Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Tüm Yönleriyle Zamanının Çok Ötesinde Bir İcadın Hikayesi: Dünyanın İlk Uçan Dairesi!

Sanat-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Pek çoğumuz bilmeyiz ancak, İngiltere gerçekten de Soğuk Savaş döneminde bir uçan daire geliştirmiş ve patentini almıştı. İşte zamanının çok ötesinde bir icat olan o uçan dairenin hikayesi:

İngiliz Demiryolları, 1960'ların sonunda Charles Osmond Frederick isimli mühendisi bir kaldırma platformu tasarlaması için işe aldı.

Bu basit planı gerçekleştirmek için işe koyulan Frederick'in icadın ileride neye evrileceğinden haberi yoktu. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra Frederick'in tasarımı onlarca yolcu taşıma kapasitesine sahip, lazerle tetiklenen bir füzyon motoruyla çalışan ve yapay yerçekimi kullanan bir uçan daireye dönüşecek, 21 Mart 1973'te İngiliz Patent Ofisi'nden dünyanın ilk uçan dairesi olarak onay alacaktı.

O zamanlar gerçeğe dönüştürülmesi mümkün olmasa da, tasarım hiç de imkânsız olmayan bir çalışma prensibine sahipti.

Güç kaynağı olarak düşünülen hidrojenin, uçan dairenin alt kısmında bulunan manyetik hızlandırıcı sistemine çok küçük miktarlarda enjekte edilmesi, burada bulunan yüksek enerjili lazerlerin ise hidrojen atomlarını ışık hızına mümkün olduğunca yaklaştırarak çarpıştırması tasarlanmıştı. Böylece çarpışan atomlardan bir kısmı nükleer füzyona girecek ve helyum üretmeye başlarak uçan daireye enerji sağlayacaktı.

Bu, küçük çaplı bir hidrojen bombası üretmek anlamına geliyordu.

Patent metnine göre saniyede 1,000 kez gerçekleşmesi planlanan bu patlamalar, gemiyi harekete geçirecek ve bir süre sonra Dünya'nın yörüngesine sokabilecek hıza ulaştıracaktı. Bu tasarımın en büyük avantajı, modern roket sistemlerinin en büyük problemini aşarak, az yakıtla maksimum enerji sağlayacak olmasıydı.

Uçan dairenin altmış yolcu kapasiteli olması planlanıyordu.

Tasarımlarda geminin üst kısmının yuvarlak, tek bir alandan oluşması planlanıyor, bu alanın ortasında büyük bir kolon, çevresinde ise yolcu koltuklarının bulunması düşünülüyordu. Geminin tasarımındaki eksik nokta ise, alt kısımda bulunan motor bölümüyle üst kısımda bulunan yolcu bölümünün birbirinden nasıl ayrılacağıydı. Nükleer tepkime durumunda açığa çıkacak iyonizan radyasyonun bir şekilde yolcuların bulunduğu kısma etki etmesi ve gemide bulunan herkesi öldürmesi önlenmeliydi. Tasarımcı, bunu mümkün kılmak için o zamanlar henüz icat edilmemiş bir manyetik saptırma sisteminden söz ediyordu.

Uçan dairenin aynı zamanda yapay yerçekimi kullanması tasarlanmıştı.

Uzun süre yerçekimsiz ortamda kalmanın yolcuların sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratacağı düşünüldüğü için, gemide o zamanlar mümkün olmayan bir başka teknolojinin daha kullanılması düşünülmüştü: yapay yerçekimi. Bu düşüncenin o zamanlar için hayata geçirilmesi imkânsızdı ve nasıl mümkün olabileceğiyle ilgili pek çok teori mevcuttu; ancak konunun bugün kullandığımız uzay araçlarında bile büyük bir sorun olduğunu düşündüğümüz zaman, atılan bu ilk adım yine de oldukça kıymetli.

Düşünce ise elbette uzay teknolojilerinde diğer dünya ülkelerinin önüne geçecek üstünlüğü kazanmaktı.

Dünyanın büyük güçlerinin teknoloji konusunda bir yarış hâline girdiği Soğuk Savaş döneminde, özellikle ABD ve Rusya'nın Ay seyahati için girdiği mücadeleden hepimiz haberdarızdır. Böyle bir ortamda (Ancak o zamanlardan daha sonra) İngiltere de kendi gücünü kullanarak devrim yaratabilecek teknolojiler tasarlamış, özellikle uçan daire hayalini uzun süre saklı tutmuştur.

Peki Frederick'in bu hayali gelecekte hayata geçirilebilir mi?

Evet, eğer ihtiyaç duyacak olursak geçirilebilir. Ancak bugün inşa edilmesi durumunda hâlâ karşımıza çıkan çeşitli sıkıntılar olacaktır. Aslına bakılırsa Frederick'in tasarımı ve ürettiği çözüm önerileri bugün bilim camiası tarafından çokça tartışılan, gözde konulara işaret etmektedir ve bunların tümü çözülebilmiş değildir. Özellikle nükleer enerji ve füzyon gibi konular çok büyük enerjilerle çalışmak anlamına geldiği için dikkatli davranılması gerekmekte, bir felakete yol açabilecek bu uygulamalar hakkında haklı bir endişe duyulmaktadır. Ne diyelim, umuyoruz ki zaman içerisinde tüm bu problemleri aşar ve Frederick'in bu muhteşem tasarımıyla gezegenler arası seyahatlere çıkma şansına erişiriz...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
morningst4

Arkadaşların dediği gibi Nazi'ye kadar uzanıyor uçan daireler.Bunların birçoğunun Antartika'da yeraltı üslerinde tutulduğu iddia ediliyor.Hatta daha uçuk teoriye göre Naziler'in 2.Dünya savaşı sırasında Andromeda denen yerden sinyaller mesajlar aldığı bundan dolayı Mars'a ve Ay'a gittikleri burada üsler ve koloniler kurduğu söyleniyor.

pezz

hitler de yapmıştı alın size ingiliz oyunu

gzm-ynklr

Paylaşım için teşekkürler

bisosyo.com

Nazi Almanyası'nın yaptığı deneyleri inceleyin. En sonda ki hikaye de Nazilerin teknolojik alanda nasıl bir anda sıçrama yaptığı anlatılıyor. http://www.bisosyo.com/nazi-almanyasinin-gizli-ufo-projesi/

hecaitomix

Bnali YILDIRIM : “sistematik bir şey yok, abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç karışmıyor, bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp işini göreceksin, kafayı taktın mı o zaman işin kötü, çok fazla hikmetine fazla şey etmemek lazım” dedi.

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriBilimİngiltereRusyaSavaşUzayroket
Görüş Bildir