17 Maddede Türklerde Hayvan Sevgisi ve Hayvan Hakları

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

1. Türklerin Orta Asya'da eski çağlardan beri çevre, doğa ve hayvanlarla ilişkileri bugünün ölçütlerine göre bile çok ileride olduğu görülmektedir.

Türkler hepinizin bildiği gibi 12 hayvanlı takvimi kullandılar. Hayvanların bir kısmının ehlileşmesini sağladılar. Özellikle at Türkler'de özel bir yer işgal etmiştir. Kaşkarlı Mahmut "At Türk'ün kanadıdır" demiştir.

2. Eski Türkler'de atın sahibi savaşta öldüyse atı hiçbir zaman feda edilmez, sadece kuyruğundan bir kısım keserek kesilen kuyruğu mezara koyarlardı.

Ayrıca atlar öldüğünde genellikle mezarlara gömmüşlerdir. Ciddi sayıda at mezarları ve mezar başlıkları Orta Asya'da bulunuyor.

3. Türkler İslam'la tanıştığında ve yakın tarihe doğru gelindiğinde, hem vakıflar yoluyla hem de kişisel olarak hayvanlara olan yaklaşımın çok medeni olduğunu görüyoruz.

Osmanlıda hepimizin bildiği gibi hayvanlarla olan irtibat ve anlayış daha kurumsallaşmıştır. Kedi hastanesinden, Leyleklerin kırılan ayaklarının tedavisinin yapıldığı kliniklere, kuşlarla ilgili yapılanlar ve diğer hayvanlara olan yaklaşımlara bakıldığında; yüksek bir medeniyetten ve anlayıştan bahsedebiliriz.

4. Avrupalı gezginlerin yazdıkları seyahatnamelerde Türklerin kuşlara, sokak kedi-köpeklerine, yük hayvanlarına besledikleri sevgi;

onların bakımları için kurdukları vakıf ve tedavi merkezleri, hayvanları korumaya yönelik çıkarttıkları kanunlar sıklıkla yer almaktadır. Aynı dönemde Avrupa ülkelerinde hiçbir hayvan hakları kanunu olmadığını, hatta 16. yy’da Paris’te her yıl yaz ayının belli bir gününde tüm sokak kedilerinin çuvallara doldurulup yakıldığını ve halkın bugünü eğlencelerle bir festival havasında kutladığı biliniyor.

5. 1587 yılında 3. Murat yük hayvanlarına taşıyabileceklerinden daha fazla yük yüklenmesini bir fermanla yasaklamıştır.

Daha sonraki yıllarda bu hayvanların Cuma günleri çalıştırılmayıp dinlendirilmesi,  hatta sahiplerinin dahi binememesi için semerlerine çivi mıhlanması da karara bağlanmıştır (1856). Bu kararlara uymayanlar dönemin zabıtaları tarafından yakalanıp cezalandırılıyorlardı.

6. Kanuni Sultan Süleyman da Süleymaniye Camii'nin yapımında yük taşıyacak hayvanların bakımları, taşıyacakları yüklerin ağırlıkları ile ilgili birçok ferman çıkarmıştır.

Osmanlı'da top çeken büyükbaş hayvanlar yaşlanınca kasaplara satılmaz; bilakis ölene kadar iyi bakılmaları için maaşa bağlanırlardı. Zabıtalar şehirde gezer, sahipli hayvanların karınlarını yoklayıp, sahiplerinin onları iyi besleyip beslemediklerini kontrol ederlerdi.

7. Osmanlı'da kuş sevgisinin örneklerini mimaride bile görürüz.

Süslü büyük binalarda zarif kuş yuvaları yapılmıştır. İlk kuş evleri Sivas’taki İzzettin Keykavus Şifahanesi'ndedir (13. yy). 15. Yüzyılda Osmanlı mimarisinin etkisiyle yaygınlaşmış, 19. yy'la kadar bir çok yapıda kullanılmışlardır.

8. Sultan Ahmet Camii'nin imarethanesinde kuşların bakılması ve beslenmesi için özel yerler yapılmıştır.

Castellan 1811’de kaleme aldığı gözlemlerinde "Bir Türk meskeni inşaa edilirken, güvercinleri ve diğer kuşların susuz kalmamaları için münasip yerlere yalaklar yapmak Türk sivil mimarisinin vazgeçilmez özelliklerindendir" diye yazmıştır.

9. Le Bruyn 1732’de, Dr. Brayner 1836’da kaleme aldıkları gezi notlarında Osmanlı'da kuşların azat edilmesi geleneğine uzun uzun yer vermişlerdir.

Göç esnasında hastalanıp, yaralanıp düşen kuşların tedavi edilmeleri için kurulan Göçmen Kuşlar Vakfı; kış aylarında sokaklarda yem bulamayan kuşları beslemek için kurulan Darı Vakfı Osmanlının kuş sevgisinin birer görtergesidir.

10. 17. yy’da gezgin Jean du Mont "Türklerin hayırları hayvanlar için bile geçerlidir.

Özellikle köpeklere karşı çok müşfiktirler. Türklerde kedi-köpek, at gibi eti için beslenmeyen hayvanları öldürmek suçtur" diye yazmıştır.

1655’de 9 ay yurdumuzda yaşayan Jean Thevenot anılarında "ölen bazı kişiler mallarını haftada birkaç defa köpek ve kedileri beslemek üzere bırakırlar; bu vasiyetlerini yerine getirmek için sadakatli ve dindar bir şekilde bunu yapan fırıncı veya kasaplara paralarını bırakırlar" diye yazmıştır.

11. Osmanlı’da “mancacılık” diye bir meslek vardı. Mancacı, kedi köpek yiyeceği demek olan mancayı satar;

dileyen, mancacıdan aldığı yiyecekleri hayvanlara verir, dileyen parasını verir mancacı onların yerine sokak hayvanlarını düzenli olarak beslerdi.

12. Bir devletin üst yönetimi hayvan haklarına saygı gösteriyorsa bunun en büyük nedeni o devletin halkının da aynı görüşte olmasıdır.

Ve Türkler'de bu sevgi Orta Asya bozkırlarından günümüze kadar gelen insanla hayvanın birlikte yaşamasından kaynaklanmaktadır. Yani, İslâmiyet öncesinden beri hayvan sevgisi Türkler'de vardır.

Osmanlı toplumunda yaşayan insanlar yakın zamana kadar insan-hayvan arasındaki dostane ilişkiyi en güzel bir biçimde sürdüregelmiştir. Yazılı ve yazısız bir sürü hayvan hakları yürürlükte kalmıştır. Hayvanın da bir can taşıdığı ve onların da canlarının kutsal olduğu henüz İslâmiyet kabul edilmeden önceki dönemlerde de kabul edilmiştir.

13. Peki sonra ne oldu da insanlar hayvanlardan uzaklaştı?

19. yy’da batılılaşmanın bir sonucu olarak sokakların başıboş hayvanlardan temizlenmesi görüşü (özellikle dönemin aydınları arasında) ağırlık kazandı. 

Galata’da gezerken köpek saldırısına uğrayan İngiliz turistin, köpekten kaçarken yüksek bir yerden düşüp ölmesi üzerine, Sultan II. Mahmut, sokak köpeklerinin toplanıp  şehir dışına bırakılmasına karar verdi. Sultan Abdülaziz dönemlerinde ise köpekler toplatılıp Hayırsız Ada'ya götürüldüler. Halk köpeklerin bu canice itlaf edilmesi girişimine isyan etti. Birkaç gün sonra köpekler geri getirildi.

14. II. Abdülhamit çıkan kuduz salgınında, köpekleri boğdurmak, yaktırmak veya şehir dışına yollamak yerine, kuduzla savaşmayı seçti.

Kuduzu engellemek için dünyanın üçüncü kuduz enstitüsünü, İstanbul’da açtırdı. 1908'de Abdülhamit'in devrilmesiyle onun bütün değerleriyle birlikte sokak köpekleri de yeni rejimin hışmına uğradı.

Talat Paşa'nın Dahiliye Nazırı olarak görev yaptığı 1910'da İstanbul'un tarihindeki en büyük köpek itlaf kampanyası başlatıldı. Köpek toplama ekipleri hayvanları yakaladılar ve bir daha dönmemeleri üzere Hayırsız Ada'ya sürgün ettiler.

15. O yıllarda halktaki köpek sevgisi yüzünden sürgün köpeklere her gün sandalla yiyecek gönderildi ve başlarına da iki personel atandı.

anticopyrighttr.files.wordpress.com

Ama binlerce köpeği doyurmak ne mümkün. Aç ve susuz kalan hayvanların çaresiz havlamaları günlerce İstanbul sahillerinden duyulmuştu.

16. Georges Goursat’ın, İstanbul’da Hayırsız Ada’ya yaptığı bir yat gezisini karikatürleri ile anlatması, tüm dünya basınının ilgisini çekmiş; hayvan itlafının protesto edilmesine neden olmuştur.

Başta Türk halkı olmak üzere, Petersburg ve Zürih’de bulunan dernekler gibi dönemin hayvanları koruma derneklerinden gelen şiddetli tepkiler, Osmanlı Devletinde hayvanları korumaya yönelik uygulamaları gündeme getirirken, “İstanbul Himaye-i Hayvanat Cemiyeti”nin temellerinin atılmasını sağlamıştır.

17. Daha Avrupa, hayvan haklarının ne olduğunu bilmediği tarihlerde, bizim atalarımız yurdun çeşitli yerlerinde hayvan hastaneleri kuruyor, hayvanlara vakfiyelerde para ayırıyorlardı.

Osmanlı'nın hayvanlara gösterdiği insanlık dersi günümüzde çağdaş Batı dünyasında "Hayvan Hakları" adı altında yasalaştırması ve AB sürecinde bu yasaların TBMM'de de kabul edilmesi için uyarılarda bulunması size de çok ironik gelmiyor mu?

Sonuç itibariyle, sokak hayvanları konusunda büyük sorunlar yaşamaya devam eden AB ülkelerinin koyduğu yasaları örnekler alma yerine bu konuda epey icraatları olan ecdadımızı örnek almak daha mantıklı geliyor.

Kaynaklar
1 2 3 4 5

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Gizli Kullanıcı

Onedio da Osmanlıya hakaret edip aşağılamayan bir paylaşımda gördüm ya.Ölsem de gam yemem artık.eline sağlık sayın editör.

him-him

Üçüncü köprüden rant sağlamak uğruna onlarca tür göçmen kuşun göç yolu tahrip edildi. Ekümenopolis'i seyretmenizi tavsiye ederim. Unutmayalım ki şehir hayvanlarındır. Biz onların doğasında işgalciyiz. Onların elinden yaşam alanlarını aldık. Doğa onlara gereken yiyecek ve barınağı veriyordu. Biz doğayı tahrip ettiğimiz için onları beslemek ve sağlık sorunlarıyla ilgilenmek mecburiyetindeyiz.

palermolu

Hayvanları çok severim ama bunun sebebinin türk olmam olduğunu sanmıyorum. Gerçekten de bizimkiler bazı konularda batıdan çok ilerde , bazı konularda ise çok geriydi.

kanveseref

Türk kanı taşıyanlarda zaten hala hayvan sevgisi var , kanı bozuklar işte köpekleri taşlayıp , kedileri kesiyorlar. Bizim burası kürt kaynıyor , köpekler insanları gördüklerinde kaçacak yer arıyor.

sare-seren-aladag

evet, insanları gördüklerinde kaçacak yer arıyor, ırk ayrımı yapmıyorlar. keşke insanlar da insan olduklarını hatırlayıp şu yaptığı ırkçılığı bıraksa. ben de kürdüm; ama böceklerin öldürülmesine bile karşıyım öte yandan tanıdığım türkler var, 'sokak hayvanları yaşamamalı' diyor? Ne olacak şimdi? demek sorun ırkta değil kişi de bitiyor. azıcık beyninizi kullanın. inanıyor musun bilmiyorum; ama Allah var. Görüyor hepsini.

him-him

Bu tip insanlara birşey anlatmak gerçekten çok zor. Ruhları nefret ve kinle zedelenmiş. Artık nefret etmek kolay geliyor. Kendi gibi birkaç vicdansız cahille bir araya gelince kendini bir bütünün parçası gibi görüyor. Kabul gördüğünü zannedip rahatlıyor. Onun için faşizmin ne olduğunu asla anlayamayacak. Dünya vatandaşı olmak, erdemli, akıllı, saygın bir insan olmak asla bu gibilerin hedefi değildir. Anca kan tahlili yapmayı ve her konu başlığı altında rezilliklerini cümle aleme kanıtlamayı bilirler.

bayan.sa.18

#9 da ki resimde olan kuşların kondukları yerlerde şu an dikenli tellerle sarılmış durumda resimdeki camii hangi camii bilmiyorum ama çok fazla camiide gördüm o dikenleri. yani en hoşgörülü olmamız gereken yerde bi canlının canı acısında gelmesin diye yapılmış bişey var. sen kimsin ki Allahın evinden Allahın kulunu kovuyosun ama bunları söyleyince yea bırak hayvanı da bir sürü insan var yardıma muhtaç diye laflar duyuyoruz.

Başlıklar

Avrupa BirliğiFestivalİngiltereİstanbulSüleymaniye CamiiTürkiye Büyük Millet Meclisigezginyiyecek
Görüş Bildir