Ülkece Hiç de Yabancısı Olmadığımız Bir Rahatsızlık: Travma Sonrası Stres Bozukluğu

-

Sürekli birbirimize karşı daima gergin, sinirli ve tahammülsüz olmamızı; insan ilişkilerinde başarısızlığımızı konuşuyoruz. İnsani davranışların bozukluğu sürekli eğitime, çağa, yaşanılan şehre ve kişisel problemlere bağlanıyor. Oysa toplumsal olarak baktığımızda travma sonrası stres bozukluğunu açıkça görmek mümkün. Toplumca yaşadığımız, ancak çoğu zaman farkında olmadığımız rahatsızlığı tanımlıyoruz.

Travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), travmatik olaylardan (afet, terör, savaş, şiddet vb.) sonra ortaya çıkan uzun süreli bir psikolojik rahatsızlık.

İngilizcesi "post traumatic stress disorder" olan ve dilimize bu adla geçen rahatsızlık, ruhsal çöküntüye yol açan büyük olaylardan sonra ortaya çıkıyor.

Amerika'da özellikle Ortadoğu'da savaşıp dönen askerlerin psikolojisini tanımlamak için kullanılan TSSB, aslında tüm dünyanın ortak bir sorunu.

Afet, savaş, terör, şiddet, tecavüz, kaza, ölüm gibi olayların yaşanmasından sonraki 3 ay yaşananlar bu kapsama girmez, çünkü bu olayın doğal sonucudur. Ancak sonrasında yaşanan kaygı bozuklukları, olaylara aşırı tepki verme, nedensiz stres yaşama durumu; TSSB belirtisidir.

Travma yaşatan olayın tamamı ya da bir kısmı hafızadan silinirken, yaşattığı hisler asla unutulmaz.

Travma kişide kendine ve çevreye dair inandığı tüm temellerin sarsılması ve hatta yıkılmasına sebep olur. Bu nedenle travma sonrasında yaşanan ilk hislerden biri her şeyin anlamsızlaşmasıdır. Kişi geleceğe dair amaçlarını, hatta gelecek algısını bile kaybedebilir. Zaman algısında kaymalar oluşur. Kişi zaman durmuş ya da çok hızlı geçiyormuş gibi hissederken, olayın gerçekleştiği zamanı ve olaya dair detayları hatırlamakta güçlük çeker.

TSSB'nin hem fizyolojik, hem de psikolojik belirtileri mevcut.

Travma üzerinden uzun süre geçse de fiziksel olarak; yorgunluk, bitkinlik, uyku sorunları, aşırı uyarılmışlık, sebepsiz vücut ağrıları, bağışıklık sisteminin bozulması ve iştah bozuklukları görülür. Uyku oldukça önemlidir, özellikle travmayı çağrıştıran rüyalar ve kabuslar görülebilir.

Psikolojik belirtiler elbette çok daha güçlü.

TSSB'nin duygusal belirtileri ise korku, kaygı, üzüntü, kendini suçlama, öfke, huzursuzluk, anlaşılamama duygusu, çaresizlik, gerginlik, sinirlilik, ayrışma ve çökkünlük hissidir.

Kişi travmatik olayı hatırlatan her şeye karşı oldukça hassaslaşır.

Bir patlamaya şahit olan kişiler gürültüye, taciz yaşayan kişi basit bir dokunmaya, şiddet görmüş kişi en ufak tartışmaya büyük tepki gösterebilir. Karşı taraf için 'aşırı' bulunan her davranışın aslında bu tür bir geçmişi olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir.

Peki bizimki gibi sürekli travma yaşayan toplumlarda herkeste bu sendrom görülüyor mu?

Hayır. Travma sonrası stres bozukluğu herkeste görülmüyor. Görülen kişilerde de aynı şekilde gelişmiyor. Travma öncesi kişinin özellikleri, olayın büyüklüğü, olay sırasında verilen tepki ve travma sonrasında yaşananlar, TSSB'yi tetikleyebiliyor. Üst üste yaşanan travmalar da sendromun ortaya çıkmasında etkili. Ancak her travma yaşayan TSSB yaşayacak diye bir şey yok.

Kişi durumunu kabullenmezse TSSB, depresyon, panik atak veya obsesif kompulsif bozukluk gibi rahatsızlıklara dönüşebiliyor.

Kişinin düşüncelerini baskılamaya çalışması, belirtileri kontrol etmeye çalışması, güvenlik davranışları, olayı unutmaya çalışmak, alkol ve ilaç kullanma, daha önce hoşlanılan etkinliklerden kaçınma davranışları rahatsızlığın devamına neden olabilir ve bu da daha ciddi sorunlara dönüşebilir.

Önemli olan bu durumu kabullenip tedavi görmek.

TSSB yaşayan kişinin kendine ve çevresine zarar vermemesi için tedavi görmesi şart. Bilişsel davranışçı psikoterapi ve kaygı yönetimi eğitiminin TSSB'yi tedavi etmede oldukça başarılı olduğu biliniyor. Umarız toplumsal olarak TSSB'yi kabullenir ve bu sorunu yaşayan insanların topluma kazandırılması konusunda çözümler üretebiliriz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mustafa-kaya40

Sosyal Medya sayesinde daha da arttı bu durum, devamlı klavye başında birbirine küfredenler, aşağılayanlar, linç kültürü sosyal medya sayesinde yeni bir boyut kazandı.

Başlıklar

SavaşTecavüzTerörolay
Görüş Bildir