Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Al Pacino'nun Başrolünü Oynadığı Serpico Filmi'ne İlham Kaynağı Olan, Rozetini Satmayan Polis: Frank Serpico

-

Frank Serpico, 1970'li yıllarda görev yaptığı New York Polis Departmanı'nda vuku bulan rüşvet olaylarını, bu rüşvete taraf olan meslektaşlarını ve onlara göz yuman üstlerini teker teker deşifre ederek sistemin nasıl yozlaştığını gözler önüne sermiş, tüm dünyada rüşvet almayan polis olarak nam salmış, emekli bir polis memuru. İşte, 'Rozetini Satmayan Aynasız Frank Serpico'nun hikâyesi.

Frank Serpico (Tam adı Francisco Vincent Serpico), İtalyan göçmeni Vincenzo ve Maria Giovanna Serpico çiftinin en küçük çocukları olarak 14 Nisan 1936 tarihinde Birleşik Devletler'in Brooklyn kentinde dünyaya gelir.

Henüz 17 yaşındayken Polis Akademisi'ne girmeden önce, Birleşik Devletler Ordusu'na bağlı olarak 2 yıl boyunca Güney Kore'de piyade olarak görev yapar. Ülkeye döndükten sonra Brooklyn College'de yarı zamanlı dedektif ve gençlik danışmanı olarak çalışır ve 11 Eylül 1959'da 'Gözetim Devriyesi Üyesi' sıfatıyla New York Polis Departmanı'nda görev yapmaya başlar. 5 Mart 1960'da tam zamanlı devriye ekibine dahil olunca, polislik kariyeri de gerçek anlamıyla başlamış olur.

Serpico, New York Polis Departmanı'nda görev yaptığı süre içerisinde birçok defa şahit olduğu rüşvetin, meslektaşları için artık hayatın olağan bir parçası haline geldiğini görür.

Polis Departmanı da, ilk geldiği günden beri Serpico'yu bu düzenin içine almak istese de o bu durumdan oldukça rahatsız olur ve polis teşkilatındaki bu çürümeyi üstlerine anlatabilmek için çalmadık kapı bırakmaz. On yıl boyunca sürdürdüğü mücadelesinde nihayet herkesin bu bataklıkta olduğuna ve tüm bu mücadeleyi tek başına yürüttüğüne kanaat getirir. Teşkilat içerisindeki düzene ayak uydurmadığı için çoktan meslektaşları tarafından kötü adam ilan edilen ve başka çaresi kalmayan Serpico,1970 yılında polis teşkilatı içerisinde sıradan hale gelen bu rüşvet çarkını ve o güne kadar meslekte yaşadığı bütün çirkin olayları, New York Times Gazetesi'ne anlatmaya karar verir.

Gazetenin, Serpico'nun anlattıkları doğrultusunda yayınlamaya başladığı röportaj dizisi Amerikan Adli Makamları'nda şok etkisi yaratır.

Olayın New York sınırlarını aşarak ülke çapında yankı bulmasıyla birlikte, New York Belediye Başkanı John W. Lindsay'in talimatıyla, New York Polis Teşkilatı içerisindeki rüşvet ve yolsuzluk olaylarını incelemek üzere Federal Yargıç Whitman Knapp başkanlığında, 5 üyeli "Knapp Komisyonu" soruşturma heyeti kurulur. Günlerce süren oturumlarda bildiklerini bu komisyona tek tek anlatan Serpico, basın mensuplarının önünde yaptığı ödün vermez açıklamaları nedeniyle, teşkilat içinde hemen hemen herkesin nefret ettiği bir düşmana dönüşür.

3 Şubat 1971 tarihinde Serpico'nun da dahil olduğu New York Polis Teşkilatı'na bağlı bir narkotik ekibi, Brooklyn Wİilliamsburg'da yer alan Driggs Bulvarı üzerindeki 778 no'lu bir apartmanda uyuşturucu sevkiyatı yapıldığına dair ihbar alır ve olay yerine gider.

Ekibin diğer üyelerinden Polis Memuru Gary Roteman ve Arthur Cesare, yapılan plan gereği apartmana girmez. Serpico binanın yangın merdivenlerinden içeri girer ve İspanyolca eroin almak istediğini söyleyerek şüphelilerle pazarlığa girişir. Ancak durumu fark eden şüpheliler ve Serpico arasında çıkan çatışma sırasında Serpico ayağını kapı eşiğine koyar ve kendisine bu aralıktan ve çok yakın mesafeden ateş açılır. Sol gözünün altından aldığı mermi darbesiyle elmacık kemikleri parçalanan ve beyin sinir dokusu büyük zarar gören Serpico, hızla kan kaybetmeye başlar. Yardım çağrılarına rağmen meslektaşları olay yerine gelmeyince Serpico, uyuşturucu tacirlerinin mekanına dönüşmüş bu apartmanda saatlerce yerde kalır. Nihayet karşı dairede oturan yaşlı bir adam acil servis ekibine haber verir ve aynı zamanda bu kişinin yerde vurulmuş şekilde yattığını polis merkezine de bildirir. Daha sonra yapılan tahkikatlar neticesinde, hiçbir şey olmamış gibi ortadan kaybolan narkotik timinin diğer üyeleri ile Serpico arasındaki planın, aslında Serpico'yu yok etmeyi amaçlayan bu polislerin tezgahladığı komplonun bir parçası olduğu ve "İstenmeyen Adam"ın meslektaşlarınca oraya bilerek götürüldüğü ortaya çıkar. Serpico hızlıca Greenpoint Hastanesi'ne sevk edilir.

Serpico'ya, kaldırıldığı Greenpoint Hastanesi'nde ilk müdahale Türk Beyin ve Damar Cerrahı Dr. Zeki Uygur tarafından yapılır.

Dr. Uygur, televizyonlardan ve  haber bültenlerinden tanıdığı bu dürüst adam için ameliyat masasında elinden gelen her şeyi yapar ve Serpico'nun ölümden dönmesini sağlar. Çekilen röntgen filmlerinde Dr. Uygur, kurşunun Serpico'nun sol yanağından girdiğini, kafatasının içinde ilerleyerek sol kulağının işitme merkezini parçaladığını ve beyninin hemen eşiğinde durduğunu görür ve çok hassas bir yerde bulunan kurşunu oradan çıkarmaya çalıştığı takdirde Serpico'nun yüzünün felç olabileceğini hesap ederek, metal çekirdeği kafatasının içinde bırakmaya karar verip bir dizi alternatif tedavi yöntemi uygular. Serpico, altı aylık yoğun bir tedavi sürecinin ardından, normal bir insanı öldürme ihtimali yüzde yüze yakın olan bu saldırıdan yalnızca sol kulağının duyma yetisini kaybetmiş olarak kurtulmayı başarır.

Serpico'nun: ''Hayatımı o Türk doktora borçluyum.'' diyerek duygularını ifade ettiği Türk Beyin Cerrahı Dr. Zeki Uygur, şüphesiz Serpico'nun Türk insanına olan sevgisini bir başka boyuta taşır.

Ancak yıllar sonra Dr. Zeki Uygur tarafından Serpico hakkında ilginç bir detay daha dile getirilir. Türk doktor, Serpico’yu anjiyo yapmak için ameliyat masasına yatırdığında, boynunda parlak ay yıldız bir kolye olduğunu görür. Serpico kendine geldiğinde ise ilk işi kendisine bu kolyenin ne anlama geldiğini sormak olur. Bunun üzerine Serpico, “Bu kolye Türklerin simgesi. Bana bunu ABD’ye narkotik maddeler alanında eğitim görmeye gelmiş, aylarca beraber çalıştığım bir Türk komiser, dostluğumuzun hatırası olarak hediye etti. Çok beğendim ve o günden sonra hiç çıkarmadım. Belki de o gün beni bu kolye korudu Doktor.'' cevabını verir. Dr. Zeki Uygur, Serpico'yla arasındaki dostluğu anlattığı bir röportaj esnasında, ''Buradaki Türk işletmelerinin ne zaman korunmaya, yardıma ihtiyacı olsa Serpico bizler için her zaman elinden geleni yapmıştır.'' ifadesini kullanmıştır.

Aynı zamanda ünlü Tiyatro Sanatçısı Nejat Uygur'un abisi olan Dr. Uygur, ressam kimliğiyle de öne çıkar ve resimleri Manhattan'ın ünlü 5. Cadde'sindeki bir sanat galerisinde sergilenir.

Bir röportajında kendisine ressamlığa olan merakı hakkında soru yönelten gazeteciye, ''Ben İkinci Dünya Savaşı döneminde, ortaokulun bir kısmını Bursa’da okudum. Bursa’da öğrenciyken Bursa Halkevi’nin 30 öğrencili resim atölyesi vardı. Ben bu atölyenin çocuk yaştaki, en genç öğrencisiydim ve resim aşkım burada başladı. Bunca yıl içinde aralıklarla da olsa resim yapmayı sürdürdüm. Beyin cerrahı olduktan sonra yaptığım çalışmalarımın hemen hemen tamamı tren yolculuklarım sırasında yapıldı. İlk resimlerimde sarsıntıdan dolayı zikzaklar, yanlış çizgiler vardı. Zamanla süratle giden trenin sarsıntılarından deforme olmayan resimler çizmeyi başardım. Bu, benim için önemli bir ‘beyin-el' koordinasyon egzersizi idi. Hastaneye gidiş gelişlerde sürdürdüğüm bu egzersizler, bir cerrah açısından hayati önem taşıyan el titremesini ortadan kaldırmış oldu.'' cevabını verir.

Serpico, hastanedeki tedavisi tamamlandıktan sonra taburcu olur ve 15 Haziran 1972 tarihinde New York Polis Teşkilatı'nın kendisine vermek istediği "Üstün Hizmet Rozeti''ni almayı reddeder.

Serpico'nun ifadesiyle bu ödül kendisine herhangi bir seremoniyle veya yetkili bir üstü vasıtasıyla değil, basit bir tezgahın üstünde ve rütbesiz bir emniyet mensubu tarafından verilir. Daha sonra kendisi o anı hatırlatıldığında, ''Kendimi ödülden ziyade bir paket sigara alıyor gibi hissetmiştim.'' ifadesini kullanır. Serpico 1973 yılında polislik mesleğinden istifa ederek İsviçre'ye göç etme kararı alır. Ülkesinden ayrılırken havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, ''Artık Birleşik Devletler'de kendimi güvende hissetmiyorum.'' demiştir.

Amerikan toplumu Serpico olayının şokunu henüz üzerinden atamamışken, Ünlü Yönetmen Sydney Lumet, kısa süre önce ülkeyi terk eden Serpico'yu İsviçre'de bir dağ evinde bularak, ona hayatını filme almak istediğini söyler.

Senaryonun gerçeklere aynen sadık kalması şartıyla bu isteği kabul eden Serpico, filmde kendisini oynayacak olan ünlü Aktör Al Pacino'ya da haftalar boyunca özel eğitim verir. İlk elden aldığı bu eğitim sayesinde dört dörtlük bir sivil polise dönüşen Pacino, 1973 yılında Lumet'in yönetmenliğinde çekilen ve Yazar Peter Maas'ın aynı adlı biyografisinden uyarlanan ''Serpico'' adlı filmde ünlü dedektifi muhteşem bir performansla canlandırır. "Serpico" toplam 4 önemli ödül kazanır, ayrıca 12 ayrı dalda da ödül adaylıkları bulunur.

Göç etme kararı aldığı İsviçre'de on yılı aşkın bir süre münzevi bir hayat yaşayan Serpico, bu dönemde kendisini ısrarla arayan Amerikalı sivil toplum örgütlerini, insan hakları savunucularını ve kendisini saygıyla izleyen kimi idealist polislerin ricalarını kıramayarak, en sonunda 1980'lerde ülkesine geri döner.

Şu anda Serpico, New York Şehri'nin iki yüz kilometre uzağında bir çiftlik evinde yaşıyor ve malullük aylığıyla geçiniyor. Ülkesinde adeta bir dürüstlük anıtı olarak görülen bu mağrur adam, sık sık vakıflar, üniversiteler ve derneklerce düzenlenen savaş karşıtı konferanslara davet ediliyor ve oralarda etkileyici konuşmalar yapıyor. Serpico'nun, ''Hayatımı o Türk doktora borçluyum.'' diyerek minnettarlığını ifade ettiği, Amerika'da yaşayan bütün Türkler'i zengin fakir ayrımı gözetmeksizin ücretsiz muayene etmesi nedeniyle orada yaşayan Türk vatandaşlarının deyimiyle ''İyilik Meleği Zeki Abi'', 8 Mart 2012 tarihinde 86 yaşında kalp yetmezliğinden vefat etti. Cenaze namazı New York'un Manhattan Semti'nde, müdavimi olduğu Ali Baba Terrace Lokantası önünde kılındıktan sonra New York Lakewiew Mezarlığı'na defnedildi. 

Bu etkileyici hikayenin iki ana kahramanı Dr. Zeki Uygur ve Frank Serpico'ya saygı ve minnetle... 

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
gzm-ynklr

İlgiyle okuyup,beğendim.

alpayamanoglu

BİZİM ÜLKEMİZİNDE BÖYLE DÜRÜST ONURLU ŞEREFLİ VE GURURLU İNSANLARA İHTİYACI VAR

bademlicikolatta

var zaten öyle insanlar,vardı. öldürüldü.şuanda da var olanlar ölümle tehdit ediliyorlardır biryerlerde.

vlknsn

emekli olduğunu ve döndüğünü bilmiyordum teşekkürler.

tartantula

Anneannem gibi hikaye anlatıyorsunuz. Komşu Melahat teyzeyi anlatırken birden görümcesi Ayşen Hanımı anlatmaya başlardı. Bari ikinci bir içerik yapıverseydiniz. Bu içerik çok ekonomik olmuş.

suspicious

ya ne kadar güzel bir hikaye, filmi de müthişti.güzel ve bilgilendirici bi içerik, teşekkürler.

Görüş Bildir