Yaşayan Efsane: Su Gibi Sesi, Sahnede Devleşen Oyunculuğu ve Beyazperdede Aklımıza Kazınan Rolleriyle Hümeyra!

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Sanatçı denince akla gelen ilk isimlerden biri olan ve sesiyle, oyunculuğuyla, resim yeteneğiyle, şöhretten uzak yaşamıyla herkesi kendine hayran bırakan Hümeyra'yı anlatıyoruz, toplaşın...

Röportaj için kaynak

1. 20’li yaşlarında şarkı söyleyerek, 30’lu yaşlarında tiyatro sahnelerinde oynayarak, 50’li yaşlarında ise dizilerde ve beyazperdede oyunculuğuyla döktürerek efsane oldu.

2. Trafalgar Meydanı’nda çiçek çocuk olarak gitar çaldığı ve şarkı söylediği, ardından Aşık Veysel’in ‘Güzelliğin On Para Etmez’ini seslendirerek başladığı yolculukta onlarca ödüle layık görüldü.

3. Güzel sesi, efsane oyunculuğu ve şöhretten uzak yaşamıyla hepimizi kendine hayran bırakan Hümeyra’dan bahsediyoruz…

4. On parmağında on marifet olan Hümeyra’nın başarısı bir sır değil elbette: İnsan hakları üzerine çalışan Sorbonne mezunu profesör babası Muafakat Bey ve paşa babasının görevi nedeniyle Mısır’da öğrenim gören ve dört dilen annesi Malike Hanım…

1947 yılında Ankara’da dünyaya gelen ünlü sanatçı küçük yaşlarda baleye gönderildi ama iyi bir balerin olması için değil; derli toplu ve kuğu gibi zarif olsun diye… Ankara Koleji, Avusturyalı mürebbiyeler ve babasını kaybetmesiyle geçen Ankara yıllarının ardından 10 yaşında annesiyle İstanbul’a taşındı.

5. Lise eğitimi için Londra’ya gittiğinde dünyanın seyri de farklıydı: Grafik dizayn dersleri alan ve gitarla tanışan Hümeyra, Trafalgar Meydanı’nda çiçek çocuklarla gitar çaldı, İngilizce şarkı söyledi ve para kazandı.

Babasını kaybettikten sonra maddi olarak da sıkıntılar yaşamaya başlayan ailesine destek olmak için kendi parasını kazandı.

6. Türkiye’ye döndüğünde ise plak kapağı yapmak için girdiği şirkette hayatı değişti: Çalışırken söylediği şarkıları duyan patronu iş teklif etti ve böylece müzik dünyasına adım attı.

1970’li yıllarda yaptığı tüm 45’likler hit oldu. Aşık Veysel’in ‘Güzelliğin On Para Etmez’iyle kariyerinin doruk noktasına ulaştı; ‘Var Git Ölüm’, ’35 Yaş’, ‘Anlatamıyorum’, ‘Kördüğüm’, ‘Sessiz Gemi’ ve ‘Dilber’ gibi unutulmaz şarkılara imzasını attı. Arabesk müziğin popülerleşmeye başladığı dönemde istediği şarkıları söyleyemeyince müziği bıraktı.

7. Ve tiyatro sahneleri: Duayen Haldun Dormen’in teklifiyle Şan Tiyatrosu’nda ‘Selam Meloş’ oyununda yer aldı; öyle ki şarkı söylediği unutuldu.

Hümeyra, 16 yıl boyunca Şehir Tiyatroları’nda pek çok oyuna imzasını attı ve adeta sahnede devleşti. Şan Müzikholü’nden Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu’na, Ortaoyuncular’dan Şehir Tiyatroları’na kadar pek çok sahnede izleyiciye harika seyirler sundu.

8. Yine bir sürpriz: Tiyatroda komedi dahil her rolün altından başarıyla kalkan Hümeyra, Atıf Yılmaz’ın ‘Talihli Amele’ filmiyle beyazperdeye ışık yaktı ancak o dönemde çok az filmde oynadı.

O dönemki eşi ünlü yönetmen Ömer Kavur’un ‘Kırık Bir Aşk Hikayesi’ filminde oynadı ancak kendi deyimiyle “yönetmen karısı” olarak aktrisliğin yolunun yönetmenin koynundan geçmediğini kanıtladı. Elbette ki o dönem sansasyon olan iddialara atıfta bulunuyordu Hümeyra ve kendisiyle dalga geçiyordu. Deniz Türkali’yle bir anısını da Asu Maro’ya verdiği röportajda şöyle aktarıyordu: “Deniz’le şikayet ederdik; hani iyi aktrisliğin yolu yönetmenin koynundan geçiyordu? Biz koynundayız, hiçbir şey yok.” 

Yine Asu Maro’ya verdiği röportajında çok istediği bir rol için Ömer Kavur’un gözlerinin içine içine nasıl baktığını anlatıyordu. Asu Maro’nun sözleriyle: “Müjde Ar’ın oynadığı ‘Ah Güzel İstanbul’da çok aklı kaldı. ‘Ben oynayayım’ demeyi gururuna yediremedi, senaryodaki kadının yüzünde bıçak yarası var diye günlerce Kavur’un karşısında yüzündeki kazadan kalma yarayı göstererek oturdu ama nafile…”

9. 1980’li yıllarda çıkardığı albümlerin ardından butik açtı, gece kulübü ve bar işletti ve 1997 yılında çıkardığı Beyhude’nin ardından kabuğuna çekildi.

Özel hayatını gözlerden uzak yaşamayı tercih eden Hümeyra beş evlilik yaptı: Haluk Aşkın, oğlu Sadık’ın babası Mithat Bigat, Ömer Kavur, Fikret Hakan ve Jimmy Cicero… Fikret Hakan’la otuz gün süren evliliği dönemin magazin basınında sıklıkla yer alsa da Hümeyra özel hayatını gizli tutmaya çalıştı.

10. Gülse Birsel ve Çağan Irmak’la gelen ikinci şöhret: Belli bir yaşın altındaki herkes onu Avrupa Yakası’nın soldan soldan gelen İffet karakteriyle tanıdı.

Gülse Birsel’in Türk televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en iyi komedilerinden bir tanesine imza attığı Avrupa Yakası’nda anne rolüyle karşımıza çıktı Hümeyra. Şarkıcıydı, tiyatrocuydu derken diziden sansasyonel bir şekilde ayrıldı. Onun için zor bir dönem olduğunu da üstüne basa basa anlattı. 

Ve Çağan Irmak’ın ‘Babam ve Oğlum’ filminde canlandırdığı Nuran karakteriyle gönlümüze taht kurdu.

11. Ardından televizyonda ve sinemada pek çok işe imzasını attı: ‘Melekler Korusun’, ‘Yalan Dünya’, ‘Kabuslar Evi’, ‘Ulak’, ‘Dedemin İnsanları’ ve ‘Unutursam Fısılda’…

Gülse Birsel’in yazdığı ‘Yalan Dünya’ dizisinden gazetelere yansıyan bir haberle ayrıldı ve ardından yine kabuğuna çekildi. Tam da bu dönemde aradığı huzuru ve dinginliği tuvallerde buldu, resim yapmaya başladı.

12. “Çağan Irmak olmasaymış, Hümeyra Türk sinemasına olmayacakmış”

Gönül bağıyla bağlandığı Çağan Irmak sayesinde ikinci kez sinema hayatına dönen Hümeyra ona elbette ki çok şey borçlu… Sözleriyle de bunu sık sık dile getiriyor zaten: “Demek ki neymiş, Çağan Irmak olmasaymış, Hümeyra Türk sinemasında olmayacakmış. Film teklifi gelmedi mi, geldi. Fakat ben o rolde kendimi bulamadım. Israrla benim elimi tutup bir türlü bırakmayan, hemen hemen her projesinde hiçbir şey olmasa bir yerde Hümeyra’yı kapıdan sokup bacadan çıkartabilir miyim diye düşünen bir tek Çağan var.”

13. Altın plaklar, tiyatro ödülleri, Altın Portakal ve hem Uçan Süpürge’den hem de Roma Türk Filmleri Festivali’nden onur ödülü…

Her ne kadar resim yaparak hayatını geçirmeyi planlasa da Hümeyra’yı yine ekranlarda ve beyazperdede görmeyi umuyoruz. Kazandığı altın plakların yanı sıra TÜRSAK Vakfı tarafından düzenlenen İstanbul Uluslararası Sinema Tarih Buluşması’nda ‘Işık Saçan Apollon Heykelciği’ni kapan Hümeyra, 2005 yılında Sinema Yazarları Derneği tarafından ‘En İyi Kadın Oyuncu’ seçildi; 2007 yılında İsmail Dümbüllü Ödülü’ne layık görüldü ve 2015 yılında hem Uçan Süpürge’den hem de Roma Türk Filmleri Festivali’nden onur ödülü aldı.

14. Son olarak dijital platform dizisi Şahsiyet’te konuk oyuncu olarak yer alan ve adeta döktüren Hümeyra’yı ayakta alkışlıyoruz. Çok yaşasın! 👏

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
_oishii_

Çağan Irmak'ın kazandırdıklarını en çok Çemberimde Gül Oya'da bulabilirsiniz.. hele bir Şerif Sezer vardır ki, zaten vardı fakat zirveyi oynadı

walter-sullivan

#10 Ay Tahsin geliyorlar soldan soldan !

rrr

yaşlı insanların küçüklük resimlerini görmek bende çok garip duygular uyandırıyor. melankoli sanırım, özlüyorum bişeyleri ama tam emin değilimonların ne olduğundan.

varki-mine

sen hiç kabuğuna çekilme hümeyra.. tam tersine daha çok ol hep gözümüzün önünde dur.... AŞKsın senn

elif-can1

Böyle sanatın her dalına yeteneği olan insanlar haset duygumu tetiklese de bayılıyorum bu kadına

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

AltınAltın PortakalAnkaraEvlilikİstanbulJet SosyeteMısırSinemaTercihTiyatroanneaşkmüzik
Görüş Bildir