'Cem Adrian'ı Kusursuzlaştırmak İçin Çok Uğraştım'

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

'Cem Adrian'ı Kusursuzlaştırmak İçin Çok Uğraştım'

'Cem Adrian'ı Kusursuzlaştırmak İçin Çok Uğraştım'

Yeni albüm ‘Şeker Prens ve Tuz Kral’, yine bir önceki albümden çok kısa bir süre sonra çıktı. Nedir bu aceleniz?

‘Siyah Bir Veda Öpücüğü’nden sonra bir süre albüm yapmam diyordum. Kayıt tarihlerine bakıyorum, önceki albüm eylülde çıkmış, ilk kaydım aralık. Üç ay sonra yeni bir şey yaratma isteği duymuşum.

Üstelik çok konser veren, zamanını yolda geçiren birisiniz.

Yolda yazıyorum zaten şarkılarımı. Türkiye ’nin en çok konser veren insanlarından biriyim. Hep turnedeyim. Yollarda da yapacak fazla bir şey yok...

Hırpalamıyor mu bu sizi?

Benim hayatım Cem Adrian bencilliği üzerine kurulu. Ailemi, özel hayatımı, dostlarımı, evimi, köpeğimi, her şeyimi ihmal ediyorum Cem Adrian için. Bu sene, yıllardır ilk kez 19 gün arka arkaya boşluğum vardı. Beş şehir dolaştım ve yaptığım şey otelde uyumak ve yeni projeler üretmek oldu. Mutsuz değilim ama. Beni en çok mutlu eden, yeni bir şarkı yazıp paylaşmak. Benim için orgazm stüdyoda.

Bir de şarkı sözlerinden görsellerin photoshop’lanmasına her şeyde sizin imzanız var. Bir tür kontrol delisi olma hali mi bu?

Öyle. Her şey benim elimden çıkıyor. Bir iletişim danışmanlığı şirketimiz var fakat sadece röportajları reddetmesi için. Onların bir gazeteye göndereceği fotoğrafları bile ben editliyorum. Yazı karakterleri, fontlar, logolar, videolar, her şey benim elimden çıkıyor. Ancak o zaman özgün olabilirim. Eskiden beri şarkılarımı da kendim kaydediyorum. Radyo istasyonunda çalışıyordum, orada yolunu bulup kaydederdim şarkılarımı.

Kendinizi hiç eleştirmez misiniz?

Cem’i eleştirebilirim ama Cem Adrian’ı eleştiremem. Canlı performansıma güveniyorum, canlı performans için en çok efor sarf eden insanlardanım. Önceden görüyordum ama son yıllarda negatif bir şey göremiyorum, çünkü Cem Adrian’ı kusursuzlaştırmak için çok uğraştım. Elbette hataları, kusurları vardır ama bunun sebebi çok çalışması! Cem’le alakalı problemler var, o ayrı. (Gülüyor)

Nedir Cem’in problemleri?

Hepimiz bu dünyada birlikte yaşamak zorundayız. Bu kadar eleştirel olmayarak da yaşayabilirim... Bazen müzisyen arkadaşların da kalbini kırıyorum. Halbuki bana ne! Olmuyor işte.

7 oktavlık sesinizi başka türlü değerlendirmeyi niye tercih etmediniz?

Artık gerçekten ses tellerimden konuşmak istemiyorum! Çok büyük bir şey kırdım hayatımda. Bir ses canavarı olarak çıktım meydana. Fazıl Say beni keşfettiğinde, oğlunu över gibi övdü herkese. Bu bana inanılmaz sorumluluk yükledi. İlk albümde ve konserlerde çok büyük stres yaşadım. Sonra dedim ki ikinci albümde, bunu yapmayacağım. Ya world music’e yoğunlaşacaktım ya da edebiyat yapacaktım bugünkü gibi. Edebiyat yapmayı seçtim özgür müzik yapmak istiyordum. O sırada Viyana falan bir şeyler konuşuluyor hakkımda ama çıkıp opera söyleyemezdim! Zaten insanlar artık sesimle hiç ilgilenmiyor. Bir ses performansı videomu paylaştım, arkasından bir de hiç tekrar etmeyen sözlerden oluşan bir şarkımı... Şarkı üç kat daha fazla beğeni aldı. Beğeni önemli değil ama fikir de veriyor. ‘Tek Kişilik Aşk’ı yayımladığımda kimse bana şarkının başındaki trompet seslerini sen mi yapıyorsun diye sormadı. Kimsenin umrunda değil. Yalnızca Fazıl Say “Oktavlarından kaçı kaldı?” diye sordu. Dedim ki “Hiçbir fikrim yok!” Umrumda değil çünkü.

Değişen bir şey midir oktav?

Ses teli dediğiniz şey kastır. Sporu bıraktığınızda nasıl eskiden yapabildiğiniz hareketleri yapamazsınız, bu da öyle. Ancak çalışırsanız geri gelir.

Yakında başka proje var mı?

Umay Umay ile ortak kitap ve CD projemiz var. Kitabı yazıyor, bana boş sayfalar bırakıyor, dolduracağım. Ben müzikleri yapıyorum, söz yazacağız.

Geçen yıl ‘Yalnızlık’ın mastürbasyonlu videosu olay yaratmıştı da o dönemde röportajı kabul ettirememiştik size. Yakalamışken soralım: Uygunsuz bulanlara cevabınız nedir?

TV için yapılmış bir iş değildi. Kimse TV’de rastgelmedi, herkes arayıp buldu. O klibi başka biri çekmişti, ben daha fena çekerdim. O zaman televizyonda hardcore porno varken bunun tartışılmasını anlayamamıştım. O evlilik programlarını izleyin, hardcore porno onlar! Ya da travesti miydi insanları rahatsız eden? Türkiye’nin sanat güneşi bir travestiydi; alışkınız, klibimdeki travesti niye bu kadar hırpalandı anlamadım! İnsanlar bu gerçeklerle yaşamak zorunda. Yeni klipte daha beterini yapacağım!

Röportajlara sıcak bakmama durumu nereden kaynaklanıyor?

Hiç gerçekçi bulmuyorum çünkü. Karşında oturan birçok insan seninle ilgili hiçbir şey bilmiyor. Şunu istiyor sadece: Cem Adrian albüm çıkarmış, 1 saatlik programda gelsin anlatsın, hem onun işine yarasın hem benim. Kimsenin işine yaramak istemiyorum! İşini iyi yapan biriyle elbette konuşurum. Televizyon zaten yalan dolan! Allah aşkına bana doğru düzgün bir kanal gösterin! Kültür-sanat programı yok birçok kanalda. Olan kanallar da Gezi Direnişi’nden sonra benim için artık yoklar. Dün sokaklarda kıyamet koparken, haber yapmayalım diye üç kere üst üste aynı maçı verdi bu kanallardan biri. Hiç kusura bakmasınlar.

Soyisminiz Filiz’miş, Adrian’ı Edirne’nin eski isminden esinlenerek seçmişsiniz kendinize. Bağlı mısınızdır Edirne’ye?

Edirne benim için özel bir yer ama konsere gitmiyorum, barışamadık oradaki seyirciyle. Konserlerde dinlemiyorlar, konuşuyorlar, atışıyoruz. Ailemi görmeye gidiyorum oraya.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AdobeEvlilikFazıl SayKitapKonserTercihaşkmüzikolayorgazmpornoşeker
Görüş Bildir