Görüş Bildir

Nostaljik Hissedenleri Böyle Alalım: 90'lar Türk Sinemasının İzleyenleri Mest Eden En İyi Filmleri

Anasayfa > Iq

Darbe sonrası ülkenin kültürünün açılma ve değişim yaşadığı 90'lı yıllar, sinema sektörü içinde nitelik olarak oldukça verimliydi. Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz gibi ünü dünya çapında yayılan yönetmenlerin ortaya çıktığı bu yıllarda, yedinci sanat da gerçek bir değişim içerisindeydi. Biz de, hem kendini biraz nostaljik hissedenler hem de 90'lı yılların Türkiye'sine bir bakış atmak isteyenler için, bu on yılın en etkileyici filmlerini derledik!

Not: Film açıklamaları için Beyazperde ve Sinemalar.com kaynak olarak kullanılmıştır.

1. Piano Piano Bacaksız (Tunç Başaran, 1990)

1. Piano Piano Bacaksız (Tunç Başaran, 1990)

Küçük Kemal, 1940’ların İstanbul’unda eski bir konakta fakir, aç ama sevgiyle yaşayan mutlu insanları anımsayabildiğince anlatır. Konağın bahçesindeki kuyuya düşen ışık, onların yaşamını bir sihir gibi değiştirebilecek midir? İmece, dayanışma, saygı ve sevgi... Artık kaybolmaya yüz tutmuş bu kavramları anımsayanlar, “sadece sevgiden oluşan bir dünya içinde yaşamak ne büyük mutluluktu” diyebilecekler midir?

2. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (Yavuz Turgul, 1990)

2. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni (Yavuz Turgul, 1990)

Aşk filmi çekmekten sıkılmış olan Haşmet, elinde kendi deyimiyle “toplumsal içerik taşıyan dönem filmi”ne ilişkin bir senaryo ile her kapıyı çalar. Sonunda yapımcı Abdülkadir’i ikna eder. Fabrikatör ve kızını rehin alan bir teröristin aralarında geçen bir öykünün başrolünü Müjde Ar’a teklif eder. Kabul görmeyince rolü daha önce hiçbir filmde oynamamış Jeyan’a verir. Fabrikatörü ise, eski sanatçı arkadaşı, alkolik Nihat’a ısrarlarına dayanamayarak oynatır. Çok kısıtlı bütçesiyle çekime başlarlar. Çekim sırasında Nihat, kriz geçirip ölür. Haşmet, rolünde de onu öldürüp çekimi sürdürür. Bu arada yapımcı Abdülkadir piyasayı dolandırıp kaçar. Haşmet, ne olursa olsun onun için her şeyden önemli bu filmi tamamlayacaktır. Jeyan ise teröristi oynayan Tarcan’la yakınlaşır. Haşmet kıskanır ve ikisini de önce kovar, sonra filmi bitirmek için yalvar yakar geri alır. Ses kayıtlarının montajını, kopyalarını, afiş ve davetiyeleri binbir güçlükle tamamlar. İlk gösterime kimse gelmez, çalışanlar da filmi beğenmez. Haşmet yıkılır, çocuklarıyla vedalaşır, intihara kalkışır. Tam o sırada gelen bir telefondan bir aşk filmi çekme teklif alır. Umutların tükendiği yerde, bildiği işi yapacağı bu yeni fırsat onu yaşama geri döndürecek midir?

3. Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu (Engin Ayça, 1990)

3. Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu (Engin Ayça, 1990)

Film, ünlü ve herkesin gıptayla baktığı bir Türk Sanat Müziği solisti olan Leyla’nın (Türkan Şoray) çalgı ekibinden arkadaşı olan udi Cemal Bey (Ekrem Bora) ile yaşadığı duygusal yakınlaşma üzerine yoğunlaşır. Cemal Bey’in ölümüyle başlayan film, ikilinin ilişkisini doğrusal bir anlatı ile vermek yerine geri dönüşler ve Leyla’nın zihnindeki anımsamalar ile yansıtır. Beklenmedik ölüm ile içinde tarif edilemez bir boşluk duyumsayan Leyla, bunu anlama ve anlamlandırma çabasıyla Cemal Bey’in evine giderek, ailesi ve arkadaşlarıyla konuşarak yaşadıklarını, hissettiklerini yeni bir bağlamda tekrar kurmaya çalışır.

4. Gizli Yüz (Ömer Kavur, 1991)

4. Gizli Yüz (Ömer Kavur, 1991)

Bir kadın, bir fotoğrafçının çektiği fotoğraflarda günün birinde kavuşmayı umduğu, hayallerindeki yüzü arar durur. Ve günü geldiğinde bulduğu yüz bir saat tamircisine aittir. Kadın, adamı bulmak zorundadır; ama adam çoktan dükkanını kapamış, ortalıktan kaybolmuştur... Ünlü edebiyatçımız Orhan Pamuk’un Kara Kitap romanındaki öykülerin birinden uyarlanan, surete tutulmak ve 'yolculuk' temalarıyla Türk sinemasının en sıra dışı başyapıtlarından biri olan film, usta yönetmen Ömer Kavur tarafından çekilmiştir.

5. Fikrimin İnce Gülü - Sarı Mercedes (Tunç Okan, 1992)

5. Fikrimin İnce Gülü - Sarı Mercedes (Tunç Okan, 1992)

Dönemin Anadolu şehirlerinde tutunamayan aileleri birer birer Almanya'ya göç etmektedir; Bayram da bunlardan biridir. Bayram yıllarca Almanya'ya gidip yoksulluktan kurtulma hayalleri kurar, bir gün eline olanak geçtiğinde ise ardına bile bakmadan terk eder vatanını. Yıllarca çalıştığı Almanya'da hayallerindeki Mercedes marka otomobili alır ve artık eve dönme zamanıdır. Eve dönüş yolunda karşılaştığı zorluklar hem Bayram'ı hem de canından çok sevdiği sarı Mercedes'ini fazlasıyla hırpalayacaktır... Adalet Ağaoğlu'nun Fikrimin İnce Gülü adlı romanından Tunç Okan tarafından beyazperdeye uyarlanan film, önemli festivallerde birçok ödüle layık görülmüştür.

6. Gölge Oyunu (Yavuz Turgul, 1992)

6. Gölge Oyunu (Yavuz Turgul, 1992)

Mahmut (Şevket Altuğ) ve Abidin (Şener Şen) bir pavyonda çalışmaktadırlar. Mahmut dürüst bir gençtir. Abidin ise tersine hırsız, yalancı ve çapkındır. Bu arada Sülo adlı bir komisyoncu pavyonda çalışması için patrona Kumru (Larissa Litichevskaya) isimli bir kız getirir. Gazinonun patronu, kızın sağır ve dilsiz olduğunu anlayınca onu kovar. Mahmut ona sahip çıkar ve Abidin’le birlikte yaşadıkları eve götürür. Patron Sülo’ya komisyon olarak verdiği parayı çıkartabilmek için Kumru’yu sigarayla çiçek sattırarak çalıştırmaya başlar. Mahmut, Kumru’nun yanında taşıdığı fotoğraftan Zeliha adındaki annesini aradığını anlar ve ona yardım eder. Sonunda Kumru’nun annesinin hapiste olduğunu öğrenirler. Abidin ile Mahmut, Kumru yüzünden kavga ederler ve arkadaşlıkları sona erer. Abidin yeni bir ortakla başka bir pavyonda çalışmaya başlar ama mutsuzdur ve içindeki bunalım onu intihara kadar sürükler. Mahmut, Abidin’in hayatını kurtarır. Ortaklığa yeniden başlarlar. Bu arada Kumru’nun annesini ziyaret ederler. Annesi de aynı kızı gibi sağır ve dilsizdir. Mahmut Kumru’yu sever ve ilk kez bir genç kızla birlikte olur. Ertesi gün uyandığında Kumru’yu bulamaz ve Abidin’le birlikte her yerde ararlar. Pavyona döndüklerinde hiç kimsenin Kumru’nun varlığından haberleri bile olmadığı yanıtını alırlar. Akıllarına birlikte çektirdikleri bir fotoğraf gelir. Fotoğrafa baktıklarında Abidin ve Mahmut dışında hiç kimsenin olmadığını görürler. Olanların ya da olmayanların bir düş mü yoksa gerçek mi olduğuna anlam veremezler. Ama dışarıda yaşam sürmektedir...

7. Camdan Kalp (Fehmi Yaşar, 1992)

7. Camdan Kalp (Fehmi Yaşar, 1992)

Sinema kariyerinde gitgide gözden düşen bir küçük burjuva aydını, eşi tarafından şiddete uğrayan, aldatılan temizlikçisinin hayatına bir anda müdâhil olur. Çaresiz kadının yaşadığı zorlu ilişkilere isyan ederek ona yardım uğruna kendini hiç ummadığı yerlerde bulacak ve toplumun gerçekleriyle yüzleşirken başına türlü dertler açılacaktır. 

Not: Filmin tanıtım yazısı için saltonline.com kaynak olarak kullanılmıştır.

8. Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992)

8. Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992)

Kocasından yeni boşanmış bir doktor olan Nilgün, genelev çalışanlarını muayene etmesi için görevlendirilir ve yolu küçük bir kasabaya düşer. Bu genelev çalışanlarından biri olan Anjelik, buranın gözdesi niteliğindedir. Sürpriz bir şekilde Nilgün ve Anjelik çocukluk arkadaşı çıkarlar. Kasabada hayat oldukça karışıktır ve üst üste de birçok ilginç olay yaşanır. Bunun üstüne buradan kaçmaya koyulan Nilgün ve Anjelik bir günlük bir tatil için izbe bir yere giderler. İki kadının burada deneyimlediği şey başta cinsel kimlikleri olmak üzere tüm hayat düzenlerini değiştirecek ve dönüştürecek cinstendir...

9. Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri (İrfan Tözüm, 1992)

9. Cazibe Hanımın Gündüz Düşleri (İrfan Tözüm, 1992)

Otuzlu yaşlarının sonuna gelen güzel Cazibe, annesi Füruzan ve dayısı Behçet'in yüzünden kendisine talip olan kişileri reddetmek zorunda kalmış, genç kızlığını büyük bir baskı ortamında geçirmiştir. Tek varlığı küçük odası olan yalnız kadın, tüm zamanını bu eski odada, eski sevgilisi hakkında hayaller kurarak ve fanteziler yaratarak geçirmektedir. Bir gece Kürşat saklanmak için bu odaya girdiğinde Cazibe, lisedeki sevgilisiyle birlikte olduğunu hayal ederek Kürşat ile birlikte olur. Ancak bu durum Cazibe'nin hayal ve gerçek arasındaki çizgiyi kaybetmesine ve beklenmedik durumların yaşanmasına sebep olur... Usta yönetmen İrfan Tözüm'ün yönetmenliğini yaptığı film gösterime girdiği yıl büyük bir beğeniyle karşılanmış, tüm festivallerden onlarca ödülle geri dönmüştü.

10. Dönersen Islık Çal (Orhan Oğuz, 1993)

10. Dönersen Islık Çal (Orhan Oğuz, 1993)

İstanbul'un en görkemli mevkilerinden biridir Beyoğlu, İstiklal Caddesi... Ancak gece olup ışıklar sönmeye başladığında bin türlü pislik belirir bu karanlık sokaklarda... Toplumdan dışlanmış, ötekileştirilmiş insanların dramı işte böyle anlarda yoğunlaşır. Doğuştan kaybedenlerden biri de kirli bir barda barmenlik yapan bir cücedir. Cücenin yolu bir gün fahişelik yaparak geçinen bir travestiyle kesiştiğinde bu iki dışlanmış, iki istenmeyen insan arasında kadere ve hayata meydan okuyan bir dostluk başlar. Bu dostluk kendilerini öteleyen topluma karşı yapılmış bir başkaldırı niteliğindedir...

11. Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (Atıf Yılmaz, 1993)

11. Gece, Melek ve Bizim Çocuklar (Atıf Yılmaz, 1993)

Beyoğlu'nun en karanlık sokaklarını mesken edinen Serap 20'li yaşlarda, alımlı ve çevresi tarafından sevilen bir kadındır. Fahişelik yaparak kendi halinde yaşayıp giden güzel kadının yolu, kendisi gibi Beyoğlu'nun arka sokaklarında yaşayan Hakan'la kesişince aralarında büyülü bir aşk başlar. Hakan, Serap'ı deliler gibi kıskansa da onun pezevenkliğini üstlenmeye çalışır. İşi gücü olmayan adam bu işi de beceremez. Bir gün Serap, sevgilisi Hakan'ı hiç ummadığı bir manzarada bulunca tüm hayatı derinden sarsılır. Serap artık bambaşka bir hayatın içerisinde, bambaşka amaçlar peşinde koşarak sırra kadem basacaktır...

12. Amerikalı (Şerif Gören, 1993)

12. Amerikalı (Şerif Gören, 1993)

Hapishaneye düşen Şeref, bir şekilde buradan kaçıp Amerika’ya kaçar. Amerika’da geçireceği yirmi yıl boyunca sıkı bir şekilde çalışan adam, bu süreçte milyarder olmayı başarır. Devasa bir servete sahip olan adam aradan geçen yirmi yılın ardından eski sevgilisine duyduğu özlemin de baskısıyla ülkesine geri döner. Ancak Türkiye’de zaman, Amerika’da olduğundan farklı geçmiştir… Merakla geri döndüğü ülkesini ve sevdiklerini bambaşka hallerde gören Şeref bu değişime ayak uydurabilecek midir?

13. Zıkkımın Kökü (Mehduh Ün, 1994)

13. Zıkkımın Kökü (Mehduh Ün, 1994)

Küçük Muzo (Emre Akyıldız), yoksul bir ailenin çocuğudur. Adana’da bir gecekonduda annesi, trahomlu ağabeyi ve işsiz babasıyla (Menderes Samancılar) birlikte yaşamaktadır. Muzo, mahallede darı satarak, ev kirasını bile karşılayamayacak kadar büyük bir sıkıntıya düşen ailesine katkıda bulunmaya çalışır. Balonları çok seven, ama parasızlıktan onlara sahip olamayıp baloncuların peşine takılarak düşler kuran Muzo’nun çocuk yüreğinde asıl tutku sinemadır. Eski film parçalarını birbirine ekleyerek, tahtadan yapılmış bir oyuncak göstericiyle, mahalle arkadaşlarına 'sinemacılık' yapar. Muzo’nun günlük hayatında değer verdiği yerlerden biri de kütüphanedir. Kütüphanecinin verdiği kitaplarla hayal ve düşünce dünyasını zenginleştirip, duyarlı bir insan olma yolunda sağlam adımlar atar. Aradan 10 yıl geçmiştir. Sevimli bir delikanlı olan Muzo, yeni komşularının kızına âşık olur. Bu sevdanın sonunda evlilik gündeme gelse de Muzo’nun seçimi farklı olacaktır.

14. C Blok (Zeki Demirkubuz, 1994)

14. C Blok (Zeki Demirkubuz, 1994)

C Blok sakinlerinden Tülay, kağıt üzerinde devam eden bir evliliğe sahiptir ve mutluluk sadece anlamını bildiği bir kelimeden ibarettir. Fakat tesadüf eseri hizmetçisini ve apartmanın kapıcısını kendi yatağında birlikte olurlarken gördüğünde, zaten sorunlu olan hayatını gözden geçirmeye başlama vaktidir. Bu olaydan öylesine etkilenir ki karşısına çıkan fırsatı değerlendirerek yeni ve bambaşka bir hayat inşa etmeye karar verir. Türk sinemasının en özgün yönetmenlerinden biri olan Zeki Demirkubuz’un ilk uzun metraj filmi, yönetmenin ilerleyen zamanlarda neler yapacağını kanıtlar nitelikte.

15. İz (Yeşim Ustaoğlu, 1994)

15. İz (Yeşim Ustaoğlu, 1994)

Emekliliği yaklaşmış olan komiser Kemal, bir intihar vakası ile karşı karşıyadır. Silahın ateş alması ile birlikte yüzü tanınmaz hale gelen klarnetçinin bir parmağının kopuk olması, komiser Kemal'in dikkatini çekmiştir, olay bir cinayet midir yoksa bir intihar mı?

16. Eşkıya (Yavuz Turgul, 1996)

16. Eşkıya (Yavuz Turgul, 1996)

35 yıl önce Cudi dağlarında bir grup eşkıya jandarma tarafından yakalanır. 35 yıl içinde eşkıyaların hepsi ya hastalıktan ya da bölgedeki hesaplaşmalardan ötürü can vermiştir. Biri dışında: Baran...Baran 35 yıl sonra hapisten çıkınca ilk işi köyüne dönmek olur. Ama doğduğu topraklar şimdi baraj suları altındadır. Geçmişin izlerini sürmeye başlayan eşkıya, yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenir. Hapse düşmesine en yakın arkadaşının ihaneti neden olmuştur. Bu arkadaş eşkıya Baran'ın çocukluk aşkını, Keje’yi satın alarak İstanbul’a kaçmıştır. Eşkıya ne İstanbul’u ne de arkadaşının adresini bilmektedir. Baran trende Tarlabaşı'nın arka sokaklarında büyümüş, pavyon, kumarhane, uyuşturucu muhabbetinin içinde yaşayan Cumali adlı genç bir adamla tanışır. Onla birlikte İstanbul'a gider ve kendisinin derdinin yanında bir de Cumali'nin derdiyle uğraşmaya başlar. İstanbul ve bu karanlık sokaklar adım adım sevdiği kadın Keje'ye yaklaştırır eşkıyayı....

17. Tabutta Rövaşata (Derviş Zaim, 1996)

17. Tabutta Rövaşata (Derviş Zaim, 1996)

Rumeli Hisarı sokaklarında yaşayan Mahsun, çevresi tarafından sevilen yoksul ve kimsesiz bir adamdır. Hayatta hiçbir amacı olmayan bu adam otomobil çalarak hayatta kalmaktadır. Yaşamdaki tek tutkusu olan otomobilleri geceleri çalan Mahsun, sabaha kadar bu arabalarla gezer ve sabah olduğunda arabayı aldığı şekliyle aldığı yere bırakır. Bir gün sürekli takıldığı kahveye gelen bir kıza aşık olan Mahsun, kalacak hiçbir yeri olmayan bu kıza odasını açar. Fakat kız bu iyiliği kötüye kullanarak Mahsun'un hayatında onarılmayacak yaralar açacaktır... Derviş Zaim tarafından yönetilen bol ödüllü filmin başrollerinde Ahmet Uğurlu ve Tuncel Kurtiz bulunuyor.

18. İstanbul Kanatlarımın Altında (Mustafa Altıoklar, 1996)

18. İstanbul Kanatlarımın Altında (Mustafa Altıoklar, 1996)

17. yüzyıl İstanbul’u, 4. Murat’ın demir yumruğu altında yasaklarla dolu ama fantastik karşılaşmalara da pay bırakan bir hayata sahne olmaktadır. Kendilerini uçmaya ve insan sınırlarını zorlamaya adamış iki mucit, Hazerfen Ahmet Çelebi ile Lagari Hasan Çelebi işte böyle bir İstanbul’da yarenlik etmektedirler. Bekri Mustafa ile Evliya Çelebi gibi şahsiyetler, İstanbul’un sıra dışı başka karakterleridir.

19. Mum Kokulu Kadınlar (İrfan Tözüm, 1996)

19. Mum Kokulu Kadınlar (İrfan Tözüm, 1996)

İstanbul'un önemli semtlerinden birinde tarihi bir konakta yaşayan Firuzan Hanım, ilk çocuğu İhsan'ın doğumundan birkaç yıl sonra Fatma isimli 5-6 yaşlarındaki küçük bir kızı evlat edinir. İhsan ve Fatma birer kardeş gibi birlikte büyürler ve böylece aradan yıllar geçer. Robert Koleji'nde öğrenim görmeye başlayan İhsan, Natalie isimli bir kıza aşıktır. Ancak Natalie'nin trajik sonu ve ardından gelen annesinin ölümü İhsan'ı derinden etkiler ve hayatında önemli bir dönüm noktasını doğurur. Natalie'nin yokluğunda adeta yaşamayı bırakan İhsan, kendini insanlardan soyutlayarak küçük bir odada yaşamaya başlar. İhsan'ın hayatı her biri birbirinden farklı acılarla yoğrulmuş dört kadınla karşılaştığında bambaşka bir boyuta sürüklenecektir.

20. Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997)

20. Masumiyet (Zeki Demirkubuz, 1997)

Namus cinayeti nedeniyle girdiği hapishaneden çıkan Yusuf, artık amaçsız bir hayata sahiptir. İzbe bir pansiyon köşesinde yolu Bekir ve Uğur’la kesiştikten sonra hikayedeki tüm kişilerin hayatlarını derinden sarsan hadiseler yaşanacak, herkes kendi masumiyetinin peşinden gidecektir...

21. Ağır Roman (Mustafa Altıoklar, 1997)

21. Ağır Roman (Mustafa Altıoklar, 1997)

Kolera adlı sokakta, yaşamın bir kıyısında kendi algılarınca var olmayı başaran bir grup insan yaşamaktadır. Her yerde olduğu gibi burada da kendi içinde bir düzen söz konusudur. Örneğin Arap Sado, bu sokaktaki hakimiyetini, Salih’e devreder. Salih, ailenin küçük oğludur ve aslında böyle bir sorumluluk için pek de hazır olduğunu söylenemez. Bir gün arka sokaklarda bir kargaşa ve olay yaşanır. Salih, bu esnada bir kadına aşık olur. Tina, onu büyüler. Hayatın basitliği ile insanların acımasızlıkları arasında savrulan yaşamlardan kesitler sunan film, Metin Kaçan’ın aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

22. Kasaba (Nuri Bilge Ceylan, 1997)

22. Kasaba (Nuri Bilge Ceylan, 1997)

1970’li yıllarda Türkiye’nin batısında küçük bir kasabadayız. Bahar mevsimi yeni başladığında üç kuşak bir arada yaşayan ailenin küçük kızı, okul dönüşü, kendinden küçük erkek kardeşiyle birlikte dolaşmaya çıkar. Bizlerde, onun gözünden doğaya ve doğayla bir arada yaşayan bu insanların yaşantısına göz atma fırsatı buluruz.

23. Hamam (Ferzan Özpetek, 1997)

23. Hamam (Ferzan Özpetek, 1997)

Francesco ile Marta, Roma’da küçük bir dizayn firmasını işleten karı kocadırlar. Bir gün Francesco’nun uzun zamandır unutmuş olduğu teyzesi Anita vefat edince, İstanbul’a doğru yola çıkarak kendisine miras kalan hamamın satış işlemleri ile ilgilenmeye gider. Orada bu hamamı işleten aile ile tanışır. Ailenin fertlerinden birine karşı bir çekim hisseder. Dahası ailenin tümü ile Türkiye’deki atmosfere karşı kendisini yakın hissederek hamamı satmaktan vazgeçer.

24. Gemide (Serdar Akar, 1998)

24. Gemide (Serdar Akar, 1998)

Serdar Akar'ın Yeni Sinemacılar ekolünü patlattığı, Türk sinemasında gerçek anlamda alternatif filmler kuşağının miladı sayılabilecek bu yapımda, dört deli dolu kafadar mürettebatın macerasını izliyoruz. Laleli'de parasını çaldıran boksörün, gemi kaptanına durumu anlatması ile parayı istemeye giden kaptanın başından geçenlerin konu edildiği filmde, olaylar iyice karmaşık bir hal alır ve bir kız ile kafası betona çarpılarak öldürülmüş bir adam kalır ellerinde. Gemiden gitmesi gereken kızın boksör tarafından saklanması ile daha da karışan olaylar sonucu kafası dumanlı olan esrarkeş kaptan, ayılmaya başladıkça her şeyi yavaş yavaş hatırlamaya başlar.

25. Akrebin Yolculuğu (Ömer Kavur, 1998)

25. Akrebin Yolculuğu (Ömer Kavur, 1998)

Gizemli bir adamdan aldığı anahtarla yollara düşen saat ustası Kerem, tamir edeceği saat kulesini bulur. Ancak bu saat kulesi, kahramanımızı son derece esrarengiz bir kadınla tanıştıracaktır. Gizemli kadın, saat kulesine bağlı yaşamaktadır ve Kerem'i aşırı derecede etkiler. Artık tuhaf olaylar baş göstermeye başlayacak, ve bu esrarlı kasaba anbean zaman kavramını yerle bir edecektir.

Cannes Film Festivali'nin 'Belirli Bir Bakış' bölümünde gösterilen film, yönetmen Ömer Kavur'un gerçeküstü tarzını ve eşsiz görselliğini en iyi yansıtan filmlerinden biridir.

26. Her Şey Çok Güzel Olacak (Ömer Vargı, 1999)

26. Her Şey Çok Güzel Olacak (Ömer Vargı, 1999)

Cem Yılmaz ve Mazhar Alanson'un sorunlu abi kardeş ilişkisini beyazperdeye yansıttığı bu özel filmde Nuri, gereksiz yere karıştığı bir kavga sırasında üç yıldır görmediği kardeşi Altan ile karşılaşır. Bu rastlantı; aradan geçen bunca zamandan sonra bu iki kardeş için sürpriz olmuştur. Birbirleriyle tamamen zıt iki karakteri simgeleyen bu kardeşler, kaderin oyunu sonucu başlarına birtakım belalar saracak ve soluğu güneyde alacaklardır...

27. Kaç Para Kaç (Reha Erdem, 1999)

27. Kaç Para Kaç (Reha Erdem, 1999)

Yıllardır büyük bir dürüstlükle idare ettiği küçük dükkanının kendisine kazandırdıklarıyla yetinen bir adamın hayatı, çağımızın en etkili gerçeği olan 'para' ile değişiyor. Selim, babadan yadigar giyim dükkanını yıllarca bir şekilde çevirmeyi başarmış, ailesini de pek sıkıntı yüzü göstermeden geçindirmiş, çevre esnaf tarafından sevilen ve güven duyulan bir adamdır. Ancak dürüstlüğün 'enayilik' olarak adlandırıldığı günümüz için fazla iyidir. Taksiye kendinden önce binen yolcunun koltukta unuttuğu içi para dolu çantayla birlikte bu ikilemi fazlasıyla hissedecektir. Para çantasıyla birlikte kendisiyle de mücadele etmeye başlayan Selim, paranın getirdikleriyle birlikte kendi dönüşümüne tanıklık edecektir.

28. Mayıs Sıkıntısı (Nuri Bilge Ceylan, 1999)

28. Mayıs Sıkıntısı (Nuri Bilge Ceylan, 1999)

Kasabada bu yıl mayıs ayı, sanki eskiye göre daha sıcak, daha sıkıntılıdır. Kasabadaki herkes küçük dertleriyle iç içe ve sürprizlere kapalı hayatlarıyla yine de huzurlu görünmektedir. Ancak bu huzur, çocukluğunu geçirdiği bu kasabada bir film çekmeyi kafasına koymuş Muzaffer’in gelişiyle biraz zedelenir.

29. Üçüncü Sayfa (Zeki Demirkubuz, 1999)

29. Üçüncü Sayfa (Zeki Demirkubuz, 1999)

Konu olarak gazetelerin üçüncü sayfalarında rastlayacağımız türdeki fiziksel ve ruhsal şiddet vakalarını işleyen film, çaresiz bir adamın başına gelen talihsizlikleri yansıtır. Figüranlık yaparak yaşamını idame ettiren İsa, bir yanlış anlaşılma sonucunda hırsızlıkla suçlanır. Mafyanın peşine düştüğü İsa, bir gün içerisinde çalınan parayı bir şekilde toparlamak zorundadır. İntihar etmekten başka bir çözüm yolu bulamayan İsa, o esnada çalan kapı ziliyle birlikte bambaşka bir yola girer...

30. Propaganda (Sinan Çetin, 1999)

30. Propaganda (Sinan Çetin, 1999)

1948 yılında yaşanan gerçek bir olaydan konusunu alan film, siyasi otoritenin emriyle bir tel örgüsüyle ikiye bölünen bir köyün bu sınırla birlikte sosyal, duygusal ve manevi olarak da ikiye bölünmesinin ardından yaşanan dokunaklı hikayeyi anlatıyor. Başta gümrük memuru Mehdi ve çocukluk arkadaşı Rahim olmak üzere, birbirleriyle yıllardır bir arada yaşayan köy halkı aradaki sınır yüzünden dostlarını, aşklarını ve hayata duydukları inancı yitirirken, siyasi ve politik oyunların parçaladığı hayatlar bir kez daha gözler önüne seriliyor.

31. Laleli'de Bir Azize (Kudret Sabancı, 1999)

31. Laleli'de Bir Azize (Kudret Sabancı, 1999)

Üç kafadar, patronlarından habersiz bir iş yapıp voliyi vurmaya kalkışır. Ancak işler umdukları gibi yürümez. 'Bakire' bir hayat kadınını, anlaşma yaptıkları işadamına götürürlerken birden karşılarına dört adam çıkar. Üç kafadar, hem kızı, hem de aldıkları yüklüce parayı kaptırırlar...

32. Salkım Hanım'ın Taneleri (Tomris Giritlioğlu, 1999)

32. Salkım Hanım'ın Taneleri (Tomris Giritlioğlu, 1999)

Nimet ve Durmuş, Niğde'den İstanbul'a göç ederler ve Durmuş'un memleketten arkadaşı Bekir'in yanına sığınırlar. Bekir, Halit Bey'in hanının odabaşılığını yapmaktadır. Bekir, Durmuş'a handa iş bulur. Ancak hamallık yaparak hayatını kazanmak Durmuş'un hırslarına uygun değildir. O, Halit Bey'in sahip olduğu her şeye göz dikmiştir. Konağa, handaki dükkanlara ve metresi Nefise'ye... O günlerde çıkarılan varlık vergisi nedeniyle Halit Bey, bakım evinde tedavi gören sevgili karısı, Nora'ya öngörülen vergiyi ödeyebilmek için mallarını elinden çıkarmaya başlar. Kayınbiraderi Levon ise Aşkale'ye sürgüne gönderilir. Varlık vergisi herkesin kaderini etkilemeye başlamıştır...

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
42
5
1
0
0
0
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
hakan balta

90'lar bu dünyadan değildi.

Gerçek Oyunum

90'lar ve 2000'lerin arasında sanki yüz yıllar varmış gibi.

favilla favilla

Çok teşekkürler liste için, seksen ve doksanlı yılların yerli filmlerini çok seviyorum, aralarından izlemediklerim varmış hala içeriği hazırlayan arkadaşa gö... Devamını Gör