9 Meşhur Tabloya Gizlenmiş Farkında Olmadığımız Hikayeler

 > -
9 dakikada okuyabilirsiniz

Size anlatacaklarım gerçek, doğrulanmış hikayeler değil elbette ve kimseye saygısızlık etmek gibi bir niyetimiz yok. Ancak sanatçıların eserlerine gizlediklerine inandığım gizli duyguları, ruhsal durumları, vs. dilim döndüğünce size anlatmaya çalışacağım. Bana hak vereceğinizden eminim.

1. Grande Jatte Adası'nda Bir Pazar Öğleden Sonrası (Un dimanche après-midi à l'Île de la Grande Jatte)

Fransız ressam Georges Seurat'ın 1886 yılında tamamladığı tablosu.

Bu tabloda ilk dikkatimizi çeken, resme hakim bir noktada yer tutmuş olan bayanın evcil hayvanı. Bu ne bir köpek, ne bir kedi. Bildiğin maymun gezdiriyor hanımefendi tasmasıyla. Peki Grande Jatte Adası'nda maymunun işi ne? Böyle şık bir hanımefendi neden kendisine yakışacağı üzere bir fino köpeği değil de bir maymun gezdiriyor? 

Evet, tahmin ettiğiniz üzere bu tabloya gizlenmiş bir "evrim teorisi" vurgusu. Ressam burada inancını açık etmekte bir beis görmemiş ama bunu olabildiğince gizli yaparak tepki çekmeyi de göze alamadığını beyan etmiş.

Tabloda sahile doğru indikçe enteresan kişiliklere rastlıyoruz. Mesela pijamalarıyla denize karşı uzanıp, piposunu içen bu arkadaş bize bir şeyler anlatmak istiyor. Ressam burada Türk düşmanlığını kusmuş. Bu kişi bir Türk'tür ve resimdeki diğer kişilerden oldukça farklı çizilerek, herkesin smokin, döpyes giydiği bir ortamda atletiyle resmedilerek ressamın gizli Türk düşmanlığını bizlere yansıtmış. AYIPTIR!

O yıllarda Fransa'da çok yaygın olan akıl sağlığı sorununa dikkat çekmek için ressam tablosuna bir de deli koymayı ihmal etmemiş. Parkta borazan çalarak dolaşan bu kişi aslında yazarım sosyal sorumluluk duygusunun tabloya nakış gibi işlenmesinden başka bir şey değil.

Ressamın fetiş tutkusunu da tablodan okumak mümkün. Yine tablonun geneline haki olan ablanın Kim Kardashian kalçalarına bakarak ressamın boş zamanlarında neler düşündüğünü anlamak hiç de zor değil. O zamanın modası o diyebilirsiniz ama nedense diğer kadınların poposu daha normalken bu alıp başını gitmiş? Sözün özü Ressam Türk düşmanı, evrim teorisinin yılmaz savunucusu, sosyal farkındalığı yüksek bir fetişist.

2. Son Akşam Yemeği ya da Son Yemek (İngilizce: The Last Supper, İtalyanca: Il Cenacolo or L'Ultima Cena),

Hristiyan inanışına göre İsa'nın çarmıha gerilmeden önceki akşam havarileriyle yediği son yemek.  Leonardo da Vinci'nin yaptığı bu resim, Santa Maria Della Grozia Manastırı'nın yemekhanesinde bulunmaktadır.

Resmin (bize göre) sağ köşesinde tam bir gıybet dönüyor. İsa'nın söylediklerine zerre kulak vermeyen üç kafadar bir araya gelmiş kim bilir kimin gıybetini yapıyorlar. Arada bir sol baştakinin İsa'yı işaret ederek "ne diyo bu yaa!" demesi ise tam bir aymazlık örneği olarak resme yansımış.

Resmin orta bölümünde yılmış bir İsa portresi ile karşılaşıyoruz. "Ben bir şey diyebilir miyim?" diye havari, "sen takma bunlara ya" diye teselli veren yancı, "vallahi bıktım" diyen Magdelena resmen İsa'yı canından bezdirmiş. "Siz de haklısınız tabi" diyen İsa insanları onaylamaktan yorulduğu ifadesinden de belli oluyor. Da Vinci burada yılgınlığı, yancılığı çok iyi harmanlamış.

Resmin sol tarafında ise bir hesap ödeme kavgasının olduğu aşikar. "Abi sen ne yedin?" diyen uzun saçlı, "valla aga ben sadece yediğimi öderim" diyen Alman hesabı tutkunu yaşlı, "beyler hesabı bölüşüyor muyuz?" diye ortaya konuşan aradan uzamış ihtiyar bize ortam hakkında bilgi veriyor. Zannımca İsa'yı ispiyonlayan "ben yediğimi öderim" diyen arkadaş.

3. Nedimeler (Las Meninas)

1656  yılında Diego Velázquez tarafından yapılmış olan, İspanyol Altın Çağı'na ait bir tablo Madrid'deki Del Prado Müzesi'nde bulunmaktadır.

Orada neden bulunduğunun farkında olmayan bu dişi "Tyrion Lannister", aslında ressamın "eş dost kayırmaya" karşı duruşunu temsil ediyor. Diğer nedimeler, hatta el kadar çocuk bile bir şeylerle meşgulken, bu ablanın orada durup poz kesmesi, torpil ile işe girdiğinin en büyük kanıtı. Ressam bu ablayı bilinçli olarak çirkin çizmiş ve tepkisini koymuş.

Kimdir bu gizemli arkadaş? Tam kapıdan çıkarken durup şöyle bir içeri bakan, aslında hiç gitmek istemiyorum diye haykıran bu kişi kimdir? Ressam burada neye dikkat çekmek istemiştir meçhul ama Hobbit ablayla işi olduğu kesin gibi.

Ressam tabloya büyük harflerle "Yıldım vallahi" yazsa, şu surat ifadesinin verdiği duyguyu veremezdi. Çoluk çocuğun arasında kalmış, belki de bu büyük ressamın "Allah kimseyi paraya muhtaç etmesin" bakışı gerçekten yürekleri burkuyor. Kim bilir belki de ressamımız burada kendini anlatmıştır?

Ressam sanırım burada çok sevdiği büyükannesiyle büyükbabasını tabloya koymak istemiş. Hem resim dolu görünsün hem ihtiyarların gönlü olsun diye mini bir çakallık yapmış. Başka izahı yok, çünkü kişiler küçük çocuğa hiç benzemiyor onun akrabası olamazlar!

4. Atina Okulu (Scuola di Atene)

İtalyan ressam Raffaello Sanzio tarafından 1509-1511 yılları arasında yapılmış fresk.

Atina okulunda, basamaklarda oturup ders çalışan bu gayet ihtiyar kişi bize, ta o zamanlarda bile okul uzatmaların bir dert olduğunu haykırıyor. Ama aynı zamanda azmin, okuma sevgisinin de altı çiziliyor. 75 yaşında hala not kasan bu arkadaş barındırdığı zıt duygular ile resmin göbeğine damgasını vurmuş.

Burada da ailesinden para isteyen birinin yaşadığı sıkıntılara şahit oluyoruz. Atina okulu ile bizim üniversitelerimiz meğer birbirine ne çok benziyor diye şaşırıyoruz. Elemanın yüzündeki sıkıntılı ifadeden anlıyoruz ki arkadaşlarıyla kafede, barda harcamak için ailesinden para isteyen bu kişi bunu "kitap alacağım" yalanıyla ailesine sunuyor. İnşallah babası yememiştir bu yalanı. Adam ekin biçip buna yolluyor okusun diye ama bu Atinalı güzellerin peşinde koşuyor. Ressamı bu yaraya parmak bastığı için tebrik ediyoruz.

Burada her okulun en kıl tipi, düzenli not tutan, her dersi en ön sıradan takip eden, tuttuğu notları kimseyle paylaşmayan kişiyi görüyoruz. Yine koşarak "Allahsızlığa giriş" dersinde en ön sırayı kapmaya gidiyor deyyus! Yüzünü nasıl gizlediğine dikkat! Çünkü istediğinizde size "hacı valla bende de not yok" diyecektir.

Burada resmin merkezine yerleştirilmiş, hoca ve etrafındaki hevesli öğrencileri görüyoruz. Hoca yanında asistanı ile yürürken, heveskar tipler soruları ile bir an olsun aman vermiyor. Aralarında not isteyenlerin olduğunu da unutmayalım.

5. Bacchus ve Ariadne

Titian tarafından yapılmış yağlı boya tablo.

Elinde kesik keçi mi eşek mi belli olmayan bir hayvan başı ile dolaşan, insana deli deli bakan bu faun resmin ne kadar deli işi olduğunun nişanesi adeta. Tabloda elle tutulur bir gerçeklik yok ancak keçi başı gezdiren bu bebek faun iyice akıl sağlığımızı zorlamak adına güzel bir adım. İçinden "nasıl beğendiniz mi keçi başımı?" diye geçirdiğine adım gibi eminim, çünkü deli.

Belli ki hemen önünde keçi başı gezdiren manyağın babası falan bu. Günahı boynuna kimle ilişkiye girdi de faun doğurttu bilmiyorum ama çocuğun başını gezdirdiği keçinin budunu, bacağını büyük bir keyifle havaya kaldırıp sallayarak çocuktaki deliliğin kaynağı olduğunu haykırıyor adeta.

Burada bir dede torun mu var yoksa sevdiği kadını yarı çıplak omzunda gezdiren bir ihtiyar mı var çözemedim ama her halükarda yine komple delilik akıyor bu sahneden de. Tablonun adı "Bacchus ve Ariadne" olacağına "deliliğe övgü" olsa daha isabetli olacakmış.

Al işte, resme bir çift çita koyarak tüy dikmeyi de başarmış Titian. Arabaya at, eşek yerine çita koşmak akıllı işi gibi mi geliyor size?

6. İnci Küpeli Kız (Het Meisje met de Parel)

Hollandalı ressam Johannes Vermeer'in başyapıtlarından biri olan tablo. Adından anlaşılacağı gibi odak noktası bir inci küpedir. Lahey'de, Mauritshuis'de sergilenmektedir. Kimi zaman "kuzeyin Mona Lisa'sı" ya da "Hollandalı Mona Lisa" olarak adlandırılır.

Bu resimdeki kızın kim olduğu bilinmiyor. Bir model, ressamın kızı veya bir çalışanı olabileceği düşünülüyor. Ancak sadece şu gözlere ve oradan okunan, "Allah aşkına çabuk ol biri gelecek şimdi" korkusuna bakmak bu kişinin ressamın sevgilisi olduğunu anlamamıza yetiyor. İnci küpeyi de hanımının mücevherat kutusundan aşırıp kendisine verdiğini söylemek sanırım çok zor değil. ÇAKAAL!

7. Öpücük (Kiss)

Bir Gustav Klimt tablosu.

Aceleci, zorlayıcı, bulmuşken kaçırmayayım temalı bir öpücüğün kaçamak bir öpücük olduğu kesin. Erkeğin kuğu gibi uzamış boynu, kadının suratına yansımış olan "bitse de gitsek" edası, erkeğin çift elle kavraması bize bunları düşündürtüyor. Üstlerine battaniye almış olmalarından da anlıyoruz ki açık havadalar, ya da belki samanlık, ahır, vb. soğuk bir yerdeler, neden? Çünkü bunlar birilerini aldatıyor. Yazık!

8. Doğuş (Nativity)

John Singleton Copley tarafından 1777 yılında tamamlanmış olan, İsa'nın doğumunu temsil eden tablo.

Etrafında insanlar konuşurken Meryem'in yüzündeki sıkıntıyı, buhranı görmemek için kör olmak lazım. Babası olmayan bir çocuk doğurmak, onu tek başına büyütmenin sıkıntıları, ahırda doğum yapmış olmak gibi şeyler iyice boğmuş kendisini belli ki. Ama etrafındakiler kakara kikiride hala.

Belki de olayın şaşırtıcı boyutuyla alakadar olan tek kişi bu arkadaş. İneklerine saman vermek için geldiği ahırda karşılaştığı manzara onu şoke etmiş belli ki. Resimde Meryem'den sonra en gerçekçi tepkiyi veren kişi kendisi. Öyle ya ahıra bir geliyorsun, bayram yeri gibi, ana buhrana sürüklenirken etrafına toplanmış adamlar goygoy peşinde. Sen olsan şaşırmaz mısın?

İşte bir numaralı goygoycular. Kadın orada doğurmuş, lohusalığını yaşamadan bunlar başlamış gündelik sohbete. Ya arkadaşım kadını. çocuğu bir evine götür sonra yine gıybetini yaparsın, bu ne acelecilik?

9. Samson ve Fahişe (Samson and Delilah)

Peter Paul Rubens tarafından 1609 - 1610 yılları arasında yapılmış tablo.

Adam ölmüş mü, uyuyor mu belli değil ama berber saçını kesmekte bir beis görmüyor. Burada "erken öl cesedin yakışıklı olsun" mu denmek isteniyor tam emin değilim açıkçası. Ama şu ortamda, fahişenin kucağında, kapıda askerler beklerken tıraşın sırası mı diye sormadan edemiyor insan.

Burada aynı duyguları askerlerin de paylaştığını görüyoruz. Aralarında;

-Ne yapıyorlar?

-Samson memeleri açık kadının kucağında uyumuş, berber de onu tıraş ediyor?

-Atma a.ına koyim, çekil ben de bakıcam.... aa harbiden!!

Şeklinde bir muhabbetin geçtiğinden adım gibi eminim.

Ve son olarak fahişe ablaya bakıyor ve onca erkeğin arasında neden memeler açık oturduğuna anlam veremiyoruz. Ya ortalık karışmış belli ki azıcık toparlansana, fahişesin diye bu kadar hoyrat olmanın cidden manası yok. Yoksa katil sen misin?

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
orhanbakirli

Yazı eserlere yapılan saygısızlıktan başka birşey değil.

kemal-gurcan-ertekin

1. tablodaki kalçaların fetişle ilgisi olduğunu sanmıyorum. Keza o yıllarda kadınların elbiselerinde metal iskeletler vardı ve kalça bölgesi öyle çıkık duruyordu. Tam olarak bilemem tabi iddia etmiyorum ama bu da bakış açısı.. edit: ciddi bir yorum yapılmış sanmıştım. diğerlerine geçince fark ettim, geyikmiş. aferin editöre. :)

dadaist

içeriği puanlama istatistiğe bakınca derin bir oh çektim. neyse ki el çırpan emojiye oy veren çok az kişi var

cengiz-can

siktirin gidin

sifirsfir-yedi

Ben hayatımda böyle sallamasyon bi içerik görmedim. İyiki resimlerin ve resseamların adını doğru yazabilmişsin.

Başlıklar

AltınDiegoFransaHobbitKatilKim KardashianKitapMaymunMona Lisa
Görüş Bildir