“Arınç Tarihi Ulu Camii'nin Açılışını Yaptı”

 > -

“Arınç Tarihi Ulu Camii'nin Açılışını Yaptı”

“Arınç Tarihi Ulu Camii'nin Açılışını Yaptı”

BAŞBAKAN Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Bülent Arınç ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker Diyarbakır'da Kürtçe 'Akademiya Ehmede Xani-Ahmede' (Ahmede Hani Dil Akademisi) binası yanındaki tarihi Ulu Camii’nin restorasyonu biten bölümünün açılışını yaptı. KCK davalarından yargılanan sanıkların Kürtçe savunma yapmak isterken karşılaştıkları sorunların yasal düzenleme yapılarak aşılaşacağını belirten Arınç, "Önümüzdeki günlerde yasal düzenleme yapılacaktır. Ve artık Kürtçe ifade ve savunma verme konusunda bir gedik aşılmış olacaktır" dedi. Türk Dil Kurumu’nun (TDK) Kürtçe sözlük hazırladığını da belirtti.

Diyarbakır’a gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve Ak Partili Milletvekilleri ile birlikte Vali Mustafa Toprak’ı makamında ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Diyarbakır ve Diyarbakır halkını çok sevdiklerini belirterek, kentin tarihin köklü dönemlerinden, tarihinden kültüründen, inancından süzülüp gelmiş kadim bir şehir olduğunu söyledi. 10 yıldır tarihi eserlere yönelik sürdürdükleri bakım ve restorasyon çalışmalarına değinen Arınç, "10 yıldan beri 4 bine yakın cami bakım ve eserini ihya ettik. 3 katrilyondan (milyar) fazla para harcadık. 70 binden fazla istihdam sağladık" dedi. GAP Kapsamında 1,5 milyon dönüm arazinin sulanacağı projenin devam ettiğini de kaydeden Arınç, Diyarbakır’ın ünlü surlarının yeniden düzenlenebilmesi için Kalkınma Bakanlığı’na büyük ödenekler tahsis edildiğini söyledi.

Valilik ziyaretinden sonra merkez Sur ilçesine geçen Bülent Arınç ile Mehdi Eker’e vatandaşlar sevgi gösterisinde bulundu. Arınç ve Eker’in gelişi nedeniyle, polisler özel eğitimli köpeklerle tören alanında bomba kontrolü yaptı. Keskin nişancı özel harekat timleri ise tarihi yapıların üzerinde ve çevrede geniş önlem aldı.

KÜRTÇE DİL EĞİTİMİ TABELASI KARŞISINDA KONUŞTU

Tarihi Ulu Camii'nin yanında bulunan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne ait binada açılan Kürtçe ’Ahmede Hani Dil Akademisi’ yazılı tabelanın görüldüğü noktada düzenlenen törende konuşan Bülent Arınç, Diyarbakır’ın siyasal bakımdan da Türkiye ve bölge için çok önemli olduğunu söyledi. Terör konusuna da değinen Bülent Arınç şunları söyledi:

CAMİ VE MİNARELER HATIRINA BİZE GÜVENİN

"Evet bizi üzen hadiseler var. Hala da zaman zaman devam ediyor. Dün bile patlayıcı maddenin yakalanmış, uzun namlulu silahların ele geçirilmiş olması bizi üzüyor ve kahrediyor. Korktuğumuzdan değil, biz kendimizi Diyarbakır halkına emanet ediyoruz. Diyarbakır halkını da Allah’a emanet ediyoruz. Allah’ın izni ile bunlar bizi korkutacak şeyler değil. Ama huzursuzluk meydana getiriyor. Artık bu ülkede barış ve huzurla yaşamanın yolunu bir şekilde bulduk, buluyoruz ve inşallah kucaklaşacağız. Bize güvenin kardeşlerim. Biz sizi seviyor ve size güveniyoruz. Lütfen ne olur, bu ülkenin hatırına, geçmişimizin hatırına şu güzel camiler, minareler hatırına bize güvenin ki; biz yoldan çıkmayalım, size hizmet edelim. Diyarbakır ve ülkeye hayırlı hizmetler yapmak istiyoruz"

GAZİ KÖŞKÜ'NDE BASIN TOPLANTISI

Konuşmasından sonra Ulu Camiinde restorasyonu tamamlanan Hanefiler bölümünde cuma namazı Bülent Arınç ile Mehdi Eker ve Ak Partili Milletvekilleri, eski Mardin Karayolu üzerinde bulunan Gazi Köşkü’ne geçerek burada basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Bugüne kadar yaptıklarına ilaveten bundan sonra da siyasi, ekonomik ve dış politika açısından yapmayı düşündükleri, attıkları adımların bu kitapta Genel Başkan Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna takdim edildiğini vurgulayan Arınç, kitap dikkatle incelendiğinde özellikle Diyarbakır’ı, bölgeyi yakından ilgilendiren, "Milli Birlik ve Kardeşlik" projesine yönelik birkaç konunun mutlaka bilinmesini arzu ettiklerini kaydetti.

KÜRTÇE MİLYONLARIN KONUŞTUĞU YAŞAYAN DİLDİR

Bu yıl okullarda Kürtçe’nin tercih edilen bir dil olarak ve ders olarak okutulmaya başlandığını belirten Arınç, öğretmenlere formasyon verildiğini, alfabe kitap hazırlandığını ifade ederek, başlangıç olması bakımından bazı aksaklıklar yaşandığı görülse de arkasının mutlaka daha güçlü geleceğini söyledi.

Kürtçe seçmeli dersini yaklaşık 22 bin çocuğun tercih ettiğini belirten şunları söyledi:

"Bu küçümsenecek bir rakam değildir. Tamamen tercihe bağlıdır. Umarım ileri ki yıllarda öğrenci sayısı belki daha da artacaktır. Bir taraftan Türk Dil Kurumu’na kapsamlı bir lügat hazırlaması için verdiğimiz talimat devam ediyor, bir taraftan da Milli Eğitim Bakanlığı’nın okutulan ders kitabını anlamaya yönelik küçük bir lügatçesi de bugünlerde basılıp öğrencilerimize verilmek üzere. Dolayısıyla Kürtçe’nin artık öğrenilmesi konusunda en güçlü, en ciddi adımın atıldığını biliyoruz. Bunun ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Kürtçe yaşayan bir dildir. Milyonlarca insanın konuştuğu, öğrenmek istediği, yaşamak istediği bir dildir. Bu bir insanlık hakkıdır. Bunun bugüne kadar inkar edilmiş olması ne kadar yanlış bir konu ise bundan sonra bu dilin kabul edilmesi hatta yanlış bir kelime olmasın varlığının bilinir ve anlaşılır olması bence çok önemli bir adımdır."

KÜRTÇE SAVUNMA SORUNU GİDERİLİYOR

Arınç, yıllardır savunduğu bir konu olan, bazı davalarda sanıkların Kürtçe bilmemesine rağmen "Kürtçe savunma yapmak istiyorum" demesini mahkemelerin kabul etmediğini ve bu şekilde "bilinmeyen, anlaşılmayan dil" olarak tutanaklara geçtiğini bu nedenle de mahkemelerin uzadığını, o kişilerin ısrarı ile de savunma yapılamadığı için kararın verilemediğini kaydetti. Arınç şöyle devam etti:

"Yargıtay, kararlarında diyordu ki; ’Bu kişi polise Türkçe ifade vermiş, savcıya Türkçe ifade vermiş, tutuklama talebi ile gittiği mahkemede Türkçe ifade vermiş ama şimdi Kürtçe ifade vereceğini söylüyor. Demek ki samimi değil, dolayısıyla Kürtçe değil Türkçe ifade vermesi gerekir’. Bu yıllarca konuşulan, tartışılan bir konu oldu. Ben düşüncemi daha önce de belki televizyonlarda, belki bazı önemli yerlerde ifade ettiğim için tekrar söylüyorum. Ne olursa olsun iyi niyet, kötü niyet araştırması bir tarafa kimsenin kalbini yarıp bakamayız ama dünyada evrensel bir kural var, ’savunma hakkı kutsaldır, savunma hakkı kısıtlanamaz, savunmaya mütalik olarak bir insan ne diyorsa, mahkeme onu dikkati almak zorundadır’. Dolayısıyla sorgusunu ve savunmasını Kürtçe yapmak isteyen bir insana hem tercüman tutmak, hem de kendi ifadesini almak bence doğru bir konuydu. Bu sayın başbakanımız ve partimizin de kabul ettiği bir konu haline geldi. Önümüzdeki günlerde yasal düzenleme yapılacaktır. Ve artık Kürtçe ifade ve savunma verme konusunda bir gedik aşılmış olacaktır. Yazılı hukuk buna göre düzenlenmiş olacaktır."

"TDK KÜRTÇE LÜGAT HAZIRLAMA ÇALIŞMASI YAPIYOR"

Kamu hizmetinin isteyen vatandaşa ana dilinde verilmesi için çalışmalar yapıldığını kaydeden Bülent Arınç, Kamu hizmetlerinde Kürtçe dilinin konuşulmasının tercümanlık gerektirmesi halinde, hükümetin, devletin bunu da karşılayacağını söyledi. Arınç, "Lügat çalışmalarından bahsettim. Daha evvel lügat konusunda büyük bir eseri hazırlayan Kürt Enstitüsü’nün varlığını biliyorum. Bana bu lügatı sayın Belediye Başkanı Osman Baydemir 2009’da kendilerini ziyaret ettiğimde vermişti. Bu küçük görülecek bir çalışma değil, değerli, önemli ve büyük bir eser. Türk Dil Kurumu bugüne kadar pek çok dilde lügat çalışması yaptığı halde, herhalde geçmiş yıllarda Kürtçe inkar edildiği için cesaret edememişlerdi. Bu inkarı kaldırdık, şu anda Türk Dil Kurumu Kürtçe bir lügatı hazırlamak için önemli bir çalışma başlattı. Bu eksikliğin bundan sonra giderilecek olmasını ben önemli bir adım olarak görüyorum" diye konuştu.

"SİLAH BIRAKILIRSA HER TÜRLÜ TALEP RAHATLIKLA KONUŞULUR"

Bölgedeki terör olaylarına da değinen Arınç, silahlar susmadan ve bırakılmadan, terör eylemleri devam ettiği sürece, ülkeyi korumak için kimsenin bir tavizden bahsedemiyeceğini söyledi. Teröristlerin silah bırakmayıp dün Diyarbakır’da yakalandığı gibi 200 kiloluk patlayıcılarla, uzun namlulu silahlarla yoluna devam edecek olmaları halinde, mücadelenin de kesin sonuç alıncaya kadar en şiddetli biçimde devam edeceğini kaydeden Bülent Arınç şunları söyledi:

"Silahlar susmadan ve bırakılmadan terör eylemleri devam ettiği sürece kendimizi korumak, ülkemizi korumak mecburiyetindeyiz. Bu konuda bir tavizden kimse bahsedemez. Silahların bırakılması, şiddetin durması, konuşmanın başlamasıyla her türlü siyasi talepler rahatlıkla söylenebilir ve konuşabilir. Siyaset yapmanın önünü tamamen açacağız. Dolayısıyla şiddete, silaha ve eyleme hiç bir gerekçe kalmayacak. Herkes bize ne kadar aykırı gelse bile sizin yüzünüzü ne kadar buruştursa bile bizim için böyle, karşı taraf için de böyle olabilir, her şey konuşulacak Türkiye’de. Hiç bir şey kısıtlama noktasına gelmeyecek. Siyaset vizyonumuz budur. Dolayısıyla eylemlerin son bulması, silahların bırakılması konusunda sadece hükümetimizin talebi değil, milyonlarında (Evet böyle olması gerekir.) sözlerini duymak istiyoruz. Halkımızın da kuvvetli adımlarla buna destek vermesini istiyoruz. Diyarbakırımızdan bunu bekliyoruz."

"YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI DEVAM EDECEK"

Siyasi parti kapatmalarının önüne yapacakları anayasal düzenleme ile geçeceklerini kaydeden Arınç, "Bir partide suç işleyen gerçek kişiler varsa onlar kanun karşısında yargılanıp cezalarını görecekler. Ama bundan hiç bir şahsiyet, parti tüzel kişiliği hiç bir şekilde zarar görmeyecek. Bir partinin kurulması konusunda yasaklayıcı ve kısıtlayıcı maddeler vardı; ’Tüzüğü şöyle olacak, programı böyle olacak’ şeklinde, bunları da tamamen kaldırıyoruz. Tüzüğünü ne koyarsa koysun, programına ne koyarsa koysun ifade özgürlüğü, fikir özgürlü bağlamında partilerin de kapatılmasının önüne geçmiş olacağız. Siyasete katılımın önünde engeller varsa bütün yurttaşlarımız için bunları da en kısa zamanda kaldıracağız. Başkaları ayrılsa, şu veya bu sebeple bu işten kaçsa bile biz sonuna kadar yeni anayasa konusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yeni anayasa da halkımızın milli birlik ve kardeşliğinin, kucaklaşmasının temin edilmesi yolunda bütün ayrımcılıkları ortadan kaldıran, nefret söylemlerini ortadan kaldıran, ırkçılığı ortadan kaldıran yeni sivil bir anayasayı yapmayı da milletimize vaad etmiştik. Bu sözümüzü tutuyoruz" dedi.

SURİYE KONUSU

Diyarbakır’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker ve partililer ile birlikte yemek yiyen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Akçakale’ye yapılanın bir saldırı olduğunu belirten Arınç, "Suriye’de Esad yanlılarının kendi halkına karşı katliam yaptığı bir trajedi ile karşı karşıyayız. Şu ana kadar 30 binden fazla Suriyeli hayatını kaybetti. Biz Haziran’da Türk uçağının düşürülmesinden sonra Suriye’ye karşı angarjman kurallarımızı değiştirdik. ’Bu bir saldırıdır. Bunun bir tekrarı olursa aynı şekilde karşılık vereceğiz’ dedik. Bundan sonraki hareket hattımız böyle oldu. Bu son olayda böylesine 5 yurttaşımızın yani bir anne ve çocuklarının hayatını kaybetmesi katlanılacak ve elbette affedilen bir husus değil."

"CHP GERÇEKÇİ DEĞİL, ESAD YANLISI POLİTİKA İZLİYOR"

Esed güçleri tarafından atılan bir top mermisiyle Akçakale’deki hadisenin yaşandığını belirten Bülent Arınç, Suriye’nin de bunu kabul ettiğini söyledi. Arınç sözlerini şöyle sürdürdü.

"Bundan da üzüntü duydular ve tekrarı olmayacak bir şekilde Rusya aracılığıyla bizim tarafımıza bir mesaj ilettiler. Bunlar hiçbiri önemli değil. Bu saldırıya karşı Türkiye tedbir almak zorundadır ve karşılığını uluslararası hukuktan kaynaklandığı için gerekirse aynen vermek hatta yerine göre fazlasını bile kullanmak durumundadır. Dolaysıyla TBMM’de hemen hemen 3 misli oyla kabul edilen tezkere bir savaş tezkeresi değildir. CHP’nin hiçbir argümanı gerçekçi değil, onlar halen Esad yanlılarının politikalarına devam ediyorlar."

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BaşbakanBaşbakan YardımcısıBeşer EsadBülent ArınçCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırKitapMardinRecep Tayyip ErdoğanRusyaSavaşSuriyeTercihTerörTürkiye Büyük Millet MeclisiYargıtay
Görüş Bildir