80 Yaş Üstü Sağlıklı Kalmanın Formülü Ne? Dünyaca Ünlü Kardiyolog Sırrını Açıkladı
Uzun ve sağlıklı bir yaşamın mümkün olup olmadığı sorusu, özellikle ileri yaşlarda hala dinç kalan bireyler üzerinden yeniden gündeme geliyor. 80 yaşını aşmasına rağmen ciddi kronik hastalıklarla karşılaşmadan yaşamını sürdüren bu kişiler bilim dünyasında “süper yaşlı” olarak tanımlanıyor. Kardiyolog ve yazar Eric Topol ise yıllara yayılan araştırmalarıyla, bu grubun ortak noktalarının genetikten çok günlük alışkanlıklarda saklı olduğunu dile getiriyor.. Topol’a göre düzenli hareketten beslenme tercihine, uyku düzeninden sosyal ilişkilere kadar birçok unsur ileri yaşta sağlıklı kalmanın temelini oluşturuyor.
İşte detaylar...
Uzun ve sağlıklı yaşamın nasıl mümkün olduğu, bilim dünyasında hala en çok tartışılan başlıklardan biri.

Kardiyolog ve yazar Eric Topol, “süper yaşlı” olarak tanımlanan bireyler üzerinden yaptığı çalışmalarla bu soruya net cevaplar vermeye çalışıyor. Topol’a göre ileri yaşlarda hastalıklardan uzak kalmanın sırrı genetikten çok, yıllar içinde benimsenen yaşam tarzında gizli.
Topol, 'Super Agers: An Evidence-Based Approach to Longevity' adlı kitabında, 80 yaş ve üzeri olmasına rağmen kalp hastalığı, kanser ya da nörodejeneratif rahatsızlıklar yaşamayan kişileri mercek altına alıyor.
80–105 Yaş Arası 1400 Sağlıklı Birey İncelendi

Kaliforniya’daki Scripps Research Translational Institute bünyesinde yürütülen araştırmada, yaşları 80 ile 105 arasında değişen 1400 sağlıklı birey detaylı şekilde analiz edildi. Çalışmanın en çarpıcı sonucu ise bu kişilerin olağanüstü sağlık durumlarında genetik faktörlerin neredeyse hiç belirleyici olmaması oldu.
Topol’a göre farkı yaratan unsurlar şu noktalara dikkat çekti: Düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve kaliteli uyku, güçlü sosyal ilişkiler ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları.
Akdeniz Diyeti Öne Çıkıyor

Amerikan gazetesi Washington Post’a konuşan Topol, süper yaşlı olma ihtimalini artırmak isteyenler için Akdeniz tipi beslenmeye dikkat çekiyor. Bu beslenme modeli; sebze, meyve, baklagiller, kuruyemişler, zeytinyağı, balık ve kümes hayvanlarını temel alıyor.
Yaklaşık 45 yıldır kırmızı et tüketmediğini belirten Topol, bu tercihin arkasında ailesinde görülen kolon kanseri öyküsünün de etkili olduğunu ifade ediyor.
Aşırı işlenmiş gıdalara karşı da net bir tavır alan Topol, bu ürünlerdeki ilave şeker, tuz, yapay tatlandırıcılar ve katkı maddelerinin vücutta iltihaplanmayı artırarak uzun vadede sağlığı ciddi şekilde olumsuz etkilediğini vurguluyor.
Günlük Beslenme Rutini Nasıl?

71 yaşındaki Topol, yoğun temposuna rağmen “basit ama istikrarlı” bir beslenme düzeni izlediğini söylüyor. Günlük rutini ise oldukça sade:
Kahvaltı: Yağsız yoğurt, yaban mersini ya da çilek ve az şekerli granola
Öğle: Ceviz, badem ve yer fıstığından oluşan kuruyemiş karışımı
Akşam: Büyük bir salata, çeşitli sebzeler, avokado ve haftada birkaç gün somon ya da balık
Genellikle akşam 7’den sonra yemek yemediğini belirten Topol, yaklaşık 12 saatlik gece orucu uyguladığını da ekliyor. Tatlıyı nadiren tükettiğini söyleyen Topol, en büyük zaaflarının ise tortilla cipsi ve dondurma olduğunu gizlemiyor.
En Sık Yapılan Hatalar Neler?
Topol, hastalarında en sık karşılaştığı beslenme hatalarını da açıkça sıralıyor. Bunlar arasında:
Şeker oranı yüksek smoothieler
Aşırı kırmızı et tüketimi
Geç saatlerde atıştırma alışkanlığı
Yüksek miktarda alkol tüketimi
Özellikle son yıllarda popülerleşen “aşırı protein tüketimi” trendine karşı da uyarıda bulunan Topol, fazla proteinin sanıldığı gibi fayda sağlamadığını, yanlış kaynaklardan alındığında ise vücuda zarar verebileceğini belirtiyor.
Ayrıca etiketinde çok sayıda ve tanınmayan içerik bulunan ürünlerden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın