Uğur Batı Yazio: Bir Akıllı Telefon, İnternet ya da Sosyal Medya Bağımlısı Olduğunu Nereden Anlarsın

223PAYLAŞIM
Yazio Banner

İnternet kullanımı oyun oynamak, bilgi edinmek, sosyal medya kullanmak, diğer kişilerle iletişim, video ve resim gibi görsel medya paylaşımlarına ulaşmak ve blog yazarlığı gibi amaçlara hizmet edebilir. Bu amaçlara hizmet eden bir araç olarak bizimle beraber tüm Dünya'nın ilgisini çekmekte ve yoğun kullanılmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son çalışmasına çalışmasına göre 16-74 yaş aralığındaki kullanıcı yüzdesi %66.8’dir. Erkeklerin %75.1’i, kadınların ise %58.7’si internet kullanmaktadır. Evlerin %80.7’sinde internet erişimi bulunmaktadır.  

Tüm bu etkinliklerin tamamını ve daha fazlasını cebimizde taşıma şansı veren akıllı telefonlarımız artık internetin bizimle her yerde her an olmasını sağlıyor. Onlara olan bağımlılığımız onlar hayatımızı kolaylaştırdıkça artıyor. Öylesine çekici ki tüm bu kolaylıkları bize bir şey talep etmeden sunuyor. Ama bir şey ne kadar çekici ise bağımlılık açısından o denli risklidir.

Dr. Cansel Poyraz ve Dr. Mehmet Şakiroğlu’nun “Kapat” isimli kitabı aslında bu konuda, neden bağımlı olduğumuzu açıkladıktan sonra korunma ve tedavi kılavuzlarını da beraberinde sunuyor.

Aşağıdaki bölüm kitaptan alıntı: 

"Özellikle sosyal medya gerçek dünyaya güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkıp, kişilerin kendilerini ifade edebilecekleri, kimliklenebilecekleri, ideal bene biraz daha yakın kurgulayıp, tüm dünyaya kendilerini sunabilecekleri bir evrensel alan haline gelmiştir. Gerçek hayatta tüm bunlardan memnun olmayan kişiler için alternatif bir gerçeklik oluşturmuştur. Özellikle gençlerde alternatif bir kimliklenme şekli olabilir. "Teens, Technology  and Friendship" isimli güncel bir çalışmaya göre sosyal medya kullanıcısı olan 13-19 yaş arası gençlerin %24’ünün neredeyse sürekli çevrimiçi olduğu görülmektedir. Sanal Dünya'da oluşturulan ideal ben öylesine çekici bir benlik profili sunar ki gerçek hayattakinden her gün uzaklaşıyor olabiliriz. Peki internet bağımlılığına yakalandığımızı nasıl anlarız?

Sorunlu internet ve akıllı telefon kullanımı bağımlılık olabilir mi?

Problemli internet kullanımı hakkında farklı teoriler farklı tanımlara sahiptir. Bu tanımları bir arada ele almak geniş perspektiften konuya bakmayı sağlayabilir. Biyopsikososyal bakışın internet bağımlılığına bakışında 5 temel vurgu noktası vardır (Griffiths, 2013; Griffiths 2005).

Aşağıdaki 8 maddenin 5'inin karşılanması durumunda internet bağımlılığı tanısına gidilebileceğini söylerken, onun bu saydığı maddelerden işlevsellikle ilgili son 3 maddeden birinin o 5'lide muhakkak olması gerektiğini iddia eden araştırmacılar vardır. Tüm psikolojik sorunlarda kişinin sosyal işlevselliğinin ne yönde etkilendiği önemlidir. 

1. İnternet ile ilgili aşırı zihinsel uğraş (sürekli olarak interneti düşünme, internette yapılan aktivitelerin hayalini kurma, internette yapılması planlanan bir sonraki etkinliği düşünme, vb),  

2. İstenilen keyfi almak için giderek daha fazla oranda internet kullanma gereksinimi duyma,  

3. İnternet kullanımını kontrol etme, azaltma ya da tamamen bırakmaya yönelik başarısız girişimlerin olması,  

4. İnternet kullanımının azaltılması ya da tamamen kesilmesi durumunda huzursuzluk, çökkünlük veya kızgınlık hissedilmesi,  

5. Başlangıçta planlanandan daha uzun süre internette kalma, 

6. Aşırı internet kullanımı nedeniyle aile, okul, iş ve arkadaş çevresiyle sorunlar yaşama, eğitim veya kariyer ile ilgili bir fırsatı tehlikeye atma ya da kaybetme,  

7. Başkalarına (aile, arkadaşlar, terapist, vb) internette kalma süresi ile ilgili yalan söyleme,  

8. İnterneti sorunlardan kaçmak veya olumsuz duygulardan (örneğin, çaresizlik, suçluluk, çökkünlük, kaygı) uzaklaşmak için kullanma.

Tanı koyabilmek için bu mini test uzmanın davranış gözlemleri, destekleyici testler ve öz bildirimler ile desteklenmelidir. İnternet bağımlılığı görülen kimseler internette gerçek dünyanın kasvetli havasından, sıkıntılarından kurtulmak için bulunuyor olabilirler. Bu duygusal baş etme yöntemi stresle karşılaştıklarında problem odaklı baş etme mekanizmasını ihmal etmelerine neden olup gerçek dünyanın sorunlarını daha da büyütüp zorlaştırmaktadır.  Bu da internette geçirilen sürenin hem bir keyif, hem de bir duygusal rahatlama alanı olması anlamına gelebilir.  

Ertesi günkü sınavının yarattığı stresten kurtulmak için internette zaman geçiren öğrenci, sınavın stresinden o an kurtulmakla birlikte sınavdan alacağı notu da bir yandan düşürmektedir. Sınav açıklanıp notunun ne kadar kötü olduğunu gördüğünde rahatlamak için yine internete gidilecek ve bir sonraki sınava çok çalışması gerektiğini her düşündüğünde bu düşüncenin sıkıntısından kurtulmak için yine ekranın karşısındaki yerini alacaktır. Bu kısır döngü bir bağımlılığa dönüşebilir.

Peki bağımlı ve problemli bir internet kullanımını nasıl anlarız?

Burada söylemek gerekir; problemli internet kullanımı hakkında farklı teoriler farklı tanımlara sahiptir. Bu tanımları bir arada ele almak geniş perspektiften konuya bakmayı sağlayabilir. Biyopsikososyal bakışın internet bağımlılığına bakışında 5 temel vurgu noktası vardır:

 1. Duygudurum Modifikasyonu: Olumsuz duygudan olumlu duyguya geçiş/kaçış imkânı vermesi. 

2. Algısal Belirginlik (salience): Sadece internet ve sosyal medya ile meşgul olup onu hayatı yöneten etkinlik haline getirmek. 

3. Yoksunluk Semptomları: Sosyal medya kullanımı kısıtlandığında huzursuzluk, anksiyete gibi negatif duygulara maruz kalmak.  

4. Çatışma: İnternet ve sosyal medya kullanımının sonucu olarak ortaya çıkan kişiler arası sorunlar. Fazla kullandığı konusunda uyarılara şiddetli direnç göstermek, kabul etmemek.  

5. Nüks: Kullanım olmayan periyotların ardından tekrar aşırı sosyal medya kullanımının başlaması. İnternet ve sosyal medya kullanım miktarını azaltma çabaları ve sonraki periyotta daha yoğun kullanımla geri dönüş anlamındadır.   

Ayrıca diğer hobi ve eğlencelere karşı ilgi yitimi, interneti çaresizlik, suçluluk gibi negatif duygulardan kaçmak ya da rahatlamak için kullanmak, internet kullanımı yüzünden önemli bir ilişkinin, mesleki hayatın ya da eğitimin riske girmesi gibi belirtilerin de mevcut olabileceği bilinmektedir. Bu belirtiler hakkında kendinizle ya da çocuklarınızla ilgili bir şüphenizin oluşması durumunda önce sözünü ettiğim Psikolog Dr. Mehmet Şakiroğlu ve iletişim bilimci Dr. Cansel Poyraz Akyol’un "Kapat: Çocukları Sanal Dünyadan Koruma Kılavuzu" isimli kitabın iyi bir rehber olduğu belirtmek isterim. Öyle ki kitaptaki tanımlamalar doğrultusunda şayet gerekiyorsa bir uzmanla görüşmenin bile faydalı olduğunu belirtmek gerekir.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir