Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Materyal Dünyanın Yarattığı Depresyonların Anlamsızlığını Haykıran, Doğu Felsefesinden 9 Düşünce

-

Genelinde Batılı düşünceler ile şekillenmiş bu toplumda yaşayan bizler, maddesel dünyanın bizlere dayattığı amaçlar peşinde koşmaktan ve bu anlamsız koşuşların sonrasında içine düştüğümüz depresyonlarla boğuşmaktan kurtulamıyoruz. Hep daha fazlasını istiyor, hiçbir işimize yaramayacak şeyler için savaş veriyoruz; gençliğimizi harcıyoruz ve kendimizi unutuyoruz. 

Postmodern dünya bizleri hissizleştiriyor ve tektipleştiriyor. Anlamın kaybolduğu bu dünyada, bizler de kaybolduk, kayboluyoruz. Doğu Felsfesi ise, bizlere kendimizi bulmamız ve kendimizden hareketle yaşamı algılamamız konusunda tavsiyeler veriyor. Hakikati arayanlar, kulak verin;

1. Tüm ruhani deneyimlerin merkezinde ve şeylerin her bir detayında bulunan titreşim alanı: Akasha

Doğu Felsefesi'nin temelinde yatan düşünce: Nada Brahma - Sesler Tanrı'dır. Yüzyıllar boyunca, tüm dinlerin öngördüğü ve din adamları tarafından, kendi içlerine yönelerek keşfedilmiş enerjidir Nada Brahma. Bu enerjinin Doğu Felsefesi'ndeki adı; Akasha. Tüm dinlerin temelinde yatan ve bizlerin, iç dünyamız ile dış dünya arasında bağ kuran linktir. Bu linkin farkına vararak, iç dünyamızın bilincine varmaya ve yaşamdaki arzularımızı bu doğrultuda değerlendirmeye çağırır bizi budizm. 20. Yüzyıl'ı icat eden Tesla da doğu felsefesinden beslenmişti ve tüm varlığın üzerine uzanan alanı Akasha olarak nitelendirmişti.

2. Tüm evreni tek bir ışık süzmesinde görebilmek: Holografik Evren

Su damlacıklarından oluşan bir örümcek ağını düşünün; tüm boyutlara yayılan bu ağda bulunan her su damlasında, diğer tüm su damlalarının bir yansıması oluşacaktır. Her bir su damlasında tüm ağı görmek mümkün olacaktır ve bir damlada meydana gelen tüm yansımalar, o damlanın başka bir damlaya yansımasıyla o damlaya da aktarılacaktır. Böylece ağımız, sonsuzluğa giden ve her bir noktasında sonsuzluğu barındıran bir ağ olacaktır. Evrenimiz de işte bu şekildedir; en küçük ayrıntıda sonsuzluğu ve her maddede kendiniz görmek mümkündür.

3. Varoluşun ilk durumu: Bizlere acı çektiren yaşamın gerçekliği: Dukkha

Doğu felsefesine göre varoluşun 3 durumu vardır ve bunların başında Dukkha gelir. Yaşam bir acı çekme yolculuğudur. Bu acı çekme hali henüz bizler doğarken başlar; doğumumuz oldukça acı olur. Yaşama atılınca ölüm karşısında sahip olduğumuz çaresizliğin farkına hastalıklarla varırız. Üzüntü asla bitmez; yaşamak, acı denizinde boğulmak gibidir. Yani yaşam acıdır ve bu bir gerçekliktir. Bu noktada, doğu öğretisi bizleri bu acıyı reddetmeye değil, onu kabul etmeye çağırır: "Hayatta karşına çıkan her şey, bir nedenden ötürü karşına çıkmıştır ve bu yüzden doğrudur. Onu reddetme, aksine onu kabullen ve onun gerçekliğiyle yaşa." 

Bir acı çekme hali olan yaşamak eyleminde, asla sakınamayacağımız bazı özelliklerimiz vardır: beden (rûpa), duyumlar (vedanâ), düşünceler (samjnâ), arzular (samskâra), bireysel bilinç (vijnâna). Bu beş skandha, insanı Dukkha gerçekliğine iten şeylerdir ve yaşamın acı gerçeğini kabullenemeyen insanlar üç kleshaya (tutukuya) yenik düşer: Cehalet (moha), Şehvet (lobha) ve Öfke (dvesha).     

4. Dukkha'ya dair 4 Kural:

1) Acı çekmek evrenseldir,

2) Acı çekmenin temel sebebi tutku ve arzulardır,

3) Acı çekmekten kurtulmak için arzu yok edilmelidir,

4) Arzularını yok etmek için Sekiz Katlı Yüce Yol izlenmelidir.

5. Acılarla dolu bir yaşamda bizleri acı çekmeye iten şeyler: Samudaya

Doğu felsefesinde insanları acı çekmeye iten üç temel yanlışlıktan bahsedilir: Nefret, Yetmemişlik ve Bilgisizlik. Bizleri acı çekmeye iten bu üç durum da, doğrudan doğruya yaratılan tüketim toplumunun tetiklediği şeylerdir. İnsanlardan nefret etmemize neden olan, hiçbir zaman tatmin olmayıp hep daha fazlasını istememizi tetikleyen ve bizleri yüzeysel bir yaşama sürükleyerek hakikatin bilgisinden uzaklaştıran bu düzen, bu açıdan bakıldığında çektiğimiz acıların temel kaynağıdır. Doğu düşünceleri buna karşı çıkar ve der ki: "Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı gibi bir gerçeklik yoktur. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay aslında mükemmeldir.” Bu fikri kabul edebilirsek, aslında nefretimizden, aç gözlülüğümüzden ve bilgisizliğimizden kurtulacak, çektiğimiz acılara son verebileceğiz.

6. Büyük bir acı kaynağı olarak görünen yaşamda, çektiğiniz acılardan kurtulmak: Nirhodha

Doğu felsefesinin bizlere teklif ettiği en önemli şey: Acılarla dolu bu hayatta, sana acı çektiren gerçekliklerin farkına vararak onlardan kurtulabilirsin. Bu anlamda Budizm tam bir yol göstericidir, ışık tutucudur. Bizlere acıların kaynağını gösterir ve bu acılardan kurtulmamızı öğütler. Bunun için yapılması gereken, size yaşamda acı çektiren duygulardan arınmaktır. Eğer bir kum tanesinde, şu an sahip olmak için gece gündüz çalıştığınız her şeyi görebilirseniz; eğer bir yaban çiçeğinde, hep gitmek istediğiniz Cennet'in yansımasını bulabilirseniz; işte o zaman tatminsiz isteklerden ve bu isteklerin yarattığı acılardan kurtulabilirsiniz. 

"Yaşadığınız bu an, en doğru andır. Orada başladıysanız, orası doğrudur. Yaşamda her şey doğru anda başlar ve siz bir şeylerin başlamasına hazır olduğunuzda size gelir."

7. Sekiz katlı yüce yol: Magga

Nirhodha'yı gerçekleştirmek, yani çektiğiniz acılardan kurtulmak için, budizmin işaret ettiği Sekiz Katlı Yüce Yol'a, yani Magga'ya başvurulabilir. Bu yüce yolun aşamaları şu şekildedir: Doğru düşünce, doğru amaç, doğru söz, doğru anlayış, namuslu kazanç, doğru eylem, uyanıklık ve doğru odaklanma. Eğer hayatınıza bu değerler çerçevesinde yön verirseniz, o zaman Nirhodha'yı gerçekleştirebilir ve yaşamda acı çekmekten kurtulabilirsiniz. 

"Yaşamda her şey biter. Hiçbir şey senin değildir fakat her şey sensindir. Sen, yaratımın kendi kendini izlediği bir çift gözsündür; tıpkı hayvanlar, tıpkı bitkiler gibi. Sen olmuş bitmiş bir evreni göremezsin çünkü evren senin ile olmaktadır. Bu yüzden korkma, serbest bırak; yaşamda son eren her şey senin gelişimine hizmet edecektir."

8. Varoluşun bir diğer durumu: Benliksizlik: Anâtmâ

Varoluşumuzun, tıpkı acı çekmek gibi, bir diğer gerçekliği de benliksiz oluşumuzdur. Bizler, bireyler olarak, belli kategoriler altında toplanmaya itildiğimiz bir dünyada yaşıyoruz. Kendimizi bir gruba, bir takıma, bir partiye, bir tarza, bir alana, bir yaşam şekline ait hissediyoruz ve yaşamımızı bu doğrultuda şekillendiriyoruz. Doğu felsefesine göre benliksiz oluşumuz da buradan kaynaklanıyor. Kendimizi hep yüzeydeki şeylerler, örneğin giydiğimiz kıyafetlerle veya elimizin yüzümüzün güzelliğiyle tanımladığımız için, aslında olmadığımız bir şeyi 'ben' olarak kabul ediyoruz ve benliksizleşiyoruz. Bu noktada budizm bizlere içimize bakmayı, om'a ulaşmayı ve bilincimizi genişleterek kendiliğimizi kavramamızı öğütlüyor. Eğer tüm dünyevi düşüncelerinizden arınır ve kendinize odaklanırsanız, gerçekten siz olan siz ile tanışma şansını yakalayabilirsiniz.

9. Varolmak bir geçicilik halidir: Anitya

Doğu felsefesinin bizlere öğretmeyi amaçladığı bir diğer nokta ise varlıklarımızın, birer geçicilik gerçekliği olduğudur. Bizleri aç gözlü olmaya, başkalarının önüne geçme arzusuna ve yaşamda ihtiyacımız dahi olmayan şeyler için deliler gibi çalışmaya iten duygu hali, varlığımızın geçici olduğunu unutmaktan ileri gelir. Budizme göre bizim varlığımız geçicidir fakat bizler sonsuzuz. Sahip olduğumuz eller, zihnimize gelen düşünceler ve bize ait olarak gördüğümüz her şey geçicidir ve bir gün mutlaka bir sona gelecektir. Aksi şekilde, biz, yani yalnızca kendi içimize baktığımızda görebileceğimiz hakikat, kozmik bir bilincin ta kendisidir ve sonsuzdur. O bitmeyecektir ve titreşim devam edecektir. Bu düşüncenin ışığında, Doğu felsefesi bizleri yaşamlarımızı sorgulamaya ve yaşamda seçtiğimiz uğraşları geçici bizler için mi, yoksa hakiki bizler için mi yaptığımızı düşünmeye davet eder.

İçindeki gücü, yani asıl seni farketmeni sağladığına inanılan kutsal sözler;

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
can-murat-demir

Bu yüzden felsefe bir hayalet gibi tüm organlarımıza değiyor! Ben felsefenin varlığına daha çok tranforme edilmiş kavramlar dizini gözüyle bakıyorum, tıpkı burada da belirtildiği gibi: http://www.felsefehayat.net/hayalet-felsefesine-giris.html

hiseme

Başımıza Buda mı gelecekti? :D

Gizli Kullanıcı

her din kendi içinde sözde kurtuluş yollarını barındırır peki hangi birine inanmalı? bırakın şu din zırvalıklarını kısa yoldan aydınlanmak istiyorsanız P.K ve Zeitgeist belgeseli serisini izleyin

ichbinmarduk

P.k film olan pk mı ?

Gizli Kullanıcı

evet

isik-izi-fatih

Bütün dinler zenginler için. Fakirler fakir yaşamaya razı olsun zanginlerin malına parasına dokunmasın gözü kalmasın. Ama yaşamak için de it gibi çalışsın . Neden az diyede sormasın hep razı gelsin. Nasıl olsa öldükten sonra en süper şeyler ona verilcek. Zenginler se hiç kanaatkar değildir onlar hep daha fazlasını şster alır. Onlara first klas din geliyo sanırım.

aylinmars6277

buddhalarin ichi bosh degil

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

SavaşTeslaolay
Görüş Bildir