Kişisel Gelişim Zırvalarını Bırakın, Hükümdarlara Bile Çare Olan Bu Antik Yöntemle Bir Haftada Mutluluğu Garanti Ediyoruz!

-

Romalılar bize medeniyetin kilit taşlarını emanet ederken iki bin yıl sonra bile nasıl mutlu olacağımıza dair bir mutluluk şifresi bıraktılar. Bu öyle bir şifre ki çözebilmek öylesine kolay ve öylesine zor. 

İmparatorların bile başvurduğu bu basit yöntemle bir haftada aradığınız o mutluluğu kendi içinizde yeşertmeniz işten bile değil. Önemli olan istemek ve tabii öğrenmek.

Buyrun içeriğimize.

Kişisel gelişim kitaplarının önerdiklerini bir kenara bırakıp iki bin yıl öncesine gidelim.

Elealı Zenon M.Ö. 300 yılında bir düşünme ve yaşama biçimi ortaya attı. Sonraları Epiktetos tarafından bir el kitabı olarak da kayıtlara geçen bu öğütleri hiç ama hiç karmaşıklaştırmadan, özümseyerek inceleyeceğiz.

Biliyorsunuz, bazı şeyleri ne kadar istesek de kontrol edemeyiz. Bugün güneş açmasın diye ne kadar düşünürsek düşünelim, güneş her gün galebe çalacaktır.

Tıpkı doğanın kuralları gibi kendimizle ilgili bazı şeyleri kontrol almamız da imkan dahilinde değil. Bunlar arasında en önemlileri bizim kontrol altına alabildiğimizi sandıklarımız, aynı zamanda mutluluğumuzun da önünde bariyer olanlar!

Başımıza ne geleceğini, başkalarının bizim için neler söylediğini hatta kendi bedenimizi bile tam anlamıyla kontrol edemiyoruz.

Bu yüzden hasta oluyoruz ve önünde sonunda bu dünyadan göçüp gidiyoruz. 

Peki neyi kontrol edebiliyoruz? Liste pek uzun değil, hatta tek bir maddeden ibaret:

  • 'Şeyler' ve olaylar hakkında düşüncelerimizi, yargılarımızı kontrol yetisine sahibiz.

"Yaşadıklarımız değil, onlar hakkında yargılarımız bizi mutsuz eder."

Bu 7 kelimeyi iyice hazmetmek gerekiyor Epiktetos'u kavrayabilmek için. Çünkü bir şeyler gerçekleşirken iyi ya da kötü niteliğe sahip değildir. Ardından bizim düşüncelerimiz o olayı iyi, kötü ya da ayıp haline getirir. 

Bizim için felaket anlamına gelen bir olayın diğer insanlar için bir şey ifade etmemesi bu sebepledir ve bu noktayı anlayabilmek bir aşama ileriye geçebilmemiz için hayli önemli.

İlginçtir ki olaylar hakkında bir kontrol kuvvetimiz olmasa bile hislerimiz üzerinde tam kontrole sahibiz, bu da aslında sahip olduğumuz tek gücü simgeliyor. Hiçbir iyi ya da kötü yargısı doğuştan gelmediği için taşıdığımız yargıları şekillendirebilecek güce sahip olduğumuzu anlamak zor değil.

"Zihninizi eğitin, pes etmeyin." öğüdü bir lafügüzaf! Hayatın önümüze çıkardığı sorunlar basit zihin oyunlarıyla yok olmuyor.

Bu yüzden Epiktetos sorunlarla baş edebilmek adına pratik bazı egzersizler ortaya koydu. Günlük hayatın tüm detaylarını özümseyerek mutluluğu kavrayabilmek adına bu egzersizler her dönem farklı kişiler tarafından çeşitlendirildi.

Seneca her ne kadar Neron'un talimatıyla da olsa intihar ederek yaşamına son verse de hayatının sonuna dek uyguladığı bir yöntem vardı.

Salık verdiği yönteme göre her gün o günün akşamında sebepsiz yere kendimizi üzdüğümüz, yersiz kızgınlıklarla canımızı sıktığımız o olayları not ederek bir sonraki güne hazır olabilirdik. 

Not ettiğimiz anda somutlaşan bu tip detaylardan kaçınabilmek mutluluğun önündeki engelleri kaldırabilmek için de gerekliydi.

Roma İmparatoru Marcus Aurelius tıpkı Seneca gibi düşünüyor ve kendine göre yorumladığı bir yöntemi uyguluyordu.

Her sabah gözünü açtığında daha önce not aldığı şekilde o gün istemediği onlarca olayla, kişiyle ve durumla karşılaşacağını kendine hatırlatıyordu. Böylece kötü her şeye zaten hazırdı, iyi istisnalara da mutlu olabilecek dürtüsünü canlı tutuyordu.

Zor gibi görünebilir ama basitliğini anlamak için olaylara olan basit yargılarımızın bile hislerimizi nasıl etkilediğini düşünmemiz yetiyor.

"Olanla olunmaz..." anlamsız geliyor değil mi? Zaten pek bir anlamı yok.

Önemli olan olanların zaten olduğunu düşünüp umursamadan hayatımızı sürdürmek değil, evrenin merkezinde olmadığımızın farkına varabilmek. Bizden önce de mevcut olan ve bizden sonra olmaya devam edecek bu düzendeki yerimizi düşündüğümüzde ve kendimize daha uzaktan bakabildiğimizde yaşadığımız sorunlarla başa çıkabilmek de kolaylaşıyor.

Böylesine küçük bir zerreyi teşkil ediyorken bir şeyleri sadece isteyerek gerçekleştirebileceğimize gerçekten inanıyor olamazsınız, değil mi? Mutluluğun, huzurun gelmesini beklemek onunla aramızdaki mesafeyi sadece daha fazla açıyor.

Epiktetus işte bunları göz önüne alarak bir şeyler yapmaya, mutluluğun kaynağını aramaya hemen başlamayı öneriyor.

Epiktetus'a kulak vererek şifrenin son hanesini de paylaşalım:

Eğer evrenin size mutluluğu getireceğine inanırsanız hayal kırıklığına uğrarsınız, eğer evrenin size bugün verdiklerini kabullenmeye başlarsanız hayat biraz daha kolaylaşır.

Tüm bunları söylemesi elbet kolaydır ama mutluluğa bir haftada belki daha kısa sürede  ulaşabilmenin kolay olduğunu kim söyledi? 

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
goksuonerr

merhaba bu tur kisisel gelisim yazilarina merak duyanlari yeni actigim bloga bekliyorum

_yellowstone__

bir de bu yöntemi deneyin

lunakimou

-Baba 400'ü verdik KDV? +içinde içinde...

Başlıklar

İntiharKişisel Gelişim
Görüş Bildir