"Başbakan'ın Varlığına Tahammül Edemeyenler Var"

 > -

Akdoğan: 'Zır Cahil Bir Yazar Takımı Var'

Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında haksız eleştirilerin olduğunu ifade ederek,"Biraz ağır olacak ama burada zır cahil bir yazar takımı var. Yani tamamen cahilce hareket eden bir yazar takımı var. Bu konuda benim söylediklerim çok belli. Benim yazdıklarımı söylediklerimi okumamış, dinlememiş gazete başlıklarına bakıp yazı yazıyorlar. Burada mesele Başbakan'ımızın siyasi üslubuna değil. Siyasi varlığına tahammül edemeyen bir kesim var. Yol yap, köprü yap ama İmam Hatip yapma. Sayın Başbakan'ımızın bir karakteri var. Bu bilinmeyen bir karakter mi? bu karakter birilerinin işine gelmiyor. Dünyada bir takım güçler uluslararası güçler bu lider tipolojisinden rahatsızlık duyuyor" dedi.

"HALK LİDERİNE SAHİP ÇIKACAK"

Haber Türk televizyonunda konuşan Akdoğan, Başbakan Erdoğan'a partinin ve halkın sahip çıkacağını söyledi. Akdoğan, "Halk liderine sahip çıkacak anlamında. Başbakan ile ilgili bir takım şeyler söyleniyor. 10 yıl önce de söyleniyordu. Korku üretilmeye çalışılıyordu. Gizli gündem, İslamcılık... Bir psikolojik hareket yapıldığını gördük. Bunlardan hiç biri tutmadı. 10 yıldan sonra Başbakanımız bu kadar icraat ortaya koymuşken bu kadar her konuda farklı politikalar ortaya koymuşken artık bunlar tutmaz. Bir takım eleştiriler elbette olabilir. Yanlış yapmayan liderler denebilir mi? Elbette denilemez. Burada mesele başbakanımızın siyasi üslubuna değil. Siyasi varlığına tahammül edemeyen bir kesim var. Yol yap köprü yap ama İmama Hatip yapma. Sayın Başbakanımızın bir karakteri var. Bu bilinmeyen bir karakter mi? Bu karakter birilerinin işine gelmiyor. Türkiye 10 yılda bir değişim geçirdiyse bu karakter sayesinde geçirdi. Klasik sağcı tipi bir lider olsaydı aşırı dengeci sürekli ezik alttan alan vesaire. Böyle bir lider bu dönüşümü yapabilir miydi? Bu dönüşümü bu lider tipi ve bu karakter yapmıştır. Bu da yeni bir şey değildir. Ak Parti bütün bu eleştirileri nazara aldığı için, doğru okuduğu için yüzde 34'ten yüzde 50'ye geldi. Bugün muhalefet toplumu doğru algılamayabilir. Ama iktidar toplumu mümkün olduğu kadar toplumu anlamaya çalışıyor empati yapıyor" diye konuştu.

"DÜNYA BU LİDER TPİLOJİSİNDEN RAHATSIZLIK DUYUYOR"

Akdoğan,"Dünyada bir takım güçler uluslararası güçler bu lider tipolojisinden rahatsızlık duyuyor. Başbakanımız hem batı ile işbirliği içerisinde hem batıyı sorguluyor" dedi. Seçim çalışmalarına ilişkin de bilgi veren Akdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Seçimden biz yüzde 50 oy aldık. Seçimden çıktık. Ne oldu? Diğer partiler dükkanı kapattılar bir dahaki seçime kadar. Belki bir yıl sonra toparlanırlar. Biz ertesi sabah toparlanıyoruz. Yani maçın hemen ardından o maçın analizini yapıyoruz. Yani yüzde 50 oy aldık. Yeter deyip gidip yatmıyoruz. Burada elbette hepimizin bir takım yanlışları olabilir. Eleştirilecek yönleri olabilir. Önemli olan bunların serbestçe, rahatça tartışılabilmesidir."

Haberin Tamamı İçin:

"Başbakan'ın Varlığına Tahammül Edemeyenler Var"

Başbakan'ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Basın Kulübü programında Erhan Çelik'in sorularını yanıtladı. Gezi Parkı eylemleri ve Erdoğan'a yönelik eleştirileri değerlendiren Akdoğan'ın açıklamaları şöyle:

'BAŞBAKANI YEDİRTMEYİZ' SÖZÜNÜ NEDEN SÖYLEDİM

'Yedirtmeyiz' sözünü, böyle bir sıkıntı var diye söylemedim. Erdoğan, dünya çapında en güçlü liderlerden birisi. Üç dönem iktidarını korumuş bir lider. Son dönem bu olaylar üzerinden bir imalat yapılmaya çalışılıyor. Doğal olanın dışında algı geliştirilmeye çalışılıyor. Erdoğan, hırpalanmaya çalışılıyor, imajı değiştirilmeye çalışılıyor. 'Başbakan'a ders verelim' demek isteyenler var. Vatandaş Başbakanına sahip çıkmaktadır.

BAŞBAKININ VARLIĞINA TAHAMMÜL EDEMEYENLER VAR

Başbakanımızla ilgili bugün söylenen birtakım şeyler var. 10 yıl önce AK Parti'nin ne yapacağı belli olmadan üretilen bir korku vardı. Sonradan davalara da konu oldu. 10 yıldan sonra bu kadar icraat ortaya konulmuşken artık bunlar tutmaz. Birtakım eleştiriler elbette olur. Mesele Başbakanımızın siyasi üslubuna değil siyasi varlığına tahammül edemeyen bir kesim var.

'YOL YAP, BARAJ YAP AMA İMAM HATİP YAPMA' DENİYOR

10 yılda Türkiye'de bir normalleşme evresi görüldü. Sana oy vermeyen yüzde 50'nin her türlü meselesini çöz ama sana oy veren kitlenin sorunlarını çözme. Böyle bir şey olabilir mi? Yol yap, baraj yap ama imam hatip yapma... Bu normalleşmeyi yaşam tarzına müdahale gibi algılıyorlar. Bunun karşılığı iktidarı devirmeye çalışmak değildir.

SAYIN ERDOĞAN KLASİK SAĞCI BİR POLİTİKACI DEĞİL

Türkiye 10 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiyse bu karakter sayesinde geçirdi. Erdoğan, klasik sağcı tipi bir lider olsaydı sürekli ezik, alttan alan bir lider bu dönüşümü yapabilir miydi? AK Parti, toplumdaki bütün eleştirileri dikkate aldığı için yüzde 50'ye geldi.

BİR YERLERDE BİRTAKIM İMALAT YAPMAK İSTENİYOR

Toplumu doğru okuyabildiği için AK Parti oyunu yükseltiyor. Dünyada uluslararası güçler bu lider tipolojisinden rahatsızlık duyuyor. Başbakanımız BM'yi eleştiriyor, antisemitizmi eleştiriyor. AB'nin çifte standartlarını eleştiriyor. Tamamen teslimiyet içerisine girmeyen, sorguluyan bir tavrı var. Birtakım yerlerden çatlak seslerin çıkması aslında bununla ilgili. Birileri birtakım imalat yapmak istemiyor.

MAÇIN ARDINDAN MAÇIN ANALİZİNİ YAPIYORUZ

Türkiye kimsenin uydusu olmaz. AB'ye uyum çalışmalarına devam eder ama uydusu olamaz. teslimiyet içerisinde hareket edemez. Doğru bildiğini söylediği için sayın başbakan hem Ortadoğu'da hem de Balkanlar'da sevilen bir liderdir. Biz özeleleştiriyi hem bireysel hem de kurumsal olarak yapıyoruz. Seçimin ertesi sabahı toplanıyoruz. Yani maçın ardından o maçın analizini yapıyoruz. Nerelerde başarılı olup, nerelerde başarısız olduğumuzu araştırıyoruz.

AK PARTİ'DE ÇOK CİDDİ TARTIŞMALAR OLUYOR

Vatandaşı okumak, empati yapmak işlemese AK Parti bu noktalara gelemez. En fazla kurum ve kurulları çalıştıran parti AK Parti'dir. Herkes her türlü eleştirisini özgürce dile getirebiliriyor. Çok ciddi sert tartışmalar da olabiliyor. Ancak bir karar çıktığında herkes buna uygun hareket ediyor.

TÜRKİYE'DE ZIR CAHİL KÖŞE YAZAR TAKIMI VAR

Zır cahil bir yazar takımı var. Tamamen cahilce hareket ediyorlar. Bu konuda benim söylediğim çok belli. Adamlar bunların hiçbirini okumamış. Gazete başlıkları ile yazı yazarsanız o yüzeysellikle yanlış şeyler yaparsınız. Gazetelere baktığınızda Başbakan danışman ilişkisi üzerine yapılan eleştirilerde bunu görüyoruz. Gazete başlıklarına göre değerlendirme yapıyorlar. Yüzeysel bilgiler üzerinden ahkam kesiyorlar. Bu da sorgulanması gerekiyor. O 100 tane yazı okuyorsa biz 500 yazı okuyoruz.

BİZ BU TÜR DAYATMALARA 'EYVALLAH' DEMEYİZ

Demokraside sandıkla gelen sandıkla gider. Af konusu ve seçim konusunda spekülasyon yapmak doğru değildir. Afaki tartışmaların doğru olduğu kanaatinde değilim. Bazı gazeteciler 'Başbakan Cumhurbaşkanlığına aday olmayacağını açıklasın' diyorlar. Bu 27 Nisan'da 'Abdullah Gül Cumhurbaşkanı adayı olursa Türkiye'de darbe olur' benzeri dayatmadır. Bizim bu dayatmalara eyvallah edecek halimiz yoktur.

BİRİLERİ TANZİM OPERASYONUNA GİRİŞİYOR

Güç odakları sadece ekonomiye dayanmazlar, siyasete de müdahale etmek isteyebilirler, dayatmalar içerisine girebilirler. Birileri bu olayı bahane ederek hükümeti belli bir alana sıkıştırmaya çalışıyor. Son günlerde reklamlara, ekonomik alana, borsaya müdahale gibi tanzim operasyonu gözüküyor. Birileri siyaset mühendisliğine soyunarak yeni bir tanzim operasyona girişiyor. Bu bir menfaat işbirliğidir. Bunu bir konsorsiyum olarak görüyorum.

TÜRKİYE'DEN RAHATSIZLIK DUYANLAR VAR

Gezi Parkı olayında farklı amaçlarla işbirliğine giren bir ittifak önümüzde duruyor. Ortada bir işbirliği gözüküyor. Türkiye'nin geldiği noktadan rahatsızlık duyan çevreler var. Ortadoğu'da oyun kurucu vaziyete geliyor. Bütün bunlar birilerinde rahatsızlık meydana getiriyor olabilir. Nükleer santrali kimin aldığından rahatsızlık duyanlar var. Bunlar neticede geçmişte birtakım dayatmalarla gelmiş. Türkiye köşeye sıkıştırılmış, zayıflatılmış. Belli güç merkezlerinin yedeğinde tutularak Türkiye etkisizleştirilmiş.

POLİSİN YANLIŞ UYGULAMASINA TEPKİ OLDU

Türkiye devasa adımlar atıyor, kendi menfaatini gözeterek yapıyor bunları. Başka birilerinin ricasıyla yapmıyor, milli çıkarlarına göre hareket ediyor. Bu ekonomiye açık bir konu. Gezi Parkı'nda şöyle bir tablo var. İlk günlerde insanlar samimi ve duyarlılıkla birtakım işler yapmak istediler. Ağaç kesimine ve AVM'ye karşıydılar. Temelinde ağaç kesme, AVM, polisin yanlış uygulamalarına kabaran bir enerji vardı.

FARKLI SAFHALARDA FARKLI EYLEMLER VAR

Çok farklı görüşten muhafazakardan sosyalistlere kadar farklı insanlar var. Bu bir kategori. Farklı safhalarda farklı gurupların farklı eylemleri önümüzde duruyor. Bunu sadece çevrecilerin hassasiyeti diye değerlendirmek büyük resmi ıskalamak olur. Provokasyon var demek de aynı şekilde. Bunları bir kere ayrıştırmak lazım. Hepsini aynı kefeye koyarsak doğru temellendirme yapamayız.

BAŞBAKAN 'AVM YAPMAYACAĞIZ' DEDİ

Gezi Parkı'ndaki farklı grupların farklı eylemleri tek sepete koymak doğru olmaz. Kategorik davranmamak gerekiyor. Sayın Başbakanımız samimi şekilde ağaç sevgisinde, polisin şiddetiyle ilgili olarak söylenenleri ciddiye aldığı için ilk günden itibaren 'Burada AVM yapmayacağız' dedi. Polisin uygulamasıyla ilgili ciddi tahkikati başlatacaklarından bahsetti.

ÇEVRECİLERLE TERTİPÇİLERİ AYIRMAK LAZIM

Hala şu anda CHP milletvekilleri sağa sola mesaj atıyor, eylem mesajları veriyor. İşçi Partisi'nden ve birtakım gruplar isyanı başkaldırıya çevirip hükümeti devirme girişimleri var. Orada birtakım illegal örgütler var. Geçmişte polise saldırıları gerçekleştiren illegal örgütlerin uzantıları var. Bu bir kategori, bunu siyaset mühendisliğine dönüştürmeye çalışanlar, hükümeti devirmeye dönük tertipe çevirmeye çalışanlar var. Bir de çevreci duyarlılıklarla hükümetin söylemi ve üslubunu eleştirenler var.

MÜDAHALE OLMASAYDI FARKLI KONUŞURDUK

Bu iki grubu birbirinden ayırmak gerekir. Hükümeti devirmek, siyaset mühendisliğine soyunmakla çevreci duyarlılıklar aynı olamaz. İlk gün 2 bin kişi Meclis'e yürüdü, Başbakanlık Ofisi'ne yürüdü. Bu insanlar Meclis'i, Başbakanlık Ofisi'ni işgal etmek istedi. Polisin müdahalesi olmasaydı bugün çok farklı şeyleri konuşuyor olurduk. Bunu birileri ısrarla görmek istemiyor.

İLK UYGULAMALARDA BAZI SIKINTILAR OLDU

Polisin uygulamalarında aşırılıklar varsa, gaz kullanımında gerçekten birtakım sıkıntılar getirdiğini gördük. Birçok insan bundan mağdur oldu, birtakım yanlışlıklar oldu. Sayın Başbakanımız bu konuda gerekli soruşturmayı başlattığını söyledi. Neticede yanlışlıklar yapıldıysa üzerine biz gideriz mesajını sayın Başbakan vermiştir. Polisin de linç edilmesi görüntüleri var. Medya sağolsun bunları vermedi. Polisin ilk uygulamasıyla son uygulaması arasında farklar var.

POLİS DOLMABAHÇE'DE CANINI ZOR KURTARDI

Polis Dolmabahçe'de canını zor kurtarmış. En son çare olarak gaz kullanmak durumunda kalmış. Farklı olaylardaki farklı eylemleri birbirine karıştırmamak lazım. Neticede bunların hepsini masaya yatırıp değerlendirmek gerekiyor. Hepsinin üzerine soğuk su içip, görmezden gelelim demek istemiyorum. Dediğim gibi farklı kategorileri ayırmak lazım. Resmin sadece bir kısmını görmemek lazımdır.

ÇİÇEK ÇOCUKLAR AYRI VANDALLAR ÇOK AYRI

Taksim'de 'biz bir şey yapmak istiyoruz, başkaları da başka şeyler yapmak istiyoruz' diye net bir tavır konulması gerekiyordu. Sapla samanın karışmaması gerekiyordu. Burada çiçek çocuk, aşk sevdalıları, çevre dostları meşrulaştırabiliriz. Burada beis yok. Ama öte yanda araçları yakıp yıkan vandalizm var. Orada ne var peki? AK Parti Gençlik Kolları Türkiye'de en büyük kitlesidir. Bu gençler Türkiye'nin gençleri değil mi? Hepsini doğru anlamak iktidarın görevidir.

AK PARTİ VATANDAŞA SİVİL ALANLAR AÇTI

1980'lerde apolitik bir gençlik vardı. Siyasete karışmayan magazinel bir gençlik. 2000'li yıllarda da bir gençlik var. Bu aslında AK Parti'nin toplumu dönüştürdüğünün bir etkisi. AK Parti sivil alanlar meydana getirdi. Artık devlete bulaşmayan insanlar var. Kendi dünyasında yaşayan birçok insan var. Devlet, hükümet bir tanzim yaptığı zaman o zaman insanlar 'Benim alanıma müdahale etti' deyip devletle tanışıyor ve tepki veriyor. Biz onları anlamıyor değiliz.

OY VEREN KİTLENİN SORUNLARI NE OLACAK?

AK Parti 10 yılda kimin hangi hayat tarzına müdahale etti? Nerede mahalle baskısı var? Her türlü hizmeti göreceksin, sana oy veren kitlenin meseleleriyle ilgilenmeyeceksin. O konulara el attığın zaman 'cıs' diyecekler. Onların sorunları yok mu? Bunlar normalleşmedir. Burada yanlış anlamalar varsa elbette bunlar da tartışılabilir.

ALKOL KONUSUNDA AVRUPA'NIN GERİSİNDEYİZ

Alkol düzenlemesi Avrupa'da birçok ülkenin çok gerisinde. Orada 21 yaş deniyor biz 18 yaşa getirdik. Ama bunu siz bu kimlikle yaptığınız aman mesele başka bir yere çekiliyor. Burada yaşam tarzlarına müdahale sözkonusu değil. Değer yargıları üzerinden bir adım atamıyorsunuz. Sadece ekonomik yatırımlar yapabiliyorsunuz. Mesele kültürel değerlere gelince problem çıkıyor. Siz ortaya seçim beyannamesi koyuyorsunuz.

YAVUZ SULTAN SELİM İSMİNDE KASIT YOKTUR

Sen iktidara gel CHP gibi hareket et. O zaman CHP iktidara gelir. Zemininden saptırılan bir konu var ortada. Yavuz Sultan Selim tartışması. Birileri bunun Aleviler'e karşı bir hamle olarak İran'a karşı olarak göstermeye çalıştı. Böyle bir kasıt yoktur. Osmanlı'nın en büyük padişahlarından biridir. Yarın üçüncü havaalanına başka birinin ismi verilecektir. Kasıtlı olarak bir kesimi rencide etmek yok. Biz kimseyi ötekileştirmeye çalışmıyoruz.

TARTIŞILABİLİRSİNİZ AMA DAYATAMAZSINIZ

Yavuz Sultan Selim ismini birileri tartışabilir. Ama dayatma içine giremez. O padişah herkese göre kötü olmak zorunda mı? Belki sen yanlış yerden bakıyorsun. Bu hassasiyetleri anlamaya çalışmak işin başka tarafıdır, ama sırf benim hassasiyetime göre ülke yönetilsin demek başka bir şeydir.

ORADAKİ EYLEMCİLER UZAYDAN GELMEDİ Kİ

Bu eylemciler uzaydan gelmedi. Arkadaşlarımızın yakınları var, tanıdıkları var. Farklı türden insanlar var. Orada farklı amaç ve hedeflerle bulunan insanlar var. Benim tanıdıklarımın yakınları var. Bunlar elbette vatan evladı. Ama oradaki polis de bu vatanın evladı. Oradaki polisler 10 gündür uykusuzluk içerisinde halkın güvenliğini sağlamaya çalışıyor. Burada herkesin birbirini anlamaya çalışması lazım.

GEZİ PARKI'NDAKİLERLE TEMASIMIZ VAR

Biz fotoğrafı doğru okumaya ve anlamaya çalışıyoruz. Biz projelerimizi eleştirenleri anlamaya çalışıyoruz. Ama siyasi tertip ve illegal olaylara karşı uyanık durmak zorundayız. Bizim birçok arkadaşım oradakilerle görüşüyor. Başbakan Yardımcımız da oradaki platformu kabul etti. Onlar bize ulaşıyorlar, mesajlarını gönderiyorlar. Burada bir temas var. Bu zeminde biz onları anlamaya çalışıyoruz.

ARKADAŞLARIMIZ ORADAKİLERLE İRTİBATTA

Gezi Parkı'nda birbirleriyle anlaşamayan gruplar da var. Sadece çevre duyarlılığını dile getiren insanlar olduğu gibi başka tertibin içinde olan farklı gruplar var. Bunları ayırdığımız takdirde daha sağlıklı yol alabiliriz. Birçok arkadaşımız orada insanlarla irtibat halinde.

GEZİ PARKI BELEDİYENİN ONAYIYLA ÇIKTI

Sayın Başbakanımız Gezi Parkı'nda AVM olmayacağını söyledi. Orada şehir müzesinden bahnsetti. Burada dayatmaya gitmemek lazımdır. AK Parti yüzde 50 oy aldı. Millet projelere oy verdi. Bu Gezi Parkı belediye meclisinin onayından çıktı. Şimdi bu milletin iradesi değildir diyebilir miyiz?

GERİYE BAKTIĞIMIZDA İPUÇLARI GÖZÜKÜYOR

Ben oradaki olaylara bir akademisyen olarak baktığımda bir tablo görüyorum. O tablonun farklı uzantılarını okumak mümkün. Şimdi sayın Kılıçdaroğlu, sayın Başbakanına 'katil', 'teröristbaşı' dedi. Bu bir tertibin bir ipucu olarak görülebilir. Daha sonra birtakım açıklamalar oldu. Yaşam tarzına müdahalelerden bahsetti. Bunları geriye doğru saydığımızda birtakım ipuçları alınıyor.

BAŞBAKAN'A TERTİP OLASILIĞI ÇOK GÜÇLÜ

Çözüm süreci var, yeni anayasa meselesi var. Bu iki mesele hallolursa statüko birtakım kalelerini kaybeder. Farklı yöntemlerle biz bunları nasıl devre dışı bırakabiliriz hesapları ve sayın Başbakana yönelik tertip olasılığı çok güçlü. 'Sayın Başbakanı yedirmeyiz' lafını o yüzden söyledim ben.

GEZİ PARKI'NDA İNSANLAR YORULDULAR

Gezi Parkı'nda zararları azaltmak lazım. İnsanlar yoruldular. Oranın esnafı bu tablodan zarar görüyor. Siyasi zeminde varsa tartışma bunu yapalım. Ama başka bir bağlamda yakıp, yıkarak buna kimse eyvallah etmez. Konuşulabilir olan kesimlerle birtakım temasların olduğunu söyledim. Artık bunu geride bırakmamız lazım diye düşünüyorum. Herkes 'benim dediğim olacak' değil, 'kim ne diyor?'a kulak vermesi lazım.

BİRİLERİ TAKSİM'E GİDERSE BİRİLERİ DE...

Siz insanları tutamazsınız. Nasıl Taksim'e birileri gidiyorsa havaalanına da birileri sevgi gösterisine gidebilirler. Nümayiş, asayiş meselesi olmadı. Demokratik gösteri böyle yapılır.

SAYIN BAHÇELİ'Yİ TAKDİRLE KARŞILIYORUM

MHP Lideri'nin siyasi düşüncesine katılmamız, üslubunu tasvip etmemiz mümkün değil. Hepimiz bu ülkenin hayrı için çalışıyoruz. Sayın Bahçeli'nin buradaki duruşunu takdir ediyorum. Sayın Bahçeli'nin 'Bu şiddet eylemlerinin içerisinde olmayın' sözlerini takdirle karşılıyorum.

ÇÖZÜM SÜRECİ GAYET BAŞARILI GİDİYOR

Bence çözüm süreci çalışmaları gayet başarılı gidiyor. Bu sürecin sahibi AK Parti iktidarıdır. 30 yıllık meseledir ve akan kanın dindirilmesi için hükümet bu süreci başlatmıştır. Sürecin bundan sonraki aşamalarında elbette herkesin birtakım şeyleri yapması gerekiyor. Hükümet bu süreç yokken de çalışıyordu. 10 yıldır bu meselenin halli için adım attı.

HERŞEY MECLİS'İN ÖNÜNDE TARTIŞILACAKTIR

Sürecin bundan sonraki boyutu demokratik müzakere sürecidir. Yeni Anayasa çalışmaları bunun bir parçasıdır. Demokratik hak ve özgürlükleri geliştirmek bunun bir parçasıdır. Ancak bu siyasi aktörlerin tartışacağı bir müzakeredir. Bu elbette Meclis'in önünde tartışılacaktır. Herkesin önünde tartışılacaktır. Bu müzakereler çerçevesinde nereye varılırsa adım öyle atılacaktır.

ABDULLAH ÖCALAN'A EV HAPSİ MESELESİ AFAKİ

Silahların bırakılması önemli durumdur. Silahlar ne olacak, insanlar ne olacaktır elbette değerlendirilmesi gereken meseledir. Af şu anda gündemde olan bir konu değil. Ama bu insanların sisteme katılması için eve dönüş yasası var ama bunlar ayrı konular. Şu anda birçok insan gelip teslim oluyor. Suça karışmadıysa farklı bir muamelesi var, serbest bırakılıyor. Kimisi birtakım cezalar alıyor. Öcalan'a ev hapsi gelecek gibi sözler afaki değerlendirmeler.

SİLAHLAR DEVREDEN ÇIKMALI ÇÖZÜM SİYASETTE

Bu meselede artık herkes yoruldu, Çıkmaz sokakları herkes gördü. Yeni Türkiye bu sorunları çözebilme kabiliyetine kavuşmuş bir ülke. Bugün genel kurulda BDP'nin konuşamadığı bir konu yok. Adam bizim gibi düşünmek zorunda değil. Ama bunu siyaset üzerinden yapmalı, silahı devreden çıkarmalı. Bu düşüncenin artık zemin bulduğunu görüyorum.

BDP ÖNCEKİNE GÖRE DAHA ÇOK İŞİN İÇİNDE

Öcalan daha önce 'ne kadar eylem olursa o kadar dikkate alınırım' düşüncesiydi. Bu düşünce çöktü ve Öcalan İmralı'ya gömüldü. Bu iş çözülmezse ben ciddiye alınmam düşüncesi hakim oldu. Hükümet bundan önce de birtakım inisiyatifleri başlattı. Bugün şartlar lehimize, parametreler daha olumludur. BDP daha önceki süreçlere göre daha fazla işin içinde.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülAbdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAvrupa BirliğiBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBirleşmiş MilletlerCumhuriyet Halk PartisiDarbeGezi ParkıİmralıİranKatilKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiPolisRecep Tayyip Erdoğanaşketgündemoyun
Görüş Bildir