Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kılıçdaroğlu: 'Kürt Sorunu Erdoğan'ı Aşıyor!'

 > -

Barışa Her Koşulda Destek Vermeye Hazırız

Barışa Her Koşulda Destek Vermeye Hazırız

CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuşuyor

TBMM'de MHP ve BDP grup toplantılarının ardından ana muhalefet partisi CHP grubu toplandı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında süreci değerlendiriyor.

Kılıçdaroğlu konuşmasına 2013 için dilekleri ile başladı.

İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından bazı bölümler:

Biz barışa ve umuda her koşulda destek vermeye hazırız. Yeter ki bu ülkede barış huzur olsun. İstediğimiz bu.

Bu dilekleri yaptım ama Zonguldak’ta kara bir haber geldi dün akşam saatlerinde, 8 işçimiz yaşamlarını yitirdiler. Biliyorsunuz defalarca iş kazası konusunda grubumuzun dikkatini çekmiştim. Ölümlerde birinci, dünyada üçüncüyüz. Yerin altında çalışıyor bu insanlar. Yolsuzluk yapmıyorlar, hırsızlık yapmıyorlar, alın terleriyle çalışıyorlar. Bunların güvenliğini sağlamak hükümetin yetkisindedir. Nasıl oluyor da bu insanlarımızın güvenliği sağlanıyor. Türkiye’yi neredeyse işçi mezarlığına döndürdük. Terörden çok daha fazla insan kaybımız iş kazalarında oluyor.
Neden önlem almıyoruz? Bakınız bu iş yerinde bundan birkaç yıl önce yine kaza olmuş 30’a yakın işçimiz hayatını kaybetmişti. Başbakan, ‘bu işe giriyorsak kaderi budur’ demişti. Biz kabul etmedik. Avrupa’da İngiltere’de ABD’de olmuyor da niçin Türkiye’de oluyor?
Sonra bakan gitti ‘efendim çok güzel öldüler’ dedi. Siyaset sorumluluk ister. Sorumlulukla yola çıkacaksınız siz.
Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nu Sayıştay denetledi. Raporun 80. sayfasında bakın ne yazıyor. Üç ayrı kurum denetim yapıyor. Denetim sonucu:
“Firma iş yerlerinde yapılan denetimler sonucu, düzenledikleri raporlardan firmanın iş güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler konusunda hassasiyet gösterilmediği, vahim bir olayla karşılaşılmadığı tamamen tesadüftür”
Ben söylemiyorum arkadaşlar, 8 işçimiz ne olacak şimdi? Bu raporun 82. Sayfasında bu işçilerin çalıştığı madende neler eksikmiş?
Birincisi şu: “çok sayıda yazılı sözlü uyarıda bulunulmasına rağmen madenci baş lambalarının kullanılmadığı,” Kullanmam diyor, işçinin hayatı onu da geçiniz diyor.
İkinci sorun: Kömüre iki metre yaklaşıldığının tespit edilmesine rağmen arında ilerleme yapıldığı” diyor. Metan gazıymış geçin diyor.
Üçüncü konu: Enerji kablolarının patlamaya hazır şekilde eklemeler yapılıp uçlarının açık bırakıldı. Sekiz ayrı tutanak düzenleniyor, onlarca rapor var bu iş yeriyle ilgili olarak.
Bugün gazetelerde bir fotoğraf var, çocuk soruyor ‘babam nerede’ bu aile dramını hangi siyasetçi görmezden gelebilir?

T24

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu'nun parti grubu konuşması

Kemal Kılıçdaroğlu, Zongoldak'ta metan gazı patlamasında hayatını kaybeden 8 maden işçisini hatırlatarak başladı. Türkiye'nin işçi mezarlığına çevrildiğini ifade eden CHP lideri terörden fazla iş kazalarına can verildiğini ileri sürdü.

İşte Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının satır başları..

Başbakan demişti, eğer bu işi yapıyorsan bu işin risklerini de alman lazım. Biz bunu kabul etmiyoruz. Sonra bakan gitti ve dedi ki çok güzel öldüler.

Parlamentoda görüşülen AKP oylarıyla kabul edilen bütçe gayrimeşru bütçedir. 2013 yılında Türkiye tarihinde ilk kez gayriresmi bütçeyle karşı karşıyayız. Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nu Sayıştay denetledi. Raporda diyor ki 'Kurum iş güvenliği ve eğitim daire başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı' burada denetim yapıyor. Firma işyerlerinde yapılan denetimlerde, firmanın iş güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler konusunda hassasiyet göstermediğini, büyük faciaların tesadüfen gerçekleşmediğini belirtiyor.

Birincisi, çok sayıda yazılı ve sözlü uyarıda bulunulmasına rağmen madenci baş lambaları kullanılamıyor. Kömüre iki metre yaklaşıldığının tesbit edilmesine rağmen çalışmalara devam ediliyori. Enerji kablolarının patlamalara neden olabilecek şekilde açık bırakıldığı kaydediliyor. Çalışanlar asgari ücrete sahip taşeron işçiler. Sendikaları olmayan işçiler. Bugün bir fotoğraf vardı bir çocuk babam nerede diyor.

Raporun 84. sayfasında bir not var o daha da ilginç: İş güvenliği ve iş sağlığı kurallarına uyulması için firmanın uyarılması, daha sık denetlenmesi ve gerekirse sözleşmenin feshedilmesi gerekir..

Ölen 8 işçinin sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'dır. Ve sorumlu hükümettir. Şu anda Zonguldak'ta CHP milletvekilleri var onlara gidiniz. Avukat dahil bütün hukuki noktalarda yanınızda olacağız.

Türkiye'nin üç temel sorunu var: Terör, işsizlik, yoksulluk. Ama hükümet pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Büyüme var gelişme var diyorsunuz ama adama sormazlar mı bu işsizlik ne? Zam milletin belini bükmeye başladı. Zamlarla eğer bir halk uyanıyorsa orada bir sorun var. Zamla yola çıkıyorsanız ailede huzrusuzluk çıkar. Sadece 2012 yılı için zam örnekleri vereceğim. Kurufasülyeye 16.9. su ücretine yüzde 19, odun ücretine 19.6, elektrik ücretine yüzde 20.7, kuru soğana yüzde 20, tren ücretine yüzde 27.4. Limona yüzde 55.8. Bulaşık deterjanına gelen yüzde 99.8. Kamuoyu yoklamaları yapılıyor ya ev kadın ları en çok iktidar partisine oy veriyor diye. Eşinize bir sorun aylığına yüzde 99 zam geldi mi? Bunu sorarsanız Türkiye'de demokrasiye en büyük katkıyı siz yapmış olursunuz. Zamların arkası gelecek, peki 2012'de memur ve işçiye ne kadar zam yapıldı. Diyor ki hükümet 2012'de net memur maaşına yüzde 13.3 zam. Zamlar iki taksitle ama maaş zamları ortada. Yeni yılda asgari ücret açıklandı. 733 lira. Malatya'da bir akdın arkadaş asgari ücret ne olmalı diye bana sordu. Kendisine anlattım. 5 kişilik bir ailenin ne kadar ücretle geçinebiliyor sa asgari ücret de o olmalı dedim. Ben asgari ücretle çalışıyorum, yol parası, iki çocuk okutuyorum para yetmiyor diyor. Bütün asgari ücretlere sesleniyorum, size bu kadar değer biçen bir iktidarın arkasından gidecek misiniz gitmeyecek misiniz? 10 milyon insan asgari ücretle çalışıyor. Tablo bu. Para bol diyorlar dünyaya borç veriyoruz diyorlar niye asgari ücretliler perişan? Sendikalar ne yaptı, ayağa mı kalktılar, yürüyüş mü yaptılar?Hayır, onların yöneticilerinin altında mercedes var keyifleri yerinde.

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu gündemi değerlendiriyor

Kemal Kılıçdaroğlu, dün yaşanan maden faciasıyla ilgili 'Ölen 8 işçinin sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'dır' dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Sözlerine dün yaşanan maden faciasıyla başlan Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:

  • Parlamentoda görüşülen AKP oylarıyla kabul edilen bütçe gayrimeşru bütçedir. 2013 yılında Türkiye tarihinde ilk kez gayriresmi bütçeyle karşı karşıyayız. Türkiye Taş Kömürü Kurumu'nu Sayıştay denetledi. Raporda diyor ki 'Kurum iş güvenliği ve eğitim daire başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı' burada denetim yapıyor. Firma işyerlerinde yapılan denetimlerde, firmanın iş güvenliğine yönelik alınması gereken önlemler konusunda hassasiyet göstermediğini, büyük faciaların tesadüfen gerçekleşmediğini belirtiyor.

  • Birincisi, çok sayıda yazılı ve sözlü uyarıda bulunulmasına rağmen madenci baş lambaları kullanılamıyor. Kömüre iki metre yaklaşıldığının tesbit edilmesine rağmen çalışmalara devam ediliyori. Enerji kablolarının patlamalara neden olabilecek şekilde açık bırakıldığı kaydediliyor. Çalışanlar asgari ücrete sahip taşeron işçiler. Sendikaları olmayan işçiler. Bugün bir fotoğraf vardı bir çocuk babam nerede diyor.

  • Raporun 84. sayfasında bir not var o daha da ilginç: İş güvenliği ve iş sağlığı kurallarına uyulması için firmanın uyarılması, daha sık denetlenmesi ve gerekirse sözleşmenin feshedilmesi gerekir..

'Sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'dır'

  • Ölen 8 işçinin sorumlusu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'dır. Ve sorumlu hükümettir. Şu anda Zonguldak'ta CHP milletvekilleri var onlara gidiniz. Avukat dahil bütün hukuki noktalarda yanınızda olacağız.

  • Türkiye'nin üç temel sorunu var: Terör, işsizlik, yoksulluk. Ama hükümet pembe tablolar çizmeye devam ediyor. Büyüme var gelişme var diyorsunuz ama adama sormazlar mı bu işsizlik ne? Zam milletin belini bükmeye başladı. Zamlarla eğer bir halk uyanıyorsa orada bir sorun var. Zamla yola çıkıyorsanız ailede huzrusuzluk çıkar. Sadece 2012 yılı için zam örnekleri vereceğim. Kurufasülyeye 16.9. su ücretine yüzde 19, odun ücretine 19.6, elektrik ücretine yüzde 20.7, kuru soğana yüzde 20, tren ücretine yüzde 27.4. Limona yüzde 55.8. Bulaşık deterjanına gelen yüzde 99.8. Kamuoyu yoklamaları yapılıyor ya ev kadın ları en çok iktidar partisine oy veriyor diye. Eşinize bir sorun aylığına yüzde 99 zam geldi mi? Bunu sorarsanız Türkiye'de demokrasiye en büyük katkıyı siz yapmış olursunuz. Zamların arkası gelecek, peki 2012'de memur ve işçiye ne kadar zam yapıldı. Diyor ki hükümet 2012'de net memur maaşına yüzde 13.3 zam. Zamlar iki taksitle ama maaş zamları ortada. Yeni yılda asgari ücret açıklandı. 733 lira. Malatya'da bir akdın arkadaş asgari ücret ne olmalı diye bana sordu. Kendisine anlattım. 5 kişilik bir ailenin ne kadar ücretle geçinebiliyor sa asgari ücret de o olmalı dedim. Ben asgari ücretle çalışıyorum, yol parası, iki çocuk okutuyorum para yetmiyor diyor. Bütün asgari ücretlere sesleniyorum, size bu kadar değer biçen bir iktidarın arkasından gidecek misiniz gitmeyecek misiniz? 10 milyon insan asgari ücretle çalışıyor. Tablo bu. Para bol diyorlar dünyaya borç veriyoruz diyorlar niye asgari ücretliler perişan? Sendikalar ne yaptı, ayağa mı kalktılar, yürüyüş mü yaptılar? Hayır, onların yöneticilerinin altında mercedes var keyifleri yerinde.

Bunun adı Kürt sorunu

  • Adına ne derlerse desinler bunun adı Kürt sorunu. 30 yıldır bu sorun çözülmüyor. Elbetteki sorunları iktidar partisi çözecek. Peki, anamuhalefet partisinin bir görevi yok mu? Biz sorunlardan beslenen bir siyasi parti değiliz. Şehitler gelsin, belki bize de birşey düşer diye düşünmek insanlık dışıdır akıl dışıdır. Başka Türkiyemiz yok hangi inançtan hangi kimlikten olursa olsun bu ülkede barışı ve huzuru egemen kılacağız. Fırat'ın suları ile Sakarya'nın suları arasında fark yok. Diyarbakır'daki Reşo'nun alınteriyle Edirneli Hurşit'in alın teri arasında fark yok. Ben ülkemize sahip çıkmak zorundayım. Birisini ötekileştirdiniz mi siz CHP kimliğini bir tarafa atmış olursunuz. Tasada ve kıvançta beraber olmalıyız. Yurttaş olmanın temel argümanı budur.
Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu: 'Kürt Sorunu Erdoğan'ı Aşıyor!'

CHP lideri Kılıçdaroğlu: Biz barışa heryerde her koşulda destek vermeye hazırız. Yeterki huzur olsun, barış olsun. Olay ciddi, sorun kroniktir. Tayyip Erdoğan'ı aşan bir sorundur.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Kılıçdaroğlu, hükümetle İmralı arasında başlayan süreci değerlendirdi. Kılıçdaroğlu Erdoğan'a seslenerek "Olay ciddi, sorun kroniktir. Tayyip Erdoğan'ı aşan bir sorundur. Buradan kendisine yine iyi niyetimle bazı tavsiyelerde bulunacağım: Diline sahip ol, hırsını bir kenara bırak kibirli olmaktan vazgeç, hoşgörülü ol" dedi.

DESTEK VERMEYE HAZIRIZ

Kılıçdaroğlu Kürt sorunu hakkında şu açıklamalarda bulundu: "Biz barışa ve umuda her koşulda destek vermeye hazırız. Yeter ki bu ülkede barış huzur olsun. İstediğimiz bu."

ORTAK AKIL GEREKİYOR

"Büyük sorunumuz kim ne derse desin: Kürt Sorunu. Siyasetin görevi zor sorunları çözmektir. Ortak aklı bulmaktır. Sorunları çözmesi gereken iktidardır. Ana muhalefetin sorumluluğu yok mu? Elbette var. Biz sorunlardan beslenen bir parti değiliz. Şehitler gelsin biz de bundan faydalanalım diye düşünmek akıl dışıdır. Ülkeme ve insanıma hizmet etmektir bizim görevimiz. Hangi inan, mezhepten olursa olsun tüm yurttaşları kucaklayacağız. Biz şunu biliyoruz: Fırat'ın suyu ile Sakarya'nın suyu arasında fark yok. Mademki bu ülkeyi beraber kurduk, bu topraklarda beraber olacağız. Bizim acımız da sevincimiz de bir. Anayasanın en sevdiğim sözü şu: Tasada ve kıvançta beraber olmak.

ŞEHİTLERİN ANNELERİ 'BU İŞİ ÇÖZÜN' DİYOR

Biz CHP'yiz, başka partilere benzemeyiz. Başka partileri ayırır, inanç bağlamında, kimlik bağlamında ayırır ama biz ayırmayız. Gittiğim heryerde, şehit anneleri babaları gelir, bu sorunu çözün diye bize söylerler, daha öncede söylemiştim. Balıkesir'deki, Ankara'daki şehitlerin anne ve babası gelip bana bu sorunu çözün diyor. CHP'lilere sorunlara teslim olmak yakışmak, çözmek yakışmaz. Artık kan ve gözyaşı olmasın diyor anneler. O anne şimdi torununun askere gitmesini istemiyoruz diyor.

'YOL HARİTASINI BELİRLEDİK'

Yol haritasını en akılcı biz belirledik. Bu sorunun çözüm yeri TBMM'dir dedik. Toplumsal uzlaşma sağlanmalı dedik. Yoksa çözülmez dedik. Çözülseydi 30 yıldır çözülürdü. Yol haritamızı aldık Başbakan'ın kapısını çaldık. Partiler bir araya gelsin, dedik. Birileri gelmiyor dediler. O zaman şehit haberlerinden onlar sorumludur dedik. Önerimizi götürdük, sonraki gün BDP'ye, MHP'ye sölemediğini bırakmadı. Bu anlayışla nasıl çözülür? AKP ile CHP'nin oyu yüzde 75 çözün bu sorunu diyor. Geri kalanının görüşü nolacak. Anayasayı değiştiriyoruz, bir toplumsal uzlaşmayla çözüyoruz. Meclis iç tüzüğünde yazmadığı halde biz komisyon kurduk. Anayasa yaparken hepsinden görüş aldık. Bu sorunu çözerken neden bunu yapmıyoruz. Sorun çözmek siyasal birikim işidir, kişisel çıkarlardan arınma işidir.

TOPULMSAL UZLAŞMAYI ANLMAYANA DEMOKRASİYİ NASIL ANLATACAKSIN?

Toplumsal mutabakat yapalım da zor" diyorlar. Kolay olduğunu kim söyledi ki. Siyasetin görevi zor işi çözmektir. Bu yüzden toplumsal mutabakat istiyoruz. Sorun oy çokluğu, vekil çokluğu değil, sorun yaşanan sorunları sağlıklı çözememe sorunudur. Olayların arkasından sürüklenen bir siyasal iktidar var. Bir stratejisi, öngörüsü yok. Sorunu nasıl çözecek? Bizden 3 arkadaş gelsinler otursunlar konuşsunlar diyor. Hala toplumsal uzlaşmayı anlamayan birine demokrasiyi nasıl anlatacaksınız?

'ANALAR AĞLAMASIN' DEMEK YAKIŞMAZ

Siyasetçilerin çok sevdiği bir söz: Analar ağlamasın. Bu sloganik sözler siyasetçiye yakışmaz. Senin görevin bunun olmamasını sağlamak. Her açıdan tutarlı politika izliyoruz. CHP'nin yol haritası var. Ama sizin var mı? Biz millete açıklıyoruz. Siz neden açıklamıyorsunuz? Biz saydam politika izliyoruz, biz halkına yalan söylemeyen siyasal gelenekten geliyoruz. Terörde tarihi rekorlar yaşatan AKP değil mi? Biz ise sorumluluğunu bilen siyasi gelenekten geliyoruz. Ülkemiz, vatanımız için çalışırız. İnsanımızın yaşamı önce gelir. Çalışırsak bu ülke için emek harcıyoruz. Bizim asla kişisel hesaplarımız olmaz. Topluma bakarız, insanımıza bakarız. Geleneğimiz budur bizim. Biz seçim önce müzakare edip seçim sonrası silahla gezmeyiz. Biz elimizde iple gezip sonrasında masaya oturmayız. Bizim adımız CHP, halkın partisiyiz.

'ŞEHİT CENAZELERİNİN SORUMLUSU SEN OLURSUN'

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu: Bize Güvenirsen Destekçiniziz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada Kürt sorununun 30 yıldır çözülemediğini belirterek, 'Siyasetin görevi ortak aklı egemen kılmak, zor sorunları çözmektir. Sorunlara teslim olmak değil sorunları çözmektir. Elbette sorunları birinci evrede iktidar partisi çözecektir. Ana muhalefetin sorumluluğu da elbette var.' dedi.

Sorunlardan beslenen bir siyasal parti olmadıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, 'Şehitler gelsin, terör tırmansın, belki bize de bir pay düşer. Bunu düşünmek akıl dışı, insanlık dışıdır. Ülkeme ve insanıma hizmet edeceğim. Her CHP'linin görevi ülkesi ve halkına hizmet etmektir.' şeklinde konuştu.

Fırat'ın suları ile Sakarya'nın suları arasında fark olmadığını kaydeden Kılıçdaroğlu, 'Diyarbakır'daki Reşo'nun alın teri ile Edirne'deki Hurşit'in alın teri arasında fark yok. İkisi de çalışıyor, üretiyor, ikisi de memleket sevdalısı. Ben bu ikisine de sahip çıkmak zorundayım. Kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Birisini ötekileştirdiniz mi, CHP kimliğini bir kenara bırakmış olursunuz.' dedi.

Kürt sorununda çözüm yerinin Parlamento olduğunu tekrarlayan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: 'Toplumsal uzlaşma olmadan bu sorun çözülemez dedik. Çözülseydi 30 yılda çözülürdü. Yol haritamızı aldık, Başbakan'ın kapısını çaldık. Toplumsal Uzlaşı Komisyonu kuralım, Parlamento dışında da bir komisyon olsun, dedik. Dört siyası parti bir araya gelsin, dedik. Birileri gelmiyormuş. Gelmiyorsa, her şehit cenazesinden sorumlu olan odur, diyeceğiz. Öneriyi götürdük. Ertesi gün BDP'ye ve MHP'ye de söylemediğini bırakmadı. Sanki, sakın ola ki çözüme destek vermeyin, diyor. Söylediği bu. Bu anlayış Türkiye'yi çıkmaz sokaklara götürür. Toplumsal mutabakat farklı bir şey. Toplumsal mutabakat rakamla ölçülemez. AKP ile CHP'nin oyu yüzde 75, çözün deniliyor. Peki yüzde 25'in görüşü ne olacak? Onlar insan değil mi, onlar bu ülkede yaşamıyor mu?'

Kılıçdaroğlu, toplumsal uzlaşmanın ilk ayağının siyasal uzlaşma olduğunu aktardı.

'TOPLUMSAL UZLAŞI İSTİYORUZ'

Sorunları çözmenin bir akıl ve siyasal birikim işi olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, 'Kişisel çıkarlardan arınma işidir. 'Toplumsal uzlaşma yapalım da zor.' Bu işin kolay olduğunu size kim söyledi. Kolay olsaydı çoktan çözülürdü. Siyasetin görevi zor işi çözmektir. Sorunu beraber çözeceğiz diyoruz, toplumsal uzlaşı istiyoruz.' şeklinde konuştu.

Sorunun milletvekilli çokluğu olmadığını, sorunların sağlıklı yönlendirilemediğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları dile getirdi: 'Olaylara teslim olan bir siyasal iktidar var. Olayların arkasından sürüklenen bir siyasal iktidar var. Bir öngörüsü bir ufku yok. Sorunu nasıl çözecek? 'Bizden üç arkadaş, sizden üç arkadaş gelsinler otursunlar.' Siz hala toplumsal uzlaşıyı anlamayan kişiye demokrasiyi nasıl anlatacaksınız. Demokrasinin bir toplumsal uzlaşı olduğunu nasıl anlatacaksınız. Einstein'in bir sözü var: Delilik aynı şeyleri tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir, diyor. 30 yıldır aynı şeyi yapıyorlar. Size başka bir şey öneriyoruz. Parlamentoya gelin, orada oturun, Parlamentoda çözelim. Toplumsal uzlaşı sağlayalım, her kesimin görüşünü alalım.'

'BİR GÜN EVDE İPLE GEZİP, ÖĞLEDEN SONRA GİDİP ONUNLA MASAYA OTURMAYIZ'

Hiçbir kişisel hesapları olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, 'Seçim öncesinde müzakere deyip seçim sonrasında elimizde silahla gezmeyiz. Bir gün evde iple gezip, öğleden sonra gidip onunla masaya oturmayız. Bizim anlayışımız farklı. Bizim adımız CHP. Biz halkın partisiyiz.' ifadesini kullandı.

Başbakan Erdoğan'a bazı tavsiyeleri bulunduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, 'Artık diline hakim ol. Hırsının esiri olmaktan vazgeç, kibirden vazgeç. Kibir insanı köreltir, aklın düşmanıdır kibir. Hoşgörülü ol. Mevlana törenlerine katılıyorsun. Mevlana'nın ne dediğini hala öğrenemedin mi. Toprak gibi ol. Madem Başbakan gibi konuşmayı beceremiyorsun, o zaman hiç konuşma bari. O zaman daha iyi bir sonuç elde edilir.' dedi.

'Başbakan'a bu sorunun çözümü için yeni kredi açacağız.' şeklindeki sözlerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, 'O krediyi kullanman için dört koşulum var, dedim. Samimi ve dürüst olacaksın. Gizli kişisel ajandan olmayacak. Millete izah edemeyeceğin angajmanlara girmeyeceksin. Ana muhalefet partisine bilgi vereceksin. Saydam olacaksın. Bunları kabul edersen sana destek veririz. O destek Erdoğan'ın şahsına verilmiş değil, şehit analarına şehit babalarına verilmiş bir destektir. Sayın Erdoğan'a geçmişte de demokrasi için bir kredi vermiştik. 2002 de seçimler yapıldı. Anayasayı değiştirdik, yasaları değiştirdik gel milletvekili ol, dedik. Geldi milletvekili oldu, Başbakan oldu. Sonra 10. yılın sonunda, kibirden, tek adamlıktan yola çıktı egosu o kadar şişti ki, yeri geldi demokrasiden şikayet eder noktaya geldi. Kuvvetler ayrılığı ilkesi ayak bağı oluyor, dedi. Demokrasi adına sana açtığımız kredi koşulsuz krediydi. Şimdi sana güvenmiyoruz. O nedenle koşullarımız var. Ya adam gibi davranır sorunu çözersin, ya da gelen her şehit cenazesinin sorumlusu sen olursun.' diye konuştu.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAnkaraBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırEinsteinİmralıİngiltereKemal KılıçdaroğluMalatyaMilliyetçi Hareket PartisiRecep Tayyip ErdoğanSakaryaŞehitTerörTürkiye Büyük Millet MeclisiZammemurolayzam
Görüş Bildir