Avrupa Basınından Özetler | 28.12.2012

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

İngiltere'de bu sabah yayımlanan gazetelerdan Guardian, "Savaş Ganimeti Kapışması Devrimi Kuşattı" manşetiyle çıkıyor.

Haberde, iç çekişme, yağma ganimeti ve farklılılaşan grup bağlılıklarının "gerillaların birliğini yok etme tehlikesini beraberinde" getirdiği anlatılıyor.

İçerde ise "Esad'a karşı savaş nasıl da özgürleştirme ve yağma döngsüne girdi" başlığı kullanılıyor.

Falkland savaşı ve ABD

İngiltere'de 30 yıl sonra açılan devlet arşivindeki belge ve yazışmalar Times'da haberlere konu oluyor.

Bunlar arasında İngiltere'nin Washington büyükelçisinin 30 yıl önce gönderdiği yazı var; büyükelçi Arjantin'in Falkland adalarını işgal kararı alırken ABD'nin destekleyeceği izlenimiyle hareket etmiş olabileceğini, ABD'nin Arjantin ile ilgili iki özel temsilcisinin Buenos Aires'ten yana tavır belirlediğini yazıyor.

Antakya patriği ardından

Times, Aralık ayı başında ölen Antakya Rum Ortodoks Kilisesi Patriği 4'ncü Ignatius'un hayatını anlattığı bir yazıya yer veriyor.

Namı diğer Habib Hazım'ın 92 yaşında öldüğünde İstanbul ve İskenderiye'den sonra Ortadoks dünyasının üçüncü en yüksek makamında olduğunu, Ortadoğu ve dünyanın geri kalanında 1 milyon kişinin bağlı olduğu kilisenin başında olduğunu belirtiyor.

Hamas yönetiminden medya yasağı

Guardian gazetesi Gazze'deki Hamas idaresinin gazetecilerin İsrail'deki yayın kuruluşları için çalışmalarını ya da röportaj vermelerini yasakladığını duyuruyor.

Hamas yetkililerinden de İsrail basınına açıklama yapmamalarının istendiği gazetenin aktarılan diğer bir ayrıntı.

Guardian, İsrail'in gazetecilerin Gazze'ye girmesine 2006'da yasak getirdiğini, İsrail basınının 6 yıldır Gazze'den haber için yerel gazetecilerle çalıştığını aktarıyor.

"Örümcek Adam öldü"

Independent gazetesi, kurgu-çizgi kahraman Örümcek Adam'ın öldüğünü, hayranlarının tepki gösterdiğini bildiriyor.

Kurgu karakter, beyaz perdeye yansıtılmadan çok önce başladığı çizgi hayatını baş rakibinin ellerinde ölerek noktalıyor.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bayiler Harika Örümcek Adam çizgi roman serisinin 700'ncü ve sonuncu sayısını bu hafta satmaya başlıyor.

Son macera, deyim yerindeyse Batman'in ruhunu ve ağlarını rakibine kaptırmasıyla sonlanıyor. Örümcekadamı öldüren Doktor Octopus Batman oluyor.

Kayıtdışı istihdam

Independent ve Guardian'daki haberin işaret ettiği iddia, İngiltere'de geçen sene işsizlikte görülen düşüşün sevinilecek bir yanı olmayabileceği anlamına geliyor.

Habere göre, Yeminli Personel ve Kalkınma Enstitüsü, çalışanların arttı görünen sayısının, kayıt dışı ekonomideki istihdam ile bağlantılı olabileceğini belirtiyor.

Tweet, facebook şüphelileri

Guardian gazetesi, sosyal medyada suç nitelikli yazışmalarda son dört yılda yaklaşık yüzde 800'lük bir artış olduğunu duyuruyor.

Gazete, İngiltere polisinin, twitter ve facebook'taki yazışmalarla bağlantılı olarak geçen sene 650 kişiyi, dolandırıcılık, taciz ve musallatlık şüphesiyle gözaltına aldığını yazıyor.

"Hasta oldu, başka dil konuştu"

Geçirdiği rahatsızlık sonrasında akıcı olarak Galce dilini konuşmaya başlayan 81 yaşındaki Alun Morgan ile ilgili haber DailyTelegraph'da yerini alıyor.

Habere göre, Morgan 70 yıl önce bir süre İngiltere'nin Galler bölgesinde yaşıyor; Morgan geçenlerde hastalanıyor ve iyileştiğinde konuşamadığı bilinen Gal dilini akıcı bir şekilde konuşuyor, anadili İngilizceyi ise bilmiyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman Basınından Özetler

Almanya’ya yapılan iltica başvurularındaki büyük artış, Japonya’nın nükleer enerji politikaları ve Amerikan ekonomisi Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

Stuttgarter Zeitung Almanya'ya iltica başvuruları konusunda hükümetin hangi politikaları izlemesi gerektiğini şöyle özetliyor:

“Başvuru oranı geçen yıla göre yaklaşık yüzde 50 arttı. Bu muazzam artışa neden olan birbirinden farklı iki hareket var ve bunlara farklı tepkiler verilmesi şart. Bir yanda değişik Balkan ülkelerinden gelen Romanlar söz konusu. Almanya Federal Cumhuriyeti burada akıntının tersine kürek çekmeyi deneyebilir. Bunu da haklı olarak temellendirilmemiş iltica başvurularını hızlı bir biçimde değerlendirmeye alarak yapabilir. Ne var ki öte yandan başta Suriye olmak üzere iç savaş bölgelerinden kaçıp gelenlerin sayısı da artıyor. Onlar için Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un da en son değindiği gibi güçlü bir dayanışmanın sağlanması şart.“

Märkische Oderzeitung gazetesi Japonya'nın nükleer enerji politikalarına ilişkin eleştirel bir yoruma yer veriyor:

“Japonya'nın yeni hükümeti ekonominin tekrar ayakları üzerinde durabilmesi için, Fukuşima felaketinden sonra alınan 2040 yılına kadar nükleer enerjiden vazgeçme kararını tekrar sorgulamaya başladı. Bu kimseyi şaşırtmadı zira yeni Başbakan Şinzo Abe daha eski görev dönemi sırasında teknolojinin ateşli savunucularından sayılıyordu. Tokyo'nun yükselen ekonomik güç Çin'in karşısında zemin kaybetme korkusu büyük. Ne var ki hükümet Fukuşima benzeri bir felaketin depremden muzdarip Japonya'da her an tekrar yaşanabileceğini bu esnada unutuyor. Abe'nin nükleer enerjiye bağımlılıktan kurtulmayı bir an için olsun aklına getirmemesi son derece düşündürücü.“

Frankfurter Allgemeine Zeitung da yorum sütunlarında Tokyo'nun enerji politikalarını sorguluyor:

“Eğer bir hükümet yapılan işlerin on yıllardır doğru yapıldığını ifade ediyorsa bunlar gelecek on yıllar boyunca da yanlış olamaz. Elbette bunu bir tutarlılık olarak görmek mümkündür. Ama aynı şekilde bu geriye gitmek olarak da nitelenebilir. Gerçek ise muhtemelen bunun ikisinin arasında bir yerlerde. Eğer Başbakan Şinzo Abe liderliğindeki yeni Japon hükümeti tekrar güçlü bir biçimde nükleer enerjiyi sivil kullanıma açacağını duyuruyorsa, kendine güvenirken biraz dikkatli olması lazım. Herhalükârda şu sorunun sorulmasına izin verilmeli. Kayda değer deprem riskinin bulunduğu bir ülkede, çok daha güvenli olduğu farz edilen reaktörleri faaliyete sokmanın yanı sıra yeni nükleer santraller inşa etmek gerçekten akıl kârı mı?“

Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesi ise Amerikan ekonomisi ile ilgili bir yoruma sayfalarında yer veriyor:

ABD'de dünyanın en zengin insanlarından biri olan Warren Buffet sekreterinden daha az vergi ödüyor olmasından duyduğu üzüntüyü ifade ediyor. Gerçekten de Amerikan plütokrasisi akıl almaz bir eşitsizliğe ve ülkenin bölünmesine katkı sundu. Bu durum şimdi Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki uzlaşmazlık içerisinde de kendini gösteriyor. Ortaya çıkan, para ekonomisinin ve zenginlerin yıllardır yön verdiği yoksul bir ülke. Obama'nın ikinci görev dönemi sırasında bir rota değişikliğini başarması gerekli. Ve bu sırada yerinden olmayı da göze almalı. Şok belki de ülkeye şifa olur.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ercan Coşkun

Editör : Başak Sezen

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

Avrupa Basınından Özetler

Mısır'da yeni anayasanın referandumda kabul edilmesinin ardından siyasî durum ve ABD'deki bütçe kavgası, bugünün Avrupa basınında öne çıkan yorum konuları.

Mısır'da yeni anayasanın referandumda kabul edilmesinin ardından siyasî durum ve ABD'deki bütçe kavgası, bugünün Avrupa basınında öne çıkan yorum konuları...

İspanya'nın Barcelona kentinde yayımlanan La Vanguardia gazetesi Mısır'da tartışmalı anayasanın kabul edilmesinin ardından ülkedeki siyasi durumu ele alıyor:

"Mısır, Arap Baharı'nı yaşayan diğer ülkeler gibi bir paradoks içinde. Halk ayaklanmaları ile otoriter bir rejim devrildi ve demokrasinin temelleri oluşturuldu. Ama ardından kuşkulu bir demokrasi anlayışına sahip olan İslamcı politikacılar iktidarı ele geçirdi. Mısır, bu gelişmenin en önemli örneği. Anayasanın kabul edilmesinin ardından şimdi önümüzde seçimler var. İslamcıların meclis seçimlerinde de avantajlı konumda olması bekleniyor. Muhammed Mursi, devlet başkanı olarak tüm Mısırlıları temsil ettiğini bilmek, sistemin çoğulculuğunu ve vatandaşların özgürlüklerini korumak zorunda."

Fransız La Croix gazetesinin yorumu ise şöyle:

"Mısır referandumun ardından, mevcut ekonomik zorlukları aşma konusunda siyasi açıdan güçlenmiş görünmüyor. Ülkedeki siyasî elitin gözü şimdi iki ay içinde yapılması gereken meclis seçimlerinde. Muhalefet son derece bölünmüş durumda ama yine de iyimser bir görünüm sergiliyor ve seçimleri kazanması durumunda anayasayı değiştirmeyi vaat ediyor. Ancak şu an en acil sorun bu olmasa gerek. Demokrasiye geçişi sağlayabilmek için öncelikle Mısır toplumunun güçlü bir millî birlik oluşturması gerekiyor. Seçim sonuçları ancak böyle bir temel üzerinde kabul görebilir. Ancak bu noktaya ulaşabilmek için daha uzun bir yol kat etmek gerekebilir."

Hollanda'dan de Volkskrant gazetesi ise Suriye'deki gelişmelerin tüm Ortadoğu için tehlike anlamına geldiği değerlendirmesinde bulunuyor:

"Devlet Başkanı Beşar Esad'ın uçuruma doğru ilerlediği yavaş yavaş belli oluyor. Rusya'daki müttefikleri bile artık Esad'ın ayakta kalma şansından kuşku duyduğunu açıkça gösteriyor. Son olarak askerî inzibat birliklerinin komutanı Tuğgeneral El Şallal'ın, ordunun 'katiller çetesi'ne döndüğünü söyleyerek muhalefet saflarına geçmesi, önemli bir işaret. Esad'ın rejimi uğruna verdiği ölüm savaşını daha ne kadar sürdüreceği ve Suriye halkının ne bedel ödemek zorunda kalacağı belirsiz. Ancak Suriye'yi Esad sonrasında, Kaddafi sonrası Libya'nınkinden tamamen farklı bir gelecek bekliyor gibi görünüyor. Suriye'deki çatışmalar, giderek çeşitli halk grupları arasında mezhepsel bir kavga şekline bürünüyor. Bu ise tüm Ortadoğu için bir tehlike."

İsviçre'den Tages-Anzeiger gazetesi ABD'de Başkan Barack Obama ile muhalefetteki Cumhuriyetçiler arasında bütçe konusunda yaşanan kavgayı irdeliyor:

"Washington'da müzakere edilmiyor, poker oynanıyor. Mali uçuruma doğru son hız koşulurken iki taraf da birbirini blöfle kandırmaya çalışıyor. Başkan Obama Noel öncesinde, zenginlere yüksek vergi ile milyonlarca uzun süreli işsize yardımların uzatılması şeklinde geçici bir çözüm önerisi getirdi. Cumhuriyetçilerden bir azınlığın destek vermesi durumunda Demokratlar tasarıyı yılbaşı öncesinde hem Senato hem de Temsilciler Meclisi'nden geçirebilir. Düşük vergi ilkesini savunan Cumhuriyetçiler de bir çözüm için yardımcı olabilir. Ama ancak Amerika yılbaşında malî uçuruma yuvarlandıktan sonra. 1 Ocak'ta herkes için vergiler otomatik olarak yükselip harcamalarda kısıntılar yürürlüğe girince, ki bunu kimse istemiyor, o zaman Demokratların yardımı ile vicdanları rahat bir şekilde zaten istedikleri şeyi hayata geçirebilecekler: Vergileri hemen yeniden düşürmek."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Ahmet Günaltay

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

'İçerde'AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriArda TuranArjantinBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadÇinDiyetFacebookGazzeİngiltereİspanyaİsrailİstanbulİsviçreJaponyaMısırRusyaSavaşSuriyeTwitterdepremvergi
Görüş Bildir