İşte Tüyler Ürperten Mazlum-Der Raporu

 > -

Reyhanlı'da Neler Oluyor? 'Dilsiz Türk'ü Suriyeli Sanıp Linç Ettiler'

Reyhanlı'da incelemeler yapan Mazlum-Der korkunç iddialarla dolu rapor hazırladı. Raporda fanatik grupların dilsiz olduğu için kendisini tanıtamayan bir Türk vatandaşını Suriyeli sanıp linç ettiği belirtildi.

Reyhanlı'da incelemeler yapan Mazlum-Der korkunç iddialarla dolu rapor hazırladı. Raporda fanatik grupların dilsiz olduğu için kendisini tanıtamayan bir Türk vatandaşını Suriyeli sanıp linç ettiği belirtildi.

11 Mayıs günü Reyhanlı'da bomba yüklü iki araçla düzenlenen saldırılara ilişkin bir “Ön İnceleme Raporu” hazırlayan Mazlum-Der, saldırıların ardından “aşırı milliyetçi/ulusalcı partilere mensup fanatiklerin” ırkçı saldırıları ve linç girişimlerine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. İlçede yaşayan Türk, Arap ve Suriyelilerle konuşan Mazlum-Der’liler, Reyhanlı Devlet Hastanesi yetkililerden bilgi aldı.

RAPORDA KORKUNÇ İDDİALAR

Mazlum-Der raporundaki iddialardan bazıları şöyle

1) 'Ölen Suriyelilerden birinin patlama sonrası Reyhanlıların saldırması ile linç edildiği (Ayhan Altıntaş'ın bu kişileri engellemeye çalışırken bıçaklandığı) söylenmektedir. Ancak linç edilen Suriyelinin patlama nedeniyle öldüğü şeklinde kayıtlara geçtiği iddia edilmektedir.

2 ) Yaralı olduğu halde korkudan hastaneye gidemeyen, evden çıkamayan bazı Suriyelilerin tedavileri gizlice gece vakitlerinde bazı gönüllüler tarafından yapılmaya çalışılmaktadır.

3) Heyetimiz olay yerine giderken, Reyhanlı girişinde bir grup tarafından yolu kesilmiş, uzun süren ikna çabası sonucunda yola devam etmemize “izin verilmiş”, orada bulunan polisler, bu olaya seyirci kalmakla yetinmişlerdir. Geçişimizden yaklaşık yarım saat sonrasında, yolumuzun kesildiği yerde, yine aynı guruplar tarafından, dilsiz olduğu için kendini ifade edemeyen Reyhanlılı bir Türkiye vatandaşı, Suriyeli sanılarak linç edilmeye çalışılmış, kendisini tanıyan vatandaşların araya girerek şahsın kimliğini belirtmeleri sonucu hastaneye kaldırılması mümkün olabilmiştir.

4) Yaklaşık 50 bin Suriyeli korkudan evinden çıkamamakta acil ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Hasta olanlar tedavi olmak için hastaneye gidememektedir.

5) Reyhanlı ve çevresinde faaliyet gösteren çok sayıda istihbarat servisleri olduğu, bunların, Suriyelilerle irtibatlı oldukları ve yönlendirdikleri belirtilmektedir. İlave olarak birçok uluslararası kuruluşun proje yürütmek gerekçesiyle bölgede istihbarat çalışması yaptığı iddia edilmektedir. Katar, Kuveyt, Arabistan, Bahreyn, Fransa, İngiltere, Hollanda, ABD, Almanya gibi ülkelerden resmi yetkililerin sık sık bölgeye geldiği ve sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri ve birçok kişi ve kişilerle görüştükleri bilinmektedir.

Haberin Tamamı İçin:

Reyhanlı'da 50 Bin Suriyeli Hastaneye Gidemiyor, Linç Ediliyor, Polis Seyirci!

Mazlum-Der, Reyhanlı saldırısının ardından "aşırı milliyetçi/ulusalcı partilere mensup fanatiklerin ırkçı saldırıları ve linç girişimleri"ne dikkat çekerek uyarılarda bulundu

Mazlum-Der, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen saldırının ardından ön inceleme raporu hazırladı. Raporda, “Yaklaşık 50 bin Suriyeli korkudan evinden çıkamamakta acil ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Hasta olanlar tedavi olmak için hastaneye gidememektedir” denildi. İlçede kışkırtıcı ve tahrik edici Reyhanlılı bir grup oluştuğu bilgisi verilen raporda, polislerin ve çevik kuvvet ekiplerinin ilçede yaşayan Suriyelilerin darp edilmesine, araçlarına hasar verilmesine seyirci kaldıkları vurgulandı.

11 Mayıs günü Reyhanlı'da bomba yüklü iki araçla düzenlenen saldırılara ilişkin bir “Ön İnceleme Raporu” hazırlayan Mazlum-Der, saldırıların ardından “aşırı milliyetçi/ulusalcı partilere mensup fanatiklerin” ırkçı saldırıları ve linç girişimlerine dikkat çekerek uyarılarda bulundu.

Yaşanan bombalı saldırı sonrası medyaya da uyarılarda bulunulan raporda, “Bazı haber sitelerinin, Ortadoğu uzmanlarının, STK temsilcilerinin, cemaat önderlerinin, yazar ve çizerlerin, Suriye sorununu mezhep ve mezhep taraftarlığı ifadelerini kullanarak çözümlemeye çalışmaları, Hatay’ı çözümsüzlüğe, kaosa ve mezhep kavgasına doğru sürükleyeceği kesindir” denildi.

İlçede yaşana Türk, Arap ve Suriyelilerle konuşan Mazlum-Der’liler, Reyhanlı Devlet Hastanesi yetkililerden bilgi aldı.

Raporda, bombalı saldırının özeti şöyle aktarıldı:

“- Resmi hastane kayıtlarına göre saldırıda 50 kişi hayatını kaybetmiş, 20’si ağır olmak üzere 50 kişinin de tedavileri hastanede devam etmektedir.

Ölen 44 kişinin kimlik tespit çalışmaları bitmiş ve defin işlemleri gerçekleştirilmiş, 6 cesedin aşırı yanma ve parçalanma nedeniyle kimlikleri tespit edilemediğinden, adli tıp kurumuna gönderilmiştir.

Yakınları kayıp olan ailelerden, (13 Şubat itibariyle) kan örnekleri alınmış ve gerekli işlemler başlatılmıştır. Ölen 50 kişiden 4’ünün Suriyelilere ait olduğu tespit edilmiştir. Yaralıların ise 6’sının Suriyeli olduğu tespit edilmiştir.

Ölen Suriyelilerden birinin patlama sonrası Reyhanlıların saldırması ile linç edildiği (Ayhan Altıntaş'ın bu kişileri engellemeye çalışırken bıçaklandığı) söylenmektedir. Ancak linç edilen Suriyelinin patlama nedeniyle öldüğü şeklinde kayıtlara geçtiği iddia edilmektedir.

Bombaların patlaması ile birlikte Reyhanlı ilçe merkezinden kalabalık bir grup (bu kişilerin aşırı milliyetçi/ulusalcı partilere mensup fanatikler oldukları söylenmektedir) her gördüğü Suriyelilere saldırmış darp etmiş, linç girişimlerinde bulunmuşlardır. Suriye ve yabancı plakalı araçlara saldırılmış ve zararlar verilmiştir.

06 Mayıs 2013 tarihinde yaşanan olaylar nedeniyle evlerinden çıkamayan ve çarşı pazara gidemeyen Suriyelilerin, 11 Mayıs 2013 tarihindeki bombalı patlama sonrasında kendilerine yönelik saldırıların artması nedeniyle bir kısmı Reyhanlı’yı terk etmek zorunda kalmış diğer bir kısmı ise evlerine saklanmak zorunda kalmışlardır.

Yaralı olduğu halde korkudan hastaneye gidemeyen, evden çıkamayan bazı Suriyelilerin tedavileri gizlice gece vakitlerinde bazı gönüllüler tarafından yapılmaya çalışılmaktadır. Güvenlik gerekçesi ile dışarı çıkamadığı için, ekmek ve temel gıda ihtiyaçlarını karşılayamayan Suriyeli ailelere, Suriyeli akrabaları veya komşuların çocukları aracılığıyla yardım edilmeye çalışılmaktadır.”

Mazlum-Der’in hazırladığı raporda tespit ve önerilere de yer verildi.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“- 13 Mayıs itibariyle patlamanın 3. günü olmasına rağmen henüz patlama alanında ciddi bir onarım faaliyeti gözlemlenmemiştir. Kırık camlar takılmamış, enkaz kaldırılmamış, tahrip olan binalar üzerinde bir çalışma yapılmamıştır.

Patlamanın izleri halen devam etmekte, bu da, halkın yaşadığı travmanın canlı kalmasına ve provoke edilmesine zemin hazırlamaktadır.

13 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleşen patlama sonrasında, kışkırtıcı ve tahrik edici Reyhanlılı bir grup oluşmuş, her gördükleri Suriyeliye saldıran darp edip linç girişiminde bulunan ve Suriye plakalı araçları tahrip eden davranışlar sergilemişlerdir. Suriyelilerin yaşadığı binalara topluca gidilmiş birçok ev yakılmaya çalışılmış, ele geçirilen kişiler darp edilmişlerdir. Aşırı milliyetçi/ulusalcı eğilimlere sahip partilere mensup fanatiklerinden olduğu söylenen ve her geçen gün sayıları artmakta olan bu gurup, yaşanan gelişmelerden Suriyelileri sorumlu tutmakta, Reyhanlı ilçe merkezinde devriye gezerek sıklıkla yol kesmekte, Suriyeli veya Suriye vatandaşı olduğunu zannettikleri kişileri linç etmeye çalışmaktadırlar. Patlama sonrasında, Reyhanlı ilçe merkezinde yüzlerce çevik kuvvet, özel hareket elemanları dikkat çekmekte, ancak bu süreçler, onların tanıklığında gerçekleşmekte, polisler bu olaylara seyirci kalmaktadır.

Nitekim heyetimiz olay yerine giderken, Reyhanlı girişinde bu grup tarafından yolu kesilmiş, uzun süren ikna çabası sonucunda yola devam etmemize “izin verilmiş”, orada bulunan polisler, bu olaya seyirci kalmakla yetinmişlerdir.

Geçişimizden yaklaşık yarım saat sonrasında, yolumuzun kesildiği yerde, yine aynı guruplar tarafından, dilsiz olduğu için kendini ifade edemeyen Reyhanlılı bir Türkiye vatandaşı, Suriyeli sanılarak linç edilmeye çalışılmış, kendisini tanıyan vatandaşların araya girerek şahsın kimliğini belirtmeleri sonucu hastaneye kaldırılması mümkün olabilmiştir.

Yaklaşık 50 bin Suriyeli korkudan evinden çıkamamakta acil ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Hasta olanlar tedavi olmak için hastaneye gidememektedir.

Yardım kuruluşları, patlama sonrası faaliyetlerini durdurmuş, ne şehir içine, ne de Suriye’ye yardım gönderememektedirler. Bürolar kapalı tutulmakta saldırı tehdidi dolayısıyla çalışma yapılamamaktadır.

Patlama sonrası Cilvegözü sınır kapısından giriş ve çıkışlar bir hafta süresince kapalı kalacağı bildirilmiş, dolayısıyla Suriye içine resmi yardımlar yapılamamaktadır.

Reyhanlı İlçesinin mevcut 60 bin nüfusuna 100 bin Suriyeli eklenmesine rağmen, resmi kurumlarda personel sayısı arttırılmadığı gibi azaltılmış, özellikle hastanelerde oluşan aşırı yığılmalar yatak ve doktor eksikliği, Reyhanlılı vatandaşları mağdur emekte olup, aynı zamanda bu vatandaşlarda, yaşadıkları mağduriyetin nedenlerinin, Suriyelilerin varlığından kaynaklandığı kanaati oluşturmaktadır. Dolayısıyla Suriyelilere yapılan yardım veya ödemeler ise Reyhanlılı halk üzerinde olumsuz etki bırakmaktadır.

Olayların öncesinde Reyhanlı ilçesi ve çevresinde birçok Türkiyeli erkeğin gerek eşlerinden ayrılarak, gerekse de ikinci eş olarak seçtikleri Suriyeli kadınlarla evlenmesi, Reyhanlı halkının, özellikle de kadınların Suriyelilere yönelik olumsuz kanaatlerini pekiştirmiştir.

Yardım kuruluşlarının Suriye’ye yardım faaliyetleri organize etmesi, Suriye’ye gidip gelenlerin kolayca geçiş yapabilmesi, kaçak sınır ticareti yapanların kolaylıkla çalışması, sınırın belirli noktalarında geçiş bölgeleri oluşmuştur. Sınırın bazı noktalarından araçlar geçebilmekte, TIR ile sevkiyat yapılabilmektedir. Bu durum sınır güvenliği açısından tehdit oluşturmakta ve her türlü kullanıma açık hale getirmektedir. Bu sınır noktaları; Atme (TIR’la bile geçilmektedir), Kar beyaz, Güveççi, Hacıpaşa noktalarıdır.

Reyhanlı ve çevresinde faaliyet gösteren çok sayıda istihbarat servisleri olduğu, bunların, Suriyelilerle irtibatlı oldukları ve yönlendirdikleri belirtilmektedir. İlave olarak birçok uluslararası kuruluşun proje yürütmek gerekçesiyle bölgede istihbarat çalışması yaptığı iddia edilmektedir. Katar, Kuveyt, Arabistan, Bahreyn, Fransa, İngiltere, Hollanda, ABD, Almanya gibi ülkelerden resmi yetkililerin sık sık bölgeye geldiği ve sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri ve birçok kişi ve kişilerle görüştükleri bilinmektedir. Gazeteci sıfatıyla birçok yabancının devamlı olarak bölgede olduğu Suriye'ye kaçak yollarla sınırdan geçtikleri ve muhaliflerle irtibatlı oldukları iddia edilmektedir.

Herkesin, herkesi Baas rejimi taraftarı, ya da karşıtı olarak yaftalayabilecekleri bir kaos ortamı söz konusu olup, il ve ilçede görev yapan bürokratların, bu durum karşısında pasif kaldıkları gözlemlenmiş, hükümetin bir an önce duruma müdahil olarak, Cilvegözü Sınır kapısında, Jandarma ve Emniyet güçlerinde, adli makamlarda, kamplarda, hastanelerde, Kaymakamlık ’ta ve Valilikte bu meselenin ehemmiyetini kavramış amir ve memurları görevlendirmesi, böylece yaşanabilecek olayların önüne geçilmesi gerekmektedir.

Reyhanlı’da yaşananların bir süre sonra Antakya merkezde veya Alevi vatandaşların yaşadığı Harbiye, Samandağı gibi beldelerde yaşanabileceği iddiaları çok sık dile getirilmekte hatta “her gün falanca yerde bir bomba yüklü bir araç ele geçirildi” dedikoduları özellikle sosyal medya aracılığıyla yayılmaktadır.

Reyhanlı’da her sokakta bir taziye çadırı kurulmuş durumdadır. Fanatik, saldırgan gruplar taziye çadırlarını ziyaret ederek propaganda yapmakta ve taraftar sayılarını her geçen dakika artırmaktadırlar. Taziye süresinin bitmesi ile intikam alınacağı bu fanatik gruplar tarafından dillendirilmektedir. Reyhanlı’da her geçen gün güçlenen aşiret destekli fanatik gruplara derhal müdahale edilmeli, böylece, Suriyeli vatandaşlar içinde bulundukları sıkıntılı bekleyişten kurtarılmalıdır.

Suriyelilerin varlığından ekonomik olarak faydalanan ve gelir elde eden büyük bir esnaf ve tüccar kesimi mevcuttur. Fanatik grupların çabaları Suriyelileri ve yardım kuruluşlarını Reyhanlı’dan uzaklaştıracak boyuta ulaştığı takdirde, bu durumun, Reyhanlıları kendi aralarında çatışacak duruma getirebilmesi riski mevcuttur.

Bazı haber sitelerinin, Ortadoğu uzmanlarının, STK temsilcilerinin, cemaat önderlerinin, yazar ve çizerlerin, Suriye sorununu mezhep ve mezhep taraftarlığı ifadelerini kullanarak çözümlemeye çalışmaları, Hatay’ı çözümsüzlüğe, kaosa ve mezhep kavgasına doğru sürükleyeceği kesindir. Suriye konusunda bir şeyler söyleyen veya bir eylem ortaya koyan herkesin ya Esad taraftarı ya da “selefi terörist” damgası yemesi çok basit bir çözümlemedir. Muhalefetle ilgili eleştirel her ifade kullananı Şebbiha, Suriyeli mültecilere yardımcı olmaya çalışan herkesi selefi terörist ilan eden yaklaşımlar Hatay’da fanatik sayısını artırmaktan başka bir işe yaramamaktadır.”

T24

AHMET KÜÇÜK

akucuk@t24.com.tr

www.twitter.com/kucukxahmet

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AleviAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBeşer EsadFransaHatayİngiltereKatarPolisReyhanlıSosyal MedyaSuriyeTwitterolay
Görüş Bildir