Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Tüm Yönleriyle "Osmanlı Bakiyesi"

 > -

Siyasi gündemimizin hala önemli konularından biri "Osmanlı Bakiyesi." Neredeyse "mitolojik" denilebilecek hakim anlatıya göre Osmanlı dünyanın en büyük, en zengin, bilimde ve fende en ileride olan imparatorluklarından biriydi ancak bir takım iç ve dış mihrakların komplosu ile savaşa sürüklenerek varlığını kaybetti. Gerçekse elbette bu anlatıdan uzak. 1923 yılında Osmanlı'dan Türkiye'ye kalan miras aşağı yukarı şu şekildeydi.

1. Nüfus 13 milyon. Nüfusun yüzde 84'ü köylerde yaşıyor.

1923 yılında Türkiye nüfusu yaklaşık 13 milyon 96 bin kişiden ibaretti. 11 milyon kişi yani nüfusun yüzde 84'ü köylerde yaşamaktaydı.

2. Bir gecede cahil kalmadık. Nüfusun sadece yüzde 10'u okur yazar.

Eldeki verilere göre 1923 yılında nüfusun sadece yüzde 10'u okur yazardı. Her 10 kişiden 9'u okuma yazma yeteneğine sahip değildi. Karşılaştırmalı olarak bakıldığında daha 1870 yılında İspanya'da okur yazarlık oranı yüzde 30, Fransa'da yüzde 69, İngiltere'de yüzde 76, Almanya'da yüzde 80 ve Hollanda'da yüzde 81 oranındaydı.  İşin daha vahimi, Türkiye Almanya'daki okur yazarlık oranına ancak 1990 yılında, Almanya'dan tam 120 yıl sonra ulaşacak, ancak bu tarihte nüfusun yüzde 80'i okur yazar olacaktı.

3. Tüm Türkiye'de 4894 ilköğretim okulu var. 341 bin 941 öğrenci eğitim görüyor.

1923 yılı verilerine göre bu tarihte bütün Türkiye'de sadece 4894 ilköğretim okulu vardı. 40 bin köyün 38 bininde hiçbir okul bulunmuyordu. Bu okullarda 341 bin 941 öğrenci eğitim görürken, bunların sadece 62 bin 954'ü kız öğrenciydi. 1925 yılında İngiltere'de 35 bin 83 devlet okulunda 5 milyon 940 bin öğrenci eğitim görmekteydi.

4. Bütün ülkede 554 doktor, 69 eczacı, 136 ebe, 4 hemşire var.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre 1923 yılında bütün Türkiye'de sadece 86 yataklı tedavi kurumu bulunmaktaydı. Toplam yatak sayısı 6437 iken, bütün ülkede sadece 554 doktor, 69 eczacı, 4 hemşire, 560 sağlık memuru ve 136 ebe vardı. (Kaynak: Sağlık Bakanlığı, Sağlıkta Dönüşüm Raporu)

5. Bebek ölüm hızı yüzde 25. Frengi hastası 1 milyon insan var. 3 milyon insan trahomalı, 2 milyon kişi sıtma.

Prof. Dr. Recep Akdur'un çalışmasına göre 1923 yılında Türkiye'de bebek ölüm hızı binde 250 yani yüzde 25. Bir başka deyişle doğan her 4 bebekten 1'i ölüyor. Anne ölüm hızı yüzde 18. Yani her 5 anneden biri ölüyor. Doğumda beklenen ömür yalnızca 50 sene.  Ülkede 3 milyon kişi trahomalı, 2 milyon kişi sıtma, 1 milyon insan ise frengiyle mücadele ediyor.

6. Kişi başına düşen gelir Peru'nun yarısı kadar

OECD tarafından yayınlanan "Dünya Ekonomi Tarihi" verilerine göre 1923 yılında Türkiye'de kişi başına düşen gelir 712  Geary-Khamis 1990 uluslararası dolarına eşitti. Bu sabit fiyata göre Türkiye'de kişi başına düşen gelir Peru'nun yarısı kadar, İngiltere'den 6,6 kat daha azdı.  (Kaynak: OECD)

TÜİK verilerine göre kişi başına düşen gelir sadece 233 TL

TÜİK tarafından açıklanan "İstatistik Göstergeler 1923 - 2013" verilerine göre 1923 yılında Türkiye'de kişi başına düşen gelir sadece 45 $'dı ve cari fiyatla 76 liraya, sabit üretici fiyatlarıyla ise 233 TL'ye denk geliyordu.

7. Çalışan sayısı 5 milyon. 4 milyon 525 bin kişi tarım, ormancılık, avcılık veya balıkçılık sektöründe çalışıyor.

1923 yılında ülkede istihdam altında olan 5 milyon 31 bin  kişinin 4 milyon 525 bini tarım, ormancılık, avcılık veya balıkçılık işiyle iştigal ediyordu. Bütün imalat sanayiinde çalışan kişi sayısı sadece 159 bindi.

8. Bütün ülkede 10 - 15 Fabrika var.

Şevket Süreyya Aydemir'e göre: “Türkiye’de o sırada fabrika denebilecek ve çoğu da yıpranmışlıktan veya sahipsizlikten faaliyetini durdurmuş ancak 10-15 müessese vardı... Daha doğrusu Cumhuriyet kurulduğu zaman adına Batı manasıyla fabrika denebilecek müesseseler yoktu. Adlarına pek de fabrika denilemeyecek olmakla beraber İstanbul ve İzmir bölgesinde yalnız 6 yünlü mensucat müessesesi vardı.” Osmanlı Devleti'nden, Cumhuriyet Türkiyesi'ne kalan sanayi mirasının ne olduğunu gösteren en iyi kaynak, dönemin Ticaret ve Ziraat Nezareti tarafından yaptırılan 1913 ve 1915 yılları sanayi sayımıdır. İstanbul, İzmir, Bursa, İzmit, Manisa, Uşak, Bandırma ve Karamürsel kentlerini kapsıyan sayım bize Osmanlı sanayii hakkında genel bir izlenim vermektedir. Bu dönemde bazı kentlerde kurulan un ve deri fabrikaları ile Adana ve Tarsus'taki dört pamuk ipliği fabrikası dışında; sanayi sayımı yapılmayan diğer vilayetlerde önemli sayılabilecek herhangi bir sanayi kuruluşu bulunmamaktadır. Osmanlı imalat sanayiinin üretim değeri açısından %70.3'ünü gıda, %11.9'unu dokuma, %8.3'ünü deri, %6.1'ini kırtasiye, %2.2'sini kimya, %0.8'ini ağaç ve %0.3'ünü toprak sanayi oluşturmaktadır

9. Gayri safi milli hasıla: 953 milyon

1923 yılında cari fiyatlarla gayri safi milli hasıla sadece 953 milyondu. Devletin bütçe geliri ise 111 milyondan ibaretti.

10. Bütün ülke 50 milyon dolar ihracat yapıyor

1923 yılında Türkiye 86 milyon dolar değerinde ithalat yaparken 50 milyon dolar değerinde ihracat yapmaktaydı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 58,5 düzeyindeydi. 1938 yılında Türkiye 118 milyon değerinde ithalat yaparken ihracatını iki kattan fazla arttırarak 115 milyon dolara çıkardı. İhracatın ithalatı karşılama düzeyi ise yüzde 96,7 oldu.

11. Memlekette 1 milyon ton buğday, 24 bin ton kuru fasulye, 11 bin ton mercimek üretiliyordu

20. yüzyılın başında Osmanlı bir tarım toplumuydu ama temel tarımsal ihtiyaçlarını da karşılayabilecek bir üretime sahip değildi. 1925 yılında tüm Türkiye'de 1 milyon ton buğday, 24 bin ton kuru fasulye, 11 bin ton mercimek, 39 bin ton nohut üretiliyordu. Ayçiçek üretimi yoktu. Şeker üretilmiyordu.  Sadece 5 bin hektar alan sulanıyordu, ülkede traktör yoktu, bütün hayvan varlığı 17 milyon küçükbaş, 4 milyon büyükbaş hayvandan ibaretti.

12. Elektrik Üretimi: 50 kwh

Elektrik üretimi, 1923 yılında 50 kwh kadardı. Bu sayı 1930 yılında 106 milyon kwh'a çıktı. 1923 yılında kurulu güç 33 MW kadardı. 1938'de kurulu güç 178,5 MW'a çıkartıldı. Bir başka ifadeyle Türkiye'de 1923 yılında yaygın olarak elektrik kullanımı bile yoktu.

13. Köy sayısı 40 bin, Cami sayısı 10 bin

Diyanet İşleri Başkanlığı verilerine göre 1923 yılında bütün Türkiye'de sadece 10 bin camii vardı. Türkiye'de 40 bin köy olduğu düşünülürse Osmanlı döneminde her 4 köyden 3'ünde bir tane cami bile yapılmamıştı. Cumhuriyet döneminde cami sayısı 8 kattan fazla artarak 84 bin 864'e çıktı. (Bkz: Posta)

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mehmet-gurer

Trablusgarb Savaşı , Balkan Savaşları , 1. Dünya Savaşı , Kurtuluş Savaşı. 20 yılda onca savaşa katılmış bir devletin ekonomisini bir başka devletle kıyaslamak ne kadar adilane ?

metin-col

Bu devlet 600 yıl varsa durum pozitif yönde olmalıydı. DEDELERİMİZ HİÇDE ADİL YAŞAMAMIŞ EVET.

rodion-romanovic

Doğru yüzlerce sene İspanyol sömürgesi olarak yaşamış, elindeki avucundakinin çoğunu onlara kaptırmış ülkenin bile yarı gelirine sahip olmak için şahane bahaneler.

tengribizmenen

Ne Milletler dilini konuşmak ırkının kimliğiyle devlet kurmak için ne kanlar döküyor ne isyanlar çıkıyor sana verilmiş olan en büyük armağan olan Türkiye devleti gibi bir eser bırakan Atatürk'e hakaret et bu ülkede o kadar beyinsiz insan var ki

deli-sabit

Kimsenin yukarıdaki verilere bakıp halkı aşağılamaya hakkı yok. Halk adam yerine konuldu, imkân verildi de kullanmadı mı? Kurtuluş Savaşı'nda 77 çeşit millete dersini verebilecek kadar güçlü bir halk, imkân verilseydi doktorlar da yetiştirirdi, mühendisler de...600 yıl safahat sürdüler, sonrasında arkalarını zayiatlarını toplamak yine gariban halka düştü. Onlar alışkındı, itiraz etmediler. Osmanlı'da da sadece asker gücü, bilek gücü lâzım olunca adam yerine konulurdular çünkü...Halk o zaman da kandırılmaya, caydırılmaya, hipnotize edilmeye müsaitti, savaşmayın diyen alçaklar çıktı. Halkı tek bir konuda uyutamadılar: Vatan sevgisi..."Vatan, sınır namus demektir, elden gitti mi namus da gider." Mustafa Kemal ve böyle bir millet birleşince daha ne olsun? Doğru komutan, doğru millet ve sonuç: Zafer...

kalipso

Başbuğ Atatürk'ün ve diğer milli mücadele önderlerinin Türk olduğunu kabullenin artık. Hepiniz o küçük arapperest beyinlerinizle Mustafa Kemal Atatürk'ü kötülemeye çalışıyorsunuz. Yıllarca kandırıldınız, gözlerinizi açın. Atatürk gerçekten vatanperver biriydi ve vatanı için cepheden cepheye koştu. Binlerce Türkü öldüren Stalin hayranı Kadir Mısıroğlu ve onun türevleri sözde tarihçileri dinleyip kendi komutanlarınıza hakaret ediyorsunuz.

deli-sabit

Osmanlı zamanında sürekli aşağılanan, önemli kademelere getirilmeyen "eşek" denilen ve geri plana itilen, sadece adının verdiği heybet ve güçten faydalanılan "Türkler" ve gariban Anadolu insanları sayesinde kazanılmıştır o Cumhuriyet...Osmanlı zamanında sefa süren etnik gruplar, millî mücadelede de kıyıya çekilip servetine servet katma derdine düşmüştür.

Görüş Bildir