Barışa Giden Yol: Sri Lanka Modeli

 > -

Barışa Giden Yol: Sri Lanka Modeli

Barışa Giden Yol: Sri Lanka Modeli

Güney Asya'nın ada ülkesi Sri Lanka, Türkiye kamuoyunda yıllarca Seylan çayı ( Seylan , Sri Lanka'nın eski adı), Tamil Kaplanları örgütüyle bağlantılı dair çatışma haberleri ve bir elinde kılıç tutan aslan figürlü çarpıcı bayrağıyla tanınageldi.

Ancak son bir kaç yıldır Sri Lanka, Kürt sorununa çözüm arayışları çevresinde sıklıkla tartışılan bir ülke olarak öne çıkıyor.

' Sri Lanka modeli ' olarak adlandırılan ve Sri Lanka devletinin, azınlık Tamiller'in ulusal hakları için mücadele ettiğini savunan silahlı Tamil Elam Özgürlük Kaplanları'na (LTTE) yönelik 2008-2009'da büyük bir askeri operasyon yaparak örgütü yenilgiye uğratmasını özetleyen model, Türkiye'de gündeme geldi.

2009 yılında Sri Lanka ordusunun Tamil Kaplanları'nı yenilgiye uğratması sonrası dönemin AKP milletvekili ve TBMM Türkiye-Sri Lanka Dostluk Grubu Başkanı Murat Hamarat, Sri Lanka hükümetini kutlarken aynı mesajında Türkiye'nin terörle mücadelesini sürdüreceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bu gelişmeden dolayı, dönemin Sri Lanka Cumhurbaşkanı Mahinda Rajapaksa'yı telefon görüşmesinde tebrik etti.

Sri Lanka'nın Türkiye'ye tayin ettiği ilk büyükelçisi Bharthi Wijeratne 2012 yılında Cumhurbaşkanı Gül'le yaptığı görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, 'eline silah alan kanlı bir örgüt ile ancak anlayacağı dilde konuşulabileceğini' belirtti ve ekledi: "Türkiye'nin Sri Lanka'dan öğreneceği çok şey var."

Diğer yandan Barış ve Demokrasi Partisi Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş gibi Kürt siyasetçilerse Sri Lanka modelinin bir katliam modeli olduğunu öne sürdü.

Peki Sri Lanka modeli nedir?

Bu sorunun cevabını araştırmak için 2008-2009 yılında yaşananlardan önce Sri Lanka devleti ve Tamiller arasındaki barış görüşmelerini hatırlamak gerekiyor.

Sri Lanka'da önceki yıllardaki bazı barış girişimleri başarızlıkla sonuçlandıktan sonra Norveç'in girişimiyle 2000'lerin başında yeni bir hamle yapıldı.

Sri Lanka'da nüfusun büyük bölümü Sinhaliler'den oluşuyor.

Azınlık gruplarından Tamiller nüfusun yaklaşık yüze 11'ini, Müslümanlarsa yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor.

Sinhaliler'in dini Budizm, Tamiller'inkiyse Hinduizm.

Tarihsel olarak Tamiller ve Sinhaliler arasında sıklıkla sorunlar yaşandı.

Tamiller siyasi sistemi, ayrımcı olarak niteliyor.

1970'lerin başlarında itibaren Budizmin ülkenin resmi dini ilan edilmesi, Tamilce'nin resmi dillerden biri olarak kabul edilmemesi, Tamil gençlerin üniversitelere girişlerde yaşadıkları fırsat eşitsizlikleri, Tamiller'e yönelik gündelik hayattaki ayrımcılıklar gibi nedenleri öne süren bazı Tamil grupları 1976'da bir araya geldi ve Tamil Kaplanları (LTTE) örgütünü oluşturdu.

Tamil Kaplanları, ülkede Tamiller'e ait bağımsız bir devlet kurmak için mücadeleye başladı.

Örgüt bir yandan Tamiller'in yaşadıkları bölgelerde mücadele yürütürken, diğer yandan büyük şehirlerde devlet yetkililerini hedef alan saldırılar gerçekleştirdi.

1983'ten itibaren şiddetlenen uzun savaş boyunca uluslararası insan hakları örgütleri, Sri Lanka ordusunun sivil Tamilleri de hedef aldığı eleştirilerini sıklıkla dile getirdi.

Savaş, 2008-2009 yıllarında Sri Lanka ordusunun çok büyük bir askeri hareket düzenleyerek Tamil Kaplanları Örgütü'nü yenilgiye uğratmasıyla sona erdi.

Bu kez müzakereler başladı ve 2002'de taraflar arasında ateşkes ilan edildi.

BBC Sinhali Servisi 'nden Chandana Bandara , barış görüşmelerinin Japonya'daki son turunu da izlemiş Sri Lankalı bir gazeteci.

Bandara, barış sürecinin başladığı dönemdeki uluslararası dengeler ve büyük güçlerin stratejik kaygılarına dikkat çekiyor:

"Yıllar boyunca Batı, Sri Lanka devletini ve ordusunu destekledi. Barış görüşmeleri sırasında ABD'de Bush iktidardaydı ve Orta Doğu yangın yeriydi. Sri Lanka hükümeti Pasifik'ten gelen Amerikan gemilerine Sri Lanka'nın doğu kıyılarında güvenli bir geçiş sağlayamıyordu. Sri Lanka'nın doğu denizindeki istikrar NATO ve ABD için önemliydi. Dolayısıyla bu istikrarın sağlanması için bir tür barış anlaşmasına ihtiyaç vardı. Bu süreç, Batı'nın ihtiyaçları doğrultusunda doğdu. 'Eğer askeri olarak bunu yapamıyorsanız başka bir yöntemle, görüşmelerle bölgede istikrar sağlamalı' diye düşünüldü."

Toplam dört tur süren barış görüşmeleri kapsamında 9 Ocak 2003'te imzalanan barış anlaşması, sorunun çözümüne ilişkin belirsizlikler içermesine karşın iki ayak üzerinde duruyordu: Sri Lanka'nın ulusal bütünlüğüne atıf ve Tamiller'e çeşitli siyasal ve kültürel hakların verilmesi.

Anlaşma sonrasında çatışmalar yer yer devam etti, görüşmelerde kesintiler yaşandı, ama bunun üzerine Sri Lanka'da Tamiller'le anlaşmaya daha soğuk bakan grupların içinde yer aldığı yeni bir siyasi yapı işbaşında geldi.

Aynı dönemde Tamil Kaplanları da, çatışmaların sürmesinden barış anlaşmasına uymayarak askeri operasyonlarını sürdüren Sri Lanka ordusunu sorumlu tutuyordu.

Hükümete göreyse çatışmaların nedeni "Tamil Kaplanları'nın terörizmiydi".

2004 yılının sonunda yaşanan ve ülkede en çok Tamiller'in yaşadığı bölgeleri etkileyen Tsunami felaketi sonrası Tamiller ve Sri Lanka devleti arasında gerginlik tırmandı.

Önce hükümet, felaketin yaralarının sarılması için ülkeye verilen uluslararası yardımı Tamil bölgesine aktarmamakla suçlandı.

Baskılar sonucu hükümet adil bir yardım konusunda Tamil Kaplanları'yla anlaşmaya vardı.

Ancak yargı bu anlaşmayı iptal edince yardım Tamil bölgesine ulaşmadı.

2008 başında Sri Lanka devleti, her yıl yeniden yürürlüğe giren ateşkesi, Tamil Kaplanları'nın ''terör faaliyetlerini'' gerekçe göstererek iptal etti ve Sri Lanka ordusu, Tamil Kaplanları'na yönelik havadan, denizden ve karadan çok kapsamlı bir operasyon başlattı.

Sri Lanka devleti, 19 Mayıs 2009'da zafer ilan etti, yetkililer 'terörizmin askeri yollarla bastırılabileceğini gösterdiklerini' açıkladı.

Operasyonlar sonucunda yüzlerce Tamil gerillasıyla Tamil Kaplanları'nın tüm liderleri öldürüldü.

Ancak Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri ilerleyen dönemde yaptıkları incelemelerde bu son operasyonda 40 bin kişinin öldüğünü iddia edecekti.

Bu örgütlere göre ölenlerin çoğu sivildi.

Yine hazırlanan raporlarda evlerini terk etmek zorunda kalan Tamiller'e hem devlet hem de Tamil Kaplanları tarafından baskı uygulandığı; askerler tarafından birçok işkence ve tecavüz vakasının gerçekleştirildiği; operasyonlarda hastane gibi binaların da bombalandığı iddia edildi.

Bu süreç nedeniyle, etnik kökenli çatışmaları sert askeri yöntemlerle ortadan kaldırarak çözüme ulaşma yöntemi Sri Lanka modeli olarak adlandırılıyor. Kimilerine göreyse bu bir katliam modeli.

Peki, uzun bir çatışma sürecinden sonra barış görüşmeleri başlamışken bunu takiben nasıl yeniden şiddetli bir savaş sürecine dönüldü.

BBC Sinhali'den gazeteci Chandana Bandara bunun en önemli nedeninin hükümetin tavrındaki değişiklik ve yine uluslararası gelişmeler olduğunu iddia ediyor.

Baandara'ya göre barış görüşmelerini başlatan temel neden uluslararası gelişmelerdi ve görüşmeler yine uluslararası dinamiklerin etkisiyle sona erdi.

"Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, 'Ya bizim yanımızdasınız ya da bize karşı' diyordu, 'terörle küresel savaştan' bahsediyordu. Ve Sri Lanka hükümeti de bu döneme uygun olarak terör kartını oynadı" diyor Bandara.

Sri Lanka'lı gazeteci tsunami felaketinden sonra ülkeye yönelik yardımın paylaşımıyla ilgili Washington'da düzenlenen konferansa Tamil Kaplanları'nın, ABD'nin ''terörist örgüt listesi''nde olması nedeniyle katılamamasının da süreci bitiren olaylardan biri olduğunu öne sürüyor.

İrlanda'da, Dublin Üniversitesi'nde uluslararası barış çalışmaları alanında öğretim üyeliği yapan ve ' A Paradigm for a Peace Movement: Thich Nhat and Martin Luther King' (Barış Hareketi için bir Paradigma: Thich Nhat ve Martin Luther King) adlı kitabın yazarı, Prof. Dr. Jude Lal Fernando , bu son askeri operasyonu 'Tamil halkını hedef alan bir katliam' olarak yorumluyor.

Sri Lanka'nın Sinhali çoğunluğuna mensup olan ve askeri çözüme karşı siyasi mücadele yürüten, bu yüzden de Sri Lanka'yı terk etmek zorunda bırakılmış olan Fernando, barış görüşmelerinin sona ermesiyle ilgili özellikle ABD, AB ülkeleri ve Hindistan'ı eleştiriyor.

Fernando, ABD'nin Kuzey İrlanda barış sürecinde Sinn Fein lideri Gerry Adams'ın ABD'ye gelip İrlanda toplumuyla görüşmesinin İngiliz devleti ve IRA arasındaki barış görüşmelerinde IRA'ya güven verdiğini ama Tamil Kaplanları'nın terör listesinde olduğu için Washington'da toplantıya gelememesini çok büyük bir hata olarak niteliyor.

Fernando'ya göre Tamil Kaplanları'nın terörist örgütler listesine alınması Sri Lanka'daki Sinhali milliyetçisi çevreleri askeri çözümü savunma konusunda cesaretlendirdi.

Peki, Türkiye gibi etnik temelli çatışmalar yaşayan farklı ülkeler Sri Lanka'daki savaş sürecinden hangi dersleri çıkarmalı?

Chandara Bandara bu soruya cevap verirken iki konunun altını çiziyor: 'Nüfusun çoğunluğunu barışa ikna etmek ve uluslararası destek'.

Bandara ikna konusuyla ilgili şunları söylüyor:

"Asıl sorumluluk her zaman nüfusun çoğunluğunu oluşturan kesimlerindir. Eğer azınlığa hakları verilmezse azınlık şiddete başvurabilir.Barış görüşmelerinde çoğunluğun hükümeti çoğunluk ulusu, özellikle tabandaki insanları ikna etmelidir ve tüm süreç şeffaf olmalıdır."

Barış görüşmelerinin sadece devlet ve silahlı grup arasında yürütülmesi Bandara'ya göre yapılan bir başka hataydı.

"Bir süreçten bahsediyorsak toplumdaki barış yanlısı tüm kesimler buna dahil olmalı. Sendikalar, sivil toplum örgütleri, bireyler vs… Çünkü tabandaki problemleri onlar biliyorlar" diyor Bandara.

Uluslararası destekle ilgili mevcut destek yöntemlerinin dışında bir yöntemi gündeme getiren Bandara, "Bazı Batılı ülkelerin Sri Lanka'da yatırımları var, bazıları Sri Lanka ordusunu eğitiyor. Neden hükümetler barış görüşmelerini yürütsün ki?" diyor ve şu öneride bulunuyor:

"Süreçte uluslararası hükümetler değil asıl olarak uluslararası sivil örgütlenmeler bulunmalı. Dünyada barış için uğraşan insanlar ve örgütlenmeler var. Nelson Mandela gibi, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi."

Prof. Dr. Fernando ise askeri çözüm yönteminin sadece azınlığın değil bütün bir ülkedeki demokratik hakların geri çekilmesine neden olduğunun altını çizerken, bütün bir barış ve savaş süreciyle ilgili şu tespiti yapıyor:

"Savaş bitmedi, farklı araçlarla devam ediyor."

Mahmut Hamsici BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAdalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBarış ve Demokrasi PartisiBirleşmiş MilletlerDublinHindistanİngiltereİrlandaJaponyaNATONorveçSavaşSelahattin DemirtaşTecavüzTerörTsunamiTürkiye Büyük Millet Meclisi
Görüş Bildir