Fizik Yasalarına Meydan Okuyan Göktaşı Keşfedildi: İmkansız Bir Hızda Dönüyor!
Fizik kurallarına göre çoktan parçalanmış olması gereken dev bir göktaşının olağanüstü dönüş hızıyla keşfedilmesi, gökbilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Mars ile Jüpiter arasındaki Ana Asteroid Kuşağı’nda tespit edilen bu sıra dışı cisim, asteroidlerin yapısına ve dayanıklılığına dair yıllardır kabul edilen bilimsel kabulleri yeniden tartışmaya açtı. Bilim insanları, söz konusu keşfin Güneş Sistemi’nin oluşum sürecine ilişkin önemli ipuçları barındırdığı görüşünde.
Fizik yasalarına göre çoktan parçalanmış olması gereken dev bir göktaşı, olağanüstü dönüş hızıyla gökbilim dünyasında büyük şaşkınlık yarattı.

Ana Asteroid Kuşağı’nda tespit edilen bu sıra dışı cisim, asteroidlerin yapısına ilişkin uzun süredir kabul gören teorilerin yeniden değerlendirilmesine neden oldu.
Henüz tam kapasiteyle bilimsel gözlemlere başlamadan önemli keşiflere imza atan Vera C. Rubin Gözlemevi, Mars ile Jüpiter arasındaki bölgede yer alan ve “2025 MN45” olarak adlandırılan bir göktaşını mercek altına aldı. Yaklaşık 710 metre çapındaki bu göktaşı, kendi ekseni etrafındaki bir dönüşünü yalnızca 1,88 dakikada tamamlıyor. Bu değer, bugüne kadar büyük asteroidler için kabul edilen fiziksel sınırların çok ötesinde.
Bilim dünyasında yaygın görüş, büyük asteroidlerin çoğunun kütleçekimiyle bir arada tutulan gevşek kaya ve toz yığınlarından oluştuğu yönündeydi.

Mevcut modellere göre 150 metreden büyük bir göktaşının 2,2 saatten daha kısa sürede dönmesi, merkezkaç kuvvetinin kütleçekimini aşarak cismin dağılmasına yol açmalıydı. Ancak 2025 MN45’in bu sınırı açık biçimde aşması, söz konusu kabullerin sorgulanmasına neden oldu.
Araştırmayı yürüten Sarah Greenstreet liderliğindeki ekip, benzer şekilde “teorik olarak mümkün görünmeyen” dönüş hızlarına sahip 18 farklı göktaşı daha tespit etti. Elde edilen bulgular, bazı asteroidlerin sanılanın aksine gevşek yapılı değil; son derece yoğun, tek parça ve yüksek dayanıklılığa sahip olabileceğini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre bu tür göktaşları, Güneş Sistemi’nin oluşum sürecindeki şiddetli çarpışmalardan zarar görmeden çıkmış, milyarlarca yıl öncesine ait son derece eski ve sağlam yapılar olabilir. Bu da onları, erken dönem Güneş Sistemi koşullarını anlamak açısından benzersiz birer doğal kayıt haline getiriyor.
Söz konusu keşif, yalnızca asteroidlerin fiziksel özelliklerine dair değil, aynı zamanda Güneş Sistemi’nin evrimsel geçmişine ilişkin mevcut teorilere de yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Rubin Gözlemevi’nden elde edilen verilerin, önümüzdeki yıllarda uzayın erken dönemlerine dair birçok bilinmeyeni aydınlatması bekleniyor.
Bu haberi yapay zeka yorumuyla dinlemek ister misiniz?
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın