onedio
Fatih Altaylı: 'Devlet Sizi Bile Bile Öldürecek'
Habertürk yazarı Fatih Altaylı İzmir depremi sonrası hükümetin 'İmar Affı' düzenlemesini hatırlatıp tepki gösterdi. Devletin depremin olası sonuçlarına ilişkin yıllardır çalışmalar yürüttüğüne dikkat çeken Altaylı 'Ve tüyoyu benden almış olmayın ama devlet sizi bile bile öldürecek. Şaka yapmıyorum, devletimiz olası bir depremde, özellikle de İstanbul’da kimlerin öleceğini biliyor' dedi. 
Özgür Akın Yazio: Derin Öğrenme (Deep Learning)
Yüksek teknolojide hızla yaşanan gelişmeler yapay zekâ ve insansı robotları günlük hayatımızın bir parçası haline getirirken bu süreçte hepimizin bilmesi gereken yeni kavramlar da hayatımızda yer edinmeye başladı. Bu yeni kavramlardan bir tanesi de derin öğrenme (deep learnig)’dir.
Reklam
İlk Gün Yaşanan Tüm Gelişmelerle İzmir Depremi
etiket
Ege Denizi'nde merkez üssü İzmir'İn Seferihisar ilçesi açıkları olan 6,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi. İzmir'de yoğun olarak hissedilen deprem nedeniyle bazı evlerin yıkıldı, çok sayıda bina da hasar gördü. İzmir'in yanı sıra çevre illerde de hissedilen depremin yaklaşık 15 saniye sürdüğü belirtiliyor. Deprem sonrasında Seferihisar'daki bazı sokaklar sular altında kaldı. Ekipler enkaz altındaki vatandaşlara ulaşmak için çalışmalara başladı.AFAD yaralı ve can kaybı bilgisini güncelliyor. Gelen son açıklamaya göre can kaybı 20'ye, yaralı sayısı 786'ya çıktı. Arama kurtarma çalışmaları 4 binada tamamlandı, 13 binada sürüyor. Yaşanan tüm gelişmeleri canlı olarak aktardık...
Reklam
Uğur Batı Yazio: Güzelliğin Yarattığı Etki Marihuana Gibidir Desek!
etiket
Instagram’daki bütün o güzel kadınlar. Şili’den bir şelale manzarası. Dağdaki eşsiz çiçekler ya da denizde gözünün önünden kayıp giden 40 metrelik bir yat... Evet, bunlar güzeldir ve güzellik beynin anlık zevkidir. Halil Cibran’ın söylediği gibi: “Güzellik, aynada kendini seyreden sonsuzluktur.”
Reklam
Büyük İhtimalle Torunlarımızın Günlük Hayatlarında Çokça Kullanacağı Teknoloji Harikası Ürünler
Çok değil 40 yıl öncesinde biri şu an sahip olduğumuz teknolojiden bahsetse ya güler geçerdik ya da şaşkınlıktan nutkumuz tutulurdu. Teknoloji ve bilim her geçen gün nutkumuzu tutmaya ve hayatımızı kolaylaştıran buluşlar yapmaya devam ediyor. Ve biz her defasında 'Artık bu da olduysa daha başka ne olabilir ki?' diye düşünüyoruz. Örneğin yapılan araştırmalara göre bir Amerikalı yılda 1.200 doları sadece elektronik ortamı keşfetmek için kullanıyor. Ama gelecek o kadar farklı ki bu harcamalar giderek artacak gibi görünüyor. Biz görür müyüz bilemiyoruz ama gelecekte belki torunlarımızın kullanacağı muhtemel teknoloji harikalarını sizin için bulup derledik.
Dünyaca Ünlü Ranker Sitesine Göre İnsana Kendini İyi Hissettiren En İyi 15 Film
İyi ve huzurlu hissetmek ister misin?Bu liste, bize kendimizi en iyi hissettiren 15 filmin listesi. Birazdan göreceğin filmler, aslında inanmayı, ilham almayı ve yaşamak istemeyi dolaylı yoldan bize bir kez daha hatırlatıyor.  Üzgünsen, hasta hissediyorsan ya da sadece bir film açıp içinde kaybolmak istiyorsan, bu listedeki filmler ne izlemen gerektiği konusunda sana yardımcı olacak.Eğer sana şimdiye kadarki en iyi hissettirecek olan filmi arıyorsan, onu bu listede bulabilirsin...
Reklam
Reklam
Tunç Akkoç Yazio: Çiçek Hastalığından Covid-19’a
etiket
20. yüzyılın en önemli olayı sizce nedir? -Aya gitmek mi-SSCB’nin dağılması mı- İnternetin hayatımıza girmesi mi… Yoksa ölümcül bir hastalığın ortadan kaldırılması mı?Çiçek hastalığı gibi bir salgın geçti tüm dünyadan. Tarih şeridine baktığımızda M.Ö. 1350’de Mısır -Hitit savaşı sırasında hastalık Hititlere geçişi hastalığın insanlar arasındaki temaslı geçişine en büyük örnek. Suppilililiuma ve onun varisiArnuwandas çiçekten ölür ve imparatorluğun çöküşü başlar. M.S 180’de ise Roma’da baş gösteren salgın sonucu Marcus Aurelius ve onunla birlikte 7 milyon Romalı ölür. 16.yy’da Amerika kıtasında 25 milyon, 18.yy’da 400.00 kişi ölür. Yaşayanlarında da sağlıkla hayatta kaldıklarını düşünmek hata olur. Onların üçte birinin kör olduğu rapor ediliyor.  20. Hanedanlığın başındaki Firavun Ramses V. M.Ö. 1141’de öldü. Ölüm nedeni çiçek hastalığı ve meşhur mumyasında çiçek izlerini görmek mümkün…Gelelim Türkiyemize. Yıl 1943… Bilanço 12395 hasta ve 1380 ölü.
Türkiye İle Almanya Arasında İmzalanan "İş Gücü Anlaşması"Nın Üzerinden 59 Yıl Geçti
BERLİN / KÖLN (AA) - MESUT ZEYREK-ERBİL BAŞAY - Türkiye ile Almanya arasında imzalanan 'İş Gücü Anlaşması'nın üzerinden 59 yıl geçti.Almanya, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra iş gücü açığını kapatmak amacıyla 1955’te İtalya, 1960’da Yunanistan ve İspanya ile anlaşmalar yaparak buralardan ülkeye işçi getirdi. Almanya, Türkiye ile de 30 Ekim 1961’de İş gücü Anlaşması imzalayarak Türkiye’den resmi olarak Almanya’ya iş gücü göçü başladı. Türk işçiler 1973’ten sonra aile birleşimi yoluyla eşlerini ve çocuklarını yanlarına aldı. Almanya’da bugün 3 milyon civarında Türk kökenli yaşıyor. Bunların önemli bölümünün ise Alman vatandaşlığı bulunuyor.1961’den itibaren ülkeye 'misafir işçi' olarak gelen ardından 'yabancı' (Auslaender), daha sonra 'göçmen kökenli insanlar' (Menschen mit Migrationshintergrund) olarak nitelendirilen Almanyalı Türkler, hem Türkiye’nin ekonomisine hem de Almanya’nın kalkınmasına ve refahına önemli katkı sağladı.'Bir ev parası kazanarak Türkiye’ye geri dönme' planlarıyla Almanya’ya gelen Türklerin çocukları bugün ülkede siyaset, spor ve bilim gibi birçok alanda önemli yerlere geldi. Alanlarında önemli şirketler de kuran Türk iş insanları Alman ekonomisine katkının yanında çok sayıda kişiye de istihdam imkanı sunuyor.Türkler yabancı düşmanlığıyla karşılaştı Türkler Almanya’da yabancı düşmanlığı gibi ciddi sorunlarla da karşı karşıya bulunuyor.1990'lı yıllarda Mölln'de ve Solingen'de Türklerin evleri kundaklandı. 2000-2007 yıllarında ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütü 8’i Türk 10 kişiyi katletti. Hanau kentinde Şubat 2019’da ırkçı bir Alman'ın terör saldırısı düzenlemesi sonucu 4’ü Türk 9 kişi hayatını kaybetti.Son yıllarda ibadethanelerine de ırkçı saldırılar yapılan Türklerin eğitim, çalışma ve sosyal hayatta da ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığı yapılan çeşitli araştırmalarla tespit edildi.En büyük sorunlardan biri lisan bilmemekAlmanya’ya 'İş Gücü Anlaşması' kapsamında göç edenler daha çok lisan sorunu yaşadı.1965’te Almanya’ya gelen Ayten Onyıl da Almanya’ya geldiğinde en büyük sorunun Almanca bilmemesi olduğunu söyledi.Ancak bir iki ay içinde temel seviyede Almanca öğrendiğini belirten 83 yaşındaki Onyıl, çalıştığı şirkette Türk yemeği çıkması için yönetime başvurduklarını anlattı.Onyıl, 'Beni el üstünde tutuyorlardı. ‘Türk yemeği lazım, Alman yemeği yiyemiyoruz.’ dedik. İki kantinimiz vardı. Bir kantini bize ayırdılar. Bu sefer Almanlar da bizden fazla Türk yemeği yemeye başlayınca biz yemeksiz kaldık.' dedi.Almanya’ya çalışmak için gelen herkes gibi kendisinin de burada çok fazla kalmayı planlamadığını söyleyen Onyıl, 'Hepimiz 'Başımızı sokacak bir ev alalım gidelim.' diyorduk. Hele ben geldiğimde telgraf çektim, ‘Burada durmayacağım.’ diye. Üstünden 55 yıl geçti. Memnundum işimden, alıştım zamanla. Çocuklarım da burada doğunca seneler gelip geçti. Şimdi (Almanya) ikinci vatanım oldu.' diye konuştu.Onyıl, Berlin’e ilk geldiği dönemde sokakta Türkçe konuşanları gördüğünde sevindiğini belirterek, '(O dönem) Daha az Türk vardı. Zaten Türkçe konuştuklarında şaşırıyorduk. Dönüyorduk arkamıza bakıyorduk, ‘Türk geliyor.’ diyerek. Çok seviniyorduk. Parmakla sayılabilecek kadar azdık.' ifadesini kullandı.Alışverişte de her şeyi bulamadıklarını anlatan Onyıl, 'Dolmalık biberi bile bulamıyorduk.' şeklinde konuştu.Ana dil Türkçe'nin önemi Kuzey Ren Vestfalya (KRV) eyaleti Uyum Meclisleri Birliği (LAGA) Başkanı Tayfun Keltek, Almanya'da Türkçenin konuşulmasının önemine işaret ederek, şunları söyledi:'Ana dil Türkçemiz bizim kişiliğimizin, var oluşumuzun ve belleğimizin en önemli unsurlarının başında geliyor. Bizim burada ana dilimize sahip çıkmamız, kendi belleğimize sahip çıkmamız demek. Bunu, gayet doğal bir istek olarak dile getirip Alman toplumuna anlatmanın zahmetine girmedik. Ana dil başarıya engelmiş gibi tüm olanaklara rağmen maalesef bu konuda bir gerileme oldu. Özellikle doğal iki dillilik büyük bir zenginlik. Bu Almanlar tarafından tam olarak fark edilmediği gibi bizler de iki dilli yetişmenin öneminin tam olarak farkında değiliz.'Gerek Türkçenin gerekse Türk kültürünün Alman toplumu tarafından yeterince dikkate alınmadığını hatta engellendiğini bunun da Almanya'daki Türk toplumunda 'istenmiyoruz' duygusu oluşturduğunu savunan Keltek, 'Burada müthiş bir ırkçılık var, istenmemezlik var, bunlara katılıyorum. ' değerlendirmesinde bulundu.LAGA Başkanı Keltek, 'Ben şöyle diyorum Almanlara: Siz bir tanesiniz, bir diliniz, bir kültürünüz var, biz iki taneyiz, daha zenginiz. Bir defa bu zenginliğimizi vatandaşlarımızın kanıksaması, kendi çocuklarına anlatması lazım.' ifadelerini kullandı.
Reklam