Avrupa Basınından Özetler | 14.03.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

Katolik Hristiyanların yeni lideri Arjantinli Kardinal Jorge Bergoglio , İngiliz gazetelerinin birinci sayfalarını süslüyor. Kardinallerin dün akşam saatlerinde üzerinde uzlaştığı Cizvit tarikatı üyesi kardinal, artık Papa Francis olarak anılıyor.

Haberlerde Papa Francis’e çok çeşitli yakıştırmalarda bulunuluyor. Times , yeni Papa’nın 'yoksulların azizi' olarak bilinen Aziz Francis’in adını almasına gönderme yaparak, “Yoksulların dostu” diyor başlığında. Fakat, yeni Papa’nın, Arjantin’de diktatörlük döneminde generallerin suçlarına göz yummakla eleştirildiğini hatırlatarak, “Diktatörlerle hoşsohbet” diye eklemeyi ihmal etmiyor.

“Alçak gönüllü Papa Francis” manşetli Daily Telegraph’ın başyazısında önce, yeni Papa’nın öncekinden farksız yanlarına işaret ediliyor. 16. Benediktus gibi Papa Francis de kürtaja, doğum kontrol yöntemlerine, eşçinsel ilişkilere, rahip-rahibelerin evlenmesine karşı.

Yeni Papa’nın başlıca farkının ise, lüksten kaçınan ve basit bir yaşam süren bir Cizvit kimliği taşıması olduğunu belirten Daily Telegraph , 'Papa' unvanının ilk defa, Katolik Hristiyanlığın dünyada en yaygın olduğu Latin Amerika bölgesinden bir kardinale verilmesinden övgüyle bahsediyor.

Başyazıda, Papa Francis’i bekleyen görevler arasında, Vatikan devletindeki yolsuzluk dosyaları, Roma Katolik Kilisesi bürokrasisinin yeniden düzenlenmesi ve belki hepsinden önce, cinsel istismar iddialarını açıklığa kavuşturarak “kilisenin temizlenmesi” sıralanıyor.

Guardian gazetesi sayfa manşetinde, yeni Roma Kilisesi liderinin babasının, bir demiryolu işçisi olduğuna işaret ediyor.

Gazetedeki analizde, muhafazakâr Katoliklerin pek hoşlanmadığı Cizvit tarikatından birinin Papa olmasının 30 yıl önce hayal bile edilemeyeceğine değiniliyor.

Analizi kaleme alan Andrew Brown , dünyadaki 1,2 milyar Katolik Hristiyanın yaklaşık % 40’ının yaşadığı Latin Amerika’da, tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Protestan mezhebine geçenlerin ve hiçbir dini benimsemeyenlerin sayısının arttığına dikkat çekiliyor. Brown’a göre, yeni Papa, bu gidişata dur demek için çareler arayabilir.

Guardian’ın başyazısında ise “sosyal muhafazakâr” olarak tanımlanan Papa Francis’in, Arjantin ekonomisinin çöktüğü dönemde yoksullardan yana konuşmalarıyla dikkat çektiği ve küreselleşmeyi eleştirdiği hatırlatılıyor. Yeni Papa’nın kuşku uyandıran bir yanı ise şöyle tarif ediliyor: “Bugünlerde 75 yaşlılık demek olmasa da, Papa Benediktus’un istifasının gerekçeleri olan ağır yükler, yeni Papa’ya da zorluk çıkarabilir.”

Guardian ’ın iç sayfa manşetlerinden biri, PKK tarafından alıkonulan sekiz Türk devlet görevlisinin serbest bırakılmasına ayrılmış.

Financial Times ise dünkü gelişmeleri özetledikten sonra, bir uzmanın görüşünü aktarıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Pennsylvania eyaletindeki Lehigh Üniversitesi’nden Henri Barkey , bir barış anlaşmasına varılmasının Türkiye’nin bölgedeki rolünü güçlendireceği görüşünde.

Barkey’e göre, böylece Türkiye, kendi sınırları içindeki Kürtlerle ilişkilerini onarırken; İran, Irak ve Suriye’deki Kürtlerle “ilişkilerini derinleştirebilir.”

“Türkiye’yi geriye çeken Kürt sorunudur” diyen uzman, PKK militanlarının çekilmesinin ardından Türk hükümetinden, tutukluların bırakılması ve af gibi adımlar atmasının bekleneceğini belirtiyor.

Financial Times ’ta göze çarpan haberlerden birinde, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyüdüğü Kasımpaşa’daki atmosfer yansıtılıyor.

10 yıldır Başbakan olan Erdoğan’ın hâl⠓kahraman” olarak görüldüğü ve “otoriter karakteriyle” ilgili eleştirilere halkın pek kulak asmadığı belirtiliyor haberde.

Guardian gazetesinin Irak’a Amerikan-İngiliz müdahalesinin onuncu yılıyla ilgili yazı dizisinin ikinci bölümünde, Bağdat’ın sokaklarına ve Sünni bölgesi Ramadi’ye mercek tutuluyor.

Peter Beaumont , Bağdat’ta hem Sünniler arasında, hem de başkentin büyük bölümünü kapsayan Şii bölgelerinde alttan alta bir kaynaşmanın devam ettiğini aktarıyor.

Şii lider Mukteda el Sadr’a bağlı Mehdi Ordusu ile El Kaide bağlantılı militanların faaliyetlerini artırarak sürdürdüğü belirtilen haberde, komşu Suriye’deki çatışmaların Bağdat’taki gerilimi daha da artırdığına dikkat çekiliyor.

Ramadi’de Amerikan askerlerine karşı savaştıktan sonra Suriye’ye kaçan ve geri dönen militanların lideri ise Guardian muhabirine, “Bağdat’ta ‘Arap Baharı’ için Sünnilerin birleşmekte olduğunu” anlatıyor.

Independent ve Financial Times , İngiltere hükümetinin uluslararası ambargo kararına rağmen, Suriye’deki muhalefeti silahlandırma niyetini irdeliyor.

Financial Times’ın Şam’daki muhabiri Abigail Fielding-Smith , artık başkentte de Devlet Başkanı Beşar Esad’ın fotoğraflarını camlarda görmenin zor olduğunu bildiriyor.

Halkın, silahlı muhalifler ve güvenlik güçleri arasında kaldığını, hırsızlık ve kaçırma olaylarının arttığını belirten muhabir, bir Şam sakininin şu sözlerini aktarıyor: “Gidecek güvenli bir yer kalmadı, mezardan başka…”

Gazete başyazısında, buna rağmen uluslararası bir müdahale için artık çok geç olduğu görüşünü öne çıkararak şu ifadeleri kullanıyor: “En iyi çözüm, tüm taraflar arasında müzakere edilecek bir anlaşma. Bu olmazsa, Esad sonrası siyasi uzlaşma için bir plan olmalı. Böyle bir plan olmadan hiçbir miktardaki silah barış getiremez."

İngiltere Başbakanı David Cameron’ın Suriyeli muhaliflere silah aktarılabileceği yönündeki sözlerini eleştiren gazetelerden biri de Independent.

Aktarılacak silahların kimin eline geçeceğinin belirsiz olduğu vurgulanan başyazıda, on binlerce mülteciye kucak açan Türkiye ve Ürdün’ün çabalarına destek verilmesi öneriliyor.

Gazetenin istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir haberdeyse, Orta Doğu kökenli çok sayıda İngiliz gencin, İslamcı militanlar safında savaşmak için Suriye’ye gittiği kaydediliyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Alman basınında, aşırı sağcı Pro NRW hareketinin liderine saldırı planı yapıldığının ortaya çıkarılması ve aşırı sağcılıkla ilgili yorumlar dikkat çekiyor.

Almanya’da aşırı sağcı Pro NRW partisinin lideri Markus Beisicht‘e saldırı hazırlığında bulunduğu öne sürülen dört radikal Selefî gözaltına alındı. Schweriner Volkszeitung gazetesinde konuyla ilgili yer alan yorum şöyle:

“Aşırı sağcı oluşum Pro NRW'nin liderine suikast hazırlığı yapıldığının ortaya çıkması, iki radikal grup arasında yaşanan gerilimin bir göstergesi. Selefîler ve Pro NRW'nin aktivistleri arasında propagandalar, tehditler ve şiddet eylemleri ile bir tür savaş yaşanıyor. Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde ortaya çıkan saldırı planının ardından hukuk devleti ilkesi bir sınavdan geçecek. Zira burada artık küçük bir yapılanma değil, yakın ve Ortadoğu'daki El Kaide örgütü ve diğer cihat savaşçılarıyla bağlantılı, giderek de büyüyen İslamcı bir ağ söz konusu. İşte ürkütücü olan da bu profesyonellik. Selefîler Almanya'da giderek daha fazla ön plana çıkıyor ve daha fazla yandaş buluyor. Artık uyanık olma zamanı.“

Kölner Stadt-Anzeiger gazetesi de aşırı sağcı Pro NRW'nin diğer aşırı uçları kışkırttığına işaret ediyor. Gazetede şu satırları okuyoruz:

“Ortaya çıkan saldırı planı, Pro NRW'nin yaydığı kötü niyetli milliyetçi söylemler ve İslam karşıtı propagandanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Dört suikast zanlısının yakalanması bu provokasyonlara bahane olarak gösterilemez, gösterilmemeli. Şiddet, siyasi anlaşmazlıkta başvurulacak bir yöntem değil, hiçbir zaman da olmamalı. Şiddet kimi hedef alırsa alsın, fark etmez!“

Berliner Zeitung yorum sütunlarında, aşır sağla mücadele için daha fazla mali kaynak ayrılması taleplerine yer veriyor:

“Aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü tarafından işlenen cinayetler, aşırı sağ, ırkçılık ve antidemokratik yapılanmalardan yönelen tehdidin ne kadar gerçek olduğunu gözler önüne serdi. Ancak tehlikede olan sadece bu tür örgütlerin seçtiği kurbanlar değil, aynı zamanda özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti de tehlikede. Aşırı sağla mücadele konusundaki girişimler üstlendikleri pek çok görevin yanı sıra, toplumun aydınlatılmasına da katkı sağlıyor. Bu nedenle bu tür girişimler orantılı ve kesintisiz bir mali yardımı hak ediyor, çünkü onların görüşlerine de muhtaç durumdayız.”

Mitteldeutsche Zeitung 'un aynı konuyla ilgili yorumu şöyle:

“Hiçbir şey daha iyiye gitmiyor. Bilakis, son dönemde siyasi emellerle işlenmiş suçlara şöyle bir göz gezdirenler, derin bir endişeye sürüklenebilir: Almanya'nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaleti yetkilileri bu iğrenç vaziyeti yıllardır değiştirmeye uğraşıyor. “Bakın ve Karışın” gibi, demokrasi ve hoşgörüyü yaymayı, okullarda ırkçılığı önlemeyi hedef alan kampanyalar düzenleniyor. Ancak tüm bunların bir işe yaramadığı görülüyor. Yapılan son eyalet seçimlerinde aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti, parlamentoya girmeyi kıl payı farkla kaçırdı. Bu yabancı düşmanlığının sadece aşırı sağcı çevrelerde mevcut olmadığının, artık orta sınıfın bir sorunu haline geldiğinin açık bir işareti. İçişleri Bakanlığı'nın yeni istatistiği, bu dehşet verici durumu çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Ama aynı zamanda sadece gençlerin değil, onların aileleri, hatta büyükanne - büyükbaba kuşağının da farklı kültürler ve hoşgörüyle ilgili bazı sorunları olduğunu gösterdi. Onlara ulaşmak ise okullara ulaşmaktan çok daha zor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Özay

Editör: Hülya Sechenk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriArjantinBaşbakanBeşer EsadİngiltereIrakİranKasımpaşaRecep Tayyip ErdoğanSavaşSuriye
Görüş Bildir