü onun bu yetkin anı bozmaktan başka birşey yapmadığını düşünüyordum” diye açıklar ‘yetkin anları’. Yetkin anlar, küçük bir çocukken okuduğu kitaplardan çıkarsadığı bir kavramdır. Eski çocuk kitaplarında (ve hatta bir takım ‘Büyük’ romanlarında da) bazı sayfalarda olayları takip eden siyah beyaz çizimler olur. Örneğin, bir kralın taç giyme töreni, bir kahramanın savaşın içindeki o muhteşem hali, sevgililerin buluştukları o an gibi. Bunlar diğer anlardan önemlidir, özeldirler, o anlarda zamanın durması gerekir. Bu anı anlatan paragraf ya da cümle, kitabın diğer değersiz, sıradan cümlelerinden daha bir farklıdır. O paragrafı hatırlarsınız, yıllar sonra o kitap elinize geçip sayfaları şöyle bir karıştırdığınızda aklınıza gelecek olan yine o paragraf olacaktır.

İşte Bulantı’daki bu karakter de çocukluğundan itibaren bu yetkin anları kendi hayatında yaşamak istemiştir. Diğer insanlar onun için bu yetkin anları yaratacak enstürümanlardır sadece. Annesinin ölümü de, sevgilileriyle beraber geçirdiği anlar da, her anı müthiş bir tiyatro gibidir. Bütün istediği kitabın bir sayfasında olsa mükemmel bir siyah beyaz çizim olacak bir anı yaşamaktır. Ancak diğer insanlar her zaman buna engeldir. Birden bire konuşmaya başlarlar, ağlarlar, acı çekerler, gülerler... yani o anı bozacak bir şeyi mutlaka yaparlar. Bu sebeple de asla mutlu olamaz ve diğer insanlara öfke duyar, hatta bu sebeple öfke patlamaları yaşamaktadır zaman zaman.

Orçun Türkay’ın ‘öykü’ (?) kitabı “Belkıs, Cevat ve Ne İdüğü Belirsizler” de içerisinde siyah beyaz çizimler barındıran bir kitap. Orçun Türkay önce birşeyler çiziyor, bir takım kişiler ve donmuş bazı anlar var bu çizimlerde. Bu çizimler bir kitap sayfasında yer aldıklarında anında bir yetkin ana dönüşüyorlar. Bunun siyah beyaz çizimin kendisinin yarattığı bir ilüzyon mu yoksa yıllar boyu öykü kitaplarında resimleri öykülerin izleyeceği konusunda eğitilmiş gözlerimizin ve zihinlerimizin bir oyunu mu olduğu belki benim cevaplarımın ötesinde bir soru. Ancak bu kitapta mesele tersinden işliyor. Çünkü resimler, belli bir öyküdeki bir ana vurgu yapmak için sonradan çizilmiyor. Aksine, çizimler boş bir ana, bomboş bir sayfaya çiziliyorlar. Yazar, daha sonra bu boşlukları anlamlandırma gayretine giriyor.

Yazar, en başta yazmış olduğu girişte bu deneyi “Kendimce birşeyler çizmek, çizerken de onunla birlikte, üstüne, berisine yazmak istiyorum. Çizdiğim/Çizemediğim şey yazıya yaslansın, yazı da ona.” şeklinde açıklamakta.

Bu deneyde bazı çizimlerdeki insanlar bir öyküye ve karaktere bürünürken, bazı yazılarda çizim deneyinin kendisi bir öykü olarak anlatılıyor. Bazı yazılarda ise yazar, kendi çizdiği yetkin ana birden fazla anlam yüklüyor, anlamı çoğullaştırıyor ve bu şekilde okuyucuyu da kendi anlam ve değerlerini çizimlere yüklemeye çağırmış oluyor. Bu oldukça radikal bir girişim.

Örneğin Alis Harikalar Diyarında gibi bir romanda çizimler bulunur, ancak bu çizimler gerçekten de yazarın vurgulamak istediği bir anı tam da onun istediği gibi hayal etmemizi sağlar. Ya da Küçük Prens anlatısında da çizimler öyküye eşlik ederken, yazar çizimi doğrudan öykünün bir parçası yapar. Ancak bütün bu deneyimlerde yazarlar öykü ile kurulacak hayali ve kişisel kurguyu kısıtlamaktadır.

Oysa Orçun Türkay’ın kendi çiziminin ne anlam ifade ettiğinden emin olmayan anlatıcı olarak anlatıda yer alması ve hem çizimleri hem de anlatıları okuyucu ile beraber kuruyor olması yepyeni bir düşünüş biçimini öneriyor. Böylece en başta konu ettiğim Sarte’ın ‘Yetkin Anlar’ kavramını da tersyüz ediyor. Zira, bu kez çizimler okuyucunun zihnini hizaya sokan güçler olmaktan öte, metni parçalayan ve okuyucuya metnin ötesine geçip kendi metinlerini inşa etme imkanlarını veren parçacıklar halini alıyorlar.

Bütün bu deneyin en radikal noktasına ulaştığı kısım ise kitabın nihayete erdiği Leşevi isimli son bölüm oluyor. Yazar parçalar halinde kurduğu anlatıları bir araya getirmeyi deniyor bu kısımda. Fakat bu denemesi de tamamlanmamış olarak kalıyor. Yazar, yarattığı karakterleri tek bir mekanda bir araya getirmeye çabalarken, kurduğu anlatının tekil bir anlatı olmadığını, kurulabilecek sayısız kurgudan sadece bir tanesi olduğunu (ve muhtemelen de en iyisi olmadığını) söylerken kitap bitiyor.

Orçun Türkay’ın ilk okuduğum kitabı, 2008 yılında yayınlanan Zavallı idi ve o zaman bu kitabı fazlasıyla beğendiğimi hatırlıyorum. Daha sonra okuma fırsatı bulduğum ilk öykü kitabı olan Peri Masalları’nda da kendisine özgü bir dile sahip olduğunu ve şaşırtıcı biçimde yeni dilsel denemeleri yoğun bir içerikle birleştirebiliyor oluşu ile ilgimi çekmişti.

Ayrıca felsefeden çocuk edebiyatına çok sayıda çeviride de imzası olan Orçun Türkay, her ne kadar öykü kitabı olarak yayınlanmış olsa da, bu kitabında güncel sanatın ve postmodern edebiyatın alanları arasında geçişler yaratan ya da sınırları belirsizleştiren çok disiplinli bir iş çıkarmış. Yayınevi, reklamlarında kitap için “Yükte hafif pahada ağır bir kitap” diyor, bence kitabı çok güzel anlatan bir ifade olmuş.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

KitapSiyah BeyazTiyatro
Görüş Bildir