Baş Defterdarlık Makamına 7 Sefer Getirilen İlginç Bir Osmanlı Bürokratı: Defterdar Sarı Mehmet Paşa

-

Osmanlı Tarihinde birçok enteresan ve gizemli şahsiyet bulunmakla beraber, (bknz: Sabetay Sevi) yıllarca devlete hizmet etmiş, bugün iyi tanıyamadığımız isimler de mevcuttur. Defterdar Sarı Mehmet Paşa ikincil olarak zikrettiğimiz bu hizmet sınıfı içerisinde yer alan, Devlet-i Aliyye'ye 50 yıl hizmet vermiş bir bürokrattır. Defterdarlık makamından 6 sefer gönderilip 7 sefer geri gelmesi de ilginçtir. Sarı Mehmet Paşa, vücuda getirdiği 2 eseri dolayısıyla günümüze de ulaşan bir isim olmuştur. Bu sebeple biz Defterdar Sarı Mehmet Paşa'nın hayatını ele almayı uygun gördük.

İlk Yılları

tinypic.com

Sarı Mehmet Paşa 1655'li yıllarda İstanbul'da doğdu. Genç yaşta girdiği Defterdarlığın, Ruznamçe-i Evvel Kaleminde Kılıç Ali Efendinin himayesiyle mali işleri tam bir çıraklık usulüyle öğrendi. Yeri geldi karmaşık rakamları kağıt üzerinde topladı, yeri geldi sikke çuvallarını depolara taşıdı. Yaptığı verimli işler sonucu kısa sürede Defterdarlık Mektupçusu oldu.

Baş Defterdarlık Makamı

Sarı Mehmet Paşa göstermiş olduğu parlak hizmetler sonucu 5 Mayıs 1703 tarihinde Baş Defterdarlık makamına getirildi. Fakat ağustos ayında çıkan Edirne İsyanı sebebiyle padişah II.Mustafa tahttan indirilip yerine III.Ahmet geçirilince, defterdarlık makamına da Muhsinzade Abdullah Efendi getirildi. Yeni gelen defterdar padişahın cülusu için gerekli parayı tedarik edemeyince, isyancılar bu sefer Sarı Mehmet Paşa'yı tekrar makamına iade ettiler. Mehmet Paşa başarılı bir biçimde cülusu tedarik edip askere dağıttıysa da yine makamından alınarak, bu sefer bürokrasiye ilk başladığı yere yani Ruznamçe-i Evvel Kalemine geri gönderildi.

Sarı Mehmet Paşa 29 Şubat 1704 tarihinde 3.sefer defterdarlık makamına geri getirildi. Bir süre sonra başka bir makama verildi. Haziran 1705'te yine 4.sefer defterdarlığa getirildi. İlerleyen yıllarda da ara sıra defterdarlıktan indirilse de 1708 tarihinde 5. ve 1712 tarihlerinde 6. defa tekrar bu makama döndü. 1713 tarihine gelindiğinde Sarı Mehmet Paşa Tersane-i Amire Emiri yapıldı. 1714'te ise son olarak 7.defa başdefterdar oldu.

Defterdar Sarı Mehmet Paşa ekonomiyi iyi bilen, hazineyi düzenli işlere yeteri kadar kullanan, tutumlu ve idareli bir yönetim sergiliyordu. Son defterdarlığı sırasında sadrazam olan Damat Ali Paşa'nın en güvendiği adamlardan birisiydi. Sadrazam 1716'da Osmanlı-Avusturya savaşı sırasında şehit düşünce, Mehmet Paşa sadrazamlık mührünün kendisine verilmesini bekledi. Fakat mühür Koca Halil Paşa'ya verildi. Sarı Mehmet Paşa, yıllarca verdiği hizmetin karşılığı olarak sadrazamlık makamını kendisinin hak ettiğini düşünüyordu.

Sona Giden Yol

Hak ettiği makamın kendisine verilmediğini düşünen Mehmet Paşa, padişah III.Ahmet aleyhinde konuşmaya başladı. Bunun üzerine Selanik'te halka kötü davranma ve Temeşvar'ın kaybedilmesine sebebiyet verme gibi suçların da eklenmesiyle, Mehmet Paşa Kavala Kalesine hapsedildi. Devlet-i Aliyye'nin en buhranlı dönemlerinde 50 yıl boyunca her türlü görevde hizmet veren Defterdar Sarı Mehmet Paşa, yeri geldiğinde hazineyi idare etmiş, yeri geldiğinde ise savaşlara katılmıştı. Ömrünün 50 senesini devlet hizmetine adayan Mehmet Paşa, Kavala Kalesinde 1717 yılının Mart ayının serin bir gününde hayata veda etti.

Defterdar Sarı Mehmet Paşa'nın Günümüze Mirası

Mehmet Paşa aynı zamanda günümüze 2 adet eser de bırakmıştır. Bunlardan Zübde-i Vekayiat bir tarih kaynağı olmakla beraber 1656-1704 yılları arasını anlatmaktadır. Özellikle Mehmet Paşa'nın 1671-1704 yılları arasında kendi şahit olduğu olayları anlatması bakımından, çok mühim tarihi bir kaynaktır.

İkinci olarak Nesayihu'l-vüzera ve'l-ümera adlı eseri ise bir siyasetname tarzında olup, devlet hizmetinde bulunanlara nasihat ve öğütleri içerir. Sadrazamın görev ve sorumluluklarından, defterdarın vasıflarına, rüşvetin ne kadar kötü bir şey olduğuna kadar birçok bilgi verilir. Bu kitabın Hüseyin Ragıp Uğural tarafından çevirilen ve 1969 yılında Devlet Adamlarına Öğütler adıyla basılan neşri, rahmetli başbakanlarımızdan Bülent Ecevit'in masasından ayırmadığı kitaplarından birisiydi.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
ayna-efendi

emeğinize saygı duyuyorum

ahmetcan.oral.5

yine güzel bir yazı olmuş. Bu 1600' lü yıllar Osmanlı' nın geleceğinin çizildiği yüzyıl aslında. Bu gün bile devam eden bir çok sorun 1600' lü yıllar ve 1700' lerin başında olmuş. O yüzyıl harab olmasa belki çok farklı bir dünyada yaşıyor oalcaktık.

ayna-efendi

işte bunun için geçmiş iyi tahlil edilip gelecekte aynı hatalara düşülmemelidir

Başlıklar

AvusturyaEdirneİstanbulŞehit
Görüş Bildir