Dünyanın En Zengin Ülkesinde İşsizler Bile Krallar Gibi Yaşıyor
Alplerin derinliklerinde, İsviçre ile Avusturya arasında adeta bir mücevher gibi parlayan Lihtenştayn, yüzölçümünden beklenmeyecek kadar devasa bir refah seviyesine sahip. Sadece 160 kilometrekarelik bir alana yayılan bu küçük prenslik, borçsuz ekonomisi, sarsılmaz sosyal güvenlik yapısı ve kişi başına düşen GSYİH bakımından dünya liderliğiyle modern bir ütopya tasarımı sunuyor. Yaklaşık 39 bin kişilik nüfusuyla bu ülke, sakinlerine adeta 'krallar gibi' bir yaşam vadediyor.
Detaylar 👇
Lihtenştayn’ın ekonomik başarısının temelinde, düşük vergi oranları ve ileri seviye bankacılık hizmetleri yer alıyor.

Öyle ki ülkedeki kayıtlı şirket sayısı yerleşik nüfusu geride bırakmış durumda. Ancak bu başarı sadece finans sektörüyle sınırlı değil. Ülke sanayi alanında da şaşırtıcı bir güce sahip. Dünyanın en büyük diş protezi üreticisi unvanını taşıyan prenslik, küçük bir coğrafyada nasıl küresel bir sanayi devine dönüşülebileceğinin en somut kanıtı. İsviçre ile yapılan gümrük birliği ve İsviçre frangı kullanımı ise bu ekonomik kalenin sarsılmaz temellerini oluşturuyor.
İç güvenliğini sadece 100 kişilik bir polis gücüyle sağlayan Lihtenştayn, 1868 yılından bu yana bir orduya ihtiyaç duymuyor.

Suç oranlarının sıfıra yakın olduğu ülkede, sosyal hakların genişliği ekonomik uçurumları ortadan kaldırarak toplumsal barışı kalıcı kılıyor. Halk, Vaduz Şatosu’nun gölgesinde, dünyanın en güvenli atmosferlerinden birinde yaşamını sürdürüyor.
Hem halk oylamasının hem de hükümdarın yetkilerinin harmanlandığı özgün bir yönetim biçimine sahip olan prenslik, katı çevre yasalarıyla doğasını titizlikle koruyor. Alplerin kalbindeki bu 'çift kara' ülkesi, sakin yaşam tarzı ve çok yönlü kalkınma modeliyle, modern dünyada huzur ve zenginliğin nasıl bir arada var olabileceğini tüm dünyaya gösteriyor.
Lihtenştayn’da işsiz kalmak kavramı, dünyanın geri kalanından oldukça farklı bir anlama geliyor.

Ülkenin sunduğu yüksek refah modeli, sadece çalışanları değil, geçici olarak işgücü dışında kalanları da sarsılmaz bir koruma kalkanıyla sarıyor. İşsizlik sigortası (ALV), işini kaybeden bir vatandaşa, önceki brüt maaşının %70 ila %80’ini ödeyerek yaşam standardının düşmesine asla izin vermiyor. Asgari ücretin bile diğer ülkelerin ortalama maaşlarının çok üzerinde olduğu bu düzende, devletin sağladığı sosyal yardımlar, kira desteğinden aile ödeneklerine kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Sosyal adaletin bu denli güçlü olduğu prenslikte, ekonomik sınıflar arasındaki fark neredeyse silindiği için, işsiz bir birey bile temel ihtiyaçlarından ödün vermeden toplumun en üst yaşam kalitesini deneyimlemeye devam edebiliyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın