Büşra Ersanlı: 'Özgür Ama Mutsuzum'

 > -

KCK Davası Başlıyor

KCK Davası Başlıyor

PKK'nın şehir yapılanması KCK'ya yönelik soruşturma sürüyor. Akademisyen ve gazetecileri de kapsayan İstanbul'da açılan davanın ilk duruşması bugün yapılacak. İlk duruşmada BDP'nin Anayasa Komisyonu üyesi Profesör Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 132'si tutuklu toplam 193 sanık ilk kez hakim karşısına çıkacak.

PKK'nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK'ya yönelik ilk operasyon Diyarbakır merkezli olarak 14 Nisan 2009'da gerçekleştirildi.

12 ilde eşzamanlı düzenlenen operasyonda 53 kişi gözaltına alındı.

KCK'nın basın, hukuk, STK ve diğer alanlarda üyeleri olduğu iddiasıyla operasyon genişledi.

Adalet Bakanlığı'na göre bin 100, BDP'ye göre 7 bin kişi KCK operasyonlarında gözaltına alındı.

KCK ile ilgili ilk iddianame Diyarbakır'da hazırlandı. Ardından operasyonlar dalga dalga devam etti.

BDP'nin Anayasa Komisyonu üyesi Profesör Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 193 sanık hakkında dava açıldı. İlk duruşma Silivri'de görülecek.

Bir sonraki operasyon meslek örgütleri, hukuk ve basın sektörüne dönüktü. Özel yetkili savcı avukatlarla ilgili olarak 892 sayfalık iddianame hazırladı, bu soruşturmada 36 avukat tutuklandı.

KCK'nın basın komitesine yönelik açılan soruşturmada ise hükümetin özel yetkili mahkemeleri kaldırma isteğine yol açan MİT krizi yaşandı.

Savcı Sadrettin Sarıkaya, eski MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski MİT Müsteşarı Emre Taner, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve 2 MİT görevlisini ifade için savcılığa çağırdı.

Haberin Tamamı İçin:

Büşra Ersanlı’nın Gözünden KCK Davası

Büşra Ersanlı’nın Gözünden KCK Davası

KCK İstanbul ana davası, Silivri’de, 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başladı. 132′si tutuklu, 193 kişinin yargılandığı dava, Büşra Ersanlı’dan Ayşe Berktay’a, Büşra Beste Önder’den Ragıp ve Deniz Zarakolu’ya, ağırlıklı olarak akademisyenleri, gazetecileri, yayıncıları, bağımsız aktivistleri hedef alıyor. Binlerce kişiyi kapsayan KCK davasının bütününde, sendikacılardan seçilmiş belediye başkan ve çalışanlarına, öğrencilerden avukatlara, el atılmayan alan ve kurum neredeyse kalmadı. Kürt meselesinin çözümüne yönelik bütün sivil girişimleri hedef alan bu devasa dava, 1980′den bugüne görülmemiş boyutta bir hukukî ve sosyal tahribat yaratarak ilerliyor.

2012′nin şubat ayında, Express’in 126. sayısında, tutuklu bulunan Büşra Ersanlı’yla bir mektup-söyleşi yapmıştık. O günden bugüne pek bir şey değişmedi. Bu kısa söyleşiyi dikkatlerinize sunarken, bu davanın bir an evvel karara bağlanmasını, başta Kürt sorunu olmak üzere bütün siyasî çatışma konularının özgürce tartışılabileceği günlerin gelmesini, zorlama iddianemelerle bir daha karşılaşmamayı temenni ediyoruz…

Gözaltına alındığınızda neler hissettiniz? Sorguda neyle suçlandınız?

Büşra Ersanlı: Gözaltına alındığımda bana gösterilen kâğıt üzerinde PKK/Kongragel ibaresini görünce –sükûnetimi bozmadım ama– çok ağır bir şok geçirdim. Terör, şiddet kavramlarının tüm içeriklerini hayatı boyunca reddetmiş bir insanın bununla suçlanmak istenmesi gerçekten kabul edilebilecek bir şey değil. Kâğıdı imzalamam zaman aldı. Bir yandan da çok iyi bildiğim bir şey var; aslında BDP’li olduğum, PM üyesi olduğum ve Anayasa Komisyonu üyeliği yaptığım için alındım. En azından Emniyet’in bunu çok iyi biliyor olduğu anlaşıldı, savcılık da bundan haberdar olmalı. Sorgulama tamamen ifade özgürlüğü kapsamına giren konular üzerineydi. Gösterilen birkaç delil, Kürt, özerklik, ulusların kaderini tayin hakkı, İspanya anayasası ve orada ayrılıkçılığı tartışma serbestliği gibi şeyler… Toplantılarda, panellerde aldığım notlar… Zaten özerklik üzerine akademik çalışma yapıyordum, dolayısıyla çok not tuttum. Böyle şiddetle uzaktan yakından ilgisi olmayan şeyler…

Esas olarak, BDP Siyaset Akademisi’nde verdiğiniz dersler nedeniyle suçlanıyorsunuz. O dersler sizin için ne anlam ifade ediyordu, ne dersi vermiştiniz?

Emniyet’te “sohbet” dedikleri ortamlarda akademide verdiğim dersler de soruldu. Ders belli: KADER kitabı, Türkiye’de Siyasal Kültür, Sistem ve Kadın. Ben akademisyenim. PM üyesi olduğum parti akademi açacak, ben orada ders vermeyeceğim. Normal mi? Yıllarca MHP, CHP, DSP, AKP, SHP’li kadınlara, sivil toplumda çalışan yönetici kadınlara aynı dersi verip kendi partimin çalışanlarına vermeyecek miydim?

Not defterlerinizden sayfalar, özel hayatınıza, ailenize dair imâ yüklü bilgiler gazetelerde, TV’de hoyratça kullanıldı. Tutuklanmanızın medyada aksettirilişini nasıl yorumluyorsunuz?

Hoyratça karalamalar, Emniyet kayıtlarının aynen alınarak, incelenmeden, araştırılmadan, medya etiğine tamamen aykırı olarak kullanılması… Tutuklamanın hemen öncesindeki 24 saatte zirveye çıkan, tutuklamaya kamuoyu nezdinde sözde meşruiyet kazandırma çabaları… Bunlar, nefret söylemine teslim olanların sayısını artırma işine yaramıştır. Çünkü bana verilen destek ve gözaltına alınmamın protesto edilmesi kuvvetli ve yaygındı.

Üniversite çevresinden, meslektaşlarınızdan dayanışma ve destek gördüğünüzü düşünüyor musunuz?

Üniversite çevrelerinden destek hep gördüm, görüyorum. Hem akademisyenlerden hem de öğrencilerden. Hem kendi üniversitemden, hem Boğaziçi, Yıldız ve İstanbul, ODTÜ ve Ege üniversitelerinden, ABD, Hollanda, Fransa, İngiltere ve Almanya üniversitelerinden. Ancak, Marmara Üniversitesi Rektörlüğü bir geçmiş olsun mektubu bile yazmadı. Üstelik seçim öncesi benden destek isteyen ve destek verdiğim rektörlük! Üstelik, daha adayken, akademik özgürlük meselesini etraflıca tartıştığım rektör. Dekanlık da şifahî bir selâm yollamakla yetindi. Savcılıktan izin alıp görüşmeye gelmediler. Bahçelievler on dakika buraya. Bu tutum odam basıldıktan sonra da sürdü. Meclis’teki AKP’li meslektaşlardan da ses çıkmadı —Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Prof. Burhan Kuzu, Prof. Ömer Dinçer mesela. Ne de YÖK’e yeni atanan, yakın tanıştığımız Prof.Dr. Gökhan Çetinsaya’dan. Sağlık olsun. Sağlığım yerinde, belki merak edenler vardır.

KCK kapsamındaki tutuklu sayısı dört-beş binle ifade edilir oldu: Belediye başkanları, BDP yöneticileri, gazeteciler, yayıncılar, akademisyenler, avukatlar… Bu dava hakkında ne düşünüyorsunuz?

KCK denilen dava zorlama bir dava; insan, iradesi veya şuuru dışında hiçbir örgüte üye olamaz. Hele benim yaşımda, bunca tecrübeden sonra, bilmeden KCK, PKK üyesi olmak! Kimse zorla benimsemediği bir mücadele biçiminin parçası yapılamaz; bu kanunsuz, hem de eziyet. Zaten KCK’nin ne olduğunu ben hâlâ net olarak bilmiyorum, çünkü yazılan çizilenler arasında bence güvenilir, net bir kaynak yok. Benim iradem açıktır: BDP’de alternatif muhalefet yapmak. Kırk defa da söylense PKK’li olmam olanak dışı, keza herhangi bir şiddet içeren eyleme veya harekete yardım etmem. İnsaf!

İktidara muhalif kişilerin, kapsamı çok geniş ve muğlak tutulan “torba” davalardan birine dahil edildiği bir ortam var. Köşe yazılarında, TV programlarında bazı “kanaat önderleri” çeşitli isimleri açık açık suçlayabiliyor, “ihbar ediyor”, kimilerinin çok yakında tutuklanacağını söyleyebiliyor. Bu ortamı, siyasetin yargı üzerinden yürütülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Torba” davalar lafı bile çok aşağılayıcı. Vicdanlı muhafazakârlar, kâmil insanın ne demek olduğunu bilirler. Onursuzlaştırma işlemine alet olan her kurum, her şahıs hamil olur, kâmil olamaz. İhbarıyla, suçlaması ve karalamasıyla baş başa kalır. Benim hiçbir düşmanım yok, düşman üreten ortamları da pek ciddiye alamam artık. Şiddetten korkarım, psikolojik şiddet dahil. Haksızlıklara karşı direnişim ve âdil olana yöneliş inadım kuvvetlidir. Karalama, iftira, konjonktürel bir ruh hali, yapanları küçültür. Kadın olarak şiddete uğradım, gözaltı ve tutuklama da buna dahildir. Bir de, içinde Kürtlerin daha çok olduğu bir siyasî partiyi, bu alternatif muhalif hareketi destekleyince iyice düşmanlaştırma oluyor. Haksızlığa uğrayanların yanında olmak, benim babamdan öğrendiğim en kuvvetli ve kalıcı pozisyonumdur. Karakterim, dışarıdan desteklemekten çok, hatasıyla sevabıyla içinde olmaktır. Demek ki kadınlar, Kürtler, Alevîler, emekçiler, bir de her haliyle doğal ve tarihî zenginlikler, hepsi de ilke olarak yan yana ise, ben de oradayım. Ancak unutulmamalı, otuz yıllık araştırmacıyım, akademisyenim. Yöntemime hâkim olan, bu meslektir.

Cezaevi koşulları nasıl? Günleriniz nasıl geçiyor?

Sağlığım, moralim iyi ve öyle devam etmesi için gündelik disiplini uygulamaya gayret ediyorum. Kelepçe ile, askerin muayene odasına girdiği hastanelere gitmemek için sağlam kafa sağlam vücutta bulunur sözünü tersten zihnime işliyorum: Sağlam vücut sağlam kafayla olabilir, belki… İnşallah. Uyum sorunum da yok. Pratik ve sade olmak mümkün. En iyisi de biraz saflığı yüceltmek. Yemekler ve bize gelen koli (eşya, giysi, kırtasiye) ve kitap ve mektup aktarımı biraz düzelirse, kaybolma, geri yollama gibi durumlar olmazsa, daha da iyi olacağım.

Express, sayı 126, Şubat-Mart 2012

  • Büşra Ersanlı’nın anayasa tartışmalarıyla ilgili geniş ve ayrıntılı bir makalesini Express’in son sayısında okuyabilirsiniz…

birdirbi.org

Haberin Tamamı İçin:

Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu hakim önünde

Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu hakim önünde

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen 140'ı tutuklu 205 sanıklı KCK Davası'nın birinci duruşması başladı. Duruşmada Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu'nun da aralarında bulunduğu 140 tutuklu sanık hazır bulundu. Kimlik tespiti sırasında sanıkların sorulara Kürtçe yanıt vermesi tartışmaya neden oldu.

Terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı. Sanıklar ve izleyiciler duruşma salonuna 10.00'da alındı. Duruşma salonunda sanıklar "İnadına isyan, inadına özgürlük" şeklinde slogan attarken izleyicilerde zılgıtlarla karşılık verdi. Ayrıca sanıklar tarafından kürtçe sloganlar da atılırken, mübaşir de sanıkları ve izleyicileri uyardı.

Kimlik tespiti sırasında tutuklu sanıklar Kudbettin Yazbaşı ve Mümtaz Aydeniz hakimin sorduğu bütün sorulara Kürtçe cevap verdi. Mahkeme Başkanı Ali Alçık da "Türkçe dışında bir dil kullanıldığı görüldü" diyerek sanığın elindeki mikrofonu mübaşirin aracılığıyla aldırdı.
Mahkeme başkanı Alçık sanıkları ve izleyicileri uyardı
Salonun kapasitesi kadar izleyici alınırken, BDP milletvekilleri Gülten Kışanak, Ayla Akat Ata, Ertuğrul Kürkçü, Sebahat Tuncel, Sırrı Sürreyya Önder, Pervin Buldan ve Levent Tüzel ile CHP Milletvekili Binnaz Toprak da duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya ayrıca KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve gazeteciler Oral Çalışlar, Nuray Mert, Ahmet Şık da izleyici olarak katıldı.

"Bu konuda mahkemenin yapacağı bir şey yok"
Mahkeme Başkanı Ali Alçık duruşmanın düzenine ilişkin sanıkları ve izleyicileri uyararak "Duruşma devam ederken slogan, alkış ve yuhalama olduğunda ilk önce ikaz edeceğim. Aynı şeyin tekrarlanması üzerine ise eylemi yapan kişi salondan çıkarılacaktır" dedi.

Söz alan Avukat Muhittin Köylüoğlu da duruşma salonun bulunduğu yere gelirken yaşadığı zorlukları anlattı. Mahkeme Başkanı Alçık'ta "Bu konuda mahkemenin yapacağı birşey yok. Gelen tutuksuz sanıklar zaten içeri alınacak" dedi.

Sanık hakimin sorularına Kürtçe cevap verdi
Mahkeme başkanı Alçık daha sonra sanıkların kimlik tespitinin yapılacağını belirtti. Mahkeme Başkanı Alçık, 2 bin 400 sayfalık iddianamede birinci sırada yer alan tutuklu sanık Kudbettin Yazbaşı'nın ismini okuyarak ayağa kalkmasını istedi. Ayağa kalkan Yazbaşı kürtçe olarak "Buradayım' diye cevap verdi.

Hakim: "Türkçe dışında bir dil kullanıldığı görüldü ve mikrafon alındı"
Mahkeme Başkanı Alçık daha sonra Yazbaşı'nın anne, baba ve kimlikte yer alan diğer bilgileri okuyarak doğru olup olmadığını sordu. Yazbaşı ise anne, baba ve kimlikte yer alan diğer bilgilerine kürtçe cevap verdi. Mahkeme Başkanı Alçık'ta "Türkçe dışında bir dil kullanıldığı görüldü ve mikrofon alındı" dedi. Avukat Sinan Zincir'de "müvekkilim kendi anadilinde konuşuyor. Müvekkilimin adres, meslek ve açık adresine ilişkin sorularında sorulmasını istiyorum" diye konuştu.

Hakim: "Ben bilinmeyen dil demedim"
Tutuklu sanık Mümtaz Aydeniz'de kimlik bilgileri okunarak doğru olup olmadığı soruldu. Ancak sanık Akdeniz de anne, baba ve kimliğinde yazılı bütün bilgilerini kürtçe olarak söyledi. Söz alan Aydeniz'in avukatı Emin Aktar ise, "Sanıklar anadilinde savunma yapmak istiyorlar. Bu ülkede 20 milyon insanın kullandığı dil için bilinmeyen dil denilemez. Böyle yaparsanız tarafsızlığınızı yitirmiş olursunuz" diye konuştu. Mahkeme Başkanı Alçık da,"Ben bilinmeyen bir dil demedim. Türkçe dışında bir dil kullanıldı dedim. Polemik yaratmayın. Sanığın benimle anlaşması için sanığın Türkçe konuşması lazım" diye konuştu. Bu sırada söz alan tüm sanıkların avukatı Kadir Tunç da iddianamenin kabul kararının okunmadığını, usule mahkemenin uymadığını iddia etti.
"Sanıklar Kürt ve muhalif oldukları için yargılanıyorlar"

Sanık avukatlarının itirazları üzerine Mahkeme Başkanı Alçık, avukat Meral Tanış Beştaş'a söz verdi. Avukat Beştaş, yasalara göre sanıkların istediği dilde meramını anlatabileceğini belirterek, "Mahkemenin ana dilde savunma talebinin kabul etmesini istiyoruz. Bu dosya suç dosyası değil. Sanıklar kürt oldukları ve muhalif oldukları için yargılanıyorlar. Bu dosyaya suç dosyası olarak bakılamayacağının altını çiziyorum. İddianamede BDP'nin yaptığı siyaset yargılanıyor" dedi. Duruşmaya öğle arası verildi.

İddianamede Büşra Ersanlı'nın 39 yıla kadar hapsi isteniyor
Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen tarafıdan hazırlanan 2 bin 400 sayfalık iddianamede, tutuklu olan Prof Dr Büşra Ersanlı'nın "Silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak", "Terör örgütünün propagandasını yapmak" ve "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek" suçlarından 19 ile 38,5 yıl, tutuksuz sanıklar arasında yer alan Ragıp Zarakolu'nun da "PKK/KCK terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek" suçundan 7,5 ile 15 yıl arasında hapis cezası talep ediliyor.

Zarakolu'nun oğlu tutuklu sanık Cihan Deniz Zarakolu'nun da "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak" suçundan 15 ile 22,5 yıl arasında hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, tutuklu sanık Mustafa Avcı'nın da "silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak", 12 kez uygulanmak üzere "terör örgütünün propagandasını yapmak" ve yine 12 kez uygulanmak üzere "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek" suçlarından 39 ile 118,5 yıl arasında hapis cezasına çarptırılması istendi. İddianamede, diğer 189 sanığın da aynı suçlardan 7,5 ile 111 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor. Bu arada bazı dosyaların, KCK Davası ile birleştirilmesi üzerine davada sanık sayısının 205'e yükseldiği öğrenildi.
Gültan Kışanak'tan tepki

BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, İstanbul'daki "KCK" davasına ilişkin "Bugün, burada partimizin faaliyetleri, dava konusu edilmektedir" dedi.

İstanbul'daki "KCK" davasını izlemek üzere Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ne gelen Kışanak ve beraberindekiler, duruşma salonunun önünde bekleyenler tarafından alkış ve zılgıtlarla karşılandı.
Gültan Kışanak, salona girmeden önce gazetecilere yaptığı açıklamada, bugün İstanbul'da adı konulmamış bir sıkıyönetim uygulandığını ileri sürerek, kentin dört bir yanında asker ve polisin zırhlı araçlarıyla tedbir aldığını ve BDP'nin ilçe binalarının önünden kalkan arabaların engellendiğini iddia etti. Bugün, burada Türkiye'nin önemli davalarından birinin görüldüğüne dikkati çeken Kışanak, Türkiye'de demokratik siyasetin yargılandığı bir duruşmanın yapılacağını söyledi.

Haberin Tamamı İçin:

KCK davası Kürtçe krizi ile başladı

KCK davası Kürtçe krizi ile başladı

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'de görülen 140'ı tutuklu 205 sanıklı KCK Davası'nın birinci duruşması başladı. Duruşmada Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu'nun da aralarında bulunduğu 140 tutuklu sanık hazır bulundu. Kimlik tespiti sırasında sanıkların sorulara Kürtçe yanıt vermesi tartışmaya neden oldu.

MAHKEME BAŞKANI ALÇIK SANIKLARI VE İZLEYİCİLERİ UYARDI

Salonun kapasitesi kadar izleyici alınırken, BDP milletvekilleri Gülten Kışanak, Ayla Akat Ata, Ertuğrul Kürkçü , Sebahat Tuncel , Sırrı Sürreyya Önder, Pervin Buldan ve Levent Tüzel ile CHP Milletvekili Binnaz Toprak da duruşmada hazır bulundu. Duruşmaya ayrıca KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve gazeteciler Oral Çalışlar , Nuray Mert , Ahmet Şık da izleyici olarak katıldı.

"BU KONUDA MAHKEMENİN YAPACAĞI BİR ŞEY YOK"

Mahkeme Başkanı Ali Alçık duruşmanın düzenine ilişkin sanıkları ve izleyicileri uyararak "Duruşma devam ederken slogan, alkış ve yuhalama olduğunda ilk önce ikaz edeceğim. Aynı şeyin tekrarlanması üzerine ise eylemi yapan kişi salondan çıkarılacaktır" dedi. Söz alan Avukat Muhittin Köylüoğlu da duruşma salonun bulunduğu yere gelirken yaşadığı zorlukları anlattı. Mahkeme Başkanı Alçık’ta "Bu konuda mahkemenin yapacağı birşey yok. Gelen tutuksuz sanıklar zaten içeri alınacak" dedi.

SANIK HAKİMİN SORULARINA KÜRTÇE CEVAP VERDİ

Mahkeme başkanı Alçık daha sonra sanıkların kimlik tespitinin yapılacağını belirtti. Mahkeme Başkanı Alçık, 2 bin 400 sayfalık iddianamede birinci sırada yer alan tutuklu sanık Kudbettin Yazbaşı’nın ismini okuyarak ayağa kalkmasını istedi. Ayağa kalkan Yazbaşı kürtçe olarak "Buradayım’ diye cevap verdi.

HAKİM: TÜRKÇE DIŞINDA BİR DİL KULLANILDIĞI GÖRÜLDÜ VE MİKRAFON ALINDI

Mahkeme Başkanı Alçık daha sonra Yazbaşı’nın anne, baba ve kimlikte yer alan diğer bilgileri okuyarak doğru olup olmadığını sordu. Yazbaşı ise anne, baba ve kimlikte yer alan diğer bilgilerine kürtçe cevap verdi. Mahkeme Başkanı Alçık’ta "Türkçe dışında bir dil kullanıldığı görüldü ve mikrofon alındı" dedi. Avukat Sinan Zincir’de "müvekkilim kendi anadilinde konuşuyor. Müvekkilimin adres, meslek ve açık adresine ilişkin sorularında sorulmasını istiyorum" diye konuştu.

HAKİM: BEN BİLİNMEYEN DİL DEMEDİM

Tutuklu sanık Mümtaz Aydeniz’de kimlik bilgileri okunarak doğru olup olmadığı soruldu. Ancak sanık Akdeniz de anne, baba ve kimliğinde yazılı bütün bilgilerini kürtçe olarak söyledi. Söz alan Aydeniz’in avukatı Emin Aktar ise "Sanıklar anadilinde savunma yapmak istiyorlar. Bu ülkede 20 milyon insanın kullandığı dil için bilinmeyen dil denilemez. Böyle yaparsanız tarafsızlığınızı yitirmiş olursunuz" diye konuştu. Mahkeme Başkanı Alçık da,"Ben bilinmeyen bir dil demedim. Türkçe dışında bir dil kullanıldı dedim. Polemik yaratmayın. Sanığın benimle anlaşması için sanığın Türkçe konuşması lazım" diye konuştu. Bu sırada söz alan tüm sanıkların avukatı Kadir Tunç da iddianamenin kabul kararının okunmadığını, usule mahkemenin uymadığını iddia etti.

"SANIKLAR KÜRT VE MUHALİF OLDUKLARI İÇİN YARGILANIYORLAR"

Sanık avukatlarının itirazları üzerine Mahkeme Başkanı Alçık, avukat Meral Tanış Beştaş’a söz verdi. Avukat Beştaş, yasalara göre sanıkların istediği dilde meramını anlatabileceğini belirterek, "Mahkemenin ana dilde savunma talebinin kabul etmesini istiyoruz. Bu dosya suç dosyası değil. Sanıklar kürt oldukları ve muhalif oldukları için yargılanıyorlar. Bu dosyaya suç dosyası olarak bakılamayacağının altını çiziyorum. İddianamede BDP ’nin yaptığı siyaset yargılanıyor" dedi. Duruşmaya öğle arası verildi.

"BU BİR SIKIYÖNETİMDİR"

Bugünkü duruşma nedeniyle Silivri Cezaevi yanında bulunan duruşma salonu ve çevresinde jandarma tarafından geniş güvenlik önlemi alındı. BDP milletvekilleri de duruşma için Silivri ’de hazır bulundu. Milletvekilleri duruşma için salona girmeden önce konuştu. BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, "Bugün İstanbul ’da adı konulmamış bir sıkıyönetim uygulanıyor. İstanbul ’un dört bir yanında askerin ve polisin zırhlı araçlarıyla tedbir alınmış, ilçe örgütlerimizin önünden kalkan arabalar engelleniyor. Bu bir darbe yönetimidir, bu bir sıkıyönetimdir, bu demokrasinin rafa kaldırıldığının bir göstergesidir. Onlar demokrasiyi rafa kaldırabilirler ama biz demokrasiye inanıyoruz ve demokrasiyi yaşamakta kararlıyız" dedi. Bugün Silivri ’de yargılanmak istenenin demokratik siyaset olduğunu ifade eden Kışanak, "Bugün, burada mahkeme karşısına çıkartılan demokraside, çözümde, barışta ısrar eden iradedir. Bunu yargılamaya çalışıyorlar. Ancak bunu net bir şekilde ifade etmek istiyoruz; Kürt sorunu da demokrasi sorunu da mahkeme salonlarında çözülebilecek bir sorun değildir. Kürt sorunu, demokrasi sorunu, barış sorunu, demokratik siyasetin önü açılarak çözülebilir" dedi.

"YAPILAN İŞ, MAKYAJ DÜZENLEMESİ"

BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder , Özel Yekili Mahkemelerin kaldırılmadığını söyleyerek, "Yırtılan daima Kürt’ün yakası. Bugünkü sistem, darbeci, vesayetçi sistemle kol kola girmiş, onları bu yargılama ağının dışına çıkarıp, bu ülkede ne kadar muhalif, solcu, emekçi, öğrenci, Kürt, özgürlük ve hak talep eden varsa, onlara bu mahkemeler artarak devam ediyor" diye konuştu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) hak ihlallerine yönelik Türkiye aleyhine açılmış çok sayıda dosya bulunduğunu belirten Önder, "Şimdi bunlara makyaj düzenlemesi, yapılan iş bundan ibarettir. Bu ülke savaş meydanlarında kurulmamıştır, mahkemelerde kurulmuştur, mahkemeler eliyle tahkim edilmiştir, şimdi de mahkemeler üzerinden dönüştürülmektedir" dedi. Bu arada duruşmayı izlemeye gelenler, salona giremeyince dışarıda oturarak, duruşmanın bitmesini beklemeye devam ediyor.

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi ’nde görülen KCK Davası’nda sanıkların avukatı Meral Danış Beştaş, usule ilişkin söz aldı. Avukat Beştaş "Burada Barış ve Demokrasi Partisi ’nin faaliyetleri yargılanıyor" diyerek mahkemenin davaya bakmaya görevli ve yetkili olmadığını savundu. BDP ’nin Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uygun olarak kurulmuş olan ve denetlenen bir parti olduğunu yetkili kurullarında aldığı kararların da denetlendiğini belirteren Beştaş, "İddianamede BDP ’nin Parti Meclisi’nde aldığı kararlar, seçim çalışmaları basın açıklamaları, aday belirleme sırasında yaptıkları konuşmalar dahil örgüt faaliyeti olarak değerlendirilmiştir. İddianameyi yazan savcı BDP ’nin tüzüğünü bile okumadığı için yasal çalışmaları bile suç saymıştır. BDP ’nin parti merkezleri ile il ve ilçe örgütleri ortam dinlemesine tabi tutulmuştur. Burada gerçek kişiler yani sanıklar hakkında karar verilemez" dedi.

GÖREVSİZLİK VE YETKİSİZLİK TALEBİ

İddianamede yer alan faaliyetlerin Barış ve Demokrasi Partisi ’nin ( BDP ) tüzel kişilik faaliyetleri kapsamında yapıldığını söyleyen Beştaş, yargılananların tüzel kişi olmadığı için davanın düşürülmesi gerektiğini savundu. Beştaş, yargılama yerinin bu mahkeme olmadığını söyleyerek, dava hakkında görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilmesini istedi.

AVUKAT TERCÜMAN ATANMASINI TALEP ETTİ

Yargılamaya konu faaliyetlerin siyasi parti faaliyeti olup olmadığının tespiti ile faaliyetlerin parti tüzük ve programı kapsamında yapılıp yapılmadığının incelenmesi konusunda 3 bilirkişiye inceleme yaptırılmasını istedi.

Beştaş, iddianamede yer alan faaliyetlerin incelenerek bu kapsamda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca BDP hakkında yürütülen soruşturma olup olmadığının sorulmasını talep etti. Sanık avukatlarından İnan Poyraz da, müvekkillerinin ana dilde savunma yapmak istediklerini belirterek, tercüman atanmasını istedi. Duruşma avukatların usule ilişkin taleplerinin alınması ile devam ediyor.

İDDİANAMEDE BÜŞRA ERSANLI’NIN 39 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

Haberin Tamamı İçin:

Silivri’de avukatlar duruşmayı terketti

Silivri’de avukatlar duruşmayı terketti

Silivri’de görülen İstanbul KCK ana davasının ilk duruşmasında avukatların müvekkillerinin anadilde savunma hakkının kabul edilmesi talebinin mahkeme heyeti tarafından reddedilmesi nedeniyle avukatlar bugünkü duruşmayı terketme kararı aldı.

Silivri’de görülen KCK ana davasının ilk duruşmasında avukatların müvekkillerinin anadilde savunma hakkının kabul edilmesi talebinin mahkeme heyeti tarafından reddedilmesi nedeniyle avukatlar bugünkü duruşmayı terketme kararı aldı.

Avukatlar salonu terk ederken izleyiciler ve yargılananlar “Baskılar bizi yıldıramaz” ve “Berxwedan Jiyane” sloganları attı.

Zaphaber

Haberin Tamamı İçin:

KCK Davası Olaylı Başladı

KCK Davası Olaylı Başladı

Büşra Ersanlı ve Ragıp Zarakolu'nun da sanık olarak bulunduğu KCK davasının 2. Duruşması olaylı başladı. Mahkeme Başkanı ile avukatlar tartışma çıkınca izleyiciler ve sanıklar, mahkeme heyetini alkışlarla protesto etti. Avukatların salondan çıkmasıyla mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Ara sırasında izleyiciler de salondan çıkarıldı.

PKK'nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile ve Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan ve İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın ikinci duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki mahkeme salonunda yapılan duruşmaya, Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 139 tutuklu sanık ile aralarında Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 8 tutuksuz sanık katıldı.

Haberin Tamamı İçin:

KCK davası gergin başladı

KCK davası gergin başladı

KCK ile ilgili soruşturma kapsamındaki davanın ikinci duruşmasına avukatlar girmedi, alkış tutup slogan atan izleyiciler salona alınmadı.

PKK terör örgütünün şehir yapılanması KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Belge Yayınları yetkilisi Ragıp Zarakolu'nun da bulunduğu 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın ikinci duruşması başladı.
İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde oluşturulan salonda yapılan duruşmaya, Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 139 tutuklu sanık ile Ragıp Zarakolu'nun da aralarında yer aldığı 8 tutuksuz sanık katıldı.
Tutuklu sanık Mehmet Keleşoğlu ise duruşmaya gelmedi. Duruşmada 50'yi aşkın avukat da hazır bulundu.
Duruşmada sanık yoklaması yapılırken bazı avukatlar, bir meslektaşlarının duruşma salonunun giriş kapısındaki görevli askerler tarafından salona alınmadığını söyledi. Bu şartlar altında yargılama yapılamayacağı belirten avukatlar, mahkeme başkanından duruma müdahale etmesini istedi.
Başkan Alçık da yapabilecekleri bir şey olmadığını ifade ederek, duruşmaya devam edeceğini söyledi.
Başkan Alçık ile avukatlar arasındaki konuşmalar devam ederken, izleyiciler ile sanıklar da alkışlarla protesto gösterisinde bulundu. İzleyiciler, sloganlar atarken, avukatlar da duruşma salonunu terk etti.

Tartışma

Başkan Alçık'ın duruşmaya ara vermesi üzerine, izleyiciler salondan çıkarıldı.
Duruşma salonunun bulunduğu binaya girişte, kimlik gösterilmesinin ardından tutuksuz sanıklara, izleyicilere, basın mensuplarına ve avukatlara verilen salona giriş kartlarından almak istemeyen avukatlar ile görevliler arasında tartışmalar yaşandı.
Bir süre sonra başlayan duruşmada, Başkan Alçık, alkışlı protesto nedeniyle duruşmanın düzeni bozulduğu gerekçesiyle davanın bugünkü oturumunun seyircisiz yapılmasına karar verildiğini açıkladı.
Sanık avukatlarının da topluca duruşmaya girmediği görüldü.

AA

Haberin Tamamı İçin:

KCK duruşmasında gerginlik salonu boşalttırdı

Silivri'de görülen KCK davası duruşmasını izlemeye gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun da aralarında bulunduğu izleyiciler, duruşma salonunda yaşanan gerginlik nedeniyle mahkeme başkanı tarafından dışarı çıkarıldı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen KCK ’nın yönetim ve Siyaset Akademisi kadrosuna ilişkin aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı ile yayıncı Ragıp Zarakolu’nun da bulunduğu 140’ı tutuklu 205 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşmasını izlemeye geldi. Bu sırada sanık avukatlarından Mahmut Boğatekin, duruşma salonuna yaka kartı almadan baro kartıyla girmek istedi. Ancak Boğatekin’in yaka kartsız izlemesine görevliler izin vermedi. Bunun üzerine güvenlik görevlileri Boğatekin’i dışarı çıkarmak istedi. Bu sırada izleyicilerle görevliler arasında tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine mahkeme başkanı Ali Alçık duruşmaya ara vererek salonun boşaltılmasını istedi. Bunun üzerine aralarında CHP Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Sezg...

Haberin Tamamı İçin:

KCK duruşmasında arbede

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

KCK Davası Yine Olaylı Başladı

İSTANBUL (İHA) - Yaka kartı yerine baro kartlarıyla duruşma salonuna girmek isteyen avukatlarla jandarma arasında gerginlik yaşandı.

Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun da sanıkları arasında bulunduğu 140’ı tutuklu 205 sanıklı KCK davasına devam ediliyor. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki duruşma salonunda görülen davanın 3. duruşmasına 138 tutuklu sanık ile 13 tutuksuz sanık hazır bulundu. CHP Milletvekili Mahmut Tanal ile BDP Milletvekilleri Nazmi Gür ve Sebahat Tuncel de duruşmayı izledi.

Duruşmaya, tutuksuz sanıkların yoklamasıyla başlandı. Bunun üzerine Avukat Adem Çalışçı söz alarak, “Sanık avukatları bir saattir dışarıda bekletiliyor, siz duruşmayı başlatıyorsunuz. Müdafilerimiz avukatsız kaldı. Avukatlar resmi Baro kartlarıyla duruşma salonuna giremiyorlar. Yırtık olan yaka kartıyla duruşmaya girmek zorunda bırakılıyorlar. Mahkemeden saygı bekliyoruz. Avukatların resmi kartlarıyla mahkeme salonuna alınmalarını talep ediyoruz” dedi.

Mahkeme Başkanı Ali Alçık da talebi değerlendirmek üzere duruşmaya kısa bir ara verdi. Verilen aranın ardından avukatlar yaka kartı yerine Baro kartlarıyla duruşma salonuna girmek istediler. Bunun üzerine avukatlarla jandarma arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Jandarmaya konuşup, Baro kartlarıyla duruşma salonuna giren avukatlar, jandarmaya isimlerini yazdırarak gerekirse haklarında işlem yapılmasını kabul etti.

Verilen aranın ardından konuşan Mahkeme Başkanı Ali Alçık, “Mahkeme heyeti mahkeme salonunun içinden sorumludur. Dışarısıyla ilgili bir sorun varsa Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat etmeniz gerekir” diyerek talebi reddetti.

Talebin reddedilmesinin ardından sanık avukatlarından Taylan Tanay söz aldı. Tanay, “Duruşma salonuna girmemiz engelleniyorsa, bu mahkeme heyetini ilgilendirir. Giriş resmi kimlik kartlarımızın dışında jandarmanın imzaladığı bir kartla girmemiz kabul edilemez. Jandarmanın uyarılmasını istiyoruz. Savunma yapabilmemiz için gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz. İddianamenin tamamının okunmasını istiyoruz. Özetlenmesini kabul etmiyoruz. Sanıkların neyle suçlandığını herkesin bilmesi gerekir. Bunun için iddianamenin özetlenmesini istemiyoruz” dedi.

Sanıkların ana dilde savunma yapması gerektiğini belirten Tanay, “Ana dilde savunma meselesi var. Lozan Anlaşması gereğince ana dilde savunma yapma hakkı vardır” diye konuştu.

Duruşma şu sıralar avukatların talepleriyle devam ediyor.

Haberin Tamamı İçin:

KCK Davasında Arapça Krizi

Terör örgütü PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140’ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 4. duruşması başladı. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmaya Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın aralarında bulunduğu 134 tutuklu sanık hazır bulundu. 8 tutuksuz sanık da duruşmaya katıldı.

Mahkeme Başkanı Ali Alçık, daha önceki duruşmalara katılmayan 4 tutuksuz sanığa, kimlik tespitleri için söz verdi. Sanıkların Kürtçe konuşması üzerine Başkan Alçık, kimlik tespiti yapmadı. Kimlik tespiti yapılmak istenen sanıklardan Nuriye Avşar ise Arapça "Buradayım" anlamına gelen "Muti" sözünü kullandı. Başkan Alçık’ın ise "Sanığın Kürtçe konuştuğu görüldü" demesi salonda gülüşmelere neden oldu. Ardından Avşar’ın avukatı Sinan Zincir söz alarak, müvekkilinin Arap olduğunu belirterek, "Kürtçe tercüman yanında, Arapça için de tercüman istiyoruz" dedi. Mahkeme Başkanı Ali Alçık, talebi değerlendireceklerini söyledi. Ardından iddianamenin 89. sayfasından itibaren TRT spikerleri tarafından okunmasına başlandı.

Haberin Tamamı İçin:

İstanbul KCK davasında engellemeler sürüyor

İstanbul 1. KCK davasında bugün avukatlar jandarma robocoplar tarafından abluka altına alındı. Tacize varan arama uygulamasına isyan eden Irak Dünya Mahkemesi üyesi soyunma eylemi yaptı. Tutuksuz sanıklar kimlik tespitini Kürtçe yanıtladı, avukatlar tercüman talep etti. Duruşmada iddianamenin okunmasına geçildi.

Kürt siyasetçiler, akademisyenler, öğrencilerle birlikte 206 kişinin yargılandığı İstanbul 1. KCK davası bugün de skandal uygulamalarla devam ediyor. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bulunduğu Silivri’de görülen davanın 4. gününde sabah saatlerinde avukatlara ve izleyicilere yönelik engellemelerin ardından iddianamenin tamamının okunmasına geçildi.

Avukatlar jandarma robocoplar tarafından ablukaya alındı

Avukatlara yaka kartıyla ve cep telefonlarını bırakarak duruşma salonuna girme yönünde dayatma bugün de tekrarlandı. Savunma mesleğine yönelik engellemeye karşı aranmadan ve meslek kartlarıyla adliye binasına girmek isteyen avukatlar, jandarma robocoplar tarafından abluka altına alındı. Tutuklu yakınları, “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganlarıyla müdahaleye tepki gösterdi.

Jandarma komutanı sicil numarasını vermedi

Avukatlar ve jandarma arasında yaşanan tartışmada avukat Can Atalay, suç duyurusunda bulunmak için yarbay olan jandarma komutanından sicil numarasını istedi ancak verilmedi. Avukatlar da yaka kartlarını takmadan arama noktasından geçerek duruşma salonuna girdi.

DK tutuklusu Hakan Soytemiz de KCK sanığı yapıldı

Mahkeme heyeti beş tutuklunun hastaneye gittiğini ve Devrimci Karargah davasından tutuklu bulunan Hakan Soytemiz’in de KCK davasına sanık olarak eklendiğini belirterek duruşmada hazır bulunduğunu söyledi. Diğer sanıklardan ayrı tutulan tutuklu Mehmet Keleşoğlu ise duruşmaya getirilmedi.

Mahkeme: “Kürtçe konuştukları görüldü”

Tutuksuz sanıkların kimlik sorgusuna geçilerek mahkeme başkanı Ali Açlık, “Türkçe yanıt verecek misiniz?” sorusunu yöneltti. Tutuksuz sanıklar “Ez li virim”, “Ez Kurdim” yanıtı verirken Nuriye Avşar ise Arapça “Muti” cevabını vermesi üzerine duruşma tutanağına, “Kürtçe konuştukları görüldü” ifadesi geçildi.

Arapça tercüman talebi

Söz alan avukat Sinan Zincir müvekkili Nuriye Avşar'ın Arap olduğunu söyleyerek, "Kürtçe tercümanla birlikte Arapça için de tercüman istiyoruz" dedi. Mahkeme Başkan Açlık, talebi değerlendirecekleri yanıtını verdi.

İddianamenin tamamının okunmasına geçildi

Duruşmada iddianamenin okunmasına geçildi. Dünkü duruşmada mahkeme tüm talepler arasında sadece iddianamenin tamamının okunması talebini kabul etmişti. 2 bin 400 sayfa olan iddianame sanık bilgileri kısmı geçilerek 89. sayfasından itibaren okunmaya başlandı.

Irak Dünya Mahkemesi üyesi soyunma eylemi yaptı

Öte yandan davanın başladığı hafta başından bu yana duruşmaları izleyen Irak Dünya Mahkemesi üyesi felsefeci Prof. Dr. Lieven de Cauter tacize varan sıkı arama uygulamasına isyan ederek bugün soyunma eylemi yaptı.

“Bize terörist gibi davranmaya devam ederlerse yine soyunacağım”

KCK davasından tutuklu yargılanan Ayşe Berktay ile dayanışmak için gelen Cauter, adliyede arama noktasından geçilmesi istendiğinde, "Ben bir uluslar arası delegasyon üyesiyim, terörist değilim. Bize buraya girerken terörist gibi davranıyorlar. Sürekli aranıyoruz. Bu aramayı protesto etmek için soyunuyorum" diyerek kıyafetlerini çıkarttı.

Ardından kıyafetlerini giyerek duruşma salonuna giren Cauter, arama uygulamasının devam etmesi durumunda tekrar soyunacağını belirtti.

Haberin Tamamı İçin:

İstanbul'daki 'KCK' Davası Yarına Bırakıldı

İstanbul'daki 'KCK' Davası Yarına Bırakıldı

PKK terör örgütünün şehir yapılanması KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 5'inci duruşması tamamlandı.

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki bölümünde söz alan sanık avukatlarından Selçuk Kozağaçlı, iddianameyle birlikte delillerin de okunduğunu, bunun CMK'nın ''delillerin ortaya konulması ve reddi'' başlığını taşıyan 206. maddesine aykırı olduğunu savunarak, iddianamedeki delillerin okunmamasını talep etti.

Haberin Tamamı İçin:

KCK'da 6. duruşma

KCK'da 6. duruşma

PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 6. duruşması görülmeye başlandı.

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın aralarında bulunduğu 138 tutuklu sanık hazır bulundu. Duruşmaya 2 tutuksuz sanık da katıldı. Mahkeme Başkanı Ali Alçık, 2 bin 401 sayfalık iddianamenin kaldığı yerden okunmasıyla devam edeceğini belirtti. İddianame 248. sayfadan itibaren iki TRT spikeri tarafından dönüşümlü olarak okunuyor.

DHA

Haberin Tamamı İçin:

KCK'da 7. Duruşma

KCK'da 7. Duruşma

PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 7. duruşması görülmeye başlandı.

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın aralarında bulunduğu 139 tutuklu sanık hazır bulundu. Duruşmaya 6 tutuksuz sanık da katıldı.

ÖĞLEDEN SONRA TALEPLER ALINACAK

Mahkeme Başkanı Ali Alçık, duruşmaya öğlene kadar iddianamenin okunmasıyla devam edileceğini, öğlenden sonraki bölümde taleplerin alınmaya başlanacağını belirtti. Yarın da öğlene kadar talep alacaklarını öğleden sonra ise alınan talepleri değerlendirmeyi planladıklarını kaydeden Başkan Alçık, 2 bin 401 sayfalık iddianamenin kaldığı yerden okunmasıyla devam edeceğini belirtti. İddianame 326. sayfadan iki TRT spikeri tarafından dönüşümlü olarak okunuyor. Öte yandan, aralarında Belçikalı Prof. Dr. Patrick Deboosere, İspanyol Paloma Valverde ve İngiliz Tony Simpson da bulunduğu bazı aktivistler de duruşmayı izliyor.

Cem Dursun / DHA

Haberin Tamamı İçin:

'Tahliyemi İstiyorum Demekten Utanıyorum'

'Tahliyemi İstiyorum Demekten Utanıyorum'

KCK'ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 7. duruşması sona erdi.

Özel Yetkili İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki büyük duruşma salonunda gerçekleştirilen oturumda, 2 bin 401 sayfalık iddianamenin 352. sayfasına kadar okunmasının ardından sanık ve avukatların talepleri alınmasına geçildi. Mahkeme heyeti, Kürtçe savunma taleplerinin reddedildiği ara karar doğrultusunda, yalnızca Türkçe beyanda bulunan sanıkların talepleri dinlendi. Avukatların tekrar Kürtçe savunma hakkı ve tercüman talebinde bulunması üzerineyse heyet, talebi yeniden oy birliğiyle reddetti. Tahliye talebinde bulunan sanıklar, ayrıca KCK isimli bir örgütün varlığından haberdar olmadıkları ve yalnızca BDP çerçevesinde faaliyet yürüttükleri yönünde savunma yaptı.

"TAHLİYEMİ İSTİYORUM DEMEKTEN UTANIYORUM, BERAATIMI İSTİYORUM"

Sanıklardan Prof. Dr. Büşra Ersanlı da, aleyhinde gösterilen delillerin tamamının konferans notları ve bilimsel çalışmalara ilişkin notlar olduğunu öne sürdü. Yılda 100'e yakın konferansa katıldığını anlatan Ersanlı, sosyal demokrat ve sosyalist nitelikteki birçok grubun etkinliğine katıldığını belirtti. BDP’nin siyaset akademilerinde verdiği derslerin terör örgütüne üye kazandırmaya dönük olduğu iddiasını reddeden Ersanlı, BDP’ye üye olma sebebini ‘çözüm üretebilecek alternatif bir muhalif harekete katkı sunma isteği’ olarak dile getirdi. İddianamede delil olarak yer alan notların bir kısmının siyaset akademisi dersleriyle ilgili olduğunu, ancak çoğunun akademik toplantılarla alakalı notlar olduğunu savunan Ersanlı, "Evimden alınan notların tamamı toplantı notlarıdır. Çoğunluğu da akademik toplantılara aittir. BDP'ye giriş sebebim, Türkiyelileşme projesiyle bağlantılıdır. Şiddete metod olarak asla güvenmiyorum. Tahliyemi istiyorum demekten utanıyorum, beraatımı istiyorum" diye konuştu. Taleplerin alınmasına ara veren heyet, duruşmayı yarın saat 09.30'a erteledi. Yarınki duruşmada öğleye kadar taleplerin alınmasına devam edileceği ardından ise taleplerin değerlendirileceği öğrenildi.

Cem TURSUN / DHA

Haberin Tamamı İçin:

KCK'de 8'inci Duruşma

PKK'nin şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK'ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 8'inci duruşması başladı.

İstanbul- İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmaya, Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 137 tutuklu sanık ile Ragıp Zarakolu'nun da aralarında yer aldığı 9 tutuksuz sanık katıldı. Davanın diğer tutuksuz sanıkları ile 3 tutuklu sanığı ise duruşmaya gelmedi.

Mahkeme heyeti başkanı Ali Alçık, dün yapılan oturumda alınmaya başlanan taleplerin saat 12.00'ye kadar süreceğini, öğleden sonra ise heyetin istemleri değerlendireceğini, ara kararları da 16.00 gibi açıklamayı planladıklarını söyledi.

Söz alan sanık avukatlarından Sinan Zincir, sanık sayısının çok olduğunu, sürenin yetmeyeceğini belirterek, taleplerin 13.00'e kadar alınması istedi.

Haberin Tamamı İçin:

Büşra Ersanlı Tahliye Edildi

KCK davasında aralarında Büşra Ersanlı'nın da bulunduğu 16 sanık tahliye edildi.

Haberin Tamamı İçin:

Prof. Büşra Ersanlı'ya Tahliye

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

KCK'da Sürpriz Tahliyeler!

KCK Davası’nda 15. Ağır Ceza Mahkemesi bugün tahliye taleplerini değerlendirdi. Mahkeme, Prof. Dr. Büşra Ersanlı’nın da aralarında bulunduğu 16 sanığın tahliyesine karar verdi.

PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 140'ı tutuklu 205 sanık hakkında açılan davanın 8. duruşmasında mahkeme, verilen 4 saatlik aranın ardından ara kararını açıkladı.

İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada mahkeme Büşra Ersanlı'nın da aralarında bulunduğu 16 sanığın tahliyesine karar verdi.

Büşra Ersanlı KCK soruşturması kapsamında 1 Kasım 2011 tarihinde tutuklanmıştı.

Mahkeme, tutuklu sanıklar Büşra Ersanlı, Kemal karagöz, Kazım Şeker, Büşra Beste Önder, Canşah Çelik, Erdoğan Baysan, Medeni Demirkapu, Zekiye Ayık, Cüneyt Özil, Birgül Arvas, Suna Varsak, İbrahim Ethem Yıldız, Mehmet Sııdk Kumek, Uğur Taşdemir, Nizamettin Özmen ve Mustafa İpek'in tutuklu kaldıkları süre, mevcut delil durumu ve yüyürlüğe giren 6352 sayılı yasa hükümleri uyarınca sanıklar lehine suç vasfının değişme ihtimalini gözönüne alarak tahliyelerine karar verdi.

Duruşma 1 Ekim'e ertelendi.

DHA / Cem Tursun

Haberin Tamamı İçin:

KCK Davası kapsamında tutuklandıktan 9 ay sonra tahliye edilen Prof. Dr. Büşra Ersanlı, cezaevinden çıktı. Bu akşam saat 22.30'da Silivri Cezaevi'nden tahliye olan Prof. Dr.Erşanlı, cezaevi çıkışında basına kısa bir açıklama yaptı. DHA

Büşralar serbest dostları rehin

Koray Çalışkan KCK duruşması için Silivri'deydi. Tahliye kararından sonra Ersanlı'yla konuştu: Özgür ama mutsuzum.

Adalete güven kalmadığı günlerde, insan iyi haberlere dahi sevinemiyor. Duruşma salonunda oturuyorum. Aileler ve diğer izleyiciler içeri alınmamış. Aklım Büşra Hoca’nın ablası Sırma’da ve ismi küçük Büşra kalan Büşra Beste Önder’in annesi Hande Hanım’da. Hakim 16 kişinin adını okuyor, “tahliyelerine” lafını duymadan dışarı fırlıyorum. Önce Sırma’ya sonra Hande Hanım’a haber veriyorum. Kimse gülemiyor, sevinemiyor. 140’tan hemen 16 çıkarıyorum. Hakim de öyle yaptı. 124 kişi hâlâ rehin. Türkçe savunma yaptığı halde tahliye edilmeyen Derya Arslan, Gönül Erdem ve İdil Erdem’in aileleri de üzgün. Kürtçe savunma yapanlar da Türkçe savunma yapanlar da savunma yapıyor. Hâlâ çoğu içerde. Tahliye edilenlerin 10’u Kürtçe 6’sı Türkçe ifade verdi.

Öğlen, son yazımı bir basın açıklamasıyla eleştiren genç Kürt avukatlarla buluşuyorum. BDP’nin dayanışma çadırı serin. Barış Anneleri’nin hazırladığı yemekleri yiyoruz. Benimle görüşen avukatlardan Sinan Zincir ve Tamer Doğan’ın ilk sürprizi ikisinin de Türk olması. “Neden genç Kürt avukatlar dediniz o zaman?” diye soruyorum. “Çünkü yargılanan Kürt siyaseti” diyorlar.

Önceki yazımdaki hataları duzelterek konuşmaya başlıyoruz. İddianamenin başından beri tamamen okunması konusunda hepsi mutabıkmış. Yanılmışım. Bir de basın açıklaması yazmamışlar. Özgür Gündem’de yayınlanması için bir makale yazmışlar. Sonra da kim bilmiyorlar, o makaleyi basın açıklaması diye servis etmiş. Makaleyi yazmalarının nedeni de ‘tutukluların ricası üzerine’ olmuş. Genç avukatlar bir konuda daha haklı. İddianamenin tamamı okunsa da tahliyeler olur demişlerdi. İddianamenin okunduğu diğer KCK davalarında da tahliye yok...

Sinan Zincir’e göre savcının tutuklama kararına neden olarak kullandığı tanık ifadeleri tamamen çökmüş durumda. Bunun nedenini mahkemeye, başka bir avukat, Ender Yağmur sundu. Savcı dalgınlıktan gizli tanığın ismini iddianamenin 128. klasörünün 219, 220 ve 222. sayfalarında unutmuş! Sonra da aynı kişinin ifadesi, iki ayrı tanık ifadesi gibi kullanılmış. Hem de tutuklu bulunan kişilerin KCK yöneticiliğini dışarıda yaptığına dair delil sunan ve bu kişileri teşhis edebileceğini söyleyen bir tanık ifadesi sunarak. Bu, dava sürecinin sakatlığının en bariz örneği. İfadelerin “verilmiş” değil, “birileri tarafından yazılmış” olduğunun göstergesi.

Peki bunu ortaya çıkaran iki avukata ne oldu? Mahkeme başkanı bu iki avukat hakkında suç duyurusunda bulundu... Peki diyorum. Pes diyorum. Teşekkür etmek gerekmez mı?

Öğle yemeğinden sonra bir küçük Kürt çocuğu gözüme çarpıyor. Küçük Viyan, Ronahi isimli Kürtçe bir dergi okuyor. Kitaptan annesinin yardımıyla bir dua öğreniyor. Hangi dilde dersiniz? Türkçe... Duasını kaydediyorum: “Allah kuluna yetmez mı? Seni O’ndan başkalarıyla korkutuyorlar.” Babası içerde Viyan’ın. Ve onu çok korkutuyor bazı korkusuzlar...

En son, dava sürecini izleyen bir ambulans doktoruyla konuşuyorum. Avukatların arasında olan biteni izliyor. Önder Küçük 6 ay önce Cerrahpaşa’dan mezun olmuş. Mecburi hizmeti onu Silivri’ye düşürmüş. “Ne görüyorsunuz burada?” diye soruyorum. “Avukatları genel olarak haklı buldum. Çünkü onca insanı almışlar, avukatları pek dinlemiyorlar. Bana bütün süreç biraz tiyatro gibi görünüyor” diyor. Bir süre sonra tahliye kararı gelmeyen tutukluların ailelerinden birçok kişi fenalaşıyor. Onlara acil yardıma koşuyor. Tehlikeli bir oyun bu.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

'İçerde'Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAhmet ŞıkAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriBarış ve Demokrasi PartisiCumhuriyet Halk PartisiDarbeDiyarbakırFransaGültan KışanakİngiltereIrakİspanyaİstanbulKitapMarmara ÜniversitesiMilliyetçi Hareket PartisiNuray MertOrta Doğu Teknik ÜniversitesiSavaşTRTTerörTiyatroYargıtaygündemiçerdekadınlaroyunşekertahliye
Görüş Bildir