Türkiye Cumhuriyeti'nin İlk Muhalefet Partileri ve Çok Partili Hayata Geçiş Denemeleri

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Türk demokrasisinin ilk adımları 1876'da çıkartılan Kanun-i Esasi ve hatta ondan daha da geriye dayandırılmaktadır. Demokrasinin günümüz şeklini alması ise uzun süreçler ve etkenler sonucunda mümkün olmuştur. Biz burada yalnız Cumhuriyetin ilk yıllarındaki çok partili demokrasi denemelerinden bahsedeceğiz.

Cumhuriyetin 1945'lere kadar tek partiyle idare edildiği genel bir görüş ise de aslında TBMM kurulduğu ilk günden beri içerisinde muhalefeti barındırmaktaydı.

Özellikle Millet Meclisinin ilk günlerinde farklı gruplar oluşmuştu. Bazıları eski İttihat Terakkiciler, bir kısmı saltanat ve hilafet taraftarları ve bir kısmı da cumhuriyet ve yeni rejim arayışçıları olarak görüş ayrılıkları daima mevcuttu. O zamanlar ortalıkta hiçbir parti mevcut değildi. Bu farklı görüşleri bir arada tutan çatı Milli Müdafaa ve vatanı kurtarmak arzusuydu.

Cumhuriyetin ilanından hemen sonra ise hareket tek bir parti yani Halk Fırkası çatısı altında birleştirildi.

TBMM'nin 2. dönemine Atatürk'ün inkılap ve fikirlerine muhalif olanların çoğu girememişti. Bir anlamda eski muhalefet grupları tasfiye olmuştu. Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa, Başvekil ise İsmet Paşa idi. Yeni meclis inkılaplar konusunda eskisinden daha uyumlu gözüküyordu. Oysa hiçbir şekilde zıt görüşsüz bir ortam yaratmak mümkün değildi. Cumhuriyetin daha ilk yılında ikinci parti ortaya çıkacaktı.

17 Kasım 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası aslında Halk Fırkası içerisindeki görüş ayrılıklarının resmi olarak ortaya koyulmasıydı. Bu ayrılıkların örneklerine ilerleyen yıllarda da sıkça rastlanacaktı.

TCF kurucuları soldan sağa: Adnan (Adıvar), Ali Fuat (Cebesoy), Kazım (Karabekir), Rauf (Orbay) ve Refet (Bele) Beyler.

Yeni parti ekonomi politikası olarak hükumetin devletçilik politikasının tersine liberalizmi savunuyordu. Tek dereceli seçim sistemi, reisicumhur seçilen kişinin milletvekilliğinin düşmesi ve her türlü inkılap ve anayasa değişikliklerinin halka danışarak yapılması gibi yeni politikalar ileri sürülmekteydi.

Mustafa Kemal Paşa bu yeni muhalefet partisini olumlu karşıladı. Times'a verdiği yazılı beyanatta şöyle diyordu:

''Millet hakimiyeti esasına dayanan ve bilhassa cumhuriyet idaresine sahip olan memleketlerde siyasi partilerin mevcudiyeti doğaldır. Türkiye Cumhuriyeti'nde de birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur.''

Yeni parti kuruluşundan çok kısa bir süre sonra Halk Fırkasından istifa edip parti değiştiren vekillerle birlikte mecliste 28 kişilik temsile ulaşmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti çok partili demokrasiye hızlı adımlarla ilerlerken bir şeyler yolunda gitmemeye başladı. Terakkiperver Fırka hükumeti denetleyecek yapıcı bir muhalefet iken, radikal rejim karşıtları tarafından bir sığınma yeri olarak görüldü. Böylelikle yeni parti kurucuların hiç istemeyeceği bir yöne doğru gitmekteydi.

1925'in ilk aylarında patlak veren Şeyh Sait İsyanı genç Cumhuriyeti büyük bir krizin içerisine sokuvermişti.

Bilhassa Ruslar ve İngilizlerin desteğine sahip olan bu isyan hareketi bir ay içerisinde bastırıldı. Nitekim Şeyh Sait kendisi dahi ifadelerinde kendini bir anda hareketin içerisinde bulduğundan bahsediyordu. Bu isyan hareketi hükumeti fevkalade etkileyecek ve muhalefete karşı daima tedirgin bir bakış açısı oluşturacaktı. Nitekim İstiklal Mahkemesi'nin birkaç TCF üyesini isyanla ilişkilendirip mahkum etmesiyle birlikte bu tedirginlikle daha da arttı. Haziran 1925'te Cumhuriyetin bu ilk muhalefet partisi resmen kapatıldı.

Bu talihsiz olayların ardından ikinci deneme ise 1930'da bizzat Atatürk'ün emriyle gerçekleşecekti.

O yaz Atatürk Yalova'da eski arkadaşı Ali Fethi Bey'e talimatı verdi, yeni bir parti kurulacaktı ve hükumet denetlenecekti. Atatürk her şeyi hazırlamıştı, hatta partinin adı bile belirlenmişti. O gece İsmet Paşa gergin, Ali Fethi Bey şaşkın, Ahmet Ağaoğlu ise heyecanlıydı.

Yeni parti bizzat Atatürk'ün himaye ve teşvikiyle ve onun çok eski arkadaşları tarafından kuruluyordu. Öyle ki Atatürk kız kardeşi Makbule Hanımı bile bu yeni partiye üye yaptırmıştı.

Fotoğraf: Serbest Fırka kurucuları soldan sağa Nuri Conker, Ali Fethi Okyar ve Ahmet Ağaoğlu.

5 yıl önce hezimete uğrayan denemenin ardından yeni bir çok parti tecrübesi halk tarafından coşkuyla karşılandı.

İnsanlar bu yeni alternatif hareket karşısında fevkalade heyecanlanmışlardı. Ali Fethi ve Ahmet beyler İzmir'e geldiklerinde sahili boylu boyunca dolduran ahali ''yaşagazi paşa, yaşa Fethi Bey'' diye bağırıyorlardı. Atatürk Halk Fırkasının bizzat kurucusu, Serbest Fırkanın da fikir üstadı durumundaydı. Kısa süre içerisinde ibre Serbest Fırkaya döndü. Halk hızlı bir şekilde yeni partiye yöneliyordu.

Parti Atatürk tarafından kurdurulmasına rağmen kısa süre içerisinde doğal bir seyir olarak kendine özel bir görüntü aldı.

Atatürk ise kendi kurduğu Halk Fırkasını tercih ederek Ali Fethi Bey'e muhalefete devam etmelerini önerdi. Fakat bu durumda eski iki dost artık siyasi birer rakip olacaklardı. Ali Fethi Bey, Gazi Paşanın karşısında yer almayı aklının ucundan bile geçirmiyordu. Bu ortamda toplanan Serbest Fırka kurulu 17 Kasım 1930'da kendini feshetme kararı aldı. Böylelikle ağustos ayında kurulan Cumhuriyetin 2. muhalefet partisi daha 100 gün bile yaşayamadan siyasi hayata veda ediyordu.

Serbest Fırka'dan geriye kalan Aydın teşkilatı sorumlusu bir genç ise tam 20 yıl sonra Başbakan olacaktı.

Fotoğrafta: Adnan Menderes ortada beyaz takım elbiseli.

Onedio IQ'yu Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ugur-deniz-kutlu

Yanlış hatırlamıyorsam Şeyh Sait İsyanı'na Ruslar destek vermemişti. Zaten Moskova Antlaşması ile müttefik olmuştu SSCB ile Türkiye. Rusların isyana destek vermesi için bir sebep yoktu.

batuhan-karacali1

Kardeşim gavurun dostluğu böyledir. İşlerine gelmesine göre bu işler böyle yürür Cumhuriyet zayıflasın diye herşeyi yapar bu itler

ugur-deniz-kutlu

Cumhuriyet'İn zayıflaması SSCB'nin işine gelmezdi. Güney sınırlarını ve boğazlarını ona düşman olan İtilaf Devletleri'ne kaptırırdı. Bu onun işine yaramazdı.

Başlıklar

AydınBaşbakanDiyetİzmirTercihTürkiye Büyük Millet Meclisiali ağaoğlu
Görüş Bildir