İnsanlık Dışı Koşullarda Çalıştırılan, Emeği Sömürülen Mevsimlik Tarım İşçilerinin Dramı

 > -

1. Yoksulluk ve borç sarmalında ağır yaşam koşulları

Sağlıksız yaşam koşullarının, standartların çok altında ücretlerin söz konusu olduğu, emeğin sömürüye çok açık olduğu bir dramı yaşıyor 'mevsimlik tarım işçileri'... 

Peki onları bu koşullar altında çalışmaya iten sebep?  

Mevsimlik işçiler, yapılan araştırmaya göre haftanın 7 günü ortalama 11 saat çalışmakta, ancak buna rağmen % 65'lik bir kısmı borç yükünün altında.

2. 'Sultandağı’nda 700 işçi var, 1 tuvalet var. Demirel zamanında karneli şeker sırası vardı ya, onun gibi. 15 gündür tuvalete girmemişim. Buranın halkı gitsinler diyor bizim için.'

3. Zorlu koşullar: İçme suyunun kaynağı % 60 çeşme suyu. Barınmadaysa ilk sırayı % 81 oranla çadırlar alıyor.

Mevsimlik işçilerin yaşam koşulları oldukça ağır olmakla birlikte yine aynı araştırmanın sonucunda ortaya çıkan verilerle netlik kazanmıştır.

Kullanılan içme suyunun kaynağı bakımından % 60 çeşme suyu, % 15 tanker suyunun söz konusu olduğu 'mevsimlik işler'de yaşam koşulları oldukça zor.

Bunun dışında barınılan mekanlarda ilk sırayı % 81 ile çadır alıyor. Yalnızca % 9'luk bir kesim evde kalıyor.

4. Tarım reformu çıkmazı: Milletvekillerinin çoğu arazi, toprak sahibi!

Toprak sahibi kişilerin Doğu'daki gücü kaybolmamakla birlikte, köylüler için bir toprak reformu imkanının ne kadar uzak bir ihtimal olduğunu yine bir tarım işçisi şöyle özetliyor;

12 milletvekilinden 8’i köy sahibi. Bunlardan tarım reformu istenmez. Devlet kıraç arazide tarım yapma imkanı versin. Kırıkhan’dan Nusaybin’e kadar mayınlı arazi halka dağıtılsın

5. '5 çocuğum var, en büyüğü 9, en küçüğü 1 yaşında. Tarlamız yok, köyde tapusuz bir ev var. Tek gelirim bu iş, 9 yıldır bu işi yapıyorum. Sadece ben çalışıyorum, çocuklar küçük, karım onlara bakıyor. Çocuklarım bronşit hastası, onların geçimi için tefeciye 12 bin lira borçlanmışız Urfa’da.'

Tefecilerden alınan borçların faizini bile karşılamayan yevmiyelerle, mevsimlik tarım işçilerinin hayatta kalma mücadelesi...

Benzer bir durumdaki bir başka işçi ise durumu şöyle aktarıyor;

"Borç ödeyeceğiz diye buralarda sürünüyoruz, bir kere borç aldın mı %5-6 aylık faiz bindiriyor tefeci. Kanser gibi bu faiz, bir kere altına girdin mi ömür boyu çıkamıyorsun. Evin, araban olsa satar ödersin bir kere de ama bizim evimiz bu çadır; o da satılmıyor ki."

6. Mevsimlik tarım işçisinin bir günü nasıl geçiyor?

"Sabah 5’te herkes uyanır, alışmış. Tarlaya gidene kadar 5.30, 6.00 olur saat.
Her sabah ekmek mayalarız, bazlama diyoruz ona. Kahvaltı için onu yiyip, öğlen de bir saat mola verip ne yemek varsa onu yeriz. Akşam 6.30 gibi tarladan dönüp tekrar yemek yaparız. 8’e kadar da bulaşıklar biter, yatarız."

7. 'Adeta bir hayvan pazarı gibi insan pazarı kuruyorlar'

"Sabah gelip şu kız, şu oğlan diyor. Hayvan pazarı gibi, seçip gidiyorlar. Akşam geldiğinde şu şu gelmesin diyor. Kocaman ağaçlardır, şu ağaca çıkamıyor diyor. Yaprak düşmesin, dal kırılmasın diyor.

Aynı hayvan pazarı, adam laf ediyor sen çalışmıyorsun diye. Ertesi gün onu almıyor işe. Kemal Sunal filmi gibi."

8. Emeği sömüren 'dayıbaşı sistemi'

Mevsimlik işçi alan tarım arazileri için, maden ocakları ya da işe çalışan giriş çıkışının hızlı değiştiği diğer sektörler için taşeronlar önemli bir yer tutuyor. Öyle ki bu tarz işletmelerde, işçi kadrolarını bağlantıları sayesinde hızlıca organize eden bu taşeronlar işçilerden bile daha değerli hale geliyor.

Tarım işçileriyle yapılan görüşmeler sonucunda ortaya şu çıkmıştır; işçilerin yalnızca yüzde 20'si, işvereni tanımaktadır. Diğer yüzde 80'lik kesimse, dayıbaşı olarak adlandırılan aracı kişiler tarafından organize edilmektedir. Günde 30-35 TL arasında değişen yevmiyelerin % 10'luk bir kısmı, bu aracı kişiler tarafından alınır.

Soma'daki maden faciasında da bu konu tartışılmıştı

Soma'da 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği kazanın ardından, dayıbaşı sisteminin orada da uygulandığı görüldü. Bu kişilerin ayda 50 bin TL'ye yakın kazanç sağladığı ortaya çıktı. Sonuç olarak TBMM'de bu sistem tartışmaya açıldı. Ancak emeği sömüren, zor şartlar altında geçimini sürdürmeye çalışan işçilerin kazancının ciddi bir kısmını alan bu kişilere yönelik ne gibi tedbirler alındığı muallakta.

Yevmiye 36 TL diyorlar, Dayıbaşı %10’unu kesiyor. Herhalde bize 32-33 kalıyor.
Paramızı hala almadık, iş bitiminde alıyoruz; ama bir ihtiyacımız olduğunda patron harçlık veriyor. Bazen de bakkala onun adına yazdırıyoruz, diyor ne lazımsa erzak falan
gidin oradan alın. İşte kahvaltılık, çay, şeker alıyoruz. Kadın işçi, Adana

9. Tarla İşinden Elde Edilen Yıllık Gelir

10. Suriyeli işçiler

Tarım işçileriyle yapılan görüşmede ortaya çıkan bir diğer nokta da Suriyeli mültecilerin getirdiği değişim olmuş. Bir kısmına göre Suriyeliler sığınmak için değil, çalışmak için gelmişti ve bu da işverenin işine geldi. Yevmiyeler düştü. Suriyeli işçileri çok düşük ücretlerle çalıştırabiliyorlar, üstelik ödemelerini yapmayan, onları mağdur edenlerin sayısı da az değil.

"Kamptaki (mülteci kampı) Suriyelilerin yaşam kalitesi bizimkinden daha üstün. Burada Gürcü, Afgan işçi de çalışıyor düşük ücretle Suriyeli işçiler ücretleri düşürdü; mesela Antalya’da portakal yevmiyesi 55’ten 40’a düştü. Suriyeliler geldi 40 TL’ye düştü. Taşeronları var, o 40’ı vermiyor Suriyeliye, 15-20 alıyorlar."

11. '6 yaşındaki kızım okula yeni kaydoldu, hala gidemedi. Televizyonda seyrediyorum bazen, kızlar okula gitsin, çocuklar anaokuluna gitsin diyorlar. Nasıl gitsin?

Çocuk işçiler, Türkiye'nin en büyük sorunlarından birisi. Yasaya göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalışması yasak. 14 yaş ve üzeri çocuklar ise okullarına engel olmayacak şekilde çalışabilir.

Ancak çocuk işçilerin, özellikle mevsimlik tarım işlerinde çalışanların eğitim düzeyi açısından bir değerlendirmesi yapıldığında, maalesef birçoğunun ortaöğretime, yükseköğretime devam etmediği görülüyor. 

Tarım işlerinde çalışan çocuk işçi sayısının, Türkiye'deki toplam çocuk işçi sayısı içindeki oranının % 45 olduğu 2012 istatistik verilerinde yer almaktadır. Eğitimin, yoksulluk ve ağır koşullarıyla öne çıkan mevsimlik işçiliğin ekseninde ne kadar 'zor' bir seçenek olduğunu, bir işçinin cümleleri aslında çok iyi özetliyor;

"6 yaşındaki kızım okula yeni kaydoldu, hala gidemedi. Televizyonda seyrediyorum bazen, kızlar okula gitsin, çocuklar anaokuluna gitsin diyorlar. Nasıl gitsin?"

12. Türkiye'de tarım işçilerinin 'canının kıymeti yok'

Tarım, dünyada inşaat sektörünün ardından en tehlikeli ikinci sektördür. Dünya genelinde 1.3 milyar tarım işçisi bulunuyor, ve her yıl maalesef 170 bin tarım işçisi hayatını kaybediyor. 

Önemli bir kısmı ise tarım makinelerinden, çeşitli böcek ilaçları ve kimyasallardan ötürü tehlikeli hastalıklar, yaralanmalar geçiriyor. 

Türkiye'de tarım işçilerinin yaşam koşulları, gelir ortalamalarından bahsettik. Ancak iş sağlığı ve güvenliği anlamında da, saydığımız bu olumsuz koşulların dışında ciddi riskler bulunuyor. Özellikle mevsimlik işçilerin ulaşımının işverenler tarafından çok düşük standartlı, kötü koşullarda organize edilmesi birçok kazaya yol açtı. 

Isparta'daki facia yankı uyandırmıştı, ancak kamuoyunda ses getirmese de buna benzer birçok acı olay yaşanımaya devam ediyor

Isparta'da 31 Ekim 2014'te 18 tarım işçisinin hayatını kaybettiği, onlarcasınınsa yaralandığı bir trafik kazası gerçekleşmişti. Bu olayda dikkat çeken nokta ise 27 kişi kapasiteli minibüse 45 işçinin bindirilmesiydi. Yani maliyeti düşürmek adına işçileri düşük standartlarda çalıştırmayı seçen zihniyet, 18 işçiyi kurban etmişti.

Mevsimlik Tarım İşçileri (UNFPA Türkiye)

13. Sorunlarını dile getiremeyen, çaresiz bırakılmış tarım işçileri...

İçerisinde bulunduğumuz 2015 yılının ilk 6 ayında yollarda 227 işçi, tarım orman iş kolunda ise 168 işçi hayatını kaybetti...

TV'lerde, gazetelerde kendine 'geniş yer bulamasa da' tarım işçilerinin olumsuz çalışma koşullarından ötürü yaşanan sorunlar, can kayıpları hala sürüyor.

Çalışma şartlarının iyileştirilmesi, koşulların kontrol edilmesi ancak TBMM'ye girebilmek için bir vaat olarak kalırken; taşeronların, emeği sömüren 'dayıbaşı'ların egemenliği de hala bitirilebilmiş değil. 

Kendilerini temsil etmeleri için seçtikleri vekiller dahi toprak ağaları olan, eğitim olanağı elinden alınmış, beslenme ve barınma koşulları asgari standartların dahi çok altında olan gerçek emekçilerin bu sorunlarının en kısa süre içinde, kalıcı bir şekilde çözülmesi dileği ile...

Kaynaklar

Onedio Gündem'i Facebook'tan takip etmeyi unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
turtles-can-fly

tarım işçisi olarak Antalya'nın Serik ilçesinde tarlalarda çalıştım nar bahçelerine portkal bahçelerine gittim gerçekten işverende insaf yok hele de işsizsen verdikleri üç beş kuruşa razı oluyorsun. Allah'tan memur olduk da kurtulduk

nurettin-bayar

muassır medeniyetler seviyesine gelecektik muassır hezimetler seviyesine geldik ..birileri bizi fena kandırıyor.

kimse

"En az 3 çocuk yapın devlet bakar." diyene bakmalı. Çocuklar yapılıyor, kimisi aç kalıyor sokaklarda yaşıyor, kimisi okuyup ülkeye faydalı bireyler olması gereken yerde tarlalarda elleri nasır tutuyor, kimisi yurtlarda tecavüz edilip dövülüyor. Buna karşılık sorumlular adaletin elinden adaletin yardımıyla paçayı sıyırıyorlar. İşçilerimiz de bütün bu haksızlıklara susabilecek konuma getiriliyor. Eşek gibi çalışıp kendilerinin ve çocuklarının geleceklerinin karartılmasının mecbur olduklarına inandırabilecek hale getiriyorlar. Onların orada öldükleri veye ölmeyi bekledikleri her vakitte ise biz anca böyle laflar edip vicdan mastürbasyonu yapıyoruz. Yazıklar olsun bize, hükumete , susup ses çıkarmayan herkese. İşçiler de kaderine mahkum edilip boyun eğmeye zorunlu olduklarına inandırılsınlar böylece.

Başlıklar

AdanaAntalyaKanserSomaTürkiye Büyük Millet Meclisiçayolayşeker
Görüş Bildir