Gezegenimizi Kurtarmak İçin Neden Akşam Yemeğinden Önce Et ve Süt Ürünlerini Tüketmemeliyiz?

-
Abone ol

Hayvansal ürünler, tüm taşımacılık sektöründen daha fazla sera gazı emisyonuna sebep oluyor!

Kaynak: https://www.theguardian.com/books/2019/s...

Gezegenimiz ciddi bir krizle karşı karşıya! Gelecekte yaşayacağımız zorlu günleri bilsek de kendi sorunumuz değilmiş gibi davranma konusunda üstümüze yok.

İklim değişikliği konusunda bildiğimiz onca bilgiye rağmen kendi üstümüze alınma durumunu tam olarak dengede tutamıyoruz ve bu, bizim için durumu daha çok zorlaştırıyor.

2018'de, bizlerden kaynaklanan iklim değişikliği hakkında şimdiye dek bildiğimizden daha fazlasını bilmemize rağmen, nüfus artışından üç kat daha fazla sera gazı ürettik.

Fakat gerçek şu ki bu durumu çok fazla önemsemiyoruz! Gezegenimizin karşı karşıya olduğu krizinin kesin olarak hissedildiği bazı anlar var tabii.  Amerikalı siyaset ve iş adamı; belgesel film yapımcısı ve Nobel Barış Ödüllü Al Gore’un Uygunsuz Bir Gerçek belgeseli, entelektüel ve duygusal bir vahiy niteliği taşıyor adeta... Son görüntüden sonra ekran karardığında, mücadeleye katılma sorumluluğumuzun olduğu apaçık görünüyordu.

“Yaşam şeklinizi değiştirmeye hazır mısınız? İşte iklim krizine nasıl başlayacağınız"

Ailenize, yaşayacağınız dünyayı mahvetmemeleri gerektiğini söyleyin. Eğer bir ebeveynseniz, dünyayı kurtarmak için çocuklarınızla bir araya gelin ve bu durum hakkında bilinçlendirin. Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapın ve dünyaya olabildiğince ağaç kazandırmaya çalışın.

Gore’un listesinde maalesef ki bir eksiklik var ve bu eksikliğin görünmezliği 2017’de yayınlanan An Inconvenient Sequel: Truth To Power belgeselinde ele alınan bir nokta haricinde sürekli tekrarlıyor.

Bunu, kalp krizi geçirmiş bir hastaya fiziksel egzersiz yapmasını söyleyen fakat sigarayı bırakması, stresi azaltması ve hamburger veya kızartma ürünlerini tüketmemesi hakkında bir şey eklemeyen doktorla aynı düşünebiliriz.

Öyleyse neden Gore kasıtlı olarak bu konuyu açıklamamayı seçti?

Konunun rahatsız edici derecede tartışmalı olacağından ve alevlendirmek için çok çalıştığı coşkuyu azaltmasından korktuğu için diyebiliriz. Ayrıca, önde gelen çevresel savunma kuruluşlarının web sitelerinde de genelde bu konuya yer verilmiyor. Yazarlar, başımıza gelecek felaketleri tahmin ettikten sonra elektrikli kurutucular yerine çamaşır iplerini kullanmamızı ve bisikletle ulaşımımızı sağlamamızı öneriyor.  Diğer öneriler arasında, iklim değişikliğine yönelik çözümlerin belirlenmesine kendisini adamış yaklaşık 200 çevre bilimci ve düşünce liderinin bir araya geldiği Proje Drawdown'ın araştırma direktörüne göre gündelik sürece değinilmiyor.

Konusu açılmayan şeylerden bir tanesi, hayvansal ürün tüketimimizi önemli ölçüde azaltmadığımız sürece gezegeni kurtaramayacağımız gerçeği...

Hayvancılık; uçaklar, arabalar ve trenler gibi tüm ulaşım sektöründen daha fazla sera gazı emisyonu üretmekte...Başlıca metan ve azot oksit bu emisyonların kaynağı (CO2'den 86 ve 310 kat daha güçlüdür).  Et alışkanlığımız, ağaçlar yakıldığında karbon salgılayan ve aynı zamanda gezegenin karbonu absorbe etme yeteneğini azaltan ormansızlaşma sebebidir. Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin yakın zamanda yayınlanan raporuna göre; gezenimizi kurtarmak için gereken her şeyi yapsak bile tüketimimizi ciddi bir şekilde azaltmazsak Paris İklim Anlaşması'nın hedeflerine ulaşmamız imkansız olacak.

Bu konu neden engelleniyor?

Çünkü fosil yakıt endüstrisini kötülemek, kendi beslenme alışkanlıklarımızı incelemekten çok daha kolay geliyor. Vegan olmayan hiç kimse o topun ağzına girme konusunda istekli değil ve veganların istekli durumları ise aşırıya kaçabiliyor. Ancak buna neyin sebep olduğu hakkında dürüstçe konuşamıyorsak iklim değişikliğiyle mücadele umudumuz yok maalesef.

Çoğu insan et, süt ve yumurtanın tadını sever ve yaşam boyu alışkanlıklarını değiştirmek zordur.

Yemek yeme şeklimizi değiştirmek, dünyanın elektrik şebekesini dönüştürmekle ya da güçlü lobicilerin karbon vergisi mevzuatını geçirme etkisinin üstesinden gelmekle ya da sera gazı emisyonları konusunda önemli bir uluslararası anlaşmayı onaylamakla karşılaştırıldığında daha basittir.

Keşke tam anlamıyla kendimiz olabildiğimiz şekilde yaşayabilseydik.

Vejetaryenlik, genellikle hayvan refahı için uygulansa da etin çevresel sorunları da göz önünde bulundurulmalı ve bilinçli olarak yemek yemek hayatımızı kapsayan ve tanımlayan mücadelelerden biri olmalı.

İlkel arzuları gidermek, kendimizi oluşturmak ve ifade etmek aynı zamanda toplumu gerçekleştirmek için yemek yiyoruz.

Birinin kişisel yaşantısının ve yedi milyar insandan biri olma durumunun kesiştiği bir yer var.  Ve belki de tarihte ilk defa, “başka birinin zamanı” ifadesi çok daha az anlam ifade ediyor. İklim değişikliği, zamanınız oldukça veya ilhamınız geldikçe yapabileceğiniz bir puzzle değil, yanan bir evdir. Bu durumu ne kadar uzun süre ertelersek kurtarmamız da bir o kadar zorlaşır. Eriyen buzlar, çok fazla metan salgılayan permafost çözdürme gibi durumlar ilerledikçe ne kadar çaba sarf etsek de kendimizi kurtaramayacığımız zamanlar düşündüğümüz kadar uzak değil.

Yaşam lüksüne sahip değiliz ve hayatı, sadece bizimmiş gibi düşünerek yaşayamayız. Yaşadığımız hayatlar geri dönüşü olmayan bir gelecek yaratacak...

Gelecek nesille geriye bakıp ve neden bu intiharı seçtiğimizi merak edecek. Ve cevaplarımız: bizim kararımız olmadığı, elimizden geldiğince umursadığımız, bireysel olarak hareket edebildiğimiz, petrol şirketlerimizin olmadığı ve hükümet yönetmediğimiz gibi cümleler olacak. Fakat, bu da bir yalan!

Dikkatimiz, gezegen krizinin eksik bir resmini veren ve Goliath'ta kayaları fırlattığımızı hissetmemize yol açan fosil yakıtlara odaklandı.

Bir şeyler yapmamız gerektiğini biliyoruz, ancak “bir şeyler yapmalıyız” genellikle yetersizlik veya en azından belirsizliğin bir ifadesi olarak kalıyor. Yapmamız gereken şeyi tanımlamadan, yapmaya karar veremeyiz. Bir bireyin gezegensel krizle başa çıkmak için yapabileceği en yararlı dört madde şunlardır: daha az çocuğa sahip olmak; araçsız yaşamak; hava yolculuğunu önlemek; ve bitki bazlı bir diyet uygulamak... Çoğu insan bebek sahibi olup olmama kararını mantık çerçevesi içinde düşünme sürecinde değil. Çok az sürücü arabalarını kullanmayı bırakmaya karar verebilir. Günümüzde uçakla seyahat etmemek neredeyse imkansız. Ancak; neredeyse herkes, kısa süre içerisinde yemek yiyecek ve dünyanın dengesini bozan bir davranışta bulunacak. Bu dört eylemden olan yiyecek tüketimi, aciliyeti en yüksek olan faktörlerden sera gazı olan metan ve azot oksiti ele almaktadır.

Bazı insanlar vegan veya vejetaryen olmayı elitistlikle karıştırıyor.

Sağlıklı bir geleneksel diyetin bir yıl boyunca sağlıksız olandan 550 dolar daha pahalı olduğu da bir gerçek. Fakat, herkes hakkıyla sağlıklı olan gıdalara da erişebilmeli. Sağlıklı bir vejetaryen diyeti, sağlıklı bir et diyetinden yılda yaklaşık 750 dolar daha ucuz...Yılda 30.000 dolardan daha az para geliri olan Amerikalıların %9'u vejetaryen olarak tanımlanırken, 75.000 dolardan fazla kazananların yalnızca% 4'ü vejetaryen...Daha ucuz, daha sağlıklı, daha çevreci ve sürdürülebilir bir diyetin daha iyi olduğunu söylemek elitistlik değildir. Sağlıklı gıdaya erişimi olmayan insanların varlığını, bu insanlara yardım etmek için bir motivasyon olarak değil de değişmemek için bir bahane olarak kullanmasına elitistlik diyebiliriz.

Hayvancılık endüstrisinin çevre etkisinin en kapsamlı değerlendirmesi Ekim 2018'de Nature dergisi tarafından yayınlandı.

Dünyadaki her ülkeden gıda üretim sistemlerini analiz ettikten sonra uzmanlar, dünya genelinde yoksulluk içinde yaşayan, yetersiz beslenen insanların aslında biraz daha fazla yiyebilecekleri sonucuna vardı. Ortalama dünya vatandaşı, geri dönüşü olmayan çevresel zararları önlemek için et ve mandıradan ziyade bitki bazlı bir diyete geçmelidir. ABD ve İngiltere vatandaşlarının % 90'ı daha az sığır eti ve % 60'ı daha az süt tüketmelidir.

Kahvaltı veya öğle yemeğinde et tüketilmemekle buna yaklaştık diyebiliriz. Bu, bize yapmamız söylenen şeyle birebir olmayabilir fakat hatırlamamızı kolaylaştıracaktır.

Değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul etmeliyiz. Değişiklik yapmayı seçebilir veya iklim değişikliğine bağlı olarak göçmenlerin, hastalıkların, silahlı çatışmaların, büyük ölçüde azalmış bir yaşam kalitesinin geldiği bir dünyaya tanık olabiliriz. Ne yazık ki tercih ettiğimiz değişiklikleri seçme lüksümüzün son kullanma tarihi var...

Yapılması gerekenler:

  • Sığır eti burgerlerinden ayırt edilemeyen sebzeli burgerler oluşturmak.

  • Çiftlik sübvansiyonlarını ayarlamak ve çitflik hayvanların katledilmesi     hakkında yasalar çıkarmak.

  • Kafeteryalarda akşam yemeğinden önce hayvansal ürünlerin tüketimini  yasaklamak.

  • Yemek yeme biçimimizi değiştirmeden gezegeni kurtaramayacağımızın  mesajını yayabilecek ünlüler...

Bireysel sorumluluğu vurgulamak yeterli değil!

Fosil yakıtlardan uzak ve yenilenebilir enerjiye doğru küresel bir değişime ihtiyacımız var. Karbon vergisine benzer bir kanunu zorlamamız, ürünler için çevreye etkili etiketler koymamız, plastiği sürdürülebilir çözümler ile değiştirmemiz ve yürünebilir şehirler inşa etmemiz gerekiyor. Fabrika tarım endüstrisine sübvansiyonları sonlandırmamız ve meydana getirdiği çevresel yıkıma karşı da cezalandırmalar yapmamız gerekiyor. Bu değişikliklerin bireylerin tek başına yapması imkansız olduğu için siyasi bir devrime bile ihtiyacımız olabilir.

Sonuç olarak; ya yemek yeme alışkanlıklarımızın değişmesine izin vermeliyiz ya da gezegenimizin bitmesine göz yummalıyız.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
corpse-bride

çözüm et tüketmemek değil insanın et yemeye ihtiyacı var ne olursa olsun ama nüfusu azalt yukarıda saydıgın seylerın cogu zaten olmayacak sorun cok fazla nufuslanmıs olmamız. otomasyona gecılen bı dunyada gereksız kalabalıklarada ıhtıyac yok artık

coldhearted

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanlar, hiç yaşamamış gibi ölürler. Günümüzde insanoğlunun yaptığı da tam olarak budur. Kendi çapında çevre ve doğa için bir şeyler yapmaya çalışan bireyleri tenzih ediyorum her ne kadar azınlık kalsalar da. Dünya genelinde inanılmaz bir israf ve tüketicilik söz konusu ne yazık ki ve bunların çoğunluğu karnı aç olanlar değil, gözü aç olanlar. Saygılar.

kurtali1983

Al biri daha çıktı bizleri suçlayan. Ülkenin yüzde 70 inden fazlası fakir kazandıkları parayla bırak dünyayı kirletmeyi kendilerini bile kirletemezler. Kirletme olayını dünyaya yaydıgın zaman dünyanın yüzde 97 si fakir! Yani insan etkilerinden dolayı birşeyler olmuşsa eger geri kalan yüzde 3 ü yapmış bunu. Kasmayın bu kadar gençleri umutsuzluga depresyona sevk ediyorsunuz bu haberlerle. Öleceksek bırakın kalan hayatımı biraz daha mutlu yaşayalım bari. 3 gün sonra öleceksin deyip ha bire iç karartıcı haberler vermek ne kadar dogru.

avvora

sanayileşme süreciyle değişen beslenme alışkanlığı ile hayvanların eziyet gördüğü, robotlaştırıldığı bir düzen içinde yediğimiz hayvansal gıdaların vücudumuza ilkel beslenme çağında olduğu gibi faydası olduğunu düşünmüyorum ama şu hayvansal gıda tüketilmemesi fikrini kabul etmek zor çünkü insan doğası ve evrimsel süreç bu durumun aksini belirtiyor hayvansal ürünlerle beslenmemek mümkün değil bence, burda asıl mesele denge ve gerçekten hayvanlara eziyet edilmeden doğal ortamlarında yaşama imkanı olan hayvanlarla iç içe yaşanacak bir düzenin olması, tabi bu beslenme alışkanlığı ile iklim değişikliği arasındaki bağ diğer etmenlerin yanında devede kulak

selaminko

herşeyi dengeli tüketmek doğrusu. et tüketmemek değil.

Görüş Bildir