Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ölümünün 91. Yıl Dönümünde Tarihin En Önemli Bestecilerinden Erik Satie'nin Bir Garip Hikayesi

-

Erik Satie, (17 Mayıs 1866 - 1 Temmuz 1925) minimalist eserleriyle tanınan Fransız besteci ve piyanisttir. Kendisinden sonra gelen sürrealizm ve repetitif müzik gibi akımların habercisi olan pek çok eser yazmış ve romantik döneme damgasını vurmuştur. Bestecinin 91. ölüm yıl dönümünde kendisiyle ilgili az bilinen 12 ilginç bilgiyi sizler için derledik:

Ünlü bestecinin "Gnossienne No.1" adlı bu eserini bilmeyenimiz yoktur. İçeriği de bu muhteşem beste eşliğinde okuyalım...

1. Satie, yazdığı bir eserin notasyonunda parçanın 840 kez tekrar edilmesini istemiştir.

Vexations (1893) isimli bu eser, bas için tek bir cümle içermektedir ve bu bas yürüyüşünün üstünde akorlar yer almaktadır. Parçanın tuşlu enstrümanlar için yazıldığı düşünülse de, notasyonda bununla ilgili herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Vexations, baştan sona yalnızca birkaç kez başarılı bir şekilde icra edilebilmiştir. Notasyonun başında yalnızca şu bilgi yer almaktadır:

"Parçanın 840 kez başarılı bir şekilde tekrar edilmesi için icracının öncesinde kendini derin bir sessizlikte ve ciddi bir hareketsizlikte icraya hazırlaması önerilir."

2. Satie, bir ara kendi dinini kurmuştur.

Satie, 1891 yılında o zamanlar yakın arkadaşı olan Joséphin Péladan'ın kurduğu gizli bir tarikata üye olmuştur ve bu dönemde doğa ve duygu üstüne kurulu, akışkan bir armoniye sahip birkaç eser bestelemiştir. Satie'nin bu dönemde yaptığı besteler daha sonradan Olivier Messiaen başta olmak üzere bazı ünlü bestecilerin müziğinde büyük etki sahibi olmuştur. Bir süre sonra Péladan'la arası açılan Satie, sonraki dönemde"Église Métropolitaine d’Art de Jésus Conducteur" adını verdiği dini tarikatı kurmuştur.

3. Satie'nin yaşamı boyunca bilinen tek bir romantik ilişkisi olmuştur.

21 yaşındayken "Le Chat Noir"da yedek ev piyanisti olarak çalıştığı sırada Suzanne Valadon isimli kadınla tanışan Satie, kadının karşı komşusu olduğunu öğrenmiştir. 1893 yılının bir Ocak akşamında tanışmalarının ardından da Valadon'a evlenme teklif etmiştir. Birlikte geçirdikleri 6 ay süresince Satie post-tonal müzik çalışmalarına iyice dalmış ve Valadon'un kendisini terk etmesine sebep olmuştur. Bu anî terk edişin yaşandığı süreçte, Satie ilk maddede sözünü ettiğimiz "Vexations" isimli eseriyle uğraşmaktadır ve Valadon da onu, parçanın ürkütücü ve rahatsız edici olduğunu düşündüğü için terk etmiştir.

4. Ünlü besteci bir dönem kendini korumak amacıyla sokaklarda çekiçle dolaşmıştır.

1900'lere gelindiğinde Debussy ve Ravel gibi besteciler büyük ün ve servet kazanmış, Satie ise kabare ve tiyatrolarda piyano çalan fakir bir besteci olarak yaşamını sürdürmüştür. Bu sebeple Paris'in sanayi banliyölerinden birine taşınmış ve performans gerçekleştireceği yerlere gidiş ve dönüşlerde birkaç kilometre yol yürümek durumunda kalmıştır. İşte tam da bu sebeple kendini korumak amacıyla eve gidiş ve dönüşlerde eline bir çekiç almayı tercih etmiştir. Sonraki yıllarda ünü artmaya başlasa da, Satie hayatının sonuna kadar çekiç taşımayı hiç bırakmamıştır.

5. Satie, kaydolduğu müzik okulundan ancak 40 yaşında mezun olabilmiştir.

1881 yılında Paris Konservatuvarı'na kaydolmasının ardından, Émile Descombes isimli hocası tarafından "okulun en tembel öğrencisi" olarak yaftalanan Satie, bestecilik konusunda o dönemlerde de başarılı olmasına karşın işin teknik kısımlarından sıkılan bir öğrenci olmuştur. Bu sebeple okula devam edemeyen besteci, 1905 yılında, yani 40 yaşındayken geri döndüğü konservatuvardan bu kez birincilikle mezun olmuştur.

6. Besteci, yürüttüğü disiplinler arası sanat çalışmaları sebebiyle hapse girmiştir.

Yazdığı "Parade" isimli balenin 1917 yılında gerçekleşen galasıyla birlikte zamanında insanların bir konserden beklediklerini yerle bir eden Satie, o zamanlar söz konusu olmayan disiplinler arası sanat çalışmalarının ilk örneğini sergilemiştir. Bunun yanı sıra proje için dönemin en ünlü sanatçılarıyla çalışmıştır. Örneğin balenin dekor tasarımı ünlü ressam Pablo Picasso tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu başarılı çalışma ise, konser salonu dışına taşan bir ayaklanmaya sebep olmuş, Satie "kültürel anarşi" suçuyla sekiz gün hapis yatmıştır.

7. Satie'nin beslenme alışkanlığı da alışılmışın epey dışında...

Bu konuda sizinle Satie'nin kendi sözlerini paylaşıyoruz. Çünkü üstüne eklenebilecek pek bir şey yok...

"Yalnızca beyaz yiyeceklerle besleniyorum: yumurta, şeker, parçalanmış kemikler, ölü hayvanların yağı, tuz, hindistan cevizi, beyaz suda pişmiş tavuk eti, küflü meyveler, pirinç, turp, beyaz sosis, hamur işi, beyaz peynir, bazı balık türleri (derisini ayırarak) gibi... İştahım yerindedir ve kendimi boğmaktan korktuğum için yemek yerken asla konuşmam..."

8. Satie, kendini bir besteci, hatta bir müzisyen olarak bile görmediğini belirtmiştir.

"Kime sorarsanız sorun, benim müzisyen olmadığımı söyleyeceklerdir ve bu doğrudur. Kariyerimin başından bu yana kendimi bir "phonometrographer" (Satie'nin kendi ürettiği bir kelime. Türkçeye "sesbilimsel grafiker" olarak çevrilebilir) olarak tanımladım. Benim işim tamamen ses bilimiyle alakalı. Bence ses bilim, müzikten üstün bir şeydir ve gelecek bu alanda yatmaktadır..."

9. Besteci, henüz böyle bir alan yokken arkplan müziği bestelemiştir.

"Furniture Music" adını verdiği bu çalışma, Satie tarafından dinleyicinin kasıtlı olarak performansı görmezden geleceği şekilde tasarlanmıştır. Eserin Paris sanat Galerisi'ndeki ilk sahnelenişinde Satie, performans öncesinde dinleyicilerden performansı dikkate almamalarını rica etmiştir. Buna rağmen dinleyici kibarlık edip performansı baştan sona dikkatle dinlemiştir. Satie'den sonra ortaya çıkan ambient müzik, ses yerleştirmesi, muzak ve lobi müziği gibi kavramların ortaya çıkmasında bestecinin "sonik duvar kağıdı" olarak nitelendirdiği bu çalışmanın büyük payı vardır.

10. Tüm bunların ardından Satie'nin gündelik yaşamının sıradan olması pek beklenilmez elbette...

"Sabahları 7:18'de kalkarım; 10:23 - 11:47 arası yaratıcı saatlerimdir. 12:11'de öğle yemeğine otururum ve 12:14'te masadan kalkarım. 1:19 - 2:53 arası arazimde at binerim. 3:12 - 4:07 arası yine yaratıcı saatlerimdir; 4:27 - 6:47 arası çeşitli işlerle uğraşırım (eskrim, düşünmek, hareketsizlik, ziyaretler, temaşa, yüzme v.b.) __7:16'da akşam yemeğine otururum ve 7:20'de kalkarım. 8:09 - 9:59 arası nota okuması yaparım ve 10:37'de yatağa girerim."

11. Satie'nin eleştirmenlere cevabı:

Besteci, henüz ünlü olmadığı zamanlarda herhangi bir forma sahip müzik yazamamakla eleştirilmiştir ve bunun üzerine "Armut Formunda Üç Parça" isimli eserini bestelemiştir.

12. Ve bestecinin evinde bulunan şemsiyeler...

Satie yaşama veda ettiğinde, ev sahibi bestecinin ailesinin ve arkadaşlarının dairesine girmesine izin vermiştir ve yıllardır ziyaret edilmeyen daireden 100'ün üzerinde şemsiye çıkmıştır. Elbette sebebi nedir, bugün kimse bilmiyor...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
okunakliyaz

Şizofren

streetkedisi

Gymnopedie ve Gnossienne mp3 çalarımın klasikler klasörünün gediklileridir.Özellikle yürüyüş sonrası sahilde oturup Gymnopedie dinlemek bana ayrı bir huzur veriyor nedense, özellikle 1 , birde şöyle hafiften bir rüzgar esiyor onu da hissediyorsam, kompozisyon tamamlanmış oluyor benim için.Arkasından Bizet'in "je crois entendre" gelir , zihnimi rahatlatıyor bu ritüel :)

Başlıklar

BilimHindistanKonserTercihduvar kağıdımüzikşekeryumurta
Görüş Bildir