Gezi Olayları Sırasında Sanatçılarla Hükümet Arasında Neler Yaşandı?

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık, 14 Haziran 2013’te Gezi olayları sırasında sanatçılar, gazeteciler ve emek örgütü temsilcilerden oluşan bir heyetin dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ile sabah saatlerine kadar süren kritik görüşmesinin perde arkasını yazdı.

Gezi isyanının şiddetli bir şekilde sürdüğü sıralarda, süreci baştan beri izleyen ve destekleyen bir grup sanatçı ve gazeteci, bir araya gelip çatışma ortamını sonlandıracak, Gezi’yi kurtaracak bir çözüm için arabuluculuk çabasına soyundular. Ve o çabalar sonucunda kendilerini Başbakanlık Konutu’nda, Erdoğan’ın karşısında buldular.

Can Dündar'a Onay Çıkmadı

Ahmet Şık'ın yazısına göre; çözüm için devreye giren ilk ekibin içinde, Sunay Akın, Halit Ergenç, Mahsun Kırmızıgül, Nebil Özgentürk, Yavuz Bingöl, Ceyda Düvenci, Levent Üzümcü ve Can Dündar vardı. Önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ardından dönemin İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yla görüştüler, sonuç çıkmadı.

Mahsun Kırmızıgül ve Yavuz Bingöl’ün, Hükümet adına Hüseyin Çelik’le sürdürdüğü telefon trafiği sonunda Ankara’dan, Başbakan Erdoğan’dan randevu alındı. Ancak Nebil Özgentürk’ün itirazı vardı: “Bizlerin sokağa çıkan milyonlarca insanı temsiliyet yetkimiz yok. Bu yüzden Taksim Dayanışma Platformu’nu oluşturan kişiler de aramızda olmalı.” dedi.

Haklı bulunan bu itirazın ardından yapılan görüşmeler sonunda heyete TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Sekreteri Canan Çalağan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden Beyza Metin, İstanbul Tabip Odası Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, Semt Dernekleri sözcüsü Cem Tüzün ve Taksim Dayanışma Platformu’ndan Derya Karadağ da dahil oldu. Sertab Erener ile Ali Sunal son anda ekibe katılırken, Ankara, görüşmeye katılacaklar içinden sadece gazeteci Can Dündar’ın ismini çizdi, onay vermedi.

Dört Saatlik Toplantıda Sivil Toplum Kuruluşlarına Yer Bulunamadı

Başbakanlık konutunda Erdoğan’ın karşısına önce sanat dünyasının ünlüleri çıktı. Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri dışarıda, davet bekliyordu. Toplantı odasında Başbakan dışında, AKP sözcüsü Hüseyin Çelik, İçişleri Bakanı Muammer Güler, Kültür Bakanı Ömer Çelik ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve bazı danışmanları ile Başbakan’ın kızı Sümeyye Erdoğan vardı.

Hoş geldiniz faslından sonra heyettekiler Başbakan’a konunun asıl muhataplarının dışarıda beklediği belirtilerek, “Olayların bitmesini, çözüm sağlanmasını istiyorsanız dışarıdaki arkadaşların da içeri alınmasını sağlayın ve onları dinleyin” dediler. Erdoğan, “Nereye alayım? Yer yok ki” karşılığını verdi. Başbakan ikna edildi. Salona getirilen sandalyeler masanın arkasına sıkıştırıldı ve böylece sivil toplum örgütü temsilcileri de görüşmede yerlerini aldı.

"Kız evi naz evi"

Sunay Akın, ortamı yumuşatmak için, “Hayırlı bir iş için geldik. İyi bir sonuç almayı umuyoruz” sözüyle giriş yaptı. Erdoğan’ın, “Kız evi, naz evidir” yanıtını verdi.

Ardından Erdoğan’ın monologu başladı. Gezi’deki mesele ağaç değildi. Tüm dünya karar vermiş ve örgütlü olarak kendisini ve iktidarını devirmeye çalışıyordu: “Bütün dünya örgütleri aleyhimize çalışıyor. Örgütlü olarak hükümete karşı darbe yapılmak isteniyor görmüyor musunuz? Buna karşı siz de bir şeyler yapmalısınız. Biraz sonra arkadaşlar bir görüntü izletecekler. Siz de göreceksiniz neler olduğunu... Zaten bu filmi teşkilatımla yapacağım toplantıda da izleteceğim. Medyayı çağıracağım ve ‘barışçı Geziciler’ dediklerinizin polisime saldırıp nasıl taşladığını, her yeri nasıl yakıp yıktığını herkese izleteceğim.”

“Bakın masum eylemci diyorlardı, gördünüz mü?” 

Ve Emniyet’in hazırladığı, 20 dakika kadar süren bir filmi ekrana yansıttı. Filmde göstericiler polislere saldırıp taş atıyor, şiddetli çatışmalara giriyorlardı. Ethem Sarısülük’ün eylemler sırasında kayda alınan görüntüleri de filmde vardı. İçişleri Bakanı Muammer Güler: “Bakın masum eylemci diyorlardı, gördünüz mü?” diyordu.

“Babam evde melek gibidir”

Nebil Özgentürk'ün “Sayın Erdoğan, siz bugün AKP’nin başkanı değil ülkenin başbakanı gibi davranmalısınız” diye başladığı konuşmasını, Erdoğan, “Sen dur. Sıranı bekle. Gazetecilik yapma şimdi” sözleriyle kesti. Sanatçılardan birinin, “Sayın Başbakan, evde de böyle kolay sinirlenir misiniz?” sorusunu Sümeyye Erdoğan, “Babam evde melek gibidir” diye yanıtladı.

"Kanuni’yi oynuyorsun ama Osmanlıca bilmiyorsun.”

Muhteşem Yüzyıl dizisinin Kanuni’si Halit Ergenç, eşi Bergüzar Korel’le gittikleri Gezi Parkı’ndaki gençlerin doğal tahribatı engellemeye çalışarak, gelecek nesillere yaşanılası bir miras bırakmak istemelerinin bir ebeveyn olarak kendilerini ağlattığını söyledi. Başbakan’ın yanıtı konu dışıydı: “Sen Osmanlıca biliyor musun? Kanuni’yi oynuyorsun ama Osmanlıca bilmiyorsun.”

"'Gidip türbanlarını evlerinde taksınlar' diyenlere kızıyordunuz ama 'Gidip içkilerini evlerinde içsinler' diyebiliyorsunuz"

Hemen ardından Mahsun Kırmızıgül söz aldı. Erdoğan dışında, salonda bulunanları şaşırtan bir biçimde “Tayyip abi” diye söze girdi. “Yıllar önce AK Parti iktidara geldiğinde Yavuz (Bingöl) bana çok kötü bir atmosfer oluşacağını söylemişti. Ben de ‘Sabırlı olalım. Bekleyip görelim belki yanılıyorsundur’ demiştim. Ama haklı çıktı. Bir zamanlar ‘Gidip türbanlarını evlerinde taksınlar’ diyenlerle uğraşıyorduk. Şimdi siz, ‘Gidip içkilerini evlerinde içsinler’ diyorsunuz. İnsanların içki içmesine niye karışıyorsunuz.”

“Hepiniz üzerime geliyorsunuz. Millet ne derse o olacak."

Heyettekiler Başbakan’ın Topçu Kışlası inadından vazgeçtiğini açıklamasını, toplumsal kutuplaştırmayı keskinleştirecek açıklamalar yapmamasını ve polis müdahalesine girişmemesini istediler. Başbakan “Mahkemeden projeye devam kararı çıksa bile konuyu halk onayına sunacağız. Milletim ne derse o olacak” dedi.

4 saatin sonuna doğru, sabah yaklaşırken Taksim Dayanışması adına orada olan Arzu Çerkezoğlu ile sosyoloji tartışması yaşadı. Sonra; “Hepiniz üzerime geliyorsunuz. Sabahın şu saati olmuş, 15 saattir buradayım. El insaf” diyerek masayı terk etti ve toplantıyı noktaladı.

"Sanatçısınız ama hepiniz hayalkırıklığısınız"

Kültür Bakanı Ömer Çelik ise Erdoğan’ın ardından sanatçılara dönüp “Sanatçısınız, osunuz busunuz ama hepiniz Taksim destekçisiymişsiniz. Hakikaten hayal kırıklığıymışsınız. Bir daha sizi Başbakan’la görüştürmeyeceğim” dedi.  Sonra o da salonu terk etti.

Sosyoloji Kavgası

Toplantıda yaşananları, Taksim Dayanışması içinde de yer alan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu şöyle anlattı: “Başbakan, dört saatin sonunda toplantıyı toparlamaya dönük olarak, bir referandum yapılacağını ve sonucuna herkesin razı gelmesi gerektiğini söyledi. Bunun üzerine genellikle sözcülerin konuştuğu toplantıda ben de söz alarak, bu önerinin Gezi’nin ilk günleri gündeme gelse hemen kabul edileceğini, ancak dört gencin hayatını kaybettiği ve sosyolojik bir boyut kazanmış bir aşamadan sonra bu önerinin yeterli olmayacağını söyledim. Bunun üzerine sosyolojiyi benden öğrenmeyeceğini, zaten çok iyi bildiklerini, sosyolojiyi bilmeseler bu kadar oyu alamayacaklarını söyledi."

Çerkezoğlu , "Biz çözüme odaklandığımız için bu olayın bu tarafını hiç konu yapmadık. Ancak ertesi gün partisinin başkanlar kurulu toplantısında görüşmeyi anlattığında benim için ‘aşırı bir sendikacı’ tarifi yapması, konuyu başka noktalara taşıdı.” diye ekledi.

Toplantının ardından çözüm sağlanamadı ve Erdoğan’ın talimatıyla Gezi Parkı’na polisler saldırdı, Meydan ablukaya alındı.

Ahmet Şık'ın Cumhuriyet'teki yazısının tamamı için

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet ŞıkAnkaraBaşbakanBingölDarbeErdoğan BayraktarEthem SarısülükGezi ParkıHüseyin Avni MutluHüseyin ÇelikİstanbulKadir TopbaşMuammer GülerMuhteşem YüzyılÖmer ÇelikPolisRecep Tayyip Erdoğantarifi
Görüş Bildir