Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Batman,Süperman Derken Davutoğluman | Cüneyt Özdemir | Radikal

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Batman, Süperman Derken Davutoğluman! Türkiye Cüneyt Özdemir

Batman, Süperman Derken Davutoğluman!  Türkiye  Cüneyt Özdemir

CÜNEYT ÖZDEMİR 

Her ne kadar dünya basını görmezden gelse de Dışişleri Bakanımızın son büyük diplomatik başarısını dün gazetemizden Deniz Zeyrek’in yazması üzerine öğrendik. Biz karalar bağlamış, Suriye sorununun içinden nasıl çıkacağız diye düşünüp dururken Dışişleri Bakanı meğer boş durmuyormuş. Ukrayna’da Kırım Tatarlarının sorunlarını çözmek için tüm tarafları aynı masanın etrafına oturtmayı başarmış. Bununla övünüyor.

En son Arakan’a ramazanda yaptığı turistik geziden sonra gerçekten dünya çapında büyük başarı!

Bu kadar da değil, kendisinin icat ettiği ‘sıfır sorun’ kavramının dünyaca ünlü bir marka olduğuna da ciddi ciddi inanıyor. Psikolojik bir devrim gerçekleştirdiğini söylerken de bayağı bir ciddi gözüküyor.

Dışişleri Bakanı, Arakan’dı, Kırım’dı, dünyanın ‘en çetrefilli’ meselelerine çözüm ararken kendi ürettiği politikalar nedeniyle bizim topçular Suriye’yi bombalamaya başladı bile...

Nasıl bombalamasın, Suriye’den beklenen ilk bomba dün Akçakale’ye düştü. ‘Beklenen’ diyorum zira hiç kimse bu bombanın Türkiye topraklarına düşmesine şaşırmadı. Hatta Akçakale’de halk ayaklanıp kaymakamlığı taşa tutarken Suriye’ye değil Akçakale’yi boşaltmadığı için valiye daha çok kızmış gibi gözüküyordu.

Türkiye’de herkes Dışişleri Bakanı’nın ürettiği Suriye politikasının sonucunda topların günün birinde tepemizde patlayacağını biliyordu. Tek bilinmeyen, top mermilerinin ne zaman ve nereye düşeceğiydi. Onu da önceki gün 2 çocuğumuzu kurban vererek Akçakale’de öğrendik. Şimdi kriz masalarında, Meclis’ten alelacele çıkarılan tezkerelerde işi daha da öteye götürmek için yeni yollar arıyoruz. Tarihte adı ‘Ahmet Davutoğlu Savaşı’ olarak anılacak gül gibi bir Suriye savaşına doğru adım adım yaklaşıyoruz.

Anketlere bakıyorsunuz, Türkiye sokaklarında hiç kimse hükümetin Suriye politikasından memnun değil. Sosyal medyaya bakıyorsunuz, birkaç meczubu ve çapulcuyu saymazsanız hemen herkes Suriye ile savaşa karşı.

Gelin de bunu Dışişleri Bakanı’na anlatın! Son olarak BBC muhabirine Suriye için “Masanın üzerinde savaş seçeneği var” gibi cümleler söyleyip ardından ağzından çıkan bu sözleri yalanlıyordu. Türkiye’ye düşen bombalar, ölen çocuklardan sonra alın işte, ‘körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz!’

DSİ’deki bir memurunu, emniyetteki bir müdürünü bile bir kez atadıktan sonra asla geri adım atıp, görevden almamakla övünen AK Parti elbette -Dışişleri Bakanı’nın bu politikasına inanmasa da katılmasa da- bu saatten sonra geri adım atmayacak. Tam tersi, bu politikayı eleştirenlere karşı savaş açacak. Bu sesleri susturmak için elinden geleni yapacak.

Hatırlarsanız Dışişleri Bakanı’nın “Esad’ın günleri sayılı” sözlerinin üzerinden aylar geçti, Esad hâlâ orada duruyor. Bu gidişle bir yere gideceği de yok. Üstelik artık yanlış hesap nicedir Bağdat’tan da dönmüyor.

Bir akademisyenin kişisel hırslarının, stratejik derinlik adını verdiği yüzeysel politikalarının rehinesi olduk. Dışişleri’nin aklıselim tecrübeli bürokratları, diplomatları neredeyse by-pass edilmiş durumdalar.

Bir süper kahramanın süper güçlerini kaybettiği an bir trajedidir, süper güçleri olmayan birinin süper kahraman olmaya soyunduğu an ise bir komedi.

Süper güçleri olmayan bir akademisyenin süper hırslarının peşinde, bindik bir alemete, gidiyoruz kıyamete.

İran’da nükleer pazarlıklardaki başarısızlığını, Lübnan’daki hükümet kurma girişimlerinin yerle bir olmasını, İran ile her an savaşa girme ihtimalimizi, İsrail ile yakılan gemileri ve son olarak Suriye ile savaşın eşiğine geldiğimizi düşünürseniz Allah Kırım Tatarlarına kolaylık versin!

ÖSO İstanbul’dan canlı yayında

Günlerdir Türkiye’yi Suriye ile savaşa sokmak için düzmece ve provokasyon kokan haberler yayımlayan El Arabiya televizyonu önceki gün İstanbul’da Abdülhamit Ömer Zekeriya’ya bağlandı. Daha önce akşam Suriye’ye savaşmaya gidip sabah Türkiye tarafında tuttuğu eve dönen El Kaideciyi manşetlerde okumuştuk. Türkiye sınırını geçip canlı yayına katılan, yayın uzayınca “Savaşa gidiyoruz, keselim” diyenini izlemiştik. Ancak ilk kez İstanbul’dan askeri üniforması ile bağlanan Özgür Suriye Ordusu komutanını gördük. Bir tek biz değil dünya da gördü. Kamuflaj üniforması ve üç yıldızıyla sanki İstanbul’dan değil de Ortadoğu’daki savaş bölgesinden programa katılıyor gibi bir havası vardı. Arkasındaki Sultanahmet Camii’ni, Karaköy’ü görmüyor olsak savaş meydanından gerçekleştirilen bir canlı yayın izliyor sanabilirdik. Ama hayır, komutan İstanbul’daydı ve heyecanla Suriye’deki uçağımızı Rusya’nın düşürdüğünü anlatıyordu. Provokasyona bak, provokasyona...

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluBeşer EsadCüneyt ÖzdemirİranİsrailİstanbulLübnanRusyaSavaşSultanahmet CamiiSuriyeUkrayna
Görüş Bildir