Cinsiyetçi Bir Tutumun Bilinçaltımıza Yerleştiğinin 15 Göstergesi

-

Cinsiyetçilik, bir cinsiyetin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojidir. Tarihe dönüp baktığımızda erkeklerin kadınlara karşı, heteroseksüellerin eşcinsellere karşı üstünlüğü şeklinde bir görüşe hemen her yerde rastlayabiliriz. Günümüzde artık bunu yıkmak için fazlasıyla çaba sarf edilse de ne yazık ki bu tarz tutumları çoğumuz hala  farkında olmadan yapıyoruz. Bunun nedenlerinden bazılarını sizler için bir araya getirdik.

1. Bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde, 'kadın' yerine 'bayan' kelimesi kullanmamız.

Neden kadın yerine otomatikman bayan kelimesini kullandığınızı hiç düşündünüz mü? Cinsiyet belirtmek için  kullanılan kadın ve erkek kelimelerinden, 'kadın' yerine hemen her yerde bu kelimeyi görüyoruz. Bayan Basketbol Takımı, bayan reyonu, bayan yarışmacılar... Kız-kadın ayrımını farklı yorumlayan düşünce yapısının getirisi ile bu gittikçe normalleştirilmeye çalışılıyor.

2. Renklerin kız-erkek rengi diye ayrılması.

Neye göre? Mesela bir bebek doğduğunda eğer kızsa  her yer pembe, erkekse de masmavi donatılır. Bu iki renk dışında , başka bir çok renk de bilinçaltımızda bu şekilde ayrılır. Bu algının neye göre ya da ne zaman ortaya çıktığı hala açıklanabilmiş değil.

3. Aynı şekilde mesleklerin de cinsiyetlere göre ayrılması. Hatta o meslek kolunun dallarının dahi bu şekilde ayrılması.

Örneğin, inşaat, makina, maden mühendisliği gibi bölümler erkeklere daha uygun görülürken, endüstri, kimya, gıda mühendisliği gibi bölümler kadınlara daha çok yakıştırılır.

4. Ve bu mesleklerin bazılarının isminin yine cinsiyetlere göre değiştirilmesi.

5. Sahip olduğumuz bir çok geleneğin cinsiyetçi bir tutuma sahip olması

Başlık parası, yüz görümlülüğü, bekaret simgesi olarak düğünlerde kuşak bağlanması gibi geleneklerin kadın cinsiyetini ne kadar da metalaştırdığını, aşağıladığını hiç düşündünüz mü?

6. Özellikle ev işleri konularında, kız ve erkek çocuklarına farklı rollerin biçilmesi.

Belki de cinsiyetçi algının temelini atan noktadır bu. Daha küçük yaştan itibaren çocuklar ev işlerini kız-erkek işi diye ayırır. Kız çocuklarından annelerine ev işlerinde yardımcı olmaları beklenirken, genelde erkek çocuklara karşı  böyle bir talep olmaz.

7. Evlilik teklifi, çıkma teklifi gibi bir takım önemli ilişkisel adımları erkeğin atması gerektiği gibi düşüncelere sahip olmamız.

Oysa ilişki iki taraflı yaşanan bir şeydir ve hangi taraf ne istiyorsa, yine bunu en romantik şekilde dile getirebilir.

8. Zaten kötü bir şey olan küfürlerin çoğunun, kadın bedenini hedef alması.

Üstelik bu küfürleri yeri geldiğinde bir kadın, ya da en aydın insan bile farkında olmadan kullanabiliyor, çünkü bilinçaltımıza öylesine normalmiş gibi işlenmişler ki!

9. Düşünce ve tavırlarımızı yansıtmamızın en büyük aracı olan dilimizde bulunan, deyimlerimiz ve atasözlerimizin çoğunun cinsiyetçi bir ayrıma dayanması.

- Ağustostan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez.

- Er kocarsa koç, karı kocarsa hiç olur..

- Dişi köpek kuyruk sallamazsa erkek köpek yaklaşmaz.

-Eksik etek, adam olmak, kız almak, kız vermek... 

Ne acı ki bu tarz atasözü ve deyimlerimize verilecek daha bir çok örnek mevcut.

10. Kullandığımız sözcük ve benzetmelerin, “Erkekler ağlamaz”, “Hanım hanımcık ol” gibi cinsiyetçi kalıplar taşıması.

Bu tutumun dilimize işlediğinin bir başka göstergesi de bunlardır.

11. 'Namus' kavramını sadece kadınlar ve onların davranışlarında aramamız.

Ne yazık ki toplumumuzda namus hala özellikle bekaret konusu ile bağdaştırılan ve sadece kadınlara özgü olduğu düşünülen bir kavram.  Esasında 'namus' diye bir şey yok, 'ahlak' diye bir şey vardır. Ve bu kavram yalnız kadın veya erkek olmak ile ilgili değil insan olmakla ilgilidir.

12. Hesabı erkek öder, kadınlara yer verilmesi gerekir gibi erkeklere yüklediğimiz tuhaf kalıplara sahip olmamız.

Oysa herkes kendi hesabını ödeyebilir, ya da bir erkek en az kadın kadar yorgun olduğu için oturmak isteyebilir. Kibarlık adı altında sığındığımız bur tarz davranışlar, aslında kadınları daha zayıf ve kırılgan varlıklar olarak gösteren bir algıdan başka bir şey yaratmıyor.

13. Evlendikten sonra kadının, erkeğin soyadını alması.

Evet günümüzde artık yasalar ile kadınlar kendi soyadlarını kullanmaya devam edebiliyorlar. Ama hala büyük bir kesimin böyle olması gerektiğini savunduğu bir gerçek.

14. Homofobiklik gibi eşcinselliğin karşıtı olan tanımları çağrıştıran şakaları, ifadeleri günlük dilimizde bolca kullanmamız.

15. Yönetmeliklerin çoğunluğunda cinsiyetçi yaptırımların bulunması.

Topuklu ayakkabı giyme, dikkat çeken renklerde ruj sürmemek, kolsuz veya yakası açık giyinmemek ... İş için daha uygun giyinmek adına getirilen çoğu kural, aslında kadınların cinsel kimliğine yönelik.

Ve unutmayın cinsiyetçilik, sadece kadın meselesi değil aynı zamanda bir erkek meselesidir. Ve hiçbir cinsiyet diğerinden üstün değildir.

Onedio Yaşam'ı Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
eray-cicek

Şu bayan, kadın olayını oldukça salakça buluyorum. İngilizcede kimse Mrs. yerine woman kullan demiyor. Bayan, bay gibi bir saygı sözcüğüdür. Renklerin kız, erkek diye ayrılması cinsiyetçi bir yaklaşım değil kapitalist bir yaklaşımdır. 20. yüzyıla kadar pembe erkek, mavi kız rengi iken, 1. ve 2. dünya savaşları sırasında kıtlıktan dolayı bu renk ayrımı kalkmıştır. Sonrasında ise şirketlerin reklamları ile pembe kız, mavi erkek rengine dönüştürülmüş. Ana amaç daha fazla ürün satmak daha fazla tüketime teşvik etmek. Küfür olayı ise genelde kadına değil dişi aile bireylerine yöneliktir. Bu da genelde sadece türkiye, italya ve orta doğu baskıcı müslüman ülkelerine özgüdür.

leyli

Bayan tartışmasını çok saçma buluyorum. Kadın-Kız ayrımında aynı tartışma yapıldığında haklısınız. Bayan hitap şeklidir, kadın/kız cinsiyet ismidir. Tıpkı erkeklere bay denilmesi gibi.

nehir-simsir

Bende öyle düşünüyorum.

hildegard

Şu galeriyi okuyan ve abartılı bulan beylere; küçükken ailem mavi giydirmezdi. Bacaklarımı açarak oturamazdım. Bisiklete hiç bindirtilmedim. Yüksek sesle gülemedim. Okul dönemimde erkek arkadaşlarım tarafından derslerimde onlardan başarılı olduğumda aptal muamelesi gördüm. Karşı cinse karşı bu kinim çocukluğumdan geldiği için ileride bana lezbiyen diyen oldu (bunu lezbiyenlik ayıp olduğu için söylemiyorum) Dış görünüşüme hemcinslerim gibi özenmediğimden hep kötü ithamlara maruz kaldım. Ama nedense hep hak eden tarafmışım gibi yaşadım. Yanlış ya da doğru, bu zihniyetinizi sikmek istiyorum. Saygılar..

remzi-caliskan

eşitlik savunana sonuna kadar hak veriyorum misal ben önceden kadınlara ayrıcalık tanırdım ama artık tanımıyorum kadına el kalkmaz diye bişi yok misal bak erkeğe kalkan el kadınada kalkar? kadında kaldırabilir o eli eşitlik?( ülkemizde bazı yerlerde kadına ekstra hürmet gösterilirken bazı yerlerle acınası bi şekilde itin götüne sokuyorlar adaletsiz olan bu)

duke

ya tamam öff vallaha kusucam bu başlıktan.

Görüş Bildir